<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/9532 E.  ,  2023/15116 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/9532<br>Karar No : 2023/15116<br><br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … / …<br>VEKİLİ : Av. ..<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın usul kuralları açısından aykırılıklar barındırdığı, savunması alınmadan ve soruşturma açılmadan karar verildiği, soruşturma konusu sosyal medya paylaşımlarının 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olduğu, bu nedenle 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, ayrıca ...tarih ve K:... sayılı karar ile kamu görevinden çıkarılmış, meslekte olmayan birinin tekrar meslekten çıkarılmasında hukuki yarar bulunmadığı, soruşturmaya konu sosyal medya paylaşımlarının şahsı tarafından yapıldığının araştırılmadan karar verildiği, paylaşımların hangi Mahkeme kararı ile elde edildiğinin, sabit olup olmadığının anlaşılamadığı, meslekten çıkarma kararının 169. sayfasında şahsına ve vekiline yapıldığı ileri sürülen tebligatın yapılmadığı, bu suretle savunma hakkının ihlal edildiği, hakkındaki soruşturma raporunun taraflı ve önyargılı müfettişin kanaatlerine dayalı olduğu, aynı ağırlıktaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle hiçbir işlem yapılmayan hakimler ve savcılar olduğu, bu kapsamda ayrımcılık yapıldığı, dava konusu işlemi tesis eden Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yargı organları gibi tarafsız ve bağımsız olması gerektiği, hakkında suç duyurusunda bulunduğu kişilerin kararda imzası bulunduğu, 2014 HSYK seçimlerindeki muhalif tutumu nedeniyle cezalandırıldığı, paylaşım içeriklerinde suç unsuru bulunmadığı, soruşturmadan önce twitter hesabının ele geçirildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu, bu durumun dikkate alınmadığı, adil yargılanma ve şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının savunmasının alınmadığı iddiasının doğru olmadığı, davacı vekilinin 18/12/2018 tarihli iki sayfalık dilekçesinde esasa ilişkin savunmada bulunmaksızın bilgi ve belge talebinde bulunduğu, ayrıca belirtilen tarihlerde davacının yurt dışında kaçak durumunda bulunduğu, savunma istem yazısının tebliğinde bir problem bulunmadığı, yazılı savunması istenmesi kararının davacıya 28/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, soruşturma raporunun tüm hususlar göz önünde bulundurularak hazırlandığı, davacının eyleminin nasıl ve ne şekilde sübuta erdiğinin ve işlemin hangi gerekçeyle tesis edildiğinin soruşturma raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı, davacının zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları için zamanaşımı süresinin bulunmadığı, davacı hakkındaki ...tarih ve K:... sayılı kararın göreve son verme işlemi olup, dava konusu meslekten çıkarma kararından ayrı bir hukuki sürece tabi olduğu, her iki sürecin hukuki dayanaklarının ve sebeplerinin farklı olduğu, her disiplin kararının dosyaya özgü olması sebebi ile kıyasın mümkün olmadığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ve soruşturmayı yürüten müfettişin tarafsız hareket etmediğine ilişkin somut iddia, bilgi ve belge bulunmadığı, davacının soruşturmaya konu paylaşımlarını yargı mensubuna yakışmayacak şekilde FETÖ/PDY lehine sistematik ve ve planlı şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak yaptığının açık olduğu, davacı hakkında kesinleşmiş meslekten çıkarma kararları ve mahkumiyet kararı bulunduğu, dava konusu meslekten çıkarma kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ :Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, Zonguldak Hakimi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. <br> Davacının zamanaşımı iddiası yerinde görülmediğinden işin esası incelenmiştir.<br> T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. <br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinde ;"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br> Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br> Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br> Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.<br>"hükmüne yer verilmiştir.<br> Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Zonguldak Hakimi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, sosyal medya paylaşımlarının "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte"olduğundan ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İncelenen soruşturma dosyasından, davacının soruşturmaya konu sosyal medya paylaşımlarının içerik olarak "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğunun sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Nitekim, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 02/11/2023 tarihinde, davacı ve vekilinin gelmediği, davalı idare vekili Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, davacı vekilinin UYAP üzerinden 01/11/2023 tarihli dilekçesi ile mazereti kabul edilmeyerek, açık duruşmaya başlandı, gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı vekiline son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacının 30/06/2022 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dava dilekçesinde yer alan soruşturma konusu sosyal medya paylaşımlarının 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olduğu, bu nedenle 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği iddiası, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin davaya konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının soruşturmaya konu eylemleri nedeniyle kovuşturma izni verilmesine de karar verilmesi üzerine açılan davada ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verildiğinden, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrasında yer alan "... Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ...fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır..." hükmü gereğince yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:<br><br><br><br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY:<br> Davacı, yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde farklı sosyal paylaşım sitelerinde 2015 yılı içerisinde değişik tarihlerde yapılan paylaşımları nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve ..., K:... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.<br>Anılan karar davacı tarafından yeniden inceleme talebinde bulunulmadığından 06/05/2022 tarihinde kesinleşmiştir. <br> Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>Öte yandan, ...tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. <br> Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 22/09/2020 tarih ve E:2017/436, K:2020/3792 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarihli ve E:2021/2070, K:2022/2345 sayılı kararı ile davacının temyiz isteminin reddine, anılan kararın onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.<br>Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararı Yargıtay (kapatılan) ... Ceza Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 68. maddesinde "Yer Değiştirme Cezası", bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesi olarak tanımlanmış olup, maddenin ... fıkrasının (a) bendinde, kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirmek; (b) bendinde, yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak, (c) bendinde, hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak, (d) bendinde, göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarından dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak, (e) bendinde, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak, (f) bendinde, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak, yer değiştirme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. <br>Anılan Yasa'nın "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller" ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir.<br>Yasa'nın 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel - özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varılmıştır. <br>Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br> Olayda, davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı 2015 yılı içerisinde farklı tarihlerde değişik sosyal medya paylaşım platformlarında soruşturmaya konu;<br>"A) İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı M.A.'ın, 12/05/2015 tarihinde www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde açtığı "DİYET Mİ ÖDÜYORUZ?" başlıklı yazının altına, "Hsyk yı yürütmeye altın tepside teslim eden meslektaşlarımız, umarım mutlular..." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>B)Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesinin ihraç kararlarından sonra Uşak Hâkimi Dr. B.A.'ın, 12/05/2015 tarihinde www.adalet.org sitesinde yayınladığı "KELEPÇELİ YARGIDAN İHRAÇ EDİLMEK" başlıklı yazının altına; "Ceza kanunları sadece zayıflara mı işler, bu mu … adaleti...?? Sadece küçük hırsızlarla mı ilgilenecez ?? Açıkça yasaya "100.000 TL nin üstü hırsızlık ve hortumlar hakkında takip ve soruşturma yapılmaz, hatta faillerine onurlu işadamları statüsü verilir"..Yine aynı şekilde" kamyon ve tırla yapılan silah-uyuşturucu-kara para sevkiyatları hakkında hiçbir ihbar işleme konulmaz, hatta, araç sürücüsünden sevk adresi öğrenilip hedef mahalline kadar güvenli şekilde gidebilmesi için eskortluk yapılır" şeklinde yasal düzenleme yapın, poliste rahat etsin, hakim de...Halka karşı samimi iseniz bu yönde bir yasa yapın hem siz hem biz ne yapacağımızı bilelim...!!" şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>C)Hopa Cumhuriyet Savcısı E.Ö. tarafından www.adalet.org isimli internet sitesinde açılan Zekeriya Öz ile ilgili methiyeler" başlıklı yazının altına, "Zekeriya Öz'ün başına gelenler, bugün hukuk dışına çıkıp yürütmenin kurşun askerliğini tercih eden savcı ve hakimlerine ibret olur..." şeklinde paylaşımda bulunduğu, <br>D)Hâkim ... @... isimli twitter hesabında; İzmir Hâkimi ...'ün (@_uzak_) twitter hesabında, "İlklerin HSYK'sından bir gezi de Silivri ve Adana Cezaevlerine, bekliyoruz, belki eserleri ile övünürler ve kim bilir resim de çektirebilirler." şeklindeki iletisini paylaştığı (retweet ettiği),<br>E)24/05/2015 tarihinde, Hâkim ... @...isimli twitter hesabında; Hırsız KADI Olursa @... isimli kullanıcının sayfasında paylaştığı hâkim cüppesi ile klozette oturan şahıs ve daktilo başındaki zabıt katibini gösterir karikatür ile "HUKUKUN GELDİĞİ NOKTA HUKUKUN İÇİNE ETTİLER" şeklindeki iletiyi paylaştığı (retweet ettiği),<br>F)13/05/2015 tarihinde, www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde, "HAKİM VE C.SAVCILARINI MESLEKTEN İHRAÇ GEREKÇESİ, "MESLEĞİN ONURU İLE BAĞDAŞMAYAN İŞLEMLER YAPMAK...!!!" Bari gerekçe olarak bunu yazmayın...! Görevden alınan hakim savcılar, önlerine gelen dosyada bakan çocukları, hatırlı kişiler ve bir acem uşağı var diye dosyayı sümen altı etmemiş, Anayasa 10.cu maddesindeki eşitlik ilkesi ve mesleğe girerken yaptığı yemine sadık kalarak hergün yüzlercesi önümüze gelen küçük hırsızlara yaptığı muamelenin aynısını yapmış olunca mı" mesleğin onur ve haysiyeti ile bağdaşmayan muamele" yapmış oluyorlar...??!! Yoksa bilmediğimiz bir yerde, çuval yasaların birinde, "belli bir rakamın üzerinde hortumculuk, hırsızlık vs yapanlar takibata uğramaz" VEYA "Kamyon-tırla yapılan silah-uyuşturucu-kara para sevkiyatları hakkındaki ihbarlar işleme konmaz, tam tersine varacağı mahalle kadar güvenle ulaşmaları için güvenlik görevlileri eskortluk yapar" diye bir yasa çıkarıldı da bizim haberimiz mi yok ?? Yahu siz yürütmenin baskılarından, ağababalarından, "Para ile herkesi satın alabileceğini düşünen" şımarık güruhtan hakim savcı ve polisi koruyacağınıza, bunları soruşturan polis-hakim-savcıları açığa alıyorsunuz...?? NELER YAPTIĞINIZIN FARKINDAMI SINIZ SİZ?? Tutturmuşlar darbede darbe... Hukuki deliller,ve yolsuzlukları soruşturma ne zamandan beri darbe oldu ?? Suçları örtmek için çıkarılan onlarca yasa, binlerce polisi açığa alma, hakim ve savcıya tutuklatma, anayasayı rafa kaldırma, kurduğu medya havuz sistemi ile istediğine manşetlerden iftira ve algı operasyonları yapıp, proje sulh ceza mahkemeleri ile konuşanın kellesini koparma darbe olmuyor da beyaz adamları kayırmamak, görevi suistimal etmemek mi darbe oluyor...??!!" şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>G)31/01/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "DAHA FAZLA VİCDAN AZABI ÇEKEMEYECEĞİM...! SUÇLARIMI İTİRAF EDİYORUM:" başlığı altında "Mazeret kararnamesinin yayınlandığı 15 ocak tarihinden beri düşünüyorum..! Kış ortasında, atama ve nakil yönetmeliğimize tamamen aykırı olarak hem de hasta Ahmedim ve yüreği yaralı eşimle beraber tayin edilmemize yol açan suçlarımın büyük olduğunu ve bunları itiraf edip vicdan azabından kurtulmam (!) gerektiğini, HSYK 1.ci dairesine haksızlık ettiğimi(!) düşünerek paylaşmaya karar verdim, açıklıyorum…1-Eskişehir gibi önemli bir kente, ...iktidarının çok önem verdiği proje sulh ceza hakimliklerine hem süper yetkili 1.nolu hakim olarak atanacaksın, hem de kalkıp “bunlar adil değil, etkili bir itiraz sistemine sahip olmayıp kapalı devre sistem içermeleri nedeniyle Anayasanın 4 ayrı maddesine aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine gideceksin. İktidarın yüreğini ağzına getireceksin… 2-İptal istemi yetmezmiş gibi Eskişehir’deki yüzlerce çapulcuya(!) verilen 356 şar liralık para cezasını iptal edip, kararda, ifade özgürlüğü ve gösteri hakkından dem vurup demokrasi dersi verecek ve Berkin Elvan’ın acılı annesinin yuhalattırılmasının etik ve insani olmadığını söyleyeceksin .. 3-"Yokuş aşağı yollarda gizli bir yere radar cihazını konuşlandırarak millete tuzak kurulmaz, milletin seçtiği vekiline, saatte 164 km ile araç kullandığında ceza verilmiyorsa, seçen garibana hem de çevre yolunda 67 km ile gitti diye 356 TL ceza verilemez, adil değil." şeklinde üstünleri rahatsız eden kararlar verip, uyuyan bazılarına kötü emsal olmak… 4-Havuz medyasınca, bakanlar kurulundan daha önemli denen ve hükümetin yargıdan kaçmak için çok önemsediği HSYK seçimlerinde, Yargıda Birlik Platformuna destek vermemek, davet edildiğim toplantılarda da "seçildiğiniz takdirde bakan ve milletvekili ile çocukları hakkındaki yolsuzluk soruşturmalarını etki altında kalmadan soruşturabilecekmisiniz?" sorusunu yönelterek organizatörlerin keyfini kaçırmak…. Hele son Eskişehir kahvaltısında yine söz istemem üzerine, kendilerine methiye düzmeyeceklerimi anladıklarından alelacele mikrofonu kaçırmalarına, sahte demokrat maskelerinin düşmesine neden olmak… (Bu olaydan özellikle koltuğu, YBP nin kazanmasına bağlı olan Eskişehir’in yeni Cumhuriyet Başsavcısı ... çok rahatsız oldu..) 5-Kışın, başkasının montunu çaldığı gerekçesiyle tutuklanmak için gönderilen çocuğu tutuklamayıp, neden çaldığını araştırdığımda, sokakta yattığı, 18 yaşını doldurduğu için devletin yurdundan, kalacak yeri araştırılmadan çıkarıldığı ve kendisi gibi sokakta yatan 150 civarında çocuğun olduğunu ifade etmesi karşısında, Cumhurbaşkanlığından, Ana muhalefetine, Eskişehir Valiliği’ne kadar yazı yazarak, sokak çocukları ve yetiştirme yurtlarında 18 yaşını doldurup sokağa salınan yavrularımızın kalacak yerleri yok ise, karınlarını doyurmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için suç işlediklerini, suça itildikleri ifade edilerek bu trajik ve Eskişehir halkının da güvenliği için tehlike oluşturan olaya ivedi çözüm bulunmasının istenmesi.. (Suriyeden gelen iki milyon insana bakan devlet, maalesef kendi yetim yavrularını, halen 18 ini doldurduğunda kalacak yeri yok ise de yurttan çıkardığını çoğu kimse bilmemektedir.) Valiliğin, sadece koltuğa oturup, protokollere onur konuğu olarak katılma olmadığı, Hz. Ömer gibi gerektiğinde tebdili kıyafetle gece sokakları dolaşıp kim aç, kim açıkta olduğunun tespiti olduğunu hatırlatma. (Bu yazıdan, özellikle Eskişehir valisinin çok rahatsız olduğunu öğrendim. Hatta gazeteciyi çağırıp bunu neden haber yapıyorsun, böyle bir olay yok demiş. Oysa yok dediği olaylar her gün tutuklanmak üzere mahkemeye önümüze geliyordu. Ve fırça atılan gazeteci de gidip sokakta yatan çocukların fotoğrafını çektiğini bizzat bana telefonda iletti.) 6-Eskişehir de polise yönelik yapılması düşünülen algı operasyonlarına engel olmak. (Bakın buraya not ediyorum. Yerime atama yapıldığında Eskişehir’de yapılacak ilk iş, polise yönelik bir algı operasyonu yapmak olacak.. Zira kulağıma gelen duyumlarda merkezden özellikle Eskişehir’de polise yönelik bir operasyon yapılması talebinin geldiği, ancak somut bir delil bulunamadığından şahsımın yapılacak bir operasyona prim vermeyeceğim, bu da iktidarı zor durumda bırakacağı, gelen dedikodular arasında) SUÇLARIM SADECE BUNLAR DEĞİL. ANCAK SIKMAMAK İÇİN BURADA KISA KESİYORUM. İNŞAALLAH, OĞLUM ŞİFA BULUP KENDİMİ İYİ HİSSETTİĞİMDE, BUNLARI, "ÜSTÜNLERİ RAHATSIZ EDEN EZBER BOZAN KARARLAR" ŞEKLİNDE YAYINLAYACAĞIM. Yukarıdaki eylemlere suç diyorum, zira hukukun altüst edildiği, hukuk devleti ilkesi ile yargı bağımsızlığının askıya alındığı dönemde takdir edilecek olan şeyler maalesef suç oluyor ki isteğim ve soruşturmam olmadığı halde, kış ortası bu eyleme maruz kalıyorum. Dünya tarihinin en büyük yolsuzluğuna darbe denip, bunları sümen altı etmeyen ve sadece hakim-savcının talimatlarını uygulayan dürüst polisin içeriye, suç faillerinin de dışarıya çıkartıldığı gibi… HERHALDE AHİR ZAMAN DA BU OLSA GEREK… NOT: Bu arada unutmadan belirteyim. Kış ortası tayine sitem yazılarımdan sakın insanları kendime acındırmaya çalıştığım zannedilmesin. Sadece hukuksuzluğun boyutunu göstermek ve tarihe not düşme adına bunları yazıyorum. Lütfen bana ve aslan oğluma- eşime değil, hukuğu yerle bir eden, güç karşısında eğilip bükülen, haklının yanında değil, zalimin yanında duran ve basit dünya menfaatleri için ahiretini berbat eden sahte hukukçular, sahte müslüman ve sahte demokratlara acıyın…" şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>H)16/01/2015 tarihinde, www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde, "MAZERETİM VE İSTEĞİM OLMADIĞI HALDE, henüz yoğun bakımdan yeni çıkan 10 yaşındaki oğlum ve bu yıl 3 kaza yaşayan eşime de acımayıp bu kış ortasında başka bir ile tayinimi çıkardılar.. KENDİLERİ GİBİ DÜŞÜNMEDİĞİM VE BİR TOPLANTIDA "SEÇİLDİĞİNİZ TAKDİRDE YÜRÜTMEDEN BAĞIMSIZ OLABİLECEKMİSİNİZ?" ŞEKLİNDEKİ SORUMDAN RAHATSIZ OLDUKLARI ANLAŞILIYOR.. ALLAH'A ŞÜKÜR Kİ HUKUKUN YERLE BİR EDİLDİĞİ BİR DÖNEMDE, ZALİMİN YANINDA OLMADIM VE HİÇ BİR ZAMAN DA OLMAYACAĞIM.. BU DÜNYANIN BİR DE ÖTE TARAFI VAR..." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>I)12/07/2015 tarihinde, Hâkim ... @...isimli twitter hesabında,<br>a)"Hırsızların polisi tutuklattığı tek ülke Türkiye. Sakın itiraz etmeye kalkmayın..! 50 ayrı delille kanıtlamaya hazırım. BU AYIP BİZE YETER!",<br>b)"Ülke olarak en büyük sıkıntımız, yasalara tabi olmak istemeyen şımarık bir azınlığın varlığı. HALKA UYGULANAN YASADAN MUAF TUTULMAK İSTERLER",<br>c)"Suçüstü yakalandıklarında çok büyük gürültü çıkararak mağdur rolü oynarlar. YAVUZ HIRSIZ MİSALİ... SUÇLARI GÖRÜLMESİN İSTERLER.!",<br>d)"Bu kravatlı hırsızlar, hırsızların en tehlikelisi ve arsızı olur. HER SAVCI BUNLARLA UĞRAŞMAK İSTEMEZ. Mangal yürek ister. Zira çok şirretler.",<br>e)"Eskişehir de çalışırken savcılara şaka ayollu "bana sadece küçük hırsız değil bazen büyük hırsız da gönderin, KRAVATLI HIRSIZLARDAN" derdim",<br>f)"Küçük hırsızları herkes bilir. Kravatlı hırsızlar ise, ihaleye fesat karıştırır. İmar planları ile oynar. Milletin yeşil alanına göz diker. Vs",<br>g)"Hırsızların polisi tutuklattığı tek ülke Türkiye, bu ayıp bize yeter" şeklinde paylaşımlarda bulunduğu, <br>İ)12/07/2015 tarihinde, www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde, "ÜLKEMİZDEKİ SORUNLARIN TEMELİNDE, yasalara tabi olmak istemeyen şımarık ve azmış bir kesimin, hesap vermeye yanaşmaması, HALKA UYGULANAN YASALARIN KENDİLERİNE UYGULANMASINI İSTEMEMESİ mücadelesi yatmaktadır. BUNLAR, hep ayrıcalık peşindeler. Lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayan bu şımarık kişiler, hukuksuz ve kanunlara aykırı iş yaptıklarında, görülmemesini, sümenaltı edilmesini, sadece kendilerinin değil, yakınlarının dahi "her türlü günahı işleme özgürlüğüne sahip, ancak, hesap vermekten muaf" kişiler olduklarının bilinmesini isterler. AYKIRI İŞ YAPAN MEMUR VEYA YARGIÇ HAKKINDA ATMAYACAKLARI İFTİRA, TEVESSÜL ETMEYECEKLERİ PİSLİK BULUNMAMAKTADIR. ANCAK unuttukları bir şey var ki, Devlet, herşeyi kayıt altına alır ve hukukun egemen olduğu dönem geldiğinde, yakalarına yapışarak zulümlerinin hesap sorar... Adalet, topaldır, yavaştır, ancak ergeç hedefine ulaşır... NOT: Bir sonraki yazımda da "Kravatlı hırsızlar"ı ele almayı planlıyorum..." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>J)www.cihan.com.tr ve www.bugün.com.tr internet sitelerinde "Hakim Karanfil: Para yoksa askeri araca ben Jammer taktırayım" başlıklı haberlere da konu olacak şekilde, www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde, "ASKERİ ARAÇLARDA NEDEN SİNYAL KESİCİ YOK.!" başlığıyla "Dün yine acı haber geldi, hem de memleketimde. Mehmetçiğe kurulan uzaktan kumandalı ve mayınlı tuzak sonucu 8 askerimiz maalesef şehit oldu. OYSA ZIRHLI ARAÇTA SİNYAL KESİCİ CİHAZ OLSA, BU OLAY YAŞANMAYABİLRDİ. Bu cihazın çok pahalı olduğunu sanmıyorum. Pahalı olsa ne yazar, mehmetlerin canından değerli mi ? BURADAN SN. GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI VE MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI ile MALİYE BAKANLIĞINA SESLENİYORUM.! Yeterli mali imkanımız yoksa, bir araca kurulacak Jammer cihazının masrafını üstlenmeye hazırım. Benim gibi birçok insanın da buna gönüllü olacağını düşünüyorum. Yeterki analar, garip gureba ağlamasın.! NOT: Neden sadece askerleri yazıyorsun diyenlere de; Değerli kardeşim. Hiçbir devlet askerine polisine kurşun sıkanı affetmez ve hoşgörmez. Molotof bombası atanı bağışlamaz. Çiğnendiği söylenen haklar, en yüce varlık olan, insanın yaşamına son verilerek elde edilmez. Türk kökenli olan İskilipli Atıf Hoca nın bir makale yüzünden idam edildiğini, şair Nazım Hikmet ve Mehmet Akif Ersoy un baskılar yüzünden yurtdışında yaşamak zorunda bırakıldıklarını bilmeyen yok. Zulmün sadece doğuda değil, batıda, ırk ayrımı yapılmaksızın herkese zamanla yapıldığını, bu bir zihniyet ve eğitim meselesi olduğunu daha öncede belirttim... Bırak normal vatandaşı biz hakim ve savcılara bile zulüm yapılabiliyor!. Kararlarından dolayı sürgün edilen, meslekten ihraç edilen hakim ve savcılar var. Ancak bunu yapan devlet değil, devletteki yetkilerini kötüye kullanan kişiler. Bunlar yapıldı diye masum insanlara kalkıp düşman mı olayım? Unutulmamalı ki her yanlış yapan, gün gelip hukuk karşısında hesabını mutlaka verecek. Sadece asker anaları değil, hiçkimsenin anası ağlamasın. Bu kirli savaşın hiçkimseye yarar getirmediğini, adam öldürerek biryere varılamayacağını daha önceleri defalarca yazdım." şeklinde paylaşımda bulunduğu, <br>K)07/05/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "MESLEKTAŞLARIMA DOST ÖNERİSİ..." başlığı altında "Bugünlerde, hiçbir dönemde görmediğim kadar, hukuk ve adalete olan güvenin, inancın sarsıldığını, insan haklarının bizzat kamu görevlileri tarafından ihlal edildiğini ve mağdurların sığınacakları adalet mercilerinin ise bu zulümleri görmezden geldiği veya bizzat zulmün faili olduğunu üzülerek görmekteyim...Bugün güçlü bir kesim, suçüstü yakalanmış olmanın öfkesi ile başka bir kesime ve muhalif gördüğü herkese karşı Türk Ceza Kanunu md 76 ve 96...,115, 122, 267 gibi soykırım, eziyet, nefret, ayrımcılık, iftira ile ifade hürriyetinin engellenmesi gibi birçok suçu aleni olarak işlemektedir... Daha da kötüsü, cezası, TCK md. 309 a göre "ağırlaştırılmış müebbetlik suç" olan, Anayasayı ihlal suçu hergün işleniyor ve en yetkili ağızlardan bu durum açıkça ifade edilebiliyor...<br>Unutulmamalı ki bugünler kalıcı değil ve hukuksuzluk ilelebet devam etmez. Gün gelir, bugün bu hukuksuz işlemler için pohpohlanan ve iltifat görenler, yarın yargının önüne ilk arzedilecek kişiler olacak olup, yaptıkları her hukuksuzluğun hesabını vermek zorunda kalacaklardır. Hem de kendilerini yargıya ilk teslim edecekler de dün kendilerine alkış tutanlar olacaktır...!! Yaşananlardan hiç mi ibret almıyoruz?? Dün bizzat başbakan tarafından altına zırhlı aracı yerleştirilenler, koruma ordusu tahsis edilenler, HSYK nın en tepelerinde yılarca durup, binlerce kişinin kaderine hükmedip sonra mütevazi bir hakim- savcı olarak bugün anadolunun bir yerinde görev yaptıklarını, hatta haklarında, bizzat zamanında el üstünde tutanlarca soruşturma açıldığını hiç mi görmeyiz... ??!! Bu süreçler de öyle bir hızlı geçer ki, siz bile olanlara şaşırırsınız...! Zira zulüm ve hukuksuzluk hiçbir zaman uzun süre devam edememiştir. O nedenle sakın, "bugün arkamda HSYK var, hükümet var, en etkili kurumlar var" deyip hukuksuz işlere alet olmayın... Hukukun dışına, Anayasa ile teminat altına alınan; ifade hürriyeti, basın özgürlüğü, kişi özgürlüğü güvenliği, özel yaşama müdahale, örgütlenme hakkı (BUNLARA HAKİM VE SAVCI TEMİNATINI DA İLAVE EDİYORUM.) gibi şimdilerde pek hoşlanılmayan şeylere yönelik tecavüz, yarın altından kalkılamayacak hesaplar vermeyi netice verebilir. Hele Anayasanın değiştirilemez hükmü olan demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine, suç ve cezanın şahsiliği, masumiyet karinelerine tecavüze sakın kalkmayın...! Siyasetçi bir şekilde kendini kurtarır, "yanılmışız" der, özür diler vs, ama, bile bile yanlışa alet olan hukukçu ve kolluk güçleri kendilerini kurtaramayacaklardır... BUGÜN BİZLERE EN ÇOK, YÜZÜMÜZE GÜLEN DEĞİL, ACI DA OLSA DOĞRUYU SÖYLEYEN SAMİMİ DOSTLARA İHTİYACIMIZ VAR<br>Saygılarımla...<br>NOT: Bu yazıya ilave olarak, Anayasanın 138 ci maddesindeki hakim ve savcı teminatı ile, 2802 sayılı hakim ve savcılar kanunu md. 88, 98 maddelerindeki yargı erkine yönelik koruyucu ilkelerin ihlalinin hukuki ve cezai sorumluluk gerektirdiği, zamanaşımı sürelerinin çok uzun olduğu unutulmamalı..." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>L)24/05/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "ATGV NİN 10 KAT KİRA UYGULAMASI" başlığı altında, "Hakim savcılar hakkında yürürlükte olan tayin yönetmeliğine aykırı olarak, kış ortası, birçok meslektaş gibi ben de (YBP ye taraftar olmadığım-Hükümetin istediği bir sulh ceza hakimi profili çizmediğim için diye düşünüyorum) Eskişehir den Zonguldak'a tayin edildim. Bununla kalınmadı, lojmanı iki ay içinde boşaltmamız, yoksa 10 kat kira alınacağı dillendirildi. Önce böyle saçmalığa inanmak istemedim, en azından çocukların karne alacağı Haziran a kadar müsaade edilebileceği inancıyla ATGV ye dilekçe yolladım. Tayin olduğum Zonguldak'taki fen lisesinde "boş kontenjan olmadığına" ve büyük bir kaza geçiren oğlumun tedavi sürecinin devam ettiğine ilişkin belgeleri de ekledim. Ancak bunlar ATGV yönetimi için yeterli görülmemiş olacak ki itirazımın reddi yazısı (Bazı meslektaşlarım, kendilerine yerleri yeni tahsis yapılan meslektaşlarının "Haziran ayına kadar taşınmayacağım" şeklindeki dilekçeleri de eklemelerine rağmen itirazları ret edildi) ve ardından Eskişehir Başsavcılığı nın iki ay içinde boşaltmadığım için toplam 6.140 TL nin İVEDİ OLARAK maaşımdan kesilmesi yönündeki Zonguldak Başsavcılığına hitaben yazısı gönderildi. ŞİMDİ MERAK EDİYORUM. ATGV tüzük değişikliğine gitti de haberimiz mi yok ?? Yoksa ADALET TEŞKİLATINI GÜÇLENDİRME AMACINI GÜDEN BİR VAKIF, MENSUBU OLAN BİR HAKİMDEN AYLIK 3.079 TL kira ister mi?? Hangi amaca hizmet ediliyor...?? Eskişehir de en lüks daire nin kirası 1.250 TL iken.. Bana ve birçok meslektaşımıza yapılan tayinlerin tayin yönetmeliğine aykırı olduğunu bildiği halde, çocukların okulu ve yaralı bir çocuk ve annenin tedavisi gibi haklı mazeretleri reddedip 10 kat kira talebi, görevi kötüye kullanma ve Mobbing değil mi...???" şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>M)02/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "Parti işareti-selamı yapma-tutuklama" başlığı altında, "Son dönemlerde, modern ülkelerde adiyattan, normal olan olaylar veya görev icabı yapılmış işlemler nedeniyle bir gözaltı ve tutuklama furyası almış başını gidiyor...<br>Bir kaç gün önce, yanılmıyorsam bir ilimizde bir partilinin, Cumhurbaşkanının geçişi esnasında, bir parti işareti-selamı yaptığı için bir bayan gözaltına alındı??. Yahu Allah aşkına, bir parti selamından, işaretinden dolayı bir insan apar topar gözaltına alınır mı ?? Orta seviyedeki bir zeka ya göre, makul bir neden yok ise, gözaltı, kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturmaz mı??<br>Tüm hukukçular bilir ki, kolluk, savcının talimatı ile bir soruşturmayı yürütür, işlem yapar. Savcılığın talimatı ile hareket eden onlarca kolluk personelini tutuklamaya sevk eden ve tutuklayan, aylardır tutukluluğun devamını isteyen, karar veren, hakim ve savcılar var.! Yarın devran değiştiğinde, şimdiki özel yetkili hakim ve savcıların emirlerini yerine getiren kolluk personelini mi tutuklayacaz? Böyle saçmalık görülmüş mü ?? Bu insanlara ve ailelerine yazık değil mi?? Aman bana paralel denecek diye kimsenin bu zulme yüksek sesle dur dediği de yok...!<br>Daha vahimi, 2802 sayılı yasa md.88 ve A.Y. 138 deki ağır cezalık suç üstü şartını gözardı ederek meslektaşlarını tutuklayan hakimler, tutuklanmasını isteyen savcılar.... Hukuk ve adalet bu mu ?? Siz mi yanlış eğitim aldınız, ben mi ??" şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>N)29/08/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ---MUHALİF BASINA EL KOYMA" başlığı altında, "BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ + YASALARIMIZA GÖRE BASIN ARAÇLARINA EL KONULA BİLİR Mİ ?<br>Basın, bir toplumun dili, gözü, kulağı. Basın araçları ve emektarları sayesinde insanlar gerçekleri öğrenme fırsatı bulur. Yanlışların düzeltilmesi, bazı güç odaklarının, yürütme organının ve parlamentonun halk tarafından denetimi de kısmen bu araçlar eliyle gerçekleşir. Bu nedenle modern ülkelerde medya organları ve basına büyük önem verilir ve sansüre neredeyse sıfır tölerans tanınır. Basın özgürlüğü aynı zamanda temel insan hakları arasından olan ifade hürriyeti ve düşünce yayma hürriyeti ile eşanlamlı olarak kabul edilmiştir. Muhalif görülen basın araçları ve organlarına el konula bilir mi ?? Bunun sözünün edilmesi bile, hukuk devleti ve ifade hürriyeti adına çok vahim bir durum. Peki hukuk kurallarımız bu konuda ne diyor ?<br>Anayasanın 30. cu maddesinde "Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz. (Değişik madde: 07/05/2004 - 5170 S.K./4.mad)" 28 ci madede de, "Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. (Mülga ...fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./10. md.) Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." der. Md. 29 da da "Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali ve teknik şartlar koyamaz." Basınla ilgili getirilebilecek sınırlamalar, ancak hakkın özünü sınırlamayacak şekilde "tekzip ve düzeltme metni yayınlamak" "konusu ve içeriği suç teşkil eden eserleri" mahkeme kararı ile toplatma gibi Anayasanın bu emredici hükümlerine aykırı olmayacak yasalarla yapılacağı md.28 ve 32 de ve 5187 s.lı Basın Kanununda belirtilmiştir. Kaldı ki, bir türlü anlayamadığım, 17 -25 Aralıktan hemen sonrasında suç örgütleri ile mücadeleyi zorlaştıran, 21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı yasa md. 10 ile, "suç örgütü olsa bile" malvarlığına tedbiren el konulmasını düzenleyen CMK md. 128/ 2-a /10 bendi yürürlükten kaldırıldı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kriterlerini ise saymaya hiç gerek yok. Zira telaffuzundan bile hoşnut olmayacaklarını çoğu hukukçu bilmektedir Yaptırımları da çok ağır olur. TÜM BU ANAYASA VE YASA HÜKÜMLERİNE RAĞMEN BASIN ARAÇLARINA EL KONULMASI TCK MD. 309 DAKİ "ANAYASAL SUÇ" OLUR VE CEZASI AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİSTİR. Zamanaşımı bulunmamaktadır. Anayasanın bu açık hükmünü ihlal eden kim olursa olsun sorumluluktan kurtulamaz. Zira Anayasanın 137-2 maddesine göre "Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz." Bu emir, yazılı olarak tebliğ edilse, adı genelge, talimatname, sirküler vs değil, mahkeme kararı olsa bile, yerine getirilmez. ZİRA MD. 137-2 "HİÇ BİR SURETTE YERİNE GETİRİLMEZ" der.<br>NOT:KAMU GÖREVLİLERİ ile HAKİM-SAVCI MESLEKTAŞLARIMA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA: Bugün güçlü gibi görünen, gücün şımarttığı bazı şahıslara aldanarak sakın suç işlemeye, Anayasa ve yasa kurallarını ihlale kalkmayın. Toplumun belli bir kesimine olan nefretiniz veya antipatiniz size suç işleme veya yasaları ihlal etme hakkı tanımaz. BİR DÖNEMİN MUKTEDİR BAŞSAVCISI ZEKERİYA ÖZ' ÜN DÜN ve BUGÜNKÜ HALİ İBRET OLARAK HEPİMİZE YETER. "Arkanızdayım" diye sırtınızı sıvazlayanların, yarın sizin için, "bizi aldattı, haşhaşi, İrlandalı, yahut bu da Pensilvanyalı" denmeyeceğinin hiç garantisi yok. Saygılarımla..." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>O)04/08/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "ÖRGÜTLÜ SUÇLARIN TAKİBİ NEDEN YASAK ?? !!!" başlığı altında, "SUÇ ÖRGÜTLERİNE ÖDÜL GİBİ YASAL DÜZENLEMELER: Son yıllarda, cennet vatanımız Türkiye, maalesef terör ve suç oranlarında artışla anılır oldu. Ancak bunlarla paralel olarak öyle yasal düzenlemeler yapıldı ki, Yolsuzluk, hırsızlık, çete, organize suçlar ile mücadelede kolluk güçlerinin, hakim ve savcıların adeta eli kolu bağlandı. İnanmayacaksınız ama, suç örgütlerinin teknik takibi, dinlenmesi, malvarlığına el konulması yasaklandı. Adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs suçlarında indirime gidildi, savcılık aşamasında soruşturmayı etkilemenin yaptırımı kaldırıldı. Örnek mi istersiniz; alın size, bir türlü anlam veremediğim yasal düzenlemeler; TCK 288 maddesinde, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun yaptırımı 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımına tabi iken, kamu oyunda 3.cü yargı paketi olarak bilinen 2/7/2012 tarih ve 6552 sy md.93 ile elli günden az olmamak üzere adli para cezasına (1.000 TL) çevrildi. Suçlarla mücadelede en etkin yöntemlerden olan, Telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti ile ilgili CMK md. 135 te, 21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı yasa md. 12 ile, yapılan değişiklikle "suç işleme amacıyla örgüt kuranların" dinlenmesi önceden olanaklı iken yasak hale getirildi. Suç örgütlerinin dinlenmesini mümkün kılan CMK md. 135-7 nin 9.cu bendi bu yasa ile yürürlükten kaldırıldı. 3-Suç örgütlerini teknik araçlarla izlemeye imkan tanıyan, CMK md. 140-6.cı fıkrası, 21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı yasa md. 14 ile yasaklanmıştır. Sair suçlarla ilgili olarak teknik izleme, eskiden tek hakimin vereceği karara bağlı iken, bu yasal düzenleme ile ağır ceza mahkemesindeki 3 hakimin oybirliği ile vereceği karara bağlı kılınmıştır. (21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı yasa md. 14) Eskiden teknik izleme için kuvvetli şüphe yeterli iken somut delil şartı getirilmiştir.<br>NOT: Ağır ceza davalarında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası oyçokluğu ile verilebiliyor iken, (suç örgütlerinin izlenmesi, 21/2/2014 tarih ve 6526 sayılı yasa md. 14 ile zaten yasaklandı, diğer suçlar için oy birliği şartının getirilmesini takdirlerinize sunuyorum)<br>Bunlar sadece yasal düzenlemeler. Suç örgütleri hakkında dinleme kararı veren 49 yargıçın HSYK tarafından savunması dahi alınmadan açığa alınması, mühimmat yüklü kamyonları durduran asker ve polisin hakimin açığa alınıp tutuklanması, yolsuzluk operasyonlarını yapan polislerin 1 yılı aşkın süredir tutuklu oluşunu ve bunları tahliyeye teşebbüs eden 2 hakimin tutuklanarak HSYK tarafından “özür dileriz, açığa almada geç kaldık” beyanlarını ise hiç saymıyorum.<br>YAPILAN BU YASAL DÜZENLEMELER İLE, KOLLUK KUVVETİNE, SAVCI VE YARGIÇLARA YAPILAN MUAMELERİ GÖRÜNCE İNSANIN AKLI EPEY KARIŞIYOR. ACABA BİZ HAKİM VE SAVCILARDAN, KOLLUK KUVVETİNDEN SUÇ ÖRGÜTLERİYLE AÇIKÇA "MÜCADELE ETMEYİN !" Mİ DEMEK İSTENİYOR...?? Aksini iddia eden buyursun gelsin!" şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>Ö)17/08/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "HER DÖNEMİN TÜM MAĞDURLARINA DUYURULUR...!" başlığı altında, <br>"Değerli Meslektaşlarım.<br>Son yıllarda ülkemizde, yargının hiçbir dönemde olmadığı kadar hırpalandığını neredeyse bilmeyen kalmadı. Dünya Yargıçlar birliği ve Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu gibi çoğu kurumlar, yakın zamanda bu duruma parmak bastılar. Verdiği kararlar nedeniyle aylardır tutuklu meslektaş ve savcılarımız ile haklarında ihraç kararı verilenler bunun en bariz örneği.! Değerli dostlar, mağdurun dili, dini, mezhebi sorulmaz.! Hem eski HSYK hem de mevcut HSYK döneminde maalesef çok yanlışlar yapıldı ve yapılmaya devam edilmektedir.! Öyle ki eski yanlışlardan dem vurarak "Onlar gibi olmayacağız, bu da imzalı belgemiz-teminatımız" diyenler, koltuklara geldiğinde maalesef eskileri aratır hale geldi. Olan, genelde her dönem ilkeli olmaya çalışanlara, doğrucu Davut'lara olmaktadır. Her HSYK döneminde gemisini yüzdürüp başsavcı kalan, komisyon başkanı olan, rahat yerlerde çalışan birçok insan biliyorum. HSYK yönetimi değişir değişmez, "Eski kral öldü yaşasın yeni kral" diyen tipler ise daima bu olaylardan karlı çıkanlar olmayı başarmışlardır..<br>Değerli dostlarım,<br>HANGİ DÖNEMİN OLURSA OLSUN, hem Eski HSYK yönetimleri hem de mevcut HSYK döneminde, mağdur olduğunu düşünen tüm meslektaşların, bu konunun yorum bölümüne, "eski görev yeri, kendince mağduriyet nedeni, (görevi ile ilgili verdiği bir karar, dünya görüşü, HSYK seçimlerindeki tavrı vs.vs.) ile eski görev yerinde kaç yıl çalıştığı, tayin yönetmeliğine göre kaç yıl daha çalışması gerektiği ile ilgili ÖZET bilgi verirse bunları toplayıp KİTAPLAŞTIRMAYI düşünüyorum. (Kitabın ismini de ADALETİNİ ARAYAN YARGI koymayı planlıyorum. İsim teklifleri ne de açığım.) BUNDAKİ AMACIM, bu konuda farkındalık oluşturarak, en azından haksızlıklar ve mağduriyetler karşısında meslektaş dayanışması oluşturup, benzer hukuksuzlukların önüne geçmek. HSYK yönetimine kim gelirse gelsin, öncelikle kendilerinin hukuk ve yönetmeliklere uymalarının sağlanması, keyfiliğin önüne geçilmesini sağlamak.<br>Mesleğe girerken namus ve şeref sözü üzerine, adaletten ayrılmama, bağımsız olma konusunda yemin eden bizlerin, EN AZINDAN BU ORTAK PAYDALARDA BİRLEŞEBİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM... ARTIK AYRIMCILIĞA-ÖTEKİLEŞTİRMEYE VE NEFRET DİLİNİ KULLANMAYA SON VEREREK, Hangi dünya görüşüne sahip olursak olalım, bir hukukçuya yakışır olgunlukla, YİĞİTÇE, HAKSIZLIKLARIN KARŞISINDA YEKVÜCUT OLMAYI DENİYELİM... Bırakalım bize yakışmayan ufak hesaplar peşinde koşmayı. Herşeyden önce insanca- kardeşçe bir arada yaşamayı, biz hukuk mezunları beceremez ise sokaktaki vatandaş bunu nasıl başarsın ? Biz adil olamazsak, başkalarından bunu nasıl talep edeceğiz.? Korkmayın, yanlışa yanlış demekle hiç kimse şuncu-buncu- paralel-meridyen - yamuk vs. olmaz.! Deselerde desinler, siz kendinizi bildikten sonra alem nasıl bilirse bilsin.! (Genelde kişi, başkalarını kendisi gibi bilir, merak etmeyin.;)) Merhum İsmet İNÖNÜ' nün dediği gibi, "En azından namuzsuzlar kadar, cesur olmalı değilmiyiz. .! "<br>NOT: Bu arada ilgilinin mağduriyet beyanı üzerine HSYK yetkilileri, belgeli yanıt sunmaları durumunda onu da cevap hakkı olarak yayınlarım. Buna karşı mağdurun cevaba cevap hakkı saklıdır.;))<br>Selam ve saygılarımla..." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>P)24/08/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, "HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ YOKSA, KAOS VARDIR..." başlığı altında, "SON YAŞANAN OLAYLAR, KAOS ORTAMI, HUKUK DEVLETİ İLKESİ VE YARGI BAĞIMSIZLIĞININ ÖNEMİNİ DAHA İYİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR.<br>Bir yerde zulüm var ise, mazlum inliyorsa, hukuk kuralları ve anayasa alenen çiğneniyorsa ÇİĞNEYEN KADAR, ona ses çıkarmayan (çıkaramayacak hale getirtilen) ve engellemeyen (engelleyemeyecek hale getirtilen) YARGI ve MENSUPLARI ile YARGIYI BU HALE GETİRENLER sorumludur...<br>Bugün yaşanan olaylarda bazı idarecilerin kabahati ve basiretsizliği kadar, yargıçların da yanlışlara dur diyememesinin, caydırıcı etki oluşturamamasının büyük önemi bulunmaktadır. Bilindiği üzere hukuk devletinde ve demokrasilerde üç önemli saç ayak olur. Yasama, yürütme ve yargı. Bu üç kurum, birbirinden bağımsız olup, yürütme ve yasamanın yasalara ve anayasaya bağlı hareket edip etmediğini millet adına yargı organı denetler. Günümüz Türkiye'sinde yasama ile yürütme neredeyse iç içe geçmiş bulunmaktadır. Parti içi demokrasinin işletilmediği partilerde, Parti liderlerinin onay vermediği kişilerin TBMM ne girmesi neredeyse olanaksızdır. Ayrıca Yargı erkinin de Yürütme veya Yasama organına tabi olması, bağımlı olması durumunda o ülkede demokrasiden, hukukun üstünlüğünden söz etmek imkansız olur. Böyle bir sistemde, yürütmenin yetkilerini kötüye kullanmasını denetleyecek etkin bir kurum olmadığından, keyfilik ve zorbalık egemen olur. Bir ülkede milletin gözünün içine baka baka Anayasa ihlal edilebiliyor ve mahkeme kararları uygulanmıyor, BUNA RAĞMEN CUMHURİYET SAVCILARI ve BAŞSAVCILIK ilgililer hakkında işlem yapmıyorsa, görevlerini kötüye kullanıp ihmal ettiklerinin, HSYK nın da bunları gereği gibi denetlemediğinin göstergesidir. Zira HER İLDE BULUNAN ANAYASAL SUÇLARA BAKMAKLA YETKİLİ SAVCILARININ BİRİNCİ GÖREVİ, T.C ANAYASASINI VE CUMHURİYETİ, HUKUK DEVLETİ İLKESİNİ KORUMAK ve KOLLAMAKTIR. Partilerin bu ilkelere uygun hareket edip etmediğini denetlemek te YARGITAY BAŞSAVCILIĞININ GÖREVİDİR. (Yargıtay Kanunu Md. 27)<br>TCK 309 maddesinde, "Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar."<br>TEŞEBBÜS AŞAMASINA BİLE MÜEBBET AĞIR HAPİS UYGULANAN TEK SUÇ, ANAYASAL DÜZENİN FİİLEN UYGULANMASINI ÖNLEMEDİR. TCK da, başka hiçbir suça bu kadar ağır bir yaptırım öngörülmemiştir. <br>Bugün bu suç alenen işlendiği ve en yetkili ağızlarca sivil bir darbe yapıldığı ileri sürüldüğü, mahkeme kararları keyfi olarak idare tarafından uygulanmadığı, hatta meydan okunduğu halde, C.Savcılarının bu konuda duyarsız kalması, aslında HSYK nın yürütme ile uyumlu çalışıyor olmasından, başkanı ve birçok üyesinin yürütme organınca atanan kişilerden oluşuyor olmasındandır. DAHA ANLAŞILIR BİR DİLLE, YÜRÜTME ORGANININ YARGIYI KALE ALMAMASINDAN,YAPTIRIMSIZLIĞINDAN EMİN OLMASINDANDIR. TÜM BUNLARA RAĞMEN BUGÜN MEVCUT TMBB ARİTMETİĞİ İLE SORUNUN ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ÇÖZÜMÜ MÜMKÜN.<br>1-Hukuk güvencesi ve temel hak ve hürriyetleri bir ahtapot gibi kuşatan, hukuka inancı sıfırlayan, sulh ceza hakimliği düzenlemesinin ivedi şekilde iptali, değiştirilmesi yönünde bir kanun teklifinin verilmesi ve yasalaştırılması, HİÇ OLMAZSA İTİRAZIN ASLİYE CEZA MAHKEMELERİNE YAPILACAĞI YÖNÜNDE CMK 268 MADDESİNDE DÜZENLEME YAPILMASI,<br>2-HSYK nın yasalara aykırı ve keyfi tayinlerinin önüne geçilmesi için hakim ve savcılara bölge teminatının getirilmesi, yönetmelik ile halen mevcut kuralların yasa ile teminat altına alınması, aykırı işlemin cezai müeyyide ile müeyyidelendirilmesi.<br>3-Bir hakim ve savcının yargı ve soruşturma görevi nedeniyle, keyfi olarak, HSYK müfettişlerince taciz edilerek hakkında soruşturma açılmasının önüne geçilmesi. (En son Sümeyye Erdoğan a suikast iddiasına takipsizlik veren savcılara yapılan soruşturma gibi)<br>4-HSYK nın, yürütme organının etkisinden kurtaracak ivedi sair çözümlerin hayata geçirilmesi. BUNLAR YAPILDIĞI TAKDİRDE, BUGÜN YAŞANAN ÇOĞU SORUNUN ÇÖZÜLDÜĞÜ, KİMSENİN KEYFİ HAREKET ETMEDİĞİ, HUKUKA GÜVENİN ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ARTTIĞI GÖRÜLECEKTİR. Saygılarımla..." şeklinde paylaşımda bulunup aynı yazının altına "İfade hürriyetine bazı kesimlerce baskının büyüklüğünün göstergesi...;)" yorumunu eklediği,<br>R)22/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde, Uşak Hâkimi Dr. ... tarafından açılan "HUKUKSUZLUĞA KARŞI MÜCADALE ÇAĞRISI" başlıklı yazının altına "Kararname adı altında nefret ve ayrımcılık suçu işleniyor. Paralel bahanesiyle Cumhuriyetçi ve demokrat, Ybpli olmayan hakim ve savcılar sindirilmeye çalışılıyor. Bu husus açıkça görevin kötüye kullanılması suçunu oluşturmaktadır. İç hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM ne başvurmayı ve haklı çıkarsam keyfi karara imza atan HSYK üyeleri ile tayin kararname sini hazırlayan ilgili birimlerden tazminatın rucuen tahsili, suç duyurusu gibi hertürlü yasal yollara başvuracağım. ŞU AN UYGULANMASA DA, TÜRKİYE CUMHURİYETİ, İİNSAN HAKLARINA DAYALI, DEMOKRATİK, LAİK, SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİDİR.." şeklinde paylaşımda bulunduğu,<br>S)Bugün, Zaman, Sözcü, Millet Gazetelerinde "Sulh cezalar siyasi amaçlı diyen hakim sürgün edildi.", "Sulh cezalar kaldırılsın diyen hakim görevden el çektirildi.", "Hasta olan ...ime de mi acımadınız?", "Hayati tehlikesi devam eden ...'ime de mi acımadınız?", "Hakimin isyanı", "HSYK yoğun bakımdaki ...e -de acımadı", "HSYK ...'e acımadı"," HSYK ...e acımadı, o hakimin itirazını kabul etmedi.", "Hakim Karanfil hasta oğlu için ikinci—kez HSYK'ya başvurdu", "Bana ve oğluma değil sahte hukukçulara acıyın", "Karşı çıktığı hukuksuzlukları sıraladı", "Sürgün edilen hakimden 6 maddelik isyan" başlıkları ile haberlere konu olan ilgili hakimin "Suçlarımı itiraf ediyorum." başlıklı yazıyı 31/01/2015 tarihinde www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı,<br>Bu kapsamda yazı içeriğinde;<br>"Mazeret kararnamesinin yayınlandığı 15 ocak tarihinden beri düşünüyorum..!<br>Kış ortasında, atama ve nakil yönetmeliğimize tamamen aykırı olarak hem de hasta Ahmedim ve yüreği yaralı eşimle beraber tayin edilmemize yol açan suçlarımın büyük olduğunu ve bunları itiraf edip vicdan azabından kurtulmam (!) gerekliğini, HSYK 1.ci dairesine haksızlık ettiğimi(!) düşünerek paylaşmaya karar verdim, açıklıyorum...<br>1-Eskişehir gibi önemli bir kente, ...iktidarının çok önem verdiği proje sulh ceza hakimliklerine hem süper yetkili 1.nolu hakim olarak atanacaksın, hem de kalkıp "bunlar adil değil, etkili bir itiraz sistemine sahip olmayıp kapalı devre sistem içermeleri nedeniyle Anayasanın 4 ayrı maddesine aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine gideceksin iktidarın yüreğini ağzına getireceksin... <br>2-İptal istemi yetmezmiş gibi Eskişehir'deki yüzlerce çapulcuya (!) verilen 356 şar liralık para cezasını iptal edip, kararda, ifade özgürlüğü ve gösteri hakkından dem vurup demokrasi dersi verecek ve Berkin Elvan'ın acılı annesinin yuhalattırılmasının etik ve insani olmadığını söyleyeceksin<br>3-"Yokuş aşağı yollarda gizli bir yere radar cihazının konuşlandırarak millete tuzak kurulmaz, milletin seçtiği vekiline, saatte 164 km ile araç kullandığmda ceza verilmiyorsa, seçen garibana hem de çevre yolunda 67 km ile gitti diye 356 TL ceza verilemez, adil değil," şeklinde üstünleri rahatsız eden kararlar verip, uyuyan bazılarına kötü emsal olmak...<br>4-Havuz medyasınca, bakanlar kurulundan daha önemli denen ve hükümetin yargıdan kaçmak için çok önemsediği HSYK seçimlerinde, Yargıda Birlik Platformuna destek vermemek, davet edildiğim toplantılarda da "seçildiğiniz takdirde bakan ve milletvekili ile çocukları hakkındaki yolsuzluk soruşturmalarını etki altında kalmadan soruşturabilecekmisiniz?" sorusunu yönelterek organizatörlerin keyfini kaçırmak....<br>Hele son Eskişehir kahvaltısında yine söz istemem üzerine, kendilerine methiye düzmeyeceklerimi anladıklarından alelacele mikrofonu kaçırmalarına, sahte demokrat maskelerinin düşmesine neden olmak...(Bu olaydan özellikle koltuğu, YBP nin kazanmasına bağlı olan Eskişehir'in yeni Cumhuriyet Başsavcısı F.K. çok rahatsız oldu..)<br>5-Kışın, başkasının montunu çaldığı gerekçesiyle tutuklanmak için gönderilen çocuğu tutuklamayıp, neden çaldığını araştırdığımda, sokakta yattığı, 18 yaşını doldurduğu için devletin yurdundan, kalacak yeri araştırılmadan çıkarıldığı ve kendisi gibi sokakta yatan 151 civarında çocuğun olduğunu ifade etmesi karşısında, Cumhurbaşkanlığından, Ana muhalefetine, Eskişehir Valiliği'ne kadar yazı yazarak, sokak çocukları ve yetiştirme yurtlarında 18 yaşını doldurup sokağa salman yavrularımızın kalacak yerler yok ise, karınlarını doyurmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için suç işlediklerini, suça itildikleri ifade edilerek bu trajik ve Eskişehir halkının da güvenliği için tehlike oluşturan olaya ivedi çözüm bulunulmasının istenmesi..(Suriyeden gelen iki milyon insana bakan devlet, maalesef kendi yetim yavrularını, halen 18 ini doldurduğunda kalacak yeri yok ise de yurttan çıkardığını çoğu kimse bilmemektedir.) Valiliğin, sadece koltuğa oturup, protokollere onur konuğu olarak katılma olmadığı, Hz. Ömer gibi gerekliğinde tebdili kıyafetle gece sokakları dolaşıp kim aç, kim açıkta olduğunun tespiti olduğunu hatırlatma. (Bu yazıdan, özellikle Eskişehir valisinin çok rahatsız olduğunu öğrendim. Hatta gazeteciyi çağırıp bunu neden haber yapıyorsun, böyle bir olay yok demiş. Oysa yok dediği olaylar hergün tutuklanmak üzere mahkemeye önümüze geliyordu. Ve fırça atılan gazeteci de gidip sokakta yatan çocukların fotoğrafını çektiğini bizzat bana telefonda iletti.)<br>6-Eskişehir de polise yönelik yapılması düşürülen algı operasyonlarına engel olmak. (Bakın buraya not ediyorum. Yerime atama yapıldığında Eskişehir'de yapılacak ilk iş, polise yönelik bir algı operasyonu yapmak olacak. Zira kulağıma gelen duyumlarda merkezden özellikle Eskişehir'de polise yönelik bir operasyon yapılması talebinin geldiği, ancak somut bir delil bulunamadığından şahsımın yapılacak bir operasyona prim vermeyeceğim, bu da iktidarı zor durumda bırakacağı, gelen dedikodular arasında)<br>SUÇLARIM SADECE BUNLAR DEGIL. ANCAK SIKMAMAK İÇIN BURADA KISA KESIYORUM. İNŞAALLAH OĞLUM ŞIFA BULUP KENDIMI İYİ HİSSETTİĞİMDE, BUNLARI, "ÜSTÜNLERİ RAHATSIZ EDEN EZBER BOZAN KARARLAR" ŞEKLINDE YAYINLAYACAĞIM<br>Yukarıdaki eylemlere suç diyorum, zira hukukun altüst edildiği, hukuk devleti ilkesi ile yargı bağımsızlığının askıya alındığı dönemde takdir edilecek olan şeyler maalesef suç oluyor ki isteğim ve soruşturmam olmadığı halde, kış ortası bu eyleme maruz kalıyorum. Dünya tarihinin en büyük yolsuzluğuna darbe denip, bunları sümen altı etmeyen ve sadece hakim-savcının talimatlarını uygulayan dürüst polisin içeriye, suç faillerinin de dışarıya çıkartıldığı gibi... HERHALDE AHİR ZAMAN DA BU OLSA GEREK.<br>NOT: Bu arada unutmadan belirteyim. Kış ortası tayine sitem yazılarımdan sakın insanları kendime acındırmaya çalıştığım zannedilmesin. Sadece hukuksuzluğun boyutunu göstermek ve tarihe not düşme adına bunları yazıyorum. Lütfen bana ve aslan oğluma- eşime değil, hukuğu yerle bir eden, güç karşısında eğilip bükülen, haklının yanında değil, zalimin yanında duran ve basit dünya menfaatleri içip ahiretini berbat eden sahte hukukçular, sahte müslüman ve sahte demokratlara acıyın... " ifadelerinin yer aldığı,<br>Ş)Bir kısım basın yayın organlarında "Bir hakim daha sürgün yedi, majestelerinin yargısı iş başında", "Her gün tayin etseniz de hırsız sevmeyeceğim", "Sürseniz de hırsızları sevmeyeceğim" başlıklı haberlere konu olduğu," sosyal medya paylaşımlarıyla zincirleme bir şekilde ve alenen, kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı ve kurul halinde çalışan Hâkimler ve Savcılar Kurulunu, üyelerini, yargı organlarını, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletini ağır eleştiri ve sitem söylemini aşacak nitelikte ve "ifade hürriyeti" sınırlarını açıkça ölçüsüz ve orantısız bir şekilde aşmak suretiyle alenen hakaret ve aşağılamalarda bulunduğu, yine FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde gönderdiği ve retweet ettiği elektronik iletilerle, tüm dünyaya açık sosyal medyada, aleni bir şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı, tweetlerin tarihi, hedef alınan kişi veya kurumlara dikkat edildiğinde, örgütün diğer militanları tarafından da topluca gerçekleştirildiği üzere, verilen talimatın gereği olarak örgütün amaç ve hedef doğrultusunda hareket ettiğinden bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası uyarınca dava konusu karar ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen eylemlerin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşılmaktadır. <br>Uyuşmazlıkta, davacı tarafından dava konusu meslekten çıkarma kararına ilişkin soruşturma ile ilgili bir tebligatın yapılmadığı ve savunmasının alınmadığı iddia edilmekte ise de, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'nin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 71'inci maddesi gereğince yapılacak müteakip işleme esas olmak üzere yazılı savunmasının istenmesi kararının davacı vekiline 28/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ilgili vekili tarafından 03/07/2019 tarihinde bilgi, belge ve ek süre içerikli dilekçesinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'ne geldiği, aynı Daire'nin … tarihli ve …-...-10267/… sayılı yazısı ile ilgili vekiline; Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... esas sayılı soruşturma dosyasına ait 15/01/2019 tarihli soruşturma raporu ve savunma yapabilmesi için 10 günlük ek süre verilmesi hakkındaki yazının 30/07/2019 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, ilgili veya vekili tarafından süresinde veya sonrasında herhangi bir savunma sunulmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından davacının bu iddialarına itibar edilmemiştir.<br>Bu durumda; davacının farklı sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımları içerik olarak "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve ..., K:... sayılı meslekten çıkarma kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br><br>D) KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X)KARŞI OY :<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun dava konusu işlemin dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinin son fıkrası ile diğer disiplin cezaları haricinde özel bir düzenleme getirmek suretiyle;<br>"Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. <br>Kanunun zamanaşımını düzenleyen "Ceza Soruşturması veya Kovuşturması İle Disiplin Soruşturmasının Bir Arada Yürütülmesi ve Zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında;<br>"Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.<br>Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ...fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." <br>denilerek, meslekten çıkarma cezasının soruşturma ve ceza verme zamanaşıma tabi olmadığı hariç tutulmak süretiyle açıkça düzenlenmiştir. 2.fıkrada düzenlenen fiilin suç teşkil etmesi halinde ise 3. fıkradaki sürelere atıf yapılmak suretiyle sadece bu sürelerin yani soruşturma ve ceza zamanaşımı sürelerinin(3-5 yıl) "uzamış zamanaşımına" tâbi olduğu düzenlenmiştir.<br>Bu bağlamda, 2802 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları hakkında verilecek "meslekten çıkarma" ve "yer değiştirme" disiplin cezalarına ilişkin olarak herhangi bir zamanaşımı süresinin öngörülmediği ve anılan disiplin cezalarının açıkça zamanaşımı müessesi dışında tutulduğu kanun gereği olmakla çoğunluğun, meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine karar verilen davacı ile ilgili ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı ceza dosyasının varlığı sebebiyle Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrası gereği cezaya ilişkin zamanaşımı sürelerinin uygulanacağına dair hükümleri uygulanması gerektiği yönündeki gerekçeye ilişkin kısmına katılmıyorum.</font></p></body></html>

resim