<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/211 E.  ,  2023/4084 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2022/211<br> Karar No : 2023/4084 <br><br>TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı - …<br>VEKİLİ : Av. …<br> 2-(DAVACI) … Tekstil Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 20/04/2010 tarihinde sattığı arsa için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/1-e maddesinde öngörülen istisnadan faydalanmasına olanak bulunmadığı yolunda düzenlenen vergi tekniği raporu esas alınarak takdir komisyonu kararı uyarınca re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı; 2010 yılı kurumlar vergisi ve 2010/Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dokuzuncu Dairesince davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler de değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen bozma kararına uyarak dosyanın yeniden incelenmesi suretiyle; Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına yönelik yapılan istinaf başvurusu yönünden; davacı tarafından tarhiyatın dayanağı vergi tekniği raporunun ihbarnamelerle birlikte tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmekteyse de, davalının ilk savunma ekinde sunulan vergi tekniği raporunun incelenmesinden, incelemenin sadece mükellef kurumun 2010 yılında sattığı gayrimenkulle ilgili olarak kurumlar vergisi istisnasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin sınırlı olarak yapıldığı, vergi tekniği raporu eki tutanağın kurum yetkilisi (müdürü) tarafından imzalandığından, gerek vergi tekniği raporunun düzenlenmesinde, gerekse yargılama aşamasında davacının vergi tekniği raporundan haberdar olduğu, matrahın nasıl takdir edildiği konusunda davacının bilgi sahibi olması sebebiyle davalı tarafından sunulan vergi tekniği raporuna yönelik davacının haklılığını ortaya koyacak delillerini sunmasının imkan dahilinde olduğu görüldüğünden, "faaliyetinin devamı için zorunlu olan fabrikasına ait gayrimenkulünü satan ve satış tarihinden sonra, beyanname, defter kayıtları ve yoklama tutanağına göre herhangi bir üretim ve satış faaliyeti bulunmamasına karşın 25/05/2015 tarihine kadar tasfiye kararı almayan, bu tarihte alınan tasfiye kararından da 13/08/2015 tarihinde, faaliyetine devam etmek amacıyla dönen ancak, tasfiyeden dönme kararından sonra da iştigal konusu ile ilgili herhangi bir faaliyette bulunmayan, dava dosyasına, gayrimekul satış kazancının, mali yapının güçlendirilmesinde, üretim faaliyetlerinde ya da şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığına ilişkin herhangi bir delil sunmayan davacı şirketin, gayrimenkul satış kazancını atıl vaziyette tutmak suretiyle Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/1-e maddesi gerekçesindeki, kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanması ve kurumların mali bünyelerinin güçlendirilmesi amacına aykırı davrandığı anlaşıldığından, takdir komisyonunca bulunan matrah farkı üzerinden re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı" belirtilerek davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısma yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine; geçici vergi (aslı) yönünden ise; dava konusu ihbarnamelerde, geçici vergi aslının aranmayacağı ve gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamede zorunlu olarak yer aldığı belirtilmekte ise de; ihbarnamelerin vergi aslına ilişkin kısmında verginin fark olarak tarh edilen miktar sütununa yazıldığı, bu hususun geçici vergiyi (aslını) ihtiva edip etmediği hususunda tereddüt yaratabilecek nitelikte görülmesi nedeniyle geçici vergiyi (aslını) ihtiva etmediğinin kabulü mümkün bulunmadığından, geçici verginin mahsup döneminin de geçmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 120. Maddesi uyarınca geçici verginin (aslının) kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne; Vergi Mahkemesi kararının geçici vergiye (aslına) ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın kabulüyle geçici verginin (aslının) kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: <br>DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğradığı, istisnaya ilişkin koşulların sağlandığı, takdir komisyonu kararına dayanak olan hususların bu kararda gösterilmediği, takdire sevk sebebinin somut ve kesin olarak tespit edilmediği, takdir komisyonunca gerçeğe uygun bir takdir işleminin yapılmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.<br><br>DAVALININ İDDİALARI: İlk savunma dilekçesindeki iddialar yinelenerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davalının temyiz isteminin reddi; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının e) bendinde belirtilen istisna hükmünde lafzın açık olduğu ve bundan dolayı amaçsal yoruma gidilemeyeceğinden, vergi tekniği raporunda davacı şirket tarafından istisnaya ilişkin kanunda tanımlanan şartların yerine getirildiğinin belirtildiği ve bu hususa ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmadığından, davacı şirketin bu istisna hükmünden faydalandırılması icap ettiğinden davacının temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY: <br> Davacı şirket adına, 20/04/2010 tarihinde sattığı arsa için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/1-e maddesinde öngörülen istisnadan faydalanmasına olanak bulunmadığı yolunda düzenlenen vergi tekniği raporu esas alınarak takdir komisyonu kararı uyarınca re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı; 2010 yılı kurumlar vergisi ve 2010/Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici verginin kaldırılması istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi Kanunlarının uygulanması ve ispat" başlıklı 3. maddesinin, "Vergi kanunlarının uygulanması" alt başlıklı kısmında, bu Kanunda kullanılan "Vergi Kanunu" tabirinin işbu Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade edeceği, vergi kanunlarının lafzı ve ruhuyla hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı açıklanmıştır.<br>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75'lik kısmının, kurumlar vergisinden müstesna olduğu, bu istisnanın, satışın yapıldığı dönemde uygulanacağı ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacağı, ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesinin şart olduğu, bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı, istisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı, aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hükümün uygulanacağı, devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında iki yıllık sürenin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen sürelerin de dikkate alınacağı, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançların istisna kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.<br>Madde gerekçesinde, istisnanın amacının, kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanması ve kurumların mali bünyelerinin güçlendirilmesi olduğu, bu bentte belirtilen koşulların sağlanması halinde söz konusu taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75'lik kısmının istisnadan yararlanacağı ifade edilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının geçici vergiye (aslına) ilişkin hüküm fıkrası, usul ve hukuka uygun olup davalı tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Davacının, Bölge İdare Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;<br>Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında tanzim edilen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda, davacı şirket adına kayıtlı bulunan Muğla ili, Milas ilçesi, … Deresi mevkii, … pafta, … parselde yer alan taşınmazın bir şirkete 2010 yılında satıldığı, taşınmaz satışına ilişkin karın %75'lik kısmının, satışın yapıldığı yıl ve izleyen 5. yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulduğu, satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen 2. yıl sonuna kadar tahsil edildiği, taşınmaz satışına ilişkin karın %25'lik kısmının 2010 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde beyan edildiği, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5/1-e. maddesine şeklen uyulduğu, bu taşınmazın satışı dışında, 2010 ila 2015 yıllarında herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, anılan yıllarda gerçekleştirilen harcamaların muhasebe, su, elektrik, araba ve telefon giderleri, aidatlardan oluştuğu, madde gerekçesindeki, kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanması ve kurumların mali bünyelerinin güçlendirilmesi şartının yerine getirilmediği, bu nedenle istisna hükümlerinden faydalanılmasına imkan bulunmadığı tespitlerine yer verildiği, takdir komisyonunca bu rapora dayanılarak matrah tayin edildiği, bu matrah esas alınarak yapılan dava konusu cezalı tarhiyatların kaldırılması istemiyle davanın açıldığı görülmektedir. <br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde vergi kanunlarının lafzı ve ruhuyla hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümlerinin, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı belirtildiğinden, vergi kanunlarının değerlendirilmesinde öncelikle kanunun lafzının yorumlanması gerektiği, kanunun lafzının açık olmaması halinde amaçsal ve sistematik yorumlara başvurulabileceği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının e) bendinde belirtilen istisna hükmünde lafzın açık olduğu, vergi tekniği raporunda davacı şirket tarafından istisnaya ilişkin kanunda tanımlanan şartların yerine getirildiğinin belirtildiği ve bu hususa ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmadığı için davacı şirketin bu istisna hükmünden faydalandırılması gerekmektedir.<br>Kaldı ki, davacı şirketçe bu taşınmaz satışından elde edilen kazançtan kaynaklanan faiz gelirinin ve muhasebe, su, elektrik, araba ve telefon giderleri, aidatlar gibi harcamaların 2010 ila 2013 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamesinde beyan edildiği, yine 2010 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde finansman giderleri olarak kısa vadeli borçlanma giderlerinin gösterildiği, 19/08/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 04/08/2015 tarih ve 2015/4 sayılı Genel Kurul kararı ile tasfiyeden dönülerek şirketin faaliyetinin devam ettirilmesine karar verildiğinden, tasfiye kararından vazgeçerek faaliyetine devam eden davacı şirketin taşınmaz satışından elde ettiği kazancı vadeli mevduatta değerlendirerek faiz geliri elde ettiği ve bu gelir şirketin mali bünyesinin güçlendirmesine katkı sağlayacağından, dava konusu cezalı tarhiyatın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı için anılan kısım yönünden davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne,<br> … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; geçici vergiye (aslına) ilişkin kısmının ONANMASINA, vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br> Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

resim