<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/3028 E. , 2024/325 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2022/3028<br>Karar No : 2024/325<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2016 yılının Nisan ila Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ihbarnamelerin 26/01/2021 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği ve buna göre davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüşse de davacının elektronik tebligat aktivasyonuna ilişkin başvurusuna dair belgenin idarece ibraz edilmediği ayrıca mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılan elektronik tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından işin esasına geçilen olayda, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine, idarece dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, davacının sistem kayıtlarının tetkikinde 02/12/2015 tarihinden itibaren e-tebligat aktivasyonunun bulunduğu, e-tebligat aktivasyonuna ilişkin başvuru, adres bilgi güncelleme ve benzeri bilgilerin davalı idarede bulunmadığının, anılan tarihte Pendik Vergi Dairesi mükellefi olduğunun belirtildiği, Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ait ... tarih ve ... sayılı yazıda ise davacının gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyetinin olduğu anlaşıldığından tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen mükelleflerden olduğu, daire kayıtlarına intikal eden e-tebligat talep bildirim formunun bulunmadığı ancak yapılan sistemsel sorgulamada 02/12/2015 tarihinden itibaren e-tebligata tabi mükellef olduğu ve ayrıca daireye ibraz edilen ... tarih ve ... sayılı İnternet Hizmetleri Kullanım Başvuru formunun bulunduğunun belirtildiği, bu formun incelenmesinden, davacı tarafından internet üzerinden vergi bilgileri sorgulama işlemleri yapabilmesi, bildirim ve beyanname gönderebilmesi için kullanıcı kodu ve şifre aldığının görüldüğü, diğer yandan 19/04/2017 tarihinde gerçek kişi mükellefiyetini sona erdiren dolayısıyla artık e- tebliğ için zorunlu olan gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayan ve elektronik ortamda tebliğ yapılması zorunluluğu ortadan kalkan davacıya, elektronik tebligat yöntemi dışında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na uygun diğer mali tebligat hükümleri uygulanmak suretiyle dava konusu defter ve belge isteme yazısı ile ihbarnamelerin tebliğ edilmesi gerektiği, söz konusu defter ve belge isteme yazısı ile ihbarnamelerin ise mükellefiyetin sona ermesinden sonra elektronik tebligat yöntemiyle tebliğ edildiği, öte yandan uyuşmazlık konusu dönemde davacının adres kayıt sistemindeki adresi olarak görünen "... Mah., ... Sok. No:... Gebze/Kocaeli" adresine gönderilen ... tarih ve E:... sayılı defter ve belge ibraz yazısına ilişkin ilk tebligat alındısının üzerine "ilgili mükellefin belirtilen adresine gidildiği; ancak herhangi bir yetkiliye rastlanılmadığı" şerhi düşülerek 09/10/2020 tarihinde iade edildiği, ikinci kez 26/10/2020 tarihinde aynı adrese çıkarılan tebliğe ilişkin alındının ise "ilgili mükellefin belirtilen adresine gidildi; ancak herhangi bir yetkiliye rastlanılmadığı" şerhi konularak idareye iade edildiği ve böylelikle kapıya yapıştırmak suretiyle evrakın tebliğ edildiği, anılan ikinci tebliğ alındısında bulunması gereken tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığına ilişkin şerhin yer almadığı, kapıya yapıştırmak suretiyle yapılan tebligatı belgelendirme ve gerektiğinde delillendirme işlevi gören idarede kalan tebligat pusulası parçasının incelenmesinde ise pusulada davacının adı ve soyadı, 26/10/2020 tarihi ile memur imzası bulunmakla birlikte, tebligat pusulasında bulunması gereken ve muhatabın hangi idareden tebliğ evrakını alacağına ilişkin açıklamayı içeren "tebliğ evrakını gönderen idare" kısmına sadece "... " yazıldığı ve tebligatın alınacağı idarenin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılmadığı dolayısıyla defter belge ibraz yazısına ilişkin kapıya yapıştırmak suretiyle yapılan tebliğin de usulüne uygun olmadığı buna göre olayda re'sen tarh sebebi bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın/aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Davacının 2015 yılında gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyeti dolayısıyla zorunlu olarak e-tebligat sistemine dahil olduğu, 19/04/2017 tarihinde gerçek kişi mükellefiyetinin sona erdiği, 2016 yılına ilişkin yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle yapılan tarhiyata ilişkin dava konusu ihbarnamelerin 26/01/2021 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği bunun üzerine 02/09/2021 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı, 14. maddesinin 3/e bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği, 6. bendinde ise yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin 1/b bendinde süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. <br> Aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması halinde kararı bozacağı hüküm altına alınmıştır.<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kurala bağlanmış; 213 sayılı Kanun'a 6009 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ve 01/08/2010 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesi ile 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Usul ve esasları birbirinden farklılık göstermekle birlikte, elektronik ortamda tebligat yapılmasına imkan bulunan hallerde, diğer tebliğ yöntemlerinden olan posta, memur, veya ilan yoluyla tebliğ için öngörülen prosedürlere başvurulmaksızın, vergilendirmeye ilişkin vesikalar elektronik ortamda tebliğ edilebilecektir. Başka bir anlatımla, vergilendirmeye ilişkin hüküm ifade eden vesikaların, 213 sayılı Kanun'da elektronik ortamda tebligat yapılabilmesi için öngörülen şartların oluştuğu hallerde, işi bırakan veya işi bıraktığı addolunan mükelleflere Kanun'un 101. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen prosedürlere göre değil 107/A maddesi uyarınca elektronik ortamda tebliği mümkündür.<br> Mükellefiyetinin sona ermesinin e-tebligat hesabının kapatılmasını gerektirmeyecek olan davacıya 213 sayılı Kanun'un 107/A maddesi uyarınca elektronik ortamda tebliğ edilmesi hukuka aykırılık teşkil etmeyen dava konusu ihbarnameler içeriği cezalı vergiye karşı otuz günlük yasal dava açma süresi geçirilerek açılan davanın esası incelenmek suretiyle verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin kabulüne,<br> 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 07/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br></font></p></body></html>
resim