<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/2977 E. , 2023/7048 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C. <br>D A N I Ş T A Y <br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/2977 <br>Karar No : 2023/7048 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : I- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. … <br> II- … Belediye Başkanlığı/ … <br>VEKİLİ : Av. … <br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Kooperatifi <br>VEKİLİ : Av. … <br> <br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 05.07.2018 tarihli ve E.2016/235, K.2018/6456 sayılı bozma kararına uyularak, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava konusu istem: Bursa ili, Yıldırım ilçesi, … Mahallesi, eski … ada, ... parsel, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlar için düzenlenen 29.07.1998 tarihli yapı ruhsatı ve dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptal edilmesi ve devam eden yıllarda maliklerin ruhsat talepleri ile kooperatifçe yapılan 20.02.2014 tarihli yapı ruhsatı talebinin zımnen reddedilmesi sonrasında uğranıldığı ileri sürülen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL (ıslah sonrası 1.989.452,52 TL) maddi zararın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararında; davacının süregelen bir zararının oluştuğu ve en son 20.02.2014 tarihinde yapı ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine zarar tespiti yaptırılmasından sonra açılan davanın süresinde olduğunun belirtildiği, harcamaların 1998 yılı içerisinde yapıldığı, zararın tazmini istemiyle bakılan davanın ise 17.10.2014 tarihinde açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, 11.03.2021 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda tespit olunan 128.253.760.200 TL zararın enflasyon, altın ve döviz fiyatlarındaki artışlar ile işçi ve memur maaşlarındaki ücret artışları gibi ekonomik veriler kullanılarak bulunan ortalama değerinin alınması sonucunda 10.11.2021 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda tespit edilen dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin 1.985.478,71 TL olduğu, hukuka aykırı imar planını kabul ederek onaylayan ve ruhsat veren davalı idarelerin olayda hizmet kusuru bulunduğu, davacının uğradığı 1.985.478,71 TL zararın müştereken ve müteselsilen davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davacının 1.989.452,52 TL maddi tazminat isteminin 1.985.478,71 TL'lik kısmının kabulüne, 1.985.478,71 TL maddi tazminatın; 100.000,00 TL'lik kısmının davanın açıldığı 17.10.2014 tarihinden, kalan 1.885.478,71 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği 06.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, 3.973,81 TL ile bu kısma ilişkin faiz taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davalı … Belediye Başkanlığı tarafından; Uyuşmazlık konusu taşınmazlar üzerindeki inşai faaliyetlerin mahkeme kararı doğrultusunda ... tarih ve ... sayılı işlemle durdurulduğu, davacının zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl her halükarda beş yıl içinde idareye başvurması ve bu başvurunun reddi halinde yasal süresi içerisinde bakılan davayı açması gerektiği, davacının zararı 17.10.2014 tarihinde öğrendiği kabul edileceğinden tazminat talebine konu davayı en geç 05.11.2003 tarihinde açması gerektiği, davacı kooperatifin yapı ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı 20.02.2014 tarihli başvurunun 22.04.2014 tarihinde zımnen reddedildiği, bu durumda dahi altmış günlük dava açma süresinin geçtiği, davacının zarar ettiğini iddia ettiği tarihin idarenin 05.11.1998 tarihli işlemi ile gerçekleştiği, süregelen zararın bulunmadığı, Belediyece sadece mahkeme kararının gereğinin yerine getirildiği, söz konusu imar planının iptal edilmesinde belediyenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde sadece zararını ve yasal faizini talep ettiği, zararı kabul anlamına gelmemekle birlikte taleple bağlılık ilkesi gereği tespit edilen zarar bedeline yasal faiz işletilmesi yerine alacağın güncellenmesinin yasal dayanağının bulunmadığı, faturaya dayalı alacağın gayrimenkul gibi zaman içerisinde ekonomik olarak değer farklılığı gösteren bir alacak türü olmadığı, dava tarihine göre zararın güncellemesinin hatalı olduğu, davacının ancak temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği, yıllar sonra dava açmasının külfetinin idareye yüklenemeyeceği, bilirkişi raporunda hesaplanan zararı kabul etmedikleri, faturalandırılmayan alacakların ve emlak vergisi ödemelerinin hesaplamada dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğu, davacı kooperatifin eser sözleşmesinden kaynaklanan zararının tazminini talep ettiği, bu tür alacak davalarının beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bir an için zamanaşımının genel zamanaşımı süresi olan on yıllık süreye tabi olduğu düşünülse bile davaya konu fatura bedellerinin 1998 yılında ödendiği göz önüne alındığında her halükarda bu sürenin de geçtiği, zamanaşımı itirazları değerlendirilmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br> <br>Davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; Davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu işlemde büyükşehir belediyesinin onay makamı olduğu, davalı sıfatı taşımadığı, davacı tarafından idareye yapılmış herhangi bir başvuru bulunmadığı, yönetsel başvuru yolları tüketilmeden bakılan davanın açıldığı, yapı ruhsatının mahkeme kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle uğranılan zararda idarenin tazmin sorumluluğu bulunmadığı, zamanaşımına ilişkin itirazları değerlendirilmeksizin mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br> <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına karşı davalı Yıldırım Belediye Başkanlığı'nca karar düzeltme kanun yoluna başvurulmadığından anılan idare bakımından kararın kesinleştiği, bu nedenle idarenin zamanaşımına ve kusura yönelik itirazlarının hukuki dayanağının bulunmadığı, onaylı mimari projeye göre yapı ruhsatı verilen ve yüklenici firma tarafından temel atılarak kaba inşaat seviyesine getirilen kooperatif inşaatına ait yapı ruhsatının sonrasında yargı kararı ile iptaline karar verildiği, iptal kararından sonra anılan yere yeniden yapı ruhsatı verilmesi için arsa sahiplerince yıllara sari şekilde birçok kez başvuru yapılmasına rağmen sonuç alınamadığı, tazminat taleplerinin idari başvurudan kaynaklandığı, yargı kararı üzerine yapımı durdurulan inşaatın yıktırılması için idarece işlem tesis edilmediği, dolayısıyla süregelen bir zararlarının oluştuğu, başvurular sonucu yapı ruhsatı verilmiş olsaydı zararlarının doğması mümkün olmadığından en son 20.02.2014 tarihinde yapı ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine zarar tespiti yaptırarak davalı idareden tespit edilen bu zararın tazminini istedikleri, bu başvurunun da reddi üzerine altmış günlük süre içerisinde bakılan davayı açtıkları, yapı ruhsatı alabilmek için davalı Yıldırım Belediye Başkanlığı'na gayrimenkul bağışladıkları, gerekli plan değişikliği yaparak yeniden yapı ruhsatı verilmesini sağlamayan, çözüm üretmeyen, kusuru nedeniyle zararın oluşmasına ve mağduriyetine sebebiyet veren davalıların zararın tazmininden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalıların hükme esas alınan bilirkişi raporuna, zararın hesaplanma yöntem ve miktarına ilişkin itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, mahkemece hükmedilen tazminat miktarının günümüzde söz konusu kooperatif inşaatının proje maliyetini dahi karşılamadığı, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. <br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı düzenlenmiştir. <br> Aynı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açılabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresi işlemeyeceği; ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükmüne yer verilmiştir. <br> Uyuşmazlıkta, davacı kooperatif tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararın 29.07.1998 tarihli yapı ruhsatı ve dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptal edilmesi ile kooperatifçe yapılan 20.02.2014 tarihli ruhsat talebinin zımnen reddedilmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusu parseller dahil bir kısım parseller için verilen yapı ruhsatlarının ve bu ruhsatların dayanağı Yıldırım Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yürütülmesinin durdurulmasına dair ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… sayılı kararı üzerine davacı kooperatife ait yapıların mühürlenerek inşaatın durdurulduğu 09.11.1998 tarihinden itibaren altmış gün içinde doğrudan veya 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye yapılacak başvurunun reddi üzerine <br> <br>dava açılması gerekirken; bu süreler geçirildikten sonra dava açma süresini canlandırıcı mahiyette olmayan 08.08.2014 tarihli başvurunun reddi üzerine 17.10.2014 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, uyuşmazlık esasının incelenmesi suretiyle İdare Mahkemesince verilen kararın temyiz edilen kabule ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Uyuşmazlık konusu taşınmazların malikleri ile davacı kooperatif arasında Bursa 10. Noterliği'nin … tarih ve … yevmiye sayılı ''Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ve bu sözleşmeye istinaden davacı kooperatif ile müteahhit firma arasında 23.07.1998 tarihli konut inşaasına ilişkin sözleşme imzalanmış, müteahhit firma tarafından … tarih ve … sayılı yapı ruhsatı alınarak konut inşaatına başlanmıştır. <br> Uyuşmazlık konusu parseller dahil bir kısım parseller için verilen yapı ruhsatlarının ve bu ruhsatların dayanağı Yıldırım Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… sayılı kararı ile; dava konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, devamında ise … tarih ve K:… sayılı karar ile iptali yolunda verilen karar, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 09.04.2001 tarih ve E:2000/1435, K:2001/1766 sayılı kararıyla onanmıştır. <br> Söz konusu yürütmenin durdurulması kararı üzerine, Yıldırım Belediye Başkanlığı İmar İşleri Müdürlüğü Yapı Takip ve Kontrol Bürosu görevlilerince … tarih ve … sayılı "yapı seviye tespit tutanağı" düzenlenerek uyuşmazlık konusu parseller üzerindeki yapılar mühürlenerek inşaat durdurulmuş, bu durum mıntıka mühendisi ... ve fenni mesul imzasına tebliğ edilmiştir. Ancak daha sonra yapılan kontrollerde anılan parseller üzerinde inşaata devam edildiğinin görülmesi üzerine 22.02.1999 tarihinde düzenlenen tutanak ile yapılar yeniden mühürlenerek inşaat durdurulmuş, tutanağın bir sureti Mollaarap muhtarlığına bırakılmış ayrıca bu durum Yıldırım Belediye Başkanlığı İmar İşleri Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısı ile parsel maliki "..."a bildirilmiştir. <br> Devamında, davacı kooperatif tarafından parsellerin son durumunun bildirilmesi ve bu parsellere yönelik yeniden yapı ruhsatı verilmesi istemiyle 20.02.2014 tarihinde Yıldırım Belediye Başkanlığı'na yapılan başvuruya cevap verilmemesi üzerine bu kez 12.05.2014 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:… Değişik İş, K:… sayılı dosyasında; 29.07.1998 tarihli yapı ruhsatı ve dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının İdare Mahkemesince iptaline karar verilmesi nedeniyle uğradığı ileri sürülen zararın tespiti amacıyla kooperatif inşaatlarının seviyesinin tespiti ve tespit tarihi itibariyle piyasa rayiç bedellerinin belirlenmesi istenilmiştir. Bu dosyada mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi <br> <br>incelemesi sonucunda hazırlanan 15.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 1.032,992 TL'nin tarafına ödenmesi istemiyle 08.08.2014 tarihinde Yıldırım Belediye Başkanlığı'na davacı tarafından yapılan başvurunun reddi üzerine de uğradığı ileri sürülen toplam 1.032,992 TL zararın fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'sinin faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir. <br> 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Yapı Ruhsatiyesi" başlıklı 21. maddesinde "Bu Kanun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğu", 22. maddesinde, "Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. <br> Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. <br> Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.", 32. maddesinde ise, "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." hükümleri yer almaktadır. <br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşir ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açar. <br> <br> Zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olmaları durumunda kusur oranlaması yapılmak suretiyle, zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesi, sorumluluk ve tazminat hukukunun en temel prensiplerindendir. <br> <br> Davacı kooperatif tarafından, 29.07.1998 tarihli yapı ruhsatı ve dayanağı uygulama imar planının İdare Mahkemesince iptaline karar verilmesi nedeniyle uğradığı ileri sürülen zararın tespiti amacıyla kooperatif inşaatlarının seviyesinin tespiti ve tespit tarihi itibariyle piyasa rayiç bedellerinin belirlenmesi istemiyle 12.05.2014 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesine yapılan başvuru sonrası E:… Değişik İş, K:… sayılı dosyada mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 15.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda; tespite konu tamamlanmamış konut yapı kooperatifi inşaatı seviyesinin %3,67, yapılan imalat ve işçiliğin 2014 piyasa rayiçlerine göre parasal tutarının 715.214 TL, proje bedelinin 317.752 TL, imalat işçilik ve proje dahil tutarın 1.032,992 TL olduğu yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiş, davacı tarafından tespit edilen bu tutar esas alınarak bakılan dava açılmıştır. <br> Daha sonra İdare Mahkemesince dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan ve 11.03.2021 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; davacının inşaat, proje ve ruhsat giderleri olmak üzere 16 adet belge ile toplam 88.777.571.711 TL tutarlı harcamayı fatura ve gider belgesi ile belgelendirdiği, ödeme belgelerine göre (20 adet fatura, makbuz, dekont) toplam 128.253.760.200 TL tutarında ödeme gerçekleştirdiği, avans şeklinde yapılan (emlak vergileri dahil) 39.476.188.489 TL ödemenin faturalandırılmadığı, fatura ve gider belgeleriyle belgelendirilen ödeme tutarının 88.777.571.711 TL, faturalandırılmayan avans ödemelerinin de zarar olarak kabul edilmesi halinde ise toplam ödeme tutarının 128.253.760.200 TL olduğu yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiş, söz konusu bilirkişi raporunda tespit olunan ödeme tutarının, dava tarihindeki değerinin saptanması amacıyla alınan ve 10.11.2021 tarihinde dosyaya sunulan ek bilirkişi raporunda ise; enflasyon, altın, döviz fiyatlarında ve işçi ile memur maaşlarındaki artışlar gibi ekonomik veriler kullanılarak bulunan miktarın ortalama değerinin alınması sonucunda 128.253.760.200 TL'nin dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin 1.985.478,71 TL olacağı yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiş, İdare Mahkemesince anılan raporlarda hesaplanan güncellenmiş zarar miktarı hükme esas alınarak temyize konu karar verilmiştir. <br> Olayda, uyuşmazlık konusu parseller için 29.07.1998 tarihli yapı ruhsatı alınarak inşaata başlanıldığı, bu ruhsat ve dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:.. sayılı kararı ile dava konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine 09.11.1998 tarihinde anılan yapıların mühürlenerek inşaatın durdurulduğu, daha sonra inşaata devam edildiğinin tespit edilmesi üzerine 22.02.1999 tarihinde yapıların mühürlenerek inşaatın yeniden durdurulduğu görülmüştür. <br> Anayasa Mahkemesi'nin 18.06.2020 tarih ve 2016/14352 Başvuru numaralı kararında; ...somut olayda verilen -geçici de olsa- yürütmenin durdurulması kararının, dava konusu işlemin sonradan iptal edilebileceğini öngörülebilir hale getirdiğini kabul etmek gerekecektir. <br> <br> Dolayısıyla ruhsatın iptal edilebileceği başvurucu tarafından öngörülebilir bir hale gelmesine rağmen inşaata devam edilmesi karşısında başvurucunun kendi kusurundan doğan ve artan zararının karşılanmamasında başvurucuya şahsi olarak aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemiştir...'' ifadelerine yer verilmiştir. <br> Bu itibarla, yapı ruhsatının yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine ruhsatsız duruma düşen yapı nedeniyle, ilgilinin açık hatası, hilesi veya kusuru ile tesis edilmemiş olması kaydıyla hukuka aykırılığı saptanan yapı ruhsatının yürürlüğünü sürdürdüğü zaman içerisinde ilgilisi bakımından geçmişe dönük olarak sağladığı subjektif hakların parasal karşılığının idarece tazmini gerektiğinden, davacının da anılan işlem nedeniyle uğradığı zararların hizmet kusuru bulunan (yapı ruhsatını veren) ilçe belediyesince tazmini gerektiği ancak idarenin söz konusu tazmin sorumluluğunun; yapı ruhsatının alındığı 29.07.1998 tarihinden yürütmenin durdurulmasına dair karar üzerine yapının mühürlendiği 09.11.1998 tarihine kadar geçen sürede davacı kooperatifin bu inşaat nedeniyle uğradığı zararları kapsadığı, yapı mühürlendikten sonra inşaata devam edilen sürede uğranılan zararları kapsamadığı açıktır. <br> Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda yalnızca kooperatif inşaatının hali hazır durumunun tespit edildiği, inşaat mühürlendikten sonra inşasına devam edilen kısmın ne kadar olduğunun belirlenmediği, dolayısıyla yapılan maliyet hesaplamasına bu kısmın da dahil edildiği, İdare Mahkemesi dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda ise; yapının inşaat, proje ve ruhsat giderleri olarak dosyaya sunulan fatura, makbuz, dekont tutarları dikkate alınarak faturalandırılan ve faturalandırılmayan giderlerin ayrı ayrı hesaplandığı, ancak "hak ediş" durumu tespit edilmeksizin yapının mühürlendiği 09.11.1998 tarihinden sonra düzenlenen faturaların da "faturalı giderler" olarak hesaplamaya dahil edildiği, İdare Mahkemesince faturalandırılan ve faturalandırılmayan giderlerin (avans ödemelerinin) toplamının zarar hesabında dikkate alınarak karar verildiği görülmüştür. <br> Bu durumda, 09.11.1998 tarih ve 904 sayılı "yapı seviye tespit tutanağı" ve 22.02.1999 tarihli tutanak göz önünde bulundurularak, 09.11.1998 tarihi itibariyle kooperatif inşaatının seviyesinin ve yalnızca 29.07.1998 - 09.11.1998 tarihleri arasında anılan yapıların inşası için kooperatif tarafından yapılan harcamaların zararın tespitinde esas alınması, faturalandırılmayan giderler ile inşaat maliyetinden bağımsız bir gider olan emlak vergilerinin bu hesaplamaya dahil edilmemesi, faturalandırılan giderlerin ise ancak "hak edişi" yapının mühürlendiği 09.11.1998 tarihinden önce doğanların zarar hesabında dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmış, aksi yönde yapılan hesaplama ile tespit edilen zarar miktarı doğrultusunda İdare Mahkemesince hükmedilen tazminat tutarında ve tespit edilecek zarar miktarına yasal faiz işletilerek ödenmesine karar verilmesi gerekirken, dava tarihi itibarıyla güncel değerinin hesaplatılması suretiyle verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamıştır. <br> Öte yandan, düzenleyici işlem olan imar planında öngörülen yapılaşma kararları ancak imar mevzuatına göre yapı ruhsatına konu olması ve buna uygun olarak inşa edilmesi halinde kazanılmış hakka konu olabileceğinden ve davacının tazminat isteminin kaynağı da "ilçe belediyesine yeniden yapı ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem" olduğundan, anılan işlem nedeniyle oluşan zararın yapı ruhsatını veren ilçe belediyesince tazmini gerekmekte, zarar ile davalı büyükşehir belediyesi arasında illiyet bağı <br> <br>bulunmamaktadır. <br> Bu itibarla, davacının 1.989.452,52 TL maddi tazminat isteminin 1.985.478,71 TL'lik kısmının kabulüne, 1.985.478,71 TL maddi tazminatın, 100.000,00 TL'lik kısmının davanın açıldığı 17.10.2014 tarihinden, kalan 1.885.478,71 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçenin davalılara tebliğ edildiği 06.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, 3.973,81 TL ile bu kısma ilişkin faiz taleplerinin ise reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen kabule ilişkin kısmında isabet bulunmamaktadır. <br> <br>KARAR SONUCU : <br> Açıklanan nedenlerle; <br>1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz isteminin kabulüne, <br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle, davacının 1.989.452,52 TL maddi tazminat isteminin 1.985.478,71 TL'lik kısmının kabulüne, 1.985.478,71 TL maddi tazminatın, 100.000,00 TL'lik kısmının davanın açıldığı 17.10.2014 tarihinden, kalan 1.885.478,71 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçenin davalılara tebliğ edildiği 06.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, 3.973,81 TL ile bu kısma ilişkin faiz taleplerinin ise reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edilen kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA, <br>3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, <br>4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 02/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
resim