<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/5408 E. , 2024/1404 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/5408<br> Karar No : 2024/1404 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı - ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sigorta Fonu<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasında depo edilen devlet iç borçlanma senetlerinden elde ettiği gelirler üzerinden, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesi uyarınca kesilen gelir (stopaj) vergisinin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140/1. maddesi uyarınca her türlü vergiden muaf olduğundan kaldırılması ve kesinti suretiyle tahsil edilen 2.685.000-TL'nin kesinti tarihinden itibaren iadenin yapılacağı tarihe kadar hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 01/01/2005 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 67. maddesinde gelir sahibinin vergiden muaf olup olmamasına bakılmaksızın mevduat faizi ödemelerinde bankalarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacağı kurala bağlanmışsa da, mezkur Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda vergi türü ayrımı yapılmaksızın ve hiçbir istisnaya yer verilmeksizin Fonun her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu kurala bağlandığından, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu bakımından sonraki ve özel bir kanun olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun dava konusu ihtilafta uygulanması gerektiği, bu durumda, davacı Fonun, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na göre her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu anlaşıldığından, davacının bankadaki hesabından elde edilen faiz geliri üzerinden bankaca yapılan menkul sermaye iradı gelir vergisi kesintisine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, hukuka aykırı olarak davacıdan kesilen tutarın, tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen oranda yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, yapılan 2.685.000-TL gelir vergisi kesintisinin tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve özel kanun niteliğinde olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesinde “Fon, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” denilmek suretiyle, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna hiçbir sınırlama getirilmeksizin her türlü vergi, resim ve harçtan muafiyet sağlandığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na 31/12/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5281 sayılı Kanunun 30. maddesiyle 01/01/2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere ve 01/01/2006 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde geçici 67. maddesinin eklendiği, bu maddenin 2. fıkrasında, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizlerinin; 4. fıkrasında mevduat faizlerinin ve kâr paylarının ödenmesi esnasında vergi tevkifatı yapılacağının düzenlendiği; maddenin 5. fıkrasında ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceğinin hükme bağlandığı, her ne kadar 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinde, banka hesaplarından elde edilen faiz gelirlerinden vergi tevkifatı yapılacağı ve geçici 67. maddesinde ise, gelir sahibinin gerçek veya tüzelkişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmamasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği kuralına yer verilmişse de, 01/11/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesinde, davacı Fonun her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hükmüne yer verilmesi ve anılan Kanunun özel kanun niteliğinde bulunması karşısında Gelir Vergisi Kanunundaki düzenlemelerin davacı açısından uygulanmasına olanak bulunmadığı, bu durumda, yasayla her türlü vergiden muaf tutulduğu anlaşılan davacının elde ettiği faiz gelirinden yapılan vergi tevkifatında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından davalının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Kanun koyucunun iradesi, yeni tarihli genel kanun ile özel kanun hükümlerini ortadan kaldırmak ve değiştirmekse, o zaman genel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, bunun yanı sıra, kanun koyucunun son iradesinin geçerli olacağı, muafiyet tanınmış olmasının tevkifatı etkilemeyeceğinin Gelir Vergisi Kanunu'nda düzenlendiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesinin yürürlük tarihinin 01/01/2006 olduğu, 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesinden sonraki bir düzenleme olduğu, davalı idare aleyhine ancak mahkeme kararının geç uygulanması halinde faize hükmedilebileceği, hükmedilen faizin başlangıç tarihinin de yerinde olmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. <br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br>3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 25/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
resim