<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11985 E.  ,  2023/5073 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/11985<br>Karar No : 2023/5073 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. … <br> 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Holding A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : <br> 1- … 2- …<br> 3- … 4- …<br> 5- … 6- …<br> 7- … 8- …<br> 9- … 10- …<br>VEKİLLERİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Kırklareli İli, Merkez İlçesi, ..., ... ve ... Köyleri ile Kofçay İlçesi, Taştepe, ..., ... ve ... Köyleri mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Elmacık Rüzgar Enerjisi Santrali (19 adet Türbin 76 MWm/ 70 MWe)" projesiyle ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacılardan ..., ..., ..., …, …, …, … ve … yönünden davadan feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı, … ve … yönünden ise davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen davanın reddine ilişkin kısmının Danıştay Altıncı Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2021/4396, K:2021/10459 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisliği bölümü inşaat fakültesi öğretim üyesi ile orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, elektrik mühendisi, biyolog ve ornitolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; proje sahasının 80 m ila 464 m arasındaki muhtelif uzaklıklarında Ergene havzasını besleyen birçok dere/kuru derenin mevcut olduğu ve bu derelerin değişen topoğrafik ve atmosferik şartlardan olumsuz etkilenebileceği, ÇED raporunda verilen gürültü seviyesinin insan ve diğer canlılar açısından sıkıntılara yol açabileceği, en yakın yerleşim bölgelerine yakınlık açısından literatürde belirtilen değerlerin ve 10*H yaklaşımının önerilen projede sağlanamadığı, her ne kadar temiz enerjinin önemine binaen bazı uygulamaların daha yakın mesafelerde gerçekleştiği uygulamalar var olsa da, insan sağlığı açısından değerlendirildiğinde önerilen mesafelere uymanın daha kalıcı ve sürdürebilir olacağının aşikar olduğu, proje sahasının önemli bir kısmının orman alanı olduğu, dolayısıyla santral yerleşimleri ve bağlantı yollarının açılması aşamasında ağaçların kesilmesi ile karbon yutak alanlarının azalması, oksijen kazanımının düşmesi gibi olumsuz etkilerin olacağı, sayılan nedenlerden dolayı "ÇED Olumlu" kararının çevre mühendisliği açısından uygun olmadığı, orman mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; ÇED raporuna göre projenin iş akışının iki aşamadan oluştuğu, birinci aşamada tesis ünitelerinin oluşturulabilmesi için yapılacak inşaat ve montaj çalışmalarının, ikinci aşamanın ise enerji üretiminin başlayacağı işletme aşamasının olacağı, inşaat aşamasında yapılacak faaliyetlerin ulaşım yollarının yapımını, rüzgâr türbinlerinin montajını, şalt sahası ve enerji nakil hatları (ENH) yapımını kapsadığı, yollar, ENH, ara yollar, RES temelleri nedeniyle bitki örtüsü gelmeyecek alanlar kümülatif olarak değerlendirildiğinde ekosistemde bir parçalanma meydana geldiği, çevresindeki açık maden ocakları da eklendiğinde parçalanmanın arttığı, parçalanmanın özellikle son on yıllarda ormanın varlığını ve sağlığını sürdürmesini tehlikeye sokacak sınırlara getirdiği, küresel iklim değişikliğinin orman varlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağının da dikkate alınması gerektiği, ormanın parçalanması RES alanındaki yaban hayatını da (tüm memeli ve kuş türleri) olumsuz etkileyeceği, ... ÇED raporunda, Elmacık Rüzgâr Enerji Santrali projesinin inşaat aşamasında etkilenecek alanların ünitelerin ve yeni yapılacak ulaşım yollarının bulunduğu yerlerin olacağı, Elmacık Rüzgâr Enerji Santrali fizibilite aşamasında inşaat faaliyetleri kapsamında yeni yollar için kazı miktarının 250.000 m3, ünite temelleri için kazı miktarının ise 156.750 m3 olarak hesaplandığı, bitkisel toprak olan 47.500 m3'ün sıyırma kazıları sırasında alınarak alan içerisinde ayrılmış depolama alanında depolanacağı, ÇED raporunda tahrip edilecek alan verilmediği, bunun yerine hacimlerin verildiği, bu yöntemin ise değerlendirme imkânını ortadan kaldırdığı, bazı ÇED raporlarında kule başına 40*50= 2000 m2 orman alanının tahrip edileceği ifade edilmişse de bu hesabın gerçekçi olmadığı, RES projelerinde türbin başına 1 ha (Kantarcı 2015) (ha=10.000 m2, bir futbol sahası kadar) alandaki ağaçların kesilebileceğinin hesaplandığı, RES yapım aşamasında büyük kamyonların manevra yapabileceği geniş yolların açılmasının, türbin kanatlarının indirilip monte edileceği geniş bir düz alan elde edilmesi için orman arazisinin tesviye edilmesinin gerektiği, tesviye sırasında kazının bir kısmının mevcut orman alanı üzerine doldurulduğu dikkate alındığında, arazinin eğimine göre kule başına 10.000-15.000 m2 orman alanı tahrip edileceğinin anlaşılacağı, RES inşaatından sonra tahrip olan bu alanın bir kısmının ağaçlandırılabileceği, ancak ormanın tekrar eski yapısına kavuşması için en az 50 yıl gerektiği ve ilk planda tahribatın büyük olduğu, ÇED raporunun 15,5 km uzunluğunda havai hat olacağı belirtilen ENH'nı içermediği, kulelerden başka yollar, ENH için tıraşlanacak orman alanı da dikkate alındığında, RES başına 1 ha alan kabulünün az olduğunun anlaşıldığı, ÇED raporunda enerjinin Alarko DGKÇS TM bağlantı noktasına 15,5 km uzunluğunda bir ENH ile bağlanacağının ifade edildiği, ENH'nin altında yaklaşık 20 m'lik bir şeritte ağaç yetiştirilemeyeceği, yangın tehlikesine karşı otların bile temizlenmesi gerektiği dikkate alındığında, kuleler için tahrip edilecek ormanın 19*10.000=190.000 m2, ENH için tahrip edilecek ormanın 15.500*20= 310.000 m2 olduğu, 19 RES inşa edileceğine göre kule başına 500.000 m2/19 kule=26.315 m2; 2,6 ha orman alanının tahrip olacağının tahmin edildiği, tahrip olacak alanın yaklaşık 500.000 m2 olduğuna göre ÇED raporunda 200 adet olarak belirtilen kesilecek ağaç sayısının çok az olduğunun görüldüğü, açıklanan nedenlerden dolayı "ÇED Olumlu" kararının orman mühendisliği açısından uygun olmadığı, ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; hayvancılığın çok özel çeşidi olan arıcılık için ormanlık alanların son derece önemli olduğu, özellikle meşe ormanının arıcılıkta ayrı bir yerinin olduğu, meşe ağaçları çiçek açan bir tür olmamasına rağmen ağacın salgıladığı özel bir sıvı arıların bal yapımında çok tercih ettikleri bir madde olduğu, rüzgâr türbinlerinin arıların uçuş alanında olması, hava akımını değiştirmesi arıları etkilediği, bal üretiminin meşakkatli bir iş olması, meşe ormanının tercih edilen bir orman olmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığı, meşe ormanının yanında ağaç türlerinde çeşitliliğin olması da arıların belli dönemlerde farklı ağaçların çiçeklerinden yararlanması açısından son derece önemli olduğu, dava konusu bölgenin tabiat parkı olduğu, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahası olarak da korunması gereken özel ve önemli bir alan olduğu, doğal ortamında çok farklı biyoçeşitliliğe (27 tür yarasa tespit edilmiştir) sahip alanların besin zinciri içinde dengesinin bozulmaması gerektiği, ... planlanan servis yollarının tümünün orman alanlarında kaldığı, bu alanlarda ağaçların kesilmesinin, yol için arazinin temizlenmesinin, düzenlenmesinin, tozumanın söz konusu olduğu, tüm çalışmaların ormana, yakınlardaki tarım alanlarına, orman ağaçlarına etkisinin bulunduğu, orman dokusunun seyrek olduğu yerlerin hayvan otlatılmak için kullanılması nedeniyle otlatılan hayvanlara, yerleşim yerlerindeki insanlara etkisinin değerlendirilmediği, ... mutlaka planlanan her santralin yakınındaki diğer RES'lerin de incelenmesi ve ortak risklerin değerlendirilmesi gerektiği, tarım alanlarının, orman alanlarının, mera alanlarının ve bunlardan elde edilecek tarımsal ürünlerin, burada yaşayan canlıların birbirlerinden ayrı düşünülemeyeceği, yaşam koşulları açısından birbirlerinden etkilendiklerinden, RES'lerin yapılması durumunda tarımsal üretimin zarar göreceği ve bu durumdan da geçimini bu bölgede yetiştirdikleri ürünlerden elde eden bölge halkı her türlü etkileneceği, nihai ÇED raporunda gerekli önlemlerin hiçbiri açıklanmadığı için dava konusu proje köy yerleşim yerlerine yakınlığı, tarımsal üretim, toprak, orman, fauna, flora açısından olumsuz etkilerinin olacağı, bu projenin ziraat mühendisliği açısından uygun olmadığı, elektrik mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine göre öngörülen yaklaşım mesafelerinin; Uluslararası Radyasyondan Korunma Birliği, Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyon Komitesi (IRPA/INIRC) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Çevre Sağlığı Bölümü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programının (ÜNEP) belirlediği sınır değerler temel alınarak belirlenmediği, Yönetmelik mesafeleri temel alınarak, elektromanyetik alanlar yönüyle halk sağlığının etkilenmeyeceğine ilişkin net bir tespitin yapılmasının gerçekçi olmayacağı, ayrıca enerji nakil hattına ilişkin ÇED raporunda bir benzetim-simülasyon çalışmasının mevcut olmadığı ve 154 kV'luk benzeri hatlarda ölçülen elektrik ve manyetik alan değerlerine de değinilmediği, kıyaslamalar yapılmadığı, türbinlerin ürettiği elektrik enerjisinin taşınarak enterkonnekte sisteme bağlanması için planlanan 154 kV'luk enerji iletim hattı için seçilen güzergahın, en uygun güzergâh olup olmadığını irdeleyebilecek yeterli bilginin, kriterlerin dosyada sunulmadığı ve tespiti için kapsamlı bir çalışmanın gerektiği, bununla birlikte, uygun olarak nitelendirilebilecek bir güzergâhın bile her hâlükârda, bölgenin ormanlık alan olması nedeniyle, önemli miktarda ağaç tahribatını ortaya çıkabileceği, sonuç olarak, ÇED raporunda; tesisi düşünülen 154 kV'lık hat için, hattın optimum güzergâh olup olmadığına, ağaç tahribatını azaltacak alternatif bir güzergahın olup olmadığına ve başka bir trafo merkezine bağlanılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin sonuç çıkarılabilecek detaylı ve yeterli bilginin mevcut olmadığı, jeoloji ve hidroloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; rüzgâr türbinleri için dolomitlerde açılacak 12 adet çukurun patlatma yoluyla açılacağı, patlatmaların ayda 12 gün yapılacağının belirtildiği, en yakın yerleşimin 1824 m olması nedeniyle zararsız olacağının ve yer altı suyunun yeni kuyu açılmasına kapalı olması nedeniyle oluşabilecek birkaç günlük bulanıklığın da Ergene havzasına kadar kaybolacağı düşünüldüğünde zararsız olacağının öngörüldüğü, bu arada çıkan hafriyatların da hem saha içindeki alanlarda değerlendirileceği ve fazlasının da belediyenin göstereceği atık sahasına döküleceğinin ifade edildiği, ayrıca şev stabilitesi gereken alanların ikiye ayrılarak cep terasları ve seki terasları açılarak şev stabilitesinin sağlanacağının açıklandığı, bu çerçevede alınan önlemlerin bilimsel ve mevzuat açısından uygun olduğu, ... ÇED raporunda jeoloji ve hidrojeoloji bilgilerinin doğru kaynaklardan aktarıldığı ve DSİ verilerinin kullanıldığı, ÇED raporunun yeterli bilimsel veri ile çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterince detay içerdiği, "ÇED Olumlu" kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun düzenlendiği, ÇED raporunun Kırklareli İl Çevre Düzeni Planı ve bu planın plan notları ile aykırılık göstermediği, ülkemizde fosil yakıtların problemleri, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, konvansiyonel yakıtların çevre problemleri nedeniyle yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi gerekçeleriyle jeolojik ve hidrojeolojik yönden uygun olduğu, biyoloji yönünden yapılan değerlendirmede; ... ÇED raporu içeriğinde bazı türlerin korunması gerektiğinin açıkça beyan edildiği, ancak korumaya ilişkin tedbirlerin yeterince irdelenmediği, ÇED raporu genelinde inşaat aşamasında ortaya çıkabilecek toz, gürültü vb. durumlara ilişkin olarak sadece insan yaşamının bulunduğu alana olan uzaklığın değerlendirmeye tabi tutulduğu, ancak hayvan ve bitki yaşamının bu konudan ne şekilde etkileneceği yönünde bir tespit yapılmadığı, rüzgâr türbinlerinin çalışmaları esnasında neden oldukları; ses, elektro manyetik alan, hava akımı, ışıma, titreşim, vb. birçok hususun doğal yaşama etkisinin değerlendirilmediği, bu durumların insan üzerine etkilerine değinildiği, inşaat aşamasında patlayıcı kullanılacağı ve kullanımında dikkat edilmesi gerekli hususların insan faktörü üzerinden değerlendirildiği, ancak patlamaların gerek toprak altında gerek toprak üstünde yaşayan canlılara etkilerinin değerlendirme dışı tutulduğu, detaylı bir şekilde incelenmediği, sonuç itibarıyla projenin yapılması planlanan alanda daha uzun süreli bir şekilde doğal yaşam incelemesinin yapılması gerektiği, bu anlamda ÇED raporunun eksik olduğu görüş ve kanaatine ulaşıldığı, ornitoloji ve yaban hayatı yönünden yapılan değerlendirmede; Elmacık RES proje sahasının dünyanın en önemli süzülerek göç eden kuş göç yolu üzerinde olduğu, bu göç yolunun batı paleartik bölgenin 5 ana göç yolundan birisi olduğu, türbinlerin bulunduğu proje sahasının kuş göç yolu üzerinde olması nedeniyle kuşlar açısından riskli ve yanlış bir bölgede olduğu, dolayısıyla yaban hayatını olumsuz etkilediği, özellikle yarasalar ve kuşlar açısından proje sahasının uygun olmadığının tespit edildiği, dava konusu RES alanı içerisinde yapılan floristik çalışmalar sonucunda projeden etkilenebilecek alanlarda 53 familyaya ait toplam 289 bitki türünün (taxon) tespit edildiği, bu türlerden I'i endemik ve l'i endemik olmayan ancak nadir olan takson bulunduğu, ... proje alanı ve çevresinde çeşitli gözlem ve literatür bilgilerine göre 149 kuş türü yaşadığının tespit edildiği, yapılacak kapsamlı ve uzun süreli gözlem çalışmalarıyla bu sayının artacağının da bilindiği, türbinlerin bulunduğu proje sahasının kuş göç yolu üzerinde olduğu, bu bakımdan kuşlar açısından riskli ve yanlış bir bölgede olduğu, dolayısıyla yaban hayatını olumsuz etkilediği, yarasalar ve kuşlar açısından proje sahasının uygun olmadığı, sonuç olarak çevre mühendisliği, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği, elektrik mühendisliği, biyoloji, ornitoloji ve yaban hayatı uzmanlığı açısından yerinde olmadığı, jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği açısından yerinde olduğu, yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.<br>Bu durumda, dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanılan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde; proje sahasının büyük bir kısmının orman alanına denk geldiği, ormanlık alanlarda yapılacak olan bu tür projelerin söz konusu alan ve yakınında bulunan diğer projelerle birlikte çevreye etkisinin değerlendirilmesi gerektiği, ormanlık alanlarda meydana gelecek tahribatların geri dönülemez hale geleceği ya da eski hale getirmenin çok uzun yıllar alacağı, raporda yer verilen verilerde belirtilen ağaç kesimi nedeniyle oluşacak olan tahribattan çok daha fazla ağaç kesilmesi gerektiği, yaban hayatı açısından proje sahasının beş göç yolundan biri üzerinde bulunması nedeniyle özellikle yarasalar ve kuşlar açısından proje sahasının uygun olmadığı anlaşıldığından, tüm bu tespit ve gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu projenin çevreye olumsuz etkilerinin çevre etki değerlendirmesi raporunda belirtilen değerlerden çok daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığı, nitekim ÇED raporunda, projenin arıcılık üzerindeki etkilerinin incelendiği ve olumsuz bir etkiye sebep olmayacağının belirlendiği, aynı şekilde projenin kuşlar ve yarasalar üzerindeki etkileri ile alınması gereken önlemler ile ilgili çalışmalar yapılarak, ornitolojik değerlendirme ve izleme raporu ile yarasa izleme ve değerlendirme raporunun hazırlandığı, bu raporların incelenmesi neticesinde Doğa ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce projenin yapılmasının uygun bulunduğu, ÇED sürecinin mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütüldüğü, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br> 2- Davalı yanında müdahil tarafından, uzmanlık alanları itibarıyla bilirkişi seçiminin uygun olmadığı, bilirkişi raporunda ornitolog ve yaban hayatı uzmanı olarak imzası bulunan Prof. Dr. ...'nun orman mühendisi olduğu, söz konusu uzmanın biyoloji eğitimi almadığı, ancak yarasalara, flora ve faunaya ilişkin kesin yargılar içeren değerlendirmelerde bulunduğu, ayrıca değerlendirmelerin genel nitelikte olduğu, projeye özgü olmadığı, aynı şekilde bilirkişi heyetinde çevre mühendisliği yönünden değerlendirme yapan Prof. Dr. ...'ın lisans ve yüksek lisans eğitimini inşaat mühendisliği alanında tamamladığı, dolayısıyla aslında inşaat mühendisi olduğu, doktora eğitimini ise atıksu arıtımı üzerine tamamladığı, halen çevre mühendisliği bölümünde görev yapıyor olsa dahi, bu durumun "seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması" yönündeki bozma kararına aykırılık teşkil ettiği, diğer taraftan ziraat mühendisi olarak bilirkişi heyetinde yer alan kişi alanında uzman olsa dahi, ÇED raporunun ekinde yer alan arıcılık raporu hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadığı, üstelik proje alanında ne tabiat parkı, ne de yaban hayatı geliştirme sahasının bulunduğu, alanı itibarıyla uzman olan orman mühendisi ise değerlendirmelerini enerji nakil hatlarını (ENH) dikkate alarak yaptığı, oysaki ENH'lerin ayrı projelendirilerek ÇED süreci işletileceği, biyolog olan bilirkişinin ise mesleki deneyimlerinin sağlık konusunda olduğu, diğer taraftan, bilirkişilerce projenin hiçbir çevresel etkisinin olmaması beklentisi ile değil, muhtemel çevresel etkilerine karşı ÇED raporunda alınan önlemlerin yeterli olup olmayacağı hususu yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, çevre mühendisinin eleştirilerine yönelik olarak; derelerin proje alanına mesafeleri ve projeden olumsuz etkilenmemesi için gerekli tüm önlemlere ÇED raporunda yer verildiği, söz konusu önlemlerle birlikte derelerin olumsuz etkileneceğinden söz edilemeyeceği, proje alanına en yakın konutun 1.824 mesafede olduğu ve inşai faaliyetler sırasında oluşacak gürültü en kötü hal senaryosuna göre bütün makine ve ekipmanın tek bir noktada çalışacağı hesabıyla 36,1 dbA olarak hesaplandığı, bu haliyle mevzuattaki sınır değerleri sağladığı, kaldı ki projenin inşaat aşamasında bütün makine ve ekipmanların aynı noktada çalışma durumunun söz konusu olmadığı, planlanan türbinler mümkün olduğunca açıklık alanlarda konumlandırıldığı, yüksek miktarda ağaç kesimi olmayacağı, projenin işletme aşamasında orman alanlarına olabilecek etki olarak yalnızca yangın etkisi gösterilebileceği ve buna karşı da gerekli tedbirlerin alındığı, orman mühendisinin eleştirilerine yönelik olarak; proje kapsamında mevcut yollarda revizyonların yapılacağı ve yeni yolların açılacağı, söz konusu yolların kamuya açık olacağı, Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 579,85 ha'lık alan üzerinden değerlendirme yapıldığı ve ÇED inceleme değerlendirme raporunda projenin ormanlar ve ormancılık çalışmaları üzerinde olumsuz etkisinin olmayacağının belirtildiği, ayrıca ENH'lerin güzergah belirlemesi, ... Elektrik İletim A.Ş. tarafından belirlendiği, ÇED süreçlerinin ayrı yürütüldüğü, bu nedenle ENH'ye ÇED raporunda yer verilmediği, teraslama konusu bilirkişilerin uzmanlık alanı dışında olduğu, ÇED raporunda silt tutucu uygulamasının proje alanı için doğrudan bir uygulama olarak önerilmediği, ayrıca "izleme" başlığı altında verilen başlıkların ilgili kurum tarafından verildiği, buna göre genel ve matbu bilgilerin yer aldığı, ziraat mühendisinin eleştirilerine yönelik olarak; projenin arıcılık ve polinatörler üzerine etkilerinin değerlendirildiği ve söz konusu raporun ÇED raporunun ekinde yer aldığı, söz konusu projenin arıcılık üzerinde telafi edilemeyecek bir etkisinin bulunmadığı, bilirkişi raporundaki tespitin aksine proje alanı ve yakın çevresinde herhangi bir koruma statüsü bulunan alan bulunmadığı, bilirkişi raporunda orman dokusunun seyrek olduğu yerlerin hayvan otlatmak için kullanılması nedeniyle otlatılan hayvanlara projenin etkisi ile tozumanın insanlar üzerindeki etkisinin ÇED raporunda değerlendirilmediği ileri sürülmüş ise de, proje alanında mera alanının bulunmadığı ve tozumaya karşı ÇED raporunda önlemlere yer verildiği, elektrik mühendisinin eleştirilerine yönelik olarak; ENH'nin dava konusu kararın dayanağı ÇED raporunun konusunun olmadığı, diğer taraftan, söz konusu projenin yayacağı elektromanyetik radyasyon ve çevrede oluşturacağı elektromanyetik kirlilik değerlendirilerek türbinlerin kurulacağı noktalarda ortamın incelenerek ölçüm yapıldığı ve ölçümü yapılarak faaliyette olan benzer güçlerde çalışan RES istasyonlarının ölçüm değerleri ile karşılaştırılarak "İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyonun Olumsuz Etkilerinden Çevre ve Halkın Sağlığının Korunmasına Yönelik Alınması Gereken Tedbirlere İlişkin Yönetmelik"e uygun bir rapor hazırlandığı ve sonuç değerlerin limitlerin çok altında kaldığının belirtildiği, bilirkişi raporunda belirtilen elektromanyetik alanların "özgül soğrulma" oranı olarak tanımlanan "SAR" etkisinin söz konusu RES projesi bakımından bahsedilemeyeceği, SAR etkisinin yüksek frekanslı elektromanyetik alanların biyolojik etkisini belirlemek için kullanıldığı, biyoloğun eleştirilerine yönelik olarak; türbinler nedeniyle 200 adet ağaç kesiminin planlandığı, bu değerin bilirkişinin görüşünün aksine mevcut oksijen miktarında kayda değer bir olumsuzluk yaratmayacağı, flora ve fauna türlerine ilişkin tespitler ile projenin inşaat ve işletme aşamalarında flora ve fauna üzerinde muhtemel etkilerine karşı alınması gereken önlemlere ÇED raporunun ekinde yer alan ekosistem değerlendirme raporunda yer verildiği, ayrıca arı ölümlerinin türbinlerden kaynaklandığına dair bilimsel bir literatürün bulunmadığı, ornitoloğun eleştirilerine yönelik olarak; habitat bütünlüğünün bozulmasının hayvan popülasyonunu azalttığı yönündeki tespitinin gerçeği yansıtmadığı, bilirkişinin Almanya'daki RES projesini ele alarak yarasalar üzerindeki etkilerinin kıyas yaparak değerlendirme yapmasının uygun olmadığı, nitekim Almanya'daki RES proje alanı ile proje alanının aynı coğrafi koşullara sahip olmadığı, bilirkişinin RES projesinde ölümleri artıran faktörlere yönelik tespitinin Amerika'da deniz seviyesinden 380-594 m yükseklikte bulunan bir kanyondaki RES'te yapılan çalışmaya ait olduğu, bilirkişinin tür özelindeki değerlendirmelerinin eksik ve yanıltıcı olduğu ve ayrıca literatür araştırmalarının da yapıldığı, "Yıldız Dağlarının Florası" başlıklı çalışmada yer alan bazı endemik türlerin, arazi çalışması sırasında proje alanında bulunmadığının görüldüğü, proje alanında tespit edilen endemik türlere yönelik koruma yöntemleri ise ekosistem değerlendirme raporunda yer aldığı, kuş gözlemci ve fotoğrafçıları ile bilirkişinin kendi gözlemlerine göre süzülen kuşların proje alanı üzerinden geçtiği, dolayısıyla proje alanının kuş göç yolu üzerinde bulunduğu değerlendirmesinin hiçbir kaynağa dayanmadığı, nitekim proje kapsamında 2018 yılının ilkbahar döneminde 15 günlük ornitolojik izleme çalışmalarının yapıldığı ve türbinlerin kanat payları düşünülerek türbinler arasındaki mesafenin 431 m olarak planlandığı, bu mesafenin kuş geçişleri bakımından uygun olduğunun değerlendirildiği, dolayısıyla türlerin yayılışı ve göçleri açısından olumsuz bir etkinin beklenmediği, bilirkişi raporunda sıklıkla kullanılan habitat parçalanması durumunun dava konusu proje sahasında söz konusu olmadığı, olsa olsa kısmi habitat kayıplarından söz edilebileceği ve bu durumda da ele alınması gerekenin kaybolan habitatlarda yaşayan hayvanların veya bitkilerin yakınlardaki benzer habitatlarda varlıklarını sürdürüp sürdüremeyecekleri ve kısıtlı da olsa proje alanını kullanıp kullanamayacakları hususu olup, söz konusu hususların ekosistem değerlendirme raporunda değerlendirildiği, literatüre göre Kırklareli İlinde 25 yarasa türü tespit edilmiş iken, ÇED raporunda proje alanında 4 yarasa türünün tespit edildiğinin belirtilmesinin sebebi, yarasaların yoğunluğu, beslendikleri böcek türüne göre değiştiği, dolayısıyla ortamda böcek olmadığı takdirde yarasaların beslenebilmek için benzer habitatlara gideceği, bu nedenle yarasaların bir habitatta bulunmaları saatlik ve günlük olarak değişebildiği, bilirkişinin 2 saatlik keşifteki gözleminin aksine, 15 günlük arazi çalışmasında kuş türü, sayısı, geçiş zamanları, uçuş yükseklikleri, uçuş yönleri, proje sahası içi ve dışından geçmelerinin kaydedildiği, dolayısıyla bilirkişi raporunda proje alanında olduğu belirtilen 91 kuş türüne ait yuvanın 1 günlük çalışmayla tespitinin mümkün olmadığı, dolayısıyla bilirkişinin bu tespitinin literatür bilgisine dayandığı ancak bunun da gerçeği yansıtmadığı, nitekim bilirkişinin tespitine göre proje alanında su kuşlarına ait yuvaların bulunduğunun belirtildiği, ancak proje sahası ve yakın çevresinde su kuşlarını cezbedecek büyük sulak alanların bulunmadığı, alana belirli mesafede baraj gölleri yer almakla birlikte, bu göller de su kuşlarının yer almadığı, bu örnekten hareketle bilirkişinin tespitinin gerçeği yansıtmadığı, ÇED raporunun ekinde yer alan ornitolojik izleme ve değerlendirme raporunda proje alanında nesli küresel ölçekte hassas olan kuşlar, süzülerek ve kanat çırparak göç eden kuşlar için önlem ve önerilere yer verildiği, sonuç olarak eksik ve yetersiz incelemeye dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu ÇED Olumlu kararının iptali yolundaki Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davalı yanında müdahil tarafından, Kırklareli İli, Merkez İlçesi, ..., ... ve ... Köyleri ile Kofçay İlçesi, Taştepe, ..., ... ve ... Köyleri mevkiinde revize sonrası 76 MWm/70 MWe kurulu gücünde 19 adet türbinden oluşan Elmacık Rüzgar Enerjisi Santralinin planlanması üzerine, ÇED raporu hazırlanarak davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumların görüşleri neticesinde, davalı idare tarafından söz konusu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiştir.<br> Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. <br> 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.<br>Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir. <br>Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; çevre mühendisliği bölümü inşaat fakültesi öğretim üyesi ile orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, elektrik mühendisi, biyolog ve ornitolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, çevre mühendisliği bu konudaki ana uzmanlık dalı olduğundan, seçilen bilirkişi heyetinde temel uzmanlık alanı çevre mühendisliği olan bir bilirkişiye yer verilmesi gerekmekte olup, bilirkişi heyetinde yer alan Prof. Dr. ...'ın çevre mühendisliği bölümü inşaat fakültesi öğretim üyesi olduğu, lisans ve yüksek lisans eğitimini inşaat mühendisliği alanında tamamladığı, doktorasını çevre alanında yapmış olsa dahi, doktora tezinin konusunun "yukarı akışlı anaerobik reaktörlerde arıtma ve ölü bölge oluşumunun incelenmesi" olduğu, dolayısıyla dava konusu projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi, anılan bilirkişinin uzmanlık alanı olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Diğer taraftan, seçilen bilirkişilerin kendi uzmanlık alanlarının dışında da (örneğin projenin orman ve ormancılık faaliyetleri üzerindeki muhtemel etkilerine yönelik) değerlendirme yapıldığı görüldüğü gibi, her bir bilirkişinin uzmanlık alanlarında dahi (örneğin ve özellikle proje alanının kuş göç yolu üzerinde olup olmaması, projenin flora ve fauna üzerindeki muhtemel etkilerine yönelik alınması gerekli tedbirlerin yeterli olup olmaması, enerji nakil hatlarının ayrıca projelendirilecek olması, projenin orman üzerindeki etkileri gibi yönlerden) yapılan değerlendirmelere yönelik davalı idare ile davalı yanında müdahilin itirazlarının da açıklığa kavuşturulması ve ÇED raporunda eksik olarak tespit edilen hususların bulunması durumunda, bu hususların ÇED raporunun tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların iddiaları ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek çevre mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, elektrik mühendisi, hidrojeoloji mühendisi ve ornitologtan oluşan uzmanlar olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz istemlerinin kabulüne,<br> 2. Temyize konu Edirne İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY (X) : <br>Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle proje sahasının büyük bir kısmının orman alanına denk geldiği, ormanlık alanlarda yapılacak olan bu tür projelerin söz konusu alan ve yakınında bulunan diğer projelerle birlikte çevreye etkisinin değerlendirilmesi gerektiği, ormanlık alanlarda meydana gelecek tahribatların geri dönülemez hale geleceği ya da eski hale getirmenin çok uzun yıllar alacağı, raporda yer verilen verilerde belirtilen ağaç kesimi nedeniyle oluşacak olan tahribattan çok daha fazla ağaç kesilmesi gerektiği, yaban hayatı açısından proje sahasının beş göç yolundan biri üzerinde bulunması nedeniyle özellikle yarasalar ve kuşlar açısından proje sahasının uygun olmadığı anlaşıldığından, tüm bu tespit ve gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu projenin çevreye olumsuz etkilerinin çevre etki değerlendirmesi raporunda belirtilen değerlerden çok daha fazla olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, enerji nakil hatlarının dava konusu projeden ayrı projelendirileceği, projenin flora ve fauna üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerine yönelik ekosistem değerlendirme raporunun hazırlandığı, arıcılık ve polinatörler üzerine etkilerinin ise ayrıca değerlendirilerek ÇED raporunda yer verildiği, atıkların yönetimi ile gürültü seviyesinin mevzuata uygun olduğu dikkate alındığında, bilirkişilerin tespitlerinin soyut nitelikte olduğu, ÇED raporunda öngörülen tedbirlerin alınmasıyla projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeylerde kalacağı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>

resim