<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/3773 E.  ,  2024/141 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2022/3773<br> Karar No : 2024/141 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı-…<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Altyapı Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Yatırım ve İşletme A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVACI YANINDA) : … Genel Müdürlüğü<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Yap işlet devret modeli çerçevesinde Yavuz Sultan Selim Köprüsünü (Üçüncü Boğaz Köprüsü) inşa eden ve işleten davacı şirket adına, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2016 yılına ilişkin ödenen garanti geçiş ücreti üzerinden, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca %10 oranında hesaplanan payın süresinde ödenmediğinden bahisle düzenlenen … tarih ve BK No:…-İBB No:… sayılı ihbarname içeriği payın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davalı idarenin görev itirazı yönünden yapılan incelemede; ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ...gün ve E:..., K:...sayılı kararıyla, dava konusu ihbarname içeriğinin, vergi benzeri mali yükümlülük olduğu ve uyuşmazlığın görüm ve çözümünde vergi mahkemelerinin görevli bulunduğu gerekçesiyle Mahkemeleri görevli kılındığından, görev itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği, uyuşmazlığın çözümü için garanti geçiş ücretinin niteliğinin belirlenmesi gerektiği, davacı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasından imzalanan 13/05/2015 tarihli "Implementation Contract Direct Agreement regarding Odayeri-Paşaköy Secrtion (İncluding 3rd Bosphorus Bridge ) of Northern Marmara Motorway" başlıklı sözleşmenin incelenmesi sonucunda, davacı şirketin gişelerden elde ettiği yıllık toplam gelirin (F), yıllık toplam garanti edilen gelire (ΣG) eşit olması halinde veya fazla olması halinde garanti ödemesi yapılmayacağı, sözleşmede yer verilen formüle göre ΣG(Gköprü+Gotoyol)=F olması halinde ise, V=ΣG-F=0 olacağından, elde edilen tüm gelirin %10'u oranında davalı idareye ödeme yapılacağı anlaşılmakta olup, garanti ödemesinin, bu ödemenin maddi tazminat olarak kabulü halinde, maddi tazminatın gerçek zararın tazmin edilmesi amacına yönelik olduğu, haksız zenginleşme aracı olmadığı ve zarardan fazlasının tazmininin düşünülemeyeceği, garanti ödemesinin yıllık asgari geçiş sayısı üzerinden hesaplandığı, ayrıca, 3. köprülerden fiilen geçiş yapan araçlardan davacı işletmeci şirket tarafından tahsil edilen geçiş ücretleri ile garanti kapsamında ilgili işletmeciye yine geçiş ücreti tutarı üzerinden fakat bu kez idarece yapılan ödeme arasında, adı ne olursa olsun, niteliği itibarıyla herhangi bir farkın bulunmadığı, bu nedenle, davacının iddiasının aksine kıyas yasağından da söz edilemeyeceği sonucuna varılmakla; davalı idare tarafından 2016 yılında davacıya garanti ödemesi adı altında yapılan köprü geçiş ücreti ödemesinin %10'u oranında hesaplanan payın alınması amacıyla düzenlenen dava konusu ihbarnamede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlığın çözümü için, köprü geçiş ücreti ile katkı payı (garanti geçiş ödemesi) ödemelerinin açıklanması, idarenin davacı şirkete yaptığı katkı payı ödemelerinin köprü geçiş ücreti olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti gerektiği, Uygulama Sözleşmesinin tarafı İdarece 14/05/2012 tarih ve 28292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Karayolları Genel Müdürlüğünün Sorumluluğu altında Bulunan Otoyollar İle Erişme Kontrolünün Uygulandığı Karayollarında Geçiş Ücretlerinin Belirlenmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 3/j. maddesinde köprü geçiş ücretinin tanımlandığı, her ne kadar 3996 sayılı Kanun hükümlerine göre işletme hakkı verilen karayollarında geçiş ücretinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasların sözleşmelerle düzenleneceği Yönetmeliğin 1. maddesinde belirtilmişse de, Yönetmelikteki köprü geçiş ücretinin tanımına uyuşmazlığın özelliği itibariyle burada yer verilmesi gerekmektiği, Yönetmelikte, köprüleri kullanmanın karşılığı olarak kullanıcı tarafından ödenmesi gereken ücretin köprü geçiş ücretini ifade ettiğinin belirtildiği, mal ve hizmetin parasal değeri anlamında kullanılan ücret (fiyat) ile bir ekonomik değer ifade edilmekte olup, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 15/c.maddesinde, boğaz köprülerinden geçiş ücretlerinin yüzde 10'u cümlesinde belirtilen köprü geçiş ücreti ifadesi ile köprüden geçmek suretiyle faydalanılan hizmetin karşılığı ekonomik değerin tanımlandığı, aynı Kanun'un 16. maddesinde de, köprü geçiş ücretlerinin ilgili işletmelerce tahsil edildikten sonra ilgili tutarın takip eden ayın sonuna kadar özel hesaba yatırılacağı düzenlenmesine yer verildiği, madde metnindeki tahsil edilen tutarın, köprü geçiş hizmetinden sağlanan faydanın ya da bu hizmeti kullanmanın karşılığında kullanıcı tarafından ödenen ekonomik değer kapsamında hem fiili geçişi (kullanmayı) hem de fiili geçişe bağlı fiili tahsilatı (tahsil edilen tutarı) ifade ettiğinin açık olduğu, diğer taraftan, 3996 sayılı Kanunun 3/a. maddesinde tanımlanan Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında ödenen ve 3/e. maddesinde tanımlanan katkı payı ile ücretin karşılaştırılması sonucunda da, katkı payının ücret ya da köprü geçiş ücreti olarak nitelendirilemeyeceği, 3996 sayılı Kanun'da ücret, bedel veya fiyat ifadesi yerine özellikle katkı payı ifadesine yer verilerek köprüden fiilen geçilmek suretiyle yapılan ödeme ile idare tarafından görevli şirkete yapılan ödeme olan katkı payı için tamamen farklı tanımlamalar yapıldığı, dolayısıyla, Kanun'da yapılan Yap-İşlet-Devret Modeli tanımında belirtildiği üzere, yatırım bedelini karşılaması kapsamında, garanti edilen ödeme niteliğinde idare tarafından davacıya yapılan katkı payı ödemeleri, fiili geçiş ve fiili tahsilatın karşılığı olan köprü geçiş ücreti olarak kabul edilemeyeceğinden dava konusu tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Uyuşmazlığa konu alacağın, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'ndan kaynaklanan bir alacak olduğu, davacı şirket ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan sözleşmede, garanti edilen geçiş ücretlerinin 2960 sayılı Kanun'un ilgili hükmünden muaf olacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi fiili kullanma ve garanti geçiş ayrımına gidilmediği, sözleşmenin 9.2.4. maddesinde, boğaz köprüsü geçiş ücretinin 2960 sayılı Kanuna tabi olduğu, bu husustaki tüm yükümlülüğün davacı şirkete ait olduğunun belirtildiği, Sayıştay denetim sonuç evrakında da köprülerden fiilen geçiş yapan araçlardan tahsil edilen geçiş ücreti ile garanti kapsamında ilgili işletmeciye ödenen geçiş ücreti arasında bir fark olmadığının belirtildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının Daire kararında belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br> Karayolları Genel Müdürlüğü'nün davacı yanında davaya müdahale istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66. maddesi uyarınca uygun görülüp kabul edilerek işin esasına geçildi;<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br> Yap işlet devret modeli çerçevesinde Yavuz Sultan Selim Köprüsünü (Üçüncü Boğaz Köprüsü) inşa eden ve işleten davacı şirket adına, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2016 yılına ilişkin ödenen garanti geçiş ücreti üzerinden, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca %10 oranında hesaplanan payın süresinde ödenmediğinden bahisle düzenlenen … tarih ve BK No:…İBB No:… sayılı ihbarname içeriği payın kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Vergi ödevi" başlıklı 73/3. maddesinde, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı hükme bağlanmıştır.<br>5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunda, il özel idareleri ve belediyelere, genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda bu idarelere verilmesi öngörülen paylar vergi hükmündedir." düzenlemesi yer almaktadır. <br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, 3/A maddesinin ikinci cümlesinde, vergi kanunlarının, lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı; 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu düzenlenmiştir.<br>2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 15/c. maddesinde, Boğaziçi İmar Müdürlüğünün gelirleri arasında boğaz köprülerinden geçiş ücretlerinin yüzde 10'u sayılmış olup, 16. maddesinde ise, boğaz köprülerinden geçiş ücretlerinin yüzde 10'unun ilgili işletmelerce tahsil edileceği ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü harcamalarına karşılık olmak üzere tahsil edildikleri ayı takip eden ay sonuna kadar açılan özel hesaba yatırılacağı, tahsil edilen bu gelirleri zamanında yatırmayanlar hakkında kanuni işlem yapılacağı, ayrıca tutarların yüzde 10 fazlasıyla tahsil edileceği, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanacağı kurala bağlanmıştır. <br>3194 sayılı İmar Kanunu'nun 2960 Sayılı Boğaziçi Kanunu ile İlgili Hükümler başlıklı bölümünündeki 46. maddesinde, "Bu Kanunla 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 6 ncı maddesine göre kurulan organlar kaldırılmıştır. Bu kuruluşların görev ve sorumlulukları aşağıda belirtilen çerçeve dahilinde İstanbul Büyük Şehir ve ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarınca yürütülür." hükmüne yer verilmiştir.<br>3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin a fıkrasında, Yap-İşlet-Devret modeli, "İleri teknoloji veya yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesini" şeklinde tanımlanmış; 8. maddenin 3.fıkrasında, görevli şirketçe üretilen mal ve hizmetler için idare tarafından talep garantisi verilebileceği, ancak talep garantisi verilmesi öngörülen sözleşmelerde, garanti edilen mal ve hizmet düzeyinin üzerinde talep gerçekleşmesi durumunda hasılat paylaşımının ne şekilde yapılacağı hususunun düzenleneceği; 11. maddesinde, yap işlet devret modeli çerçevesindeki yatırım projeleri için idare adına sermaye şirketleri ya da yabancı şirketlere, kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı ortaklıklarının ve mahalli idarelerin satın alacakları mal ve hizmet bedelleri ile kamu kuruluşlarınca, bu şirketlere taahhüt edilmiş üretim girdilerinin temin edilememesi halinde ilgili sözleşme çerçevesinde ortaya çıkabilecek ödeme yükümlülükleri için garanti vermeye, sözleşme hükümleri gereği mali yükümlülük altına giren kamu kurum ve kuruluşları ile fonlar lehine garanti vermeye, gerektiğinde, proje ile ilgili anlaşmalardaki koşullar çerçevesinde köprü krediler sağlanmasına veya sağlanacak bu krediler için geri ödeme garantisi vermeye ve yap işlet devret modeline dayanan tesisin ve/veya şirket hisselerinin söz konusu projelere ilişkin anlaşmalardaki koşullara uygun olarak satın alınması halinde de dış kredi borçlarını yüklenecek kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı ortaklıklarının ve mahalli idarelerin lehine, finansör kuruluşlara garanti vermeye ve garanti koşullarını belirlemeye, olay tarihinde yürürlükte bulunan hali ile Hazine Müsteşarlığının görüşü ve bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu düzenlenmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca davalı idareye verileceği düzenlenen boğaziçi geçiş ücretlerinin %10'u oranında hesaplanan ve tahsilinde bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanan pay, 5779 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 7. maddesi uyarınca, vergi hükmünde olup, bu paya ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde görevli yargı yeri, vergi mahkemeleridir. <br>Anayasa'nın 73/3. maddesi ile kurala bağlandığı üzere, bir verginin alınabilmesi için öncelikle kanuna dayalı olması gerekir ki bu durum vergilendirme yetkisini elinde bulunduran ve kişi karşısında üstün konumda bulunan devletlerin keyfi ve sınırsız uygulamalarının önüne geçmeye, hukuk güvenliğini tesis etmeye hizmet eder. <br>Verginin kanuniliği ve vergide kıyas yasağı uyarınca, vergi kanunlarının yorumunda sınırlı bir takdir yetkisi mevcut olup, 213 sayılı Kanun'da lafzi yorum yönteminin esas yorum yöntemi olduğu, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı açık bir şekilde ifade edilmiştir.<br>Belediyelerin gelir kaynaklarının büyük bir bölümü kamu hukukuna dayanır ve üstlendiği kamu hizmetlerinin gerektirdiği harcamaların karşılığını oluşturur. Bu nedenle belediyelerin alacakları vergi, resim, harç ve benzerlerinin Anayasa'nın 73. maddesinde öngörülen esaslar dairesinde kanunla konulması, aşağı ve yukarı hadlerinin belirlenmesi gerekir. (AYM, E.1986/20,K.1987/9, 31/03/1987)<br> 3996 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinden ise, yap-işlet-devret modelinin ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olduğu, şirketlerce hayata geçirilen projeler sonucunda üretilen malın veya verilen hizmetin, belirlenen işletme süresi boyunca, idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesinin öngörüldüğü, bu doğrultuda idare tarafından talep garantisi verilebileceği, diğer yandan, ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan bu projeler için ihtiyaç duyulan kredilerin temini amacıyla, kredilerin geri ödenmesi aşamasında doğacak ödeme yükümlülükleri için, olay tarihinde yürürlükte bulunan hali ile Hazine Müsteşarlığının görüşü ve bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca garanti verilebileceği anlaşılmaktadır. <br> Dosyanın incelenmesinden; Kuzey Marmara (3. Boğaz Köprüsü Dahil) Otoyolu Projesi Odayeri-Paşaköy (3. Boğaz Köprüsü Dahil) Kesimi işinin, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve 2011/1807 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde davacı şirkete ihale edildiği anlaşılmıştır.<br>Söz konusu işin finansmanının temini, projelendirilmesi, yapımı, bakımı, onarımı, işletilmesi ve belirli bir süre sonunda devrine ilişkin olarak Karayolları Genel Müdürlüğü ile davacı şirket arasında 28/05/2013 tarihli "Uygulama Sözleşmesi"nin imzalandığı, bu sözleşmenin 9. ve 29. maddelerinde, işletmeye açılan otoyolda görevli şirketin kusuru dışındaki herhangi bir nedenle garanti edilen toplam taşıt sayısına ulaşılamaması durumunda meydana gelen gelir kaybının görevli şirkete ödeneceği, geçiş ücretine tabi toplam araç geçiş sayısından toplanan gelirin, garanti edilen araç geçiş sayısına göre hesaplanan gelirden düşük olması halinde, aradaki farkın görevli-davacı şirkete ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve buna ilişkin hesaplamaların nasıl yapılacağına yönelik formüllere yer verildiği görülmüştür. <br>Uygulama Sözleşmesi'nin eki olan ve Karayolları Genel Müdürlüğü, davacı şirket ve projenin ana finansörü kredi kuruluşları arasında imzalanan 13/05/2014 tarihli Uygulama Sözleşmesine İlişkin Doğrudan Anlaşma'nın 2.2. maddesi uyarınca 23/08/2016 tarihinde imzalanan İşletme Protokolü'nde, "Geçiş Ücreti", bağlantı yolları dahil olmak üzere Otoyol'da araç tarafından kat edilen mesafeye göre ve Uygulama Sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca hesaplanacak olan Otoyol geçiş ücreti; "Trafik Garantisi", Uygulama Sözleşmesi 9.2 ve 29. madde hükümlerinde yer alan Trafik Garantisi ve/veya Trafik Garantisi doğrultusunda İdare tarafından Görevli Şirket'e yapılacak ödemelere dair hesaplamalara verilen anlam olarak tanımlanmış, davacı şirket tarafından, Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 06/12/2016 tarihli özelgede ise, işletmeye açılan otoyolda görevli şirketin kusuru dışındaki herhangi bir nedenle garanti edilen toplam taşıt sayısına ulaşılamaması durumunda meydana gelen gelir kaybının, Karayolları Genel Müdürlüğü'nce görevli şirkete ödenmesinin herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmediğinden katma değer vergisine tabi olmadığı ifade edilmiş ve davalı belediyenin, Sayıştay tarafından denetlenmesi sonucunda Sayıştay Başkanlığı tarafından davalı belediyeye gönderilen 14/12/2020 tarih ve 2019 yılı Denetim Sonuçları konulu yazı ekinde Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden fiilen yapılan geçişe ait ücretler ile garanti kapsamında ödenen fark geçiş ücretleri arasında herhangi bir fark bulunmadığından, işletmeci tarafından köprünün kullanımından elde edilen tüm geçiş gelirlerinin %10'unun davalı belediyeye aktarılması gerektiği, payın gerçeğe uygun gönderilmesi için işletmeci ile gerekli yazışmaların yapılması ve sürecin takip edilmesi gerektiğinin belediyenin yararına olacağı bildirilmiştir.<br>Söz konusu bildirim üzerine davalı belediyenin, davacı şirket ve Kara Yolları Genel Müdürlüğü ile yazışmalar yaparak, Uygulama Sözleşmesi'nde "garantiye esas geçiş ücreti" adı altında ödenen bedelin de boğaziçi geçiş ücretinin konusunu teşkil ettiğinden bahisle dava konusu belediye payına ilişkin tarhiyatın yapıldığı görülmüştür. <br>Bu çerçevede, uyuşmazlığın esasının, yap işlet devret modeli kapsamında Yavuz Sultan Selim Köprüsünü inşa edip işleten davacı şirkete ödenen garantiye esas geçiş ücreti bedelinin, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 15. maddesinde düzenlenen boğaz köprülerinden geçiş ücreti üzerinden alınan belediye payının hesaplanmasında dikkate alınıp alınamayacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. <br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 20. maddesinde; verginin tarhı vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olarak tanımlanmış, dolayısıyla bir verginin tarh edilebilmesi, verginin, üzerinden hesaplanacağı matrahın kanunen belli ve bilinebilir olmasına bağlıdır. Bu sayede mükellef mülkiyet hakkına ne ölçüde müdahale edileceğini öngörebilir. Bu nedenle matrah, verginin kanunla düzenlenmesi gereken esaslı unsurlarındandır. (AYM, Başvuru Numarası: 2015/941, 25/10/2018)<br> Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün davacı şirket tarafından inşa edilip işletilmesinde hedeflenen ilk amaç, yatırım bedelinin, hizmetten yaralananlarca karşılanmasıdır, projenin yapımı karşılığında davacı şirkete bir kazanç elde edileceği taahhüt edilmiş, talep garantisi verilmiştir.<br>Taahhüt edilen bu kazancın elde edilememesi halinde ise, hizmetin asli sahibi konumunda bulunan Karayoları Genel Müdürlüğü, davacı şirketin, eksik kalan kazancını tamamlamayı, maliyeti yüksek olan bu projede üstlenmiş olduğu riski, yatırım bedelini karşılamayı, projenin yapımı için ihtiyaç duyulan kredinin teminini amaclamıştır ki bu durum yap-işlet-devret modelinin mahiyeti gereğidir. <br> 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 15. maddesinde düzenlenen, “Boğaz köprülerinden geçiş ücreti”nin, köprüyü fiilen kullanmanın karşılığı olduğu, köprüyü kullananlar bakımından mali bir yükümlülük teşkil ettiği, davalı idareye ödenmesi öngörülen payın da köprüyü fiilen kullanan araçlardan tahsil edilen tutar üzerinden %10 oranında pay hesaplanacağı, Kanun'un lafzından açıkça anlaşılmaktadır.<br> Olayda, davacı şirkete Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından verilen talep garantisinin hesabında, köprüden geçecek araç sayısının kriter olarak alınması, davacı şirkete ödenen tutarı, uyuşmazlığa konu payın matrahını teşkil eden "Boğaziçi Geçiş Ücreti Haline" getirmeyeceği gibi yapılan ödemede güdülen amacı da değiştirmeyecektir. 3996 sayılı Kanun'un kabul edildiği 1994 yılından çok önce, 1983 yılında yürürlüğe giren 2960 sayılı Kanun'da düzenlenen boğaziçi geçiş ücreti üzerinden alınan belediye payının konusuna, 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan garanti geçiş ödemesini dahil etmek, verginin kanuniliği ve vergide kıyas yasağına da aykırılık teşkil etmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı şirkete verilen talep garantisi kapsamında yapılan ödeme, 3996 sayılı Kanun kapsamında yer alan bir garanti ödemesi, projenin finansmanına yönelik verilen bir güvence olup, köprülerden fiilen geçen araçlar tarafından ödenen boğaziçi geçiş ücreti üzerinden alınan belediye payının konusunu teşkil etmediğinden, sırf davacı şirkete yapılan garanti ödemesinde kriter olarak araç geçiş sayısının dikkate alınması sebebiyle, kıyas yapılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu kabul edip, Mahkeme kararını kaldırdıktan sonra yukarıda belirtilen gerekçe ile davayı kabul eden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının temyiz isteminin reddine,<br>2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,<br>3.Temyiz isteminde bulunandan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına, <br> 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 17/01/2024 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

resim