<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/7647 E.  ,  2023/8726 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2023/7647<br>Karar No : 2023/8726<br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … Dış Ticaret A. Ş. <br>VEKİLİ : Av. …<br> 2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı - …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF : 1- …Belediye Başkanlığı <br> 2- … Dış Ticaret A. Ş.<br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı tarafından işin esasına yönelik kısmının, davalı tarafından ise vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya ilçesi, …Beldesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazda, davalı idarece verilen yapı ruhsatına istinaden başlanılan inşaatın, yapı tatil tutanağı ile mühürlenerek durdurulması nedeniyle, inşaatın geç tamamlanması ve faaliyete geç başlanılmasından dolayı, inşaat maliyet farkı, demirbaş fiyat farkı, yemek gelir kayıpları ile net kar ve gecikme zammından kaynaklandığı ileri sürülen 1.851.781,00-TL maddi zararın inşaatın durdurulduğu 16/12/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı; bozmaya uyulmayarak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kararına esas alınan bilirkişi raporunda yapılan maddi hata sonucu, anılan dosyada davacı şirketin zararının oluştuğu sonucuna varıldığı, dolayısıyla iş bu dava kapsamında yapılan hesaplamanın, anılan kararın bozulmasına dair Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E:2018/420, K:2018/4043 sayılı kararında işaret edilen hususlar dikkate alınarak ve bozma kararına uygun olarak tanzim edildiği, 2019 yılına ait bilirkişi raporuna karşı ileri sürülen itirazın, esaslı olarak raporu kusurlandırmadığı, raporun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte olduğu, maddi hata yapılarak tanzim edildiği anlaşılan önceki bilirkişi raporunun, davacı şirket lehine usûli müktesep hak oluşturduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, davacı şirkete ait inşaatın durdurulması olayında her ne kadar idarenin hizmet kusuru mevcut ise de; davalı idarenin tazminat yükümlülüğünün doğması için bir arada bulunması gereken şartlardan bir diğeri olan ''zarar'' şartının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E:2018/420, K:2018/4043 sayılı kararında işaret edilen hususlar dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere oluşmadığı görüldüğünden, inşaat fiyat farkına dayalı olarak talep edilen tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk kararda ısrar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TARAFLARIN İDDİALARININ ÖZETİ :<br> 1-Davacı tarafından; adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiği, dosya kapsamında yer alan önceki bozma kararları doğrultusunda bozmaya uyulduğundan usuli müktesep hakları doğduğu nazara alınmaksızın, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, zira daha önce zararın doğduğu sonucuna varılarak tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın, tazminatın doğduğu yönündeki kısmında isabetsizlik görülmeyip, hesaplanmasında hata yapıldığı gerekçesi ile bozulduğu, İdare Mahkemesince de bu bozma kararına uyulduktan sonra, artık zararın doğup doğmadığı yönünden yeniden değerlendirme yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>2-Davalı tarafından; lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı belirtilerek kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>SAVUNMALARIN ÖZETİ : <br>1-Davacı tarafından, davalı tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>2-Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile gerçek zararın tazmini esas olduğundan, enflasyondan arındırılarak yapılan bilirkişi hesabına göre zarar oluşmadığı görüldüğünden, Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27/11/2013 tarih ve E:2013/2817, K:2013/8544 sayılı kararıyla inşaat fiyat farkı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden bozulması, diğer kısımları yönünden onanmasından sonra, bozma kararına uyularak verilen inşaat fiyat farkı nedeniyle oluşan 147.328,99-TL zararın tazmini isteminin kabulü, fazlaya ilişkin tazmin talebinin ise reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E:2018/420, K:2018/4043 sayılı kararıyla "bilirkişi raporunda hesap hatası yapıldığından yanlış hesaplanan tazminat miktarının, yeni bir bilirkişi heyetine hesaplattırılması" gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/02/2020 tarih ve E:2019/21443, K:2020/1285 sayılı kararıyla; "Mahkemece, bozma gereklerine uygun inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, taraflardan birisi lehine, diğeri aleyhine olmak üzere, kesinleşen kısımları da aşacak şekilde tazminat talebinin tamamının reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı" gerekçesiyle bozulması üzerine, … İdare Mahkemesince verilen ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/05/2022 tarih ve E:2021/2107, K:2022/1800 sayılı kararı ile ısrara ilişkin kısmın onanmasına ve uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere Dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Hatay ili, Antakya ilçesi, Güzelburç Beldesi, … Mahallesi, …parsel sayılı taşınmazda, yapı sahibi olarak davacı şirket adına, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde öğrenci yurdu yapımı amacıyla, … tarih ve … sayılı yapı ruhsatı düzenlenmiş ve davacı tarafından inşaata başlanılmıştır.<br> Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen 09/12/1999 tarihili zabıt varakası ile inşaatın o gün itibarıyla, "...dört adet katın kolonlarının bitmiş vaziyette olduğu ve betonlarının vurulduğu..." belirlemelerine yer verilerek, beşinci katın kolonlarının bitme aşamasında olduğu tespit edilmiş ve … tarih ve … sayılı işlem ile de, yapı mühürlenerek inşaat durdurulmuştur.<br> 09/12/1999 tarihili zabıt varakasına dayanılarak Güzelburç Belediye Encümeninin … tarih ve …sayılı kararı ile yapının yıktırılmasına karar verilmiştir.<br> Güzelburç Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile, gerek mühürlemeye ve yıkıma ilişkin idari yargıda açılan davalar, gerekse ruhsatın sahteliği iddiasıyla yürütülen ceza davası sonucunda idari işlemlerin hatalı ve haksız fiil niteliğinde olduğu anlaşıldığından bahisle, 16/12/1999 tarihli mühürleme işlemi ve yıkıma ilişkin … tarih ve … sayılı Güzelburç Belediye Encümeni kararı iptal edilmiş, bunun üzerine de idari yargıda derdest olan davalar hakkında konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu kararlar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.<br> …İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… sayılı ara kararına, davacı vekili tarafından verilen 15/02/2012 tarihli cevap dilekçesinde; Güzelburç Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararının, 22/04/2004 tarihinde tebliğ edildiği ve aynı gün inşaata devam edildiği belirtilmiştir.<br> Bunun üzerine, Hatay ili, Antakya ilçesi, … Beldesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazda, davalı idarece verilen yapı ruhsatına istinaden başlanılan inşaatın, yapı tatil tutanağı ile mühürlenerek durdurulması nedeniyle, inşaatın geç tamamlanması ve faaliyete geç başlanılmasından dolayı, inşaat maliyet farkı, demirbaş fiyat farkı, yemek gelir kayıpları ile net kar ve gecikme zammından kaynaklandığı ileri sürülen 1.851.781,00-TL maddi zararın inşaatın durdurulduğu 16/12/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br> Hatay ili, Antakya ilçesi, …Beldesi, …Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazda, davalı idarece verilen yapı ruhsatına istinaden başlanılan inşaatın, yapı tatil tutanağı ile mühürlenerek durdurulması nedeniyle, inşaatın geç tamamlanması ve faaliyete geç başlanılmasından dolayı, inşaat maliyet farkı, demirbaş fiyat farkı, yemek gelir kayıpları ile net kar ve gecikme zammından kaynaklandığı ileri sürülen 1.851.781,00-TL maddi zararın inşaatın durdurulduğu 16/12/1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27/11/2013 tarih ve E:2013/2817, K:2013/8544 sayılı kararıyla inşaat fiyat farkı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına, diğer kısımları yönünden onanmasına karar verilmesi üzerine, davanın demirbaş fiyat farkı, yemek gelir kayıpları ile net kar ve gecikme zammından kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazminine dair kısmı kesinleşmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türlerinin tanımlandığı 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmıştır.<br>3194 sayılı Kanunun "Ruhsat alma şartları" başlıklı 22. maddesinde, yapı ruhsatı almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edileceği, dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gerektiği, belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatı verileceği, eksik veya yanlış olduğu takdirde, müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksiklerin ve yanlışların yazı ile bildirileceği, eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatı verileceği hususu düzenleme altına alınmıştır.<br> "Yapı kullanma izni" başlıklı 30. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından, 27. maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır." hükmüne, "Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrasında "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) (3) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur." hükmüne yer verilmiştir.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır.<br> Davacının, tüm tazminat talepleri yönünden … İdare Mahkemesince verilen E:…, K:… sayılı davanın reddine yönelik karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin E:2013/2817, K:2013/8544 sayılı kararı ile, inşaatın geç tamamlanmasından kaynaklı zararın doğup doğmadığı, zararın doğduğunun tespiti halinde ise bu zararın, Yapı Yaklaşık Birim Maliyetlerine ilişkin tebliğlerin dikkate alınması suretiyle hesaplanması gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, diğer tazminat kalemleri yönünden, ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.<br> Bu bozma kararına uyularak, …İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması neticesinde düzenlenen rapor ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, 1999 yılından inşaatın yeniden başladığı 2004 yılına kadar olan inşaat birim maliyetlerinin arasındaki fark iki şekilde hesaplanmış, Mahkemece, enflasyondan arındırılmış hali ile hesaplanan 147.328,99-TL (yeni para birimi) yönünden davanın kabulüne yönelik verilen karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E:2018/420, K:2018/4043 sayılı kararı ile, tazminat tutarı belirlenirken enflasyondan arındırılmış rakamın esas alınması isabetli olmakla birlikte, bu enflasyondan arındırılmış rakam belirlenirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesap hataları yapıldığından, bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek, daha önce verilen bozma kararında belirtilen esaslar çerçevesinde, yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak zararın miktarının tespiti amacıyla karar bozulmuştur.<br> Bu defa, bozma kararına uyularak, yeni bir bilirkişi heyetince dosya üzerinden yaptırılan inceleme neticesinde düzenlenen 11/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda, bilirkişilerce iki farklı hesaplama yöntemi belirlenmiş, bunlardan ilki Danıştay Ondördüncü Dairesinin E:2013/2817, K:2013/8544 sayılı ilk bozma kararında işaret edilen ve 10/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda da yer alan hesaplamaya göre yapılan değerlendirmede, inşaatın 2001 yılında kalan kısmının biteceği öngörülerek, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin ortalama Yapı Yaklaşık Maliyetlerine (YYM) göre yapım maliyetinin 350.078.841,000-TL(eski para birimi) olacağı, bu bedelin, davacı uhdesinde kaldığı ve TÜFE oranları uygulandığında, 2001-2004 yılları arasında 989.112,757-TL tutara ulaşacağı, yine Yapı Yaklaşık Maliyetlerine ilişkin genelgelere göre, inşaatın yeniden başladığı ve tamamlandığı 2004-2005 yıllarındaki ortalamaya göre, yapının kalan kısmının 937.737,000-TL bedelle yapılabileceği hesaplanmış; bu hesaplamalara göre, inşaatın geri kalan kısmı olan %60'ının 2000-2001 yılı tamamlanma maliyeti olan 350.078.841,000-TL'nin, inşaatın durdurulmasından sonra fiyat artışlarından korunmak için başka yatırım araçlarında değerlendirilerek, inşaatın yeniden başlatılmasına izin verilen 22/04/2004 tarihine kadar 989.112,757-TL tutara ulaşabileceği, bu tarihlerde de inşaatın kalan kısmının 937.737.000-TL bedel ile yapılabileceğinin hesaplandığı, inşaat maliyetlerindeki artışın, genel fiyat artışlarının altında seyrettiğinden davacının herhangi bir zararının doğmadığı görüş ve tespitine yer verilmiştir. Bilirkişilerce, ikinci hesaplama yönteminde ise; genel fiyat artışları ve YYM artışlarının incelenmesi ve mukayesesinin yapılmasına ihtiyaç duyulmuş, inşaat 16/12/1999 tarihinde %40 seviyesinde durdurulduğundan ve 1999 yılı sonuna gelindiğinde, inşaatın kalan %60 seviyesindeki kısmının 2000 yılı fiyatlarıyla yapılabileceğinden, 2000 yılı verilerine göre için 314.597.682,000-TL(eski para birimi) yapım maliyeti hesaplanmış, davacının, inşaatının durdurulmasından sonra inşaatın geri kalan %60'lık kısmında kullanacağı sermayesini, başka yatırım araçlarında değerlendirerek enflasyona karşı korumaya muktedir olduğu, buna göre de 314.597.682,000-TL'nin, inşaatın yeniden başlamasına izin verildiği tarihe kadar ulaşacağı değerin, inşaatın yeniden başladığı tarihteki inşaat YYM altında kalması halinde mal sahibinin zararından söz edilebileceği belirtilerek yapılan hesaplamalarda; 2000 yılı Ocak ayı ile inşaatın yeniden başlanmasına izin verildiği 2004 yılı Nisan ayı TÜİK endeksleri incelendiğinde; bu bedelin 1.212.491.000.000-TL tutara ulaşabileceği hesaplanmış, inşaatın yeniden başlamasına izin verildiği 22/04/2004 tarihindeki geri kalan %60 seviyesindeki inşaatın, inşaat maliyetlerine göre 2004 yılında 886.788.000,000-TL bedel ile yapılabileceği hesaplandığından, inşaatın durdurulması nedeniyle, davacının, bu hesaplama yöntemine göre de, bir zararının söz konusu olmayacağı tespitine yer verilmiş ve rapor doğrultusunda Mahkemece … tarih ve E:… K:… sayılı kararla, davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bu karar, Dairemizin 11/02/2020 tarih ve E:2019/21443, K:2020/1285 sayılı kararıyla, Mahkemece bozma gereklerine uygun inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, taraflardan birisi lehine, diğeri aleyhine olmak üzere, kesinleşen kısımları da aşacak şekilde tazminat talebinin tamamının reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş, bu defa anılan bozma kararına uyulmayarak, 2017 yılında düzenlenen ilk bilirkişi raporunda yapılan maddi hataya dayalı olarak verilen karar nedeniyle, davacı lehine usuli müktesep hak oluşmadığı gerekçesi eklenerek davanın reddi yolundaki önceki kararda ısrar edilmiştir.<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/05/2022 tarih ve E:2021/2107, K:2022/1800 sayılı kararı ile; bilirkişi raporunda belirtilen tazminat hesaplama yönteminin ve tazminat miktarının taraflar yönünden lehe veya aleyhe usuli müktesep hak oluşturduğunun kabulü mümkün bulunmadığı, Dairenin bozma kararına uyulması sonucu oluşan usuli müktesep hakkın, yeniden ve yeni bir bilirkişi heyetiyle inceleme yapılması esnasında, Dairenin ilk bozma kararında işaret ettiği ödenecek bir zarar miktarının olup olmadığının tesbiti için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğlere göre hesaplama yapılması olduğu, dolayısıyla bozma kararına uyulması sonucu söz konusu hususlar yönünden, tarafların usuli müktesep hakkının oluştuğunun kabulü gerektiği, Dairenin itibar etmediği, enflasyondan arındırılarak hesaplama yapılması gerekliliği hariç bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarı ve zarar hesaplama yönteminin, taraflar yönünden usuli müktesep hak oluşturmadığının kabulü gerektiği, Daire ile mahkeme arasında zararın oluşup oluşmadığı hususunda bir çekişme bulunmadığı, son bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yöntemi sonucu, ödenmesi gereken bir zarar miktarının oluşmadığının belirtilmesi sebebiyle, Dairesince, davacıya ödenmesi gereken bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı yönünden, inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın ısrara ilişkin kısmın onanmasına ve uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere Dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.<br> Anılan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı doğrultusunda, davacıya ödenmesi gereken bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı hususunun incelenmesi gerekmektedir. Davanın inşaat maliyet farkından kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazminine dair kısmına yönelik temyiz incelemesi yapılmıştır.<br> Mühürleme sebebiyle inşaat durdurulduğu 16/12/1999 tarihi ile davacı tarafından inşaata yeniden başlanıldığı 22/04/2004 tarihi arasındaki sürede, inşaatın durdurması sebebiyle inşaatın geç tamamlandığı, dolayısıyla, davacının zarara uğradığı hususunda hiçbir tereddüt bulunmadığından, idarenin hukuka aykırı işlemi ile nedensellik bağı kurulabilen gerçek maddi zararın tazmini gerektiği kuşkusuzdur.<br> Mühürleme sebebiyle 16/12/1999-22/04/2004 tarihleri arasındaki dönem için inşaatın gecikmesinden dolayı malzeme, işçilik vb. inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığının, yani, davacıya ödenmesi gereken bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir. <br> Bu hususta, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı ile hükme esas alınan 11/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda, inşaatın 2001 yılında kalan kısmının biteceği öngörülerek, 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin ortalama Yapı Yaklaşık Maliyetlerine (YYM) göre yapım maliyetinin 350.078.841,000-TL(eski para birimi) olacağı, yine yapı yaklaşık maliyetlerine ilişkin genelgelere göre, inşaatın yeniden başladığı ve tamamlandığı 2004-2005 yıllarındaki ortalamaya göre, yapının kalan kısmının 937.737,000-TL bedelle yapılabileceğinin hesaplandığı dikkate alındığında; 2000 ile 2004 yılları arasında inşaat maliyetlerinde artışın meydana geldiği açık olup, inşaatın gecikmesinden dolayı geçen zaman zarfında malzeme, işçilik vb. inşaat maliyetlerindeki artıştan kaynaklı davacıya ödenmesi gereken zararın bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br> Bu durumda; davalı idarenin hukuka aykırı işlemi ile inşaatın durdurulmasından dolayı inşaatın gecikmesi nedeniyle, inşaat maliyetlerindeki artıştan kaynaklı zarar davacıya ödenmesi gerektiğinden, enflasyon oranındaki artışlar dikkate alınmadan (enflasyon oranları dahilinde arındırma yapılmadan) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğlere göre tespit edilecek bedelin (inşaat maliyetlerindeki artıştan kaynaklanan zararın) davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br> Davalı idarenin vekalet ücreti yönünden temyiz talebine gelince; bozma kararı üzerine verilecek kararın sonucuna göre vekalet ücreti hakkında yeniden karar verileceği de tabiidir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacı ile davalının temyiz istemlerinin kabulüne,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 29/11/2023 tarihinde gerekçede ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.<br><br> (X) KARŞI OY :<br> İdarelerin meydana gelen bir zarardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri ve tazmin borcuyla yükümlü sayılabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması, bunun tek tek belirtilmek suretiyle somutlaştırılması ve bu zararın meşru ve güncel olması gerekmektedir. <br> Tazminat davalarının amacı, uğranılan gerçek zararın tazmini olup, bu davalarda gerçekleşmiş, yani somut zararın tazminine hükmedilmelidir. Dolayısıyla tazmini istenilen maddi zararın, maddi zararı gösteren hukuken itibar edilebilecek belgelerle somut olarak ortaya konulması gerekir. Zararın, davacının malvarlığında meydana getirdiği eksilmenin kesin şekilde ortaya konulması gerekmektedir.<br> Gerçek zararın tespitinde, inşaatın geç tamamlanmasına yönelik davacı tarafından yapılan harcamaların esas alınması gerekmekte olup, harcamaların , fatura, makbuz ve dekont gibi ödeme belgeleri ile kesin şekilde gösterilmesi gerekir.<br> Uyuşmazlıkta; davacı tarafından inşaata yeniden başladığı 22/04/2004 tarihinden sonra malzeme, işçilik vb. inşaatın tamamlanmasına ilişkin yapılan harcamaların fatura, makbuz ve dekont gibi ödeme belgeleri ile gerçek zararın ispatlanması gerekmektedir.<br> Bu durumda; uyuşmazlığın temyizen incelenen kısmı olan inşaat maliyet farkından kaynaklandığı ileri sürülen zararın, davacı tarafından inşaata yeniden başladığı 22/04/2004 tarihinden sonra malzeme, işçilik vb. inşaatın tamamlanması sürecinde yapılan harcamaların (malzeme, işçilik vb.) fatura, makbuz ve dekont gibi belgeler ile somut olarak ortaya konulması gerektiğinden, ara kararı ile davacının anılan süredeki yani, inşaatın geç tamamlanmasına yönelik harcamalarının araştırılarak, davacı tarafından sunulan harcama belgelerine göre gerçekleşmiş zararın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.<br><br>(XX) KARŞI OY :<br> Temyize konu karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına katılmıyorum.<br></font></p></body></html>

resim