<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/839 E.  ,  2023/5867 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2020/839<br>Karar No:2023/5867<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş.<br>VEKİLİ: Av. …<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu <br>VEKİLİ: Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 09/06/2018 tarihinde yayınlanan "..." adlı magazin programında, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer verilen ''Yayın hizmetleri; ... İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.'' şeklindeki yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle 355.769,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararda; uyuşmazlığa konu magazin programında, "M.B. ile H.B.'nin aşk tazelediği çok özel görüntüler, sadece …'de. Aşkın gözü kördür. ... M.B.'nin Bodrum'da olduğunu öğrenen B.E. ile E.S. soluğu ünlü sunucunun villasında alıyor. Uzun bekleyişin ardından M.B. ... kumsalda beliriyor" şeklindeki ifadeler eşliğinde verilen görüntülerin evin karşı cephesinden izin alınmadan yapılan kamera çekimleri ile gerçekleştirildiği anlaşıldığından, kişilerin özel hayatlarına dair bir olayın izin alınmaksızın yapılan kamera çekimleri ile ifşa edilmesi suretiyle yayın hizmetlerinin özel hayatın gizliliğine saygılı olması ilkesine aykırı hareket edildiği sonucuna varılmış olup, söz konusu yayın ilkesinin ihlâli nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca davacı şirketin idari para cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, görüntülerin halka açık bir alanda M.B.’nin evinin bulunduğu yol üzerinden çekildiği, yoldan geçen her vatandaş tarafından görüntülenmesinin mümkün olduğu, görüntülerde yoldan insanların geçtiği ve M.B. tarafından yoldan geçen kişilere selam verildiğinin görüldüğü, görüntülerinin alınmasının öngörülebileceği halde ilgili kişilerce herhangi bir önlem alınmadığı aksine rahat tavırlar sergilendiği, geçmişte yaşanan olayların kamuya yansıması neticesinde ilişkilerindeki gelişmelerin kamuyu ilgilendirdiği hususunun ilgililerce bilinebilecek durumda olduğu, ilgili kişilerin buna rağmen hiçbir önlem almamış olmalarının ise görüntülerin alındığı yani fiilin işlendiği sırada görüntülerinin alınmasına açıkça rızalarının bulunduğunu gösterdiği, ayrıca özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle Üst Kurul'a veya adli makamlara intikal etmiş herhangi bir şikâyet başvurusunun da bulunmadığı, kamuya mal olan kişiler bakımından özel hayatın gizliliği ilkesinin daha dar yorumlanması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Üst Kurul'un düzenleyici ve denetleyici bir konumda bulunduğu, yayın hizmeti ilkesinin ihlâli halinde savunma alınmasına gerek olmaksızın Üst Kurul'ca yaptırım tesis edilebileceği, yayında toplumsal ilgi, kamu yararı ve özle biçim arasındaki denge kriterlerine uyulmamış olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>MADDİ OLAY : <br>Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 09/06/2018 tarihinde yayınlanan "..." adlı magazin programının yayınında sunucu tarafından, "..., yaz sezonunun bombalarını peşi sıra patlatmaya devam ediyor. M.B.'nin 10 ay önce boşandığı eşi H.B. ile yaşadığı, aşk tazelediği anlar Magazin gündemine bomba gibi düştü. İşte sadece ...'de izleyeceğiniz o görüntüler.", "... yaz sezonunun bombalarını patlatmaya devam ediyor. Önce boşandı, 10 ay sonraysa ayrıldığı eşiyle Bodrumda yeni bir aşka yelken açtı. M.B. ile H.B.'nin aşk tazelediği çok özel görüntüler, sadece ...'de. Aşkın gözü kördür...", "M.B.'nin Bodrum'da olduğunu öğrenen B.E. ile E.S. soluğu ünlü sunucunun villasında alıyor. Uzun bekleyişin ardından M.B. ... kumsalda beliriyor." şeklinde ifadelerde bulunulmuş, görüntü kayıtlarından hareketle haberin evin karşı cephesinden izin alınmadan yapılan kamera çekimleri ile gerçekleştirildiğinden bahisle mezkûr yayında 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlâl edildiğinden aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Üst Kurul kararı alınmıştır. <br>Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."; "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."; "Basın hürriyeti" başlıklı 28. maddesinde, "Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasa'nın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır.<br> 5187 sayılı Basın Kanunu'nun ''Basın özgürlüğü'' başlıklı 3. maddesinde; ''(1) Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. (2) Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.'' hükmü yer almaktadır.<br> 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un, "Yayın hizmeti ilkeleri" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, "Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunarlar. Yayın hizmetleri; ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez ..."; "İdarî yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasında ise, “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” kuralları yer almıştır. <br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Aktarılan kuralların birlikte değerlendirilmesinden, medya hizmet sağlayıcılar tarafından yapılan yayınlarda yayın hizmeti ilkelerine uygun olacak şekilde hareket edilmesi gerektiği, aksi bir durumun varlığı halinde ise idari yaptırımların uygulama kabiliyeti bulacağı anlaşılmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu magazin programında sunucu tarafından; "..., yaz sezonunun bombalarını peşi sıra patlatmaya devam ediyor. M.B.'nin 10 ay önce boşandığı eşi H.B. ile yaşadığı, aşk tazelediği anlar Magazin gündemine bomba gibi düştü. İşte sadece ...'de izleyeceğiniz o görüntüler.", "... yaz sezonunun bombalarını patlatmaya devam ediyor. Önce boşandı, 10 ay sonraysa ayrıldığı eşiyle Bodrumda yeni bir aşka yelken açtı. M.B. ile H.B.'nin aşk tazelediği çok özel görüntüler, sadece ...'de. Aşkın gözü kördür.", "M.B.'nin Bodrum'da olduğunu öğrenen B.E. ile E.S. soluğu ünlü sunucunun villasında alıyor. Uzun bekleyişin ardından M.B. ... kumsalda beliriyor." şeklinde ifadeler kullanıldığı anlaşılmaktadır.<br> Uyuşmazlık, davacı kuruluş tarafından yayınlanan programda sunucu tarafından kullanılan ifade ve kamera çekimleri ile elde edilen görüntülerin, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan yayın hizmeti ilkesinin ihlâli olarak kabul edilip edilemeyeceğinden kaynaklanmaktadır.<br> İnsan onuru kavramı, kişinin manevi varlığına ilişkin olup şeref ve itibar kavramı ile iç içedir. Televizyon programları, halkın bilgilendirilmesi açısından demokratik toplumların vazgeçilmez iletişim yoludur. Bu anlamda, yapılan programların doğruluğu kadar yayının sunuluş şeklinin de kanunlara uygun olması, insan onuruna saygılı olma ilkesinin ihlâline sebebiyet verilmemesi hak ve özgürlüklerin kullanılması açısından önemlidir.<br> Özel hayat kavramı, eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup bu koruma bir taraftan herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etse de diğer taraftan özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu çemberden ayrı tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır. Bu açıdan Anayasa’nın 20. maddesi özel bir sosyal hayat sürdürmeyi güvence altına almaktadır (AYM, Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/01/2015, § 31).<br> Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Bu mahremiyet alanı, devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır. Bireyin mahremiyet hakkının mekânı, kural olarak özel alandır. Ancak özel hayatın korunması hakkı bazı durumlarda kamusal alana da genişleyebilir. Zira meşru beklenti kavramı, bireyin mahremiyetinin kamusal alanda da bazı koşullar altında korunmasını mümkün kılmaktadır (AYM, Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/01/2015, § 33).<br> Bireyin mahrem alanının genişliği sosyal yaşam içindeki konumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Kamuya mal olmuş politikacı, sanatçı ve sporcu gibi kişilerin mahrem alanları kamuoyunda bilinirlik derecelerine bağlı olarak daralabilmektedir. Normal bir birey bakımından mahrem alana dâhil kabul edilen bazı kişilik değerlerinin kamuya mal olmuş kişiler yönünden aleni yaşamın bir unsuru olarak görülmesi mümkündür. Zira bu kişiler sürekli gözönünde bulunduklarından bunların özel hayatlarının bir bölümü mahrem olmaktan çıkmış ve sosyal statülerinin bir parçası hâline gelmiştir. Bu kişilerin sosyal statüleri gereği alenileşen kişilik değerlerinin mahrem alana dâhil görülmesi mümkün değildir.<br> Özel hayata saygı hakkı ile ifade özgürlüğü arasında makul denge kurulurken haber, yorum veya yayının kamu yararına yönelik bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, ilgili kişinin kamuoyunda bilinirlilik derecesi ve haberin konusu, ilgili kişinin önceki eylemleri, bilginin edinildiği yöntem ve doğruluğu ile resim veya görüntünün çekildiği koşullar ve yayının içeriği, şekli ve sonuçları gözönünde bulundurulur (AYM, İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/06/2014, § 66-73).<br> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Küchl/Avusturya kararında, ifade özgürlüğünün özel hayata saygı hakkı ile dengelendiği hâllerde uygulanacak kriterleri Von Hannover (No. 2) (AİHM, B.No:40660/08 ve 60641/08, 07/02/2012)/Almanya ve Axel Springer AG/Almanya (AİHM, B. No:39954/08, 07/02/2012) kararlarına atıfla şöyle özetlemiştir (AİHM, Küchl/Avusturya, B. No:51151/06, 04/12/2012, § 67):<br>(i) Kamu yararına yönelik tartışmaya katkısı<br>(ii) İlgili kişinin kamu oyunda ne derecede bilinir olduğu ve haberin konusunun ne olduğu<br>(iii) İlgili kişinin önceki eylemleri<br>(iv) Bilginin edinildiği metot ve doğruluğu/fotoğrafın çekildiği koşullar<br>(v) Yayının içeriği, şekli ve sonuçları<br> Hedef alınan kişinin rol ve fonksiyonu ile haber, yazı, röportaj ve/veya fotoğrafa konu faaliyetin niteliği bir önceki kriterle bağlantılı önemli başka bir kriter oluşturmaktadır. Burada sıradan bireyler ile kamusal şahıs ya da siyasi kişilik olarak kamusal alanda hareket eden bireyleri ayırmak yerinde olur. Kamu tarafından tanınmayan bir kişi, kişisel itibarına saygı gösterilmesini isteme hakkına ve özel hayata saygı hakkına ilişkin özel bir korumadan yararlanmayı talep edebilirken kamu tarafından tanınan bireyler için bu derecede bir koruma söz konusu değildir (AİHM, Minelli/İsviçre (k.k.), B. No: 14991/02, 14/06/2005). <br> Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.<br> Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması ve genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.<br> Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın "Temel Hak ve Özgürlükler" bölümü ile özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.<br> Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ve görüntü kayıtlarının birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu olayda, belli bir hayran kitlesine sahip M.B. ile eski eşi H.B. arasında yaşananları muhabirin haber yapmaya değer görmesi anlaşılabilir bir durumdur. Görüntülerin kayıt altına alınması kişilik hakları yönünden hassasiyet taşısa da bunların davacının dışarıya kapalı alanına girilmeksizin kamunun kullanımına açık bir alanda ve herkes tarafından görülebilen bir yerden çekilmiş olması ve görüntüsü çekilenlerin sanatçı kişiliği dikkate alındığında basın özgürlüğünün sınırları içinde kaldığı değerlendirilmelidir. <br> Öte yandan, kameranın çekim yaptığı noktada bulunan insanlar tarafından da özel bir çaba sarf edilmesine ihtiyaç duyulmadan ilgili kişilerin görülebildiği anlaşılmaktadır. M.B.'nin villasının önünde eski eşi ile birlikte bulunduğu noktanın konumu gözetildiğinde, ilgili kişilerin, mahremiyetlerinin korunması konusunda yeteri kadar hassas davranmadıkları ve üzerilerine düşen sorumlulukları yerine getirmedikleri de açıktır. Ayrıca görüntü kayıtlarında kamunun kullanımına açık bir alandan (yol üzerinden) insanların geçtiği ve M.B. adlı ünlü oyuncu tarafından kişilere doğru el sallanarak selam verildiği görülmektedir. Davaya konu yayının sunucusu tarafından ''M.B.'nin 10 ay önce boşandığı eşi H.B. ile yaşadığı, aşk tazelediği anlar Magazin gündemine bomba gibi düştü.'' şeklinde ifadelere yer verildiği ancak ilgili kişilerin boşanmalarına sebep olduğu iddia edilen önceki eylemlerinin ise kamuoyunda gündeme gelmesine rağmen, sözü edilen olaya ilişkin olarak yayında herhangi bir içeriğe yer verilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla belirtilen tüm bu hususlar ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 18/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

resim