<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/1641 E. , 2023/6407 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br> ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2020/1641<br>Karar No : 2023/6407 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI): … <br>VEKİLİ: Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR): <br>1- … Başkanlığı<br>VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri …<br> <br>2- … Kaymakamlığı – …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Denizli ili, Buldan ilçesi, … Mahallesi Camiinde 4/B statüsünde sözleşmeli imam-hatip olarak görev yapan davacı tarafından, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, Diyanet İşleri Başkanlığı Değerlendirme Komisyonunun görev verilmemesinin uygun olacağına yönelik kararına istinaden, sözleşmesi feshedilerek imam hatiplik görevine son verilmesine ilişkin Buldan Kaymakamlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, basit yaralama" suçlarından açılan kamu davasında, davacının kasten yaralama suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin tespit edildiği, anılan Mahkeme kararında davacıya verilen söz konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve dava konusu işlem tarihi itibari ile bu kararın kesinleşme tarihi olan 06/05/2013 tarihinden itibaren 5 yıllık denetimli serbestlik süresi geçmiş ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması durumunda, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesini sağlayacağı, ancak davacının işlemiş olduğu fiili ve bu fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacağı; davacı tarafından işlenildiği Mahkeme kararı ile sabit olan silahla kasten yaralama fiilinin suç olma vasfının devam ettiği, ... Asliye Ceza Mahkemesi kararı incelendiğinde, davacının elindeki tüfek ile bir kişiyi hedef göstererek yaralama kastı ile ateş ederek onu basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığının sabit olduğu anlaşıldığından, davacının, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşıdığından söz edilemeyeceği gibi davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde, davacının görevine son verilmesini haklı kılan ağırlıkta başkaca sebepler de bulunduğundan bahisle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı "kasten yaralama suçu"ndan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve davacı hakkında verilen bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının dışında, davacının, "Hizbullah - İlim" grubu terör örgütüne müzahir olduğu, örgüt tarafından tertip edilen eylem ve etkinliklere katıldığı yolunda istihbari bilgiler bulunduğu nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle dava konusu sözleşmenin feshine ilişkin işlemin tesis edildiği; bu durumda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli imam-hatip olarak görev yapan davacının, 06/06/1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile hazırlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 12. maddesinde yer alan, "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması olumlu sonuçlanmak" şartını taşımadığı açık olup, anılan Esasların Ek 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hakkındaki güvenlik soruşturması sonucunun tarafına bildirilmemesinin mevzuata, yargısal içtihatlara ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğu, geçirmiş olduğu herhangi bir adli veya idari soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı, yapılan güvenlik soruşturmasının somut hiçbir delile dayanmadığı ve soyut iddiadan öteye gitmediği, hangi sebepten ötürü güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığının bildirilmediği, bu suretle adil yargılama ile kendini aklama fırsatının elinden alındığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAF SAVUNMALARI: Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği savunulmuştur.<br>Buldan Kaymakamlığı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …<br>DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile hukuka aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>Denizli ili, Buldan ilçesi, … Mahallesi Camiinde 4/B statüsünde sözleşmeli imam-hatip olarak görev yapan davacı hakkında, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, Diyanet İşleri Başkanlığı Değerlendirme Komisyonunun görev verilmemesinin uygun olacağına yönelik kararına istinaden, sözleşmesi feshedilerek imam hatiplik görevine son verilmesine ilişkin Buldan Kaymakamlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT: <br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi uyarınca, kamu idare, kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli olarak çalıştırılacak personelin tabi olacağı esasları belirlemek üzere 06/06/1978 tarihli ve 15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılan "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar"ın 20/02/2017 tarihli ve 2017/9949 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile değişik 12. maddesinin birinci fıkrasında, sözleşmeli olarak çalışacakların ilgili kurumun saptayacağı özel koşulların yanı sıra, 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin, (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen koşulları taşımalarının gerekli olduğu hükme bağlanmıştır. <br>Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinde, "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendine 676 sayılı KHK ile eklenen ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'un 60. maddesiyle ile yasa hükmüne dönüştürülen (8) numaralı alt bendin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/07/2019 tarih ve E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararı ile; Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği; 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağının belirtildiği ve üçüncü fıkrasında, “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir." denilerek kişisel verilerin korunması özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvenceye kavuşturulduğu; 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendiği; Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “...adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin…” kişisel veri olarak kabul edildiği; dolayısıyla, kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kuralın kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerektiği; kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilen kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayıldığı; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmadığından, kuralın Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.<br>Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasaya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.<br> Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.<br>Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasada düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.<br> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, devletlerin milli güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye taraf devletin milli güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir. (Leander/İsveç, SB.No: 9248/81, 26/3/1987)<br>Anayasa Mahkemesinin kararına ve AİHM içtihatlarına göre; kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, bu alanda düzenleme getiren kurallarda, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbir uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğinin açıkça gösterilmesi ve olası kötüye kullanmalara (keyfiliğe) izin verilmeyecek şekilde yeterli güvencelerin sağlanması gerekmektedir.<br>Bu duruma göre, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılan; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendindeki, "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" kuralı ile ilgili Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilecek personel hakkında güvenlik soruşturmasının hiç bir şekilde yapılmayacağını değil; aksine, güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına dair detayların kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması koşuluyla güvenlik soruşturmasının veya arşiv araştırmasının yapılabileceğini ortaya koymuştur. <br>Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, nasıl elde edileceği, kullanılacağı ve işleneceğine yönelik güvenceler ve temel ilkeler belirlenmeksizin, bunların alınması ve kullanılmasına izin verilmesine dair yapılan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 29/11/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştay'ın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı, ilgililer hakkında güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılamayacağı yönünde olmayıp, aksine, kararda; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler hakkında, Anayasanın 129. maddesi uyarınca kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini teminen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu hususu açıkça belirtilmiştir.<br>Nitekim, dava konusu uyuşmazlık temyiz aşamasında iken 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu yayımlanarak yürürlüğe konulmuş olup, davalı idarece; davacı hakkında, anılan kanunun 3. maddesi hükümleri çerçevesinde yeniden bir değerlendirme yapılabileceği de kuşkusuzdur.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/12/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>
resim