<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/2943 E.  ,  2023/4413 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2020/2943<br>Karar No : 2023/4413 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- ... Sosyal Hizmetler Nakliye İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi <br> VEKİLİ : Av. ... <br> 2- ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem : Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle re'sen tarh edilen tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen 4,5 kat vergi ziyaı cezalı 2016/2 ila 10 ve 12 dönemleri katma değer vergileri ile örtülü kazanç dağıtımı üzerinden hesaplanan faiz geliri, genel yönetim gideri reddiyatı ve belgesiz alım kaynaklı olarak tarh edilen tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen 1,5 kat vergi ziyaı cezalı 2016/2 ila 6,9 ve 12 dönemleri katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu tarhiyatlar beş ayrı nedenden kaynaklandığından, her bir nedenin ayrı ayrı ele alınarak, yapılan cezalı tarhiyatın hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, tarhiyat nedenlerinden ilkinin, kasa hesabında yüksek miktarda para tutulduğu, temsilcinin beyanı ve şirketin genel iş hacmine göre 100.000-TL'yi aşan tutarlar için Merkez Bankasınca uygulanan reeskont faizi oranında faiz hesaplanması ve bu şekilde hesaplanan faizden, gerçek kişi ortağın hissesine isabet eden 12.067,29-TL'nin 2016/Aralık dönemi KDV matrahına ilavesi gerektiği yönündeki tespit olduğu, örtülü kazanç dağıtımı nedeniyle şirketler aleyhine tarhiyat yapılabilmesi için 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinin ve örtülü kazanç dağıtımı yapıldığının somut bir şekilde ortaya konulması, örtülü kazanç dağıtan şirketin bu kazancı elde eden gerçek veya tüzel kişiyle birlikte bir ilişkisinin bulunması, bu ilişkiye ilişkin işlemlerin alım, satım, imalat, inşaat, hizmet, kiralama, kiraya verme, ödünç para alma veya verme işlemleri olması ve işlemin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak düşük veya yüksek bedelli veya bedelsiz yapıldığının tespitinin gerekli olduğu, dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin 100-Kasa Hesabında para tuttuğu yüksek tutarlı paralar için faiz geliri hesaplamadığı, konuya ilişkin ifadesine başvurulan kurum temsilcisinin, firmanın günlük ihtiyaçlarını gidermek ve beklenmeyen ödemeleri yapmak amacıyla ihtiyatlılık gereği şirket merkezi ve şantiyelerde kasada günlük olarak nakit 100.000-TL para bulundurduklarını, bu tutarın yaptıkları iş nazara alındığında normal olduğunu, dönemsel olarak bu tutarın üzerine çıkılan zamanlar olduğunu, bu sapmanın nedeninin çoğunlukla firmanın ortağından alınan borçlardan kaynaklandığını ve bu tutarlar için adat faizi hesaplanmadığını beyan ettiği, inceleme elemanınca bu beyan ve şirketin iştigal konusu göz önüne alınarak günlük ortalama 100.000-TL'nin kasada tutulmasının uygun olduğu, bu tutarı aşan kısımların transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 100.000-TL'yi aşan tutarlara Merkez Bankasınca uygulanan reeskont faizi oranında faiz hesaplaması yapılarak 24.627,13-TL tutarındaki faiz gelirinin kayıt ve beyan dışı bırakıldığının hesaplandığı, davacı şirketin %51 hissesinin sahibi şirket yönünden hazine zararının tespit edilemediği, ancak %49 oranındaki hisse sahibi ...'in hissesine isabet eden 12.067,29-TL faiz gelirinin Aralık/2016 dönemi katma değer vergisi matrahına eklendiğinin anlaşıldığı, kendisini oluşturan ortakların kişiliğinden ayrı ve bağımsız bir kişiliğe sahip olan ve temel amacı kâr elde etmek olması gereken davacı ticaret şirketinin, kaynaklarından biri olan parayı belli bir süre başkasının kullanımına bırakması halinde faiz istemesi ve alması gerektiği, olayda, günlük 100.000-TL'nin üzerindeki paraların kasada tutulması ve bunlar için faiz hesaplanmaması, normal ve mutad olmayan, iktisadi ve ticari icaplara uymayan bir durum olup, söz konusu kaynakların faizsiz kredi olarak ortaklara kullandırıldığını gösterdiğinden; davacı şirketin bu şekilde kullandırılan paralar nedeniyle yoksun kaldığı faiz tutarının ilgili dönem katma değer vergisi matrahına eklenmesinde ve bu tutar üzerinden katma değer vergisi hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu tarhiyatın ikinci nedeninin, pasif nitelikli olan ve alacaklı çalışan 331-Ortaklara Borçlar Hesabının borç bakiyesi verdiği, bakiye tutarların tamamının gerçek kişi ortağa ilişkin olduğu, bu tutarlar için faiz işletilmediği, söz konusu hesabın borç bakiyesine Merkez Bankasınca uygulanan reeskont faizi oranında hesaplanan 61.281,71-TL faiz gelirinin 2016/Aralık dönemi KDV matrahına eklenmesi gerektiği yönündeki tespit olduğu, 1 Seri No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'nde, 331-Ortaklara Borçlar Hesabının, işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla ortaklara borçlu bulunduğu tutarların izlendiği hesap olduğu, borcun doğması halinde hesaba alacak, ödenmesi halinde ise borç kaydedileceği düzenlemesine yer verildiği, vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporunun incelenmesinden, 2016 yılı içinde 331-Ortaklara Borçlar Hesabının, tek düzen muhasebe standartlarına aykırı şekilde borç bakiyesi verdiği, konuya ilişkin ifadesine başvurulan kurum temsilcisinin, ortakların firmadan olan alacak ve borçlarını tek bir hesap üzerinden takip etmek amacıyla anılan hesabı borçlandırdıkları, hesabı sıklıkla kullanmalarının nedeninin şirket sermayesinin düşük olmasından dolayı sürekli finansman gereksinimi duymaları olduğu, şirketin finansman ihtiyacının ortaklardan alınan borçlarla karşılandığı, firmanın ortaktan aldığı para karşılığında faiz vermediği gibi ortağına vermiş olduğu para karşılığında da faiz almadığı şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyan ve defter kayıtları uyarınca faiz hesaplanmadığı görülen ve tamamı ortaklardan ... 'e ilişkin borçlanmalardan kaynaklanan anılan hesaptaki bakiye tutarlarına, Merkez Bankasınca uygulanan reeskont faizi oranında hesaplanan 61.281,71-TL faizin 2016/Aralık dönemi KDV matrahına ilave edildiğinin anlaşıldığı, kendisini oluşturan ortakların kişiliğinden ayrı ve bağımsız bir kişiliğe sahip olan ve temel amacı kâr elde etmek olması gereken davacı ticaret şirketinin, kaynaklarından biri olan parayı belli bir süre başkasının kullanımına bırakması halinde faiz istemesi ve alması gerekmekte olup, tek düzen muhasebe standartlarına aykırı şekilde 331-Ortaklara Borçlar Hesabında borç bakiyesi olarak kaydettiği ve ortaklarından ... 'e kullandırdığı paralar nedeniyle davacı şirketin yoksun kaldığı faiz tutarının ilgili dönem katma değer vergisi matrahına eklenmesinde ve bu tutar üzerinden katma değer vergisi hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirket hakkında yapılan tarhiyatın üçüncü nedeninin, şirketin aktifine kayıtlı olmayan taşıtlara ait akaryakıt harcamalarının gider olarak dikkate alındığı, 12.921,93-TL tutarındaki bu akaryakıt giderlerine isabet eden 2.325,90-TL KDV'nin indiriminin reddi gerektiği yönündeki tespit olduğu, olayda, başka kişi ve şirketlere ait muhtelif taşıtlara ilişkin akaryakıt giderlerinin indirim konusu yapıldığı, konuya ilişkin ifadesine başvurulan kurum temsilcisinin, söz konusu taşıtların ortağı oldukları firmaya ait oldukları ve şirketin işleri için kullanıldıklarından dolayı kendileri tarafından giderleştirildiği yönünde beyanda bulunduğu, indirim konusu yapılan taşıtların davacı şirketin işletmesine dahil olmadığında uyuşmazlık bulunmadığı, söz konusu araçların davacı tarafından kiralandığına ilişkin defter ve belgelerde bir kayıt da yer almadığı, bu durumda, kiralama yoluyla edinilmeyen ve işletmeye de dahil olmayan taşıtlara ilişkin yapıldığı halde indirim konusu edilen akaryakıt giderine isabet eden katma değer vergisinin ilgili oldukları dönemlere ait indirilecek katma değer vergisinden çıkartılması suretiyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu tarhiyatın dördüncü nedeninin, ... Med. Ltd. Şti'nden yapılan ve defter kayıtları ile beyanlara yansıtılan mal alışına ilişkin faturanın incelemeye ibraz edilen belgeler arasında yer almadığı, ilgili dönem maliyetleri arasından çıkartılmamış olan bu tutarın maliyet hesaplarından çıkartılması ve bu fatura kaynaklı 285.300-TL KDV'nin de 2016/Eylül dönemi KDV beyannamesinde indirilecek KDV'den çıkartılarak düzeltme yapılması gerektiği yönündeki tespit olduğu, dosyanın incelenmesinden, ... Med. Ltd. Şti'nden alınan, ... tarih ve ... numaralı yevmiye kaydında yer alan 1.585.000-TL tutarındaki mal alışına ait faturanın incelemeye ibraz edilmediği, bu alıma ilişkin Ba bildiriminde bulunulmadığı, olayda, söz konusu faturadan kaynaklı katma değer vergisinin indirilecek katma değer vergisi beyanından çıkartılması suretiyle yapılan tarhiyatta, faturanın iade edilmiş olması ve kurum temsilcisince iade edilen faturanın kayıtlardan çıkartılmasının sehven unutulduğunun beyan edilmiş olması karşısında yasal isabetsizlik görülmediği, davacı hakkında yapılan tarhiyatın beşinci ve son nedenini ise, haklarında sahte belge düzenleme tespiti bulunan ... Baskı Proje İnşaat Mimarlık Mühendislik Dan. Arc. Tur. San. Tic. Ltd. Şti ile ... İnşaat Dekorasyon Eml. Tur. San. Tic. Ltd. Şti'nden alınan faturalardan kaynaklanan toplam 4.785.796,30-TL KDV indiriminin reddi gerektiği yönündeki tespitin oluşturduğu, davacıya eleştiri konusu faturaları düzenleyen firmalar hakkında yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu ile ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporunda yer alan tespitlerin incelenmesinden ise, bu firmalar tarafından davacıya düzenlenen faturaların, gerçek mal/hizmet hareketine dayanmayan, komisyon karşılığında düzenlenmiş sahte belgeler olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatların söz konusu şirketlerden alınan faturalardan kaynaklanan kısmında da hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan, uyuşmazlığın vergi ziyaı cezasının tekerrür uygulanmasından kaynaklanan kısmına ilişkin olarak; olayda, davacıya tebliğ edilen ihbarnamede vergi ziyaı cezasının %50 oranında artırılarak uygulandığı görülmekle birlikte, söz konusu artırımın yasal dayanağı hakkında açıklama yapılmamış olması, bir başka deyişle hangi kanunun hangi maddesine istinaden işlem tesis edildiği hususunda bir kayda yer verilmemesi karşısında davacının savunma hakkının kısıtlanmış olması nedeniyle, dava konusu vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükmü uygulanarak artırılan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı matrahın hesaplanmasında dikkate alınan unsurlardan, kasa hesabında tutulan 100.000,00 TL'yi aşan tutarlara Merkez Bankasınca uygulanan reeskont faizi oranında faiz hesaplanması ve bu şekilde hesaplanan faizden, gerçek kişi ortağın hissesine isabet eden 12.067,29 TL faiz gelirinin 2016/12 dönemi KDV matrahına eklenmesinden kaynaklanan KDV'ne ilişkin kısmı ile şirketin aktifine kayıtlı olmayan taşıtlara ait akaryakıt harcamalarına isabet eden KDV'nin, ... Med. Ltd. Şti.'nce düzenlenerek defter kayıtları ve beyanlarına yansıtıldığı halde belgesi bulunmayan faturaya ve sahte oldukları tespit edilen ... Baskı Proje İnşaat Mimarlık Mühendislik Dan. Arc. Tur. San. Tic. Ltd. Şti ile ... İnşaat Dekorasyon Eml. Tur. San. Tic. Ltd. Şti'nce davacıya düzenlenen faturalara dayalı KDV indirimlerinin kabul edilmemesi sonucu tarh edilen katma değer vergilerine ilişkin kısmı ve bu vergilere isabet eden vergi ziyaı cezalarının bir ve üç katı tutarlarında kesilen kısımları, Vergi Mahkemesi kararında gösterilen gerekçelerle hukuka uygun iken vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümlerinden dolayı artırılarak kesilen kısmının ise yine anılan karar gerekçesinde belirtildiği şekilde hukuka aykırı bulunduğu sonucuna varıldığından, tarafların söz konusu hüküm fıkralarına yönelik iddiaları yerinde görülmediği, 331-Ortaklara Borçlar Hesabında bulunan bakiye tutarlarına ilişkin cezalı tarhiyat kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf istemine gelince, katma değer vergisi matrahının ilişkili olduğu 2016 yılı için aynı nedenle tarh edilen kurumlar vergisinin söz konusu nedene dayanan kısmıyla ilgili olarak, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi'nce istinaf incelemesi yapılması sonucunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacı şirketin 14/06/2016 tarihine kadar ortak ... 'den alacaklı olmakla birlikte, bu tarihten sonra 31/12/2016 tarihine kadar aynı ortağa borçlu hale geldiği ve 2016 yılının bitiminde hesabın sıfırlandığı, ayrıca ortaktan alacaklı olunan tarihlerde bu alacağın en fazla yedi gün süreyle ortağın uhdesinde kaldığı, bunun da şirketin faaliyet alanı dikkate alındığında uzun süreli kullanım olmadığı ve şirketin faaliyetlerine harcanmadığını kanıtlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşıldığından, 61.281,71 TL faiz gelirinin 2016 yılı kurumlar vergisi matrahına eklenmesi suretiyle yapılan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Vergi Mahkemesi kararının redde ilişkin hüküm fıkrası kaldırılarak, cezalı tarhiyatın bu kısmının iptaline karar verildiği, dolayısıyla, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi'nce verilen söz konusu hüküm dikkate alındığında, 61.281,71 TL faiz tutarının 2016/12 dönemi KDV matrahına ilavesinin ve bakılan davaya konu cezalı tarhiyatın bu nedenle yapılan kısmının da hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabul, kısmen reddine; Mahkeme kararının kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Belgesiz alıştan kaynaklı matrah farkı bakımından, kurumlar vergisi yönünden maliyet olarak dikkate alınmaması durumunda, satışa ilişkin hasılatın tamamının kar olarak kabul edilmesi gibi anlamsız bir sonucun ortaya çıkacağı, 3065 sayılı Kanunun 9/2. maddesine göre belgesiz alışın tespiti halinde 10 gün süre verilmesi gerektiği halde buna riayet edilmediği, ortaklara borçlar ve kasa fazlası nedeniyle faiz tahakkuku bakımından, inceleme elemanınca 331-Ortaklara borçlar hesabının Haziran ayına kadar dikkate alınarak hesabın borç bakiyesine faiz tahakkuk ettirildiği halde, hesabın tüm yıl bazında borç ve alacağına bakıldığında, Haziran ayından sonra hesabın alacak bakiyesi verdiği, hesap bütünlüğü ve dönemsellik ilkesinin dikkate alınmadığı, diğer taraftan, kasa hesabındaki fazla tutarın, firmanın ihtiyacı doğrultusunda kasa hesabına giren ve çıkan nakit meblağlardan oluştuğu,100.000,00 TL'nin üzerindeki paranın ortağa kullandırıldığı iddiasının varsayıma dayandığı, sahte fatura kullanıldığı iddiası hakkında ise, söz konusu şirketlerden alışlarının gerçek olduğu, 2016 yılında 2.000 civarı personel çalıştırdıkları, ihalesini aldıkları üniversite, belediye, hastane gibi kurumlarda satın aldıkları malzemeleri ve makineleri kullandıkları, ödemelerin banka kanalıyla ve çekle yapıldığı, taşıma ve teslim belgelerinin de incelemeye ibraz edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Bilgi ve belgeler doğrultusunda kararın temyizen incelenerek idare lehine bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> Davacının ileri sürdüğü iddialar ile davalı idarenin kararın, 331-Ortaklara Borçlar Hesabında bulunan bakiye tutarlarına ilişkin cezalı tarhiyattan kaynaklanan kısmına ilişkin ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Davalı idarenin, kararın vergi ziyaı cezalarının tekerrürden kaynaklanan kısmına yönelik temyiz istemine gelince; <br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Vergi Ödevi'' başlıklı 73. maddesinde; ''Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yine 141. maddesinin 4. fıkrasında, ''Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir'' düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 26/10/2021 tarih ve 31640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7338 sayılı Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe giren 38. maddesiyle değişen 339. maddesinde; “Vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, vergi ziyaı cezasında cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren beşinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar, usulsüzlükte cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren ikinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Şu kadar ki, artırım tutarı kesinleşen cezadan (kesinleşen birden fazla ceza olması durumunda bunlardan tutar itibarıyla en yükseğinden) fazla olamaz. Birinci fıkrada yer alan beş ve iki yıllık sürelerin hesabında, artırıma esas alınan cezaların kesinleşme tarihi dikkate alınır.” hükmü yer almaktadır.<br> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur'' hükmüne yer verilmiştir. <br> 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasında ise; ''lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.'' düzenlemesi yer almıştır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay'ın kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. <br> Dosyanın incelenmesinden; 2016 yılına ilişkin uyuşmazlıkta, davacı adına 2013 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin düzeltilerek internet ortamında verilmesi üzerine kesilen ve tebliğ edilerek 2014 yılında kesinleşen 2.500,00 TL tutarındaki vergi ziyaı cezası esas alınarak, dava konusu vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak %50 oranında artırıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu olayda vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümleri uygulanması yerinde olmakla birlikte, 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinin 7338 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle değişen hâlinin, düzenlemenin önceki hâline göre davacının lehine olduğu ve davacı lehine ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, bir ceza kanunu müessesesi olan "lehe olan kanun hükmünün uygulanması" ilkesinin vergi hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabileceği hususu göz önüne alındığında, uyuşmazlıkta vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümleri uygulanması nedeniyle artırılan kısımların tekerrüre esas alınan vergi ziyaı cezası tutarını her bir dönem için (2.500,00 TL) aşmaması gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Bu husus yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan düzeltilmesi mümkün eksiklik kapsamında görüldüğünden, Vergi Mahkemesi kararının vergi ziyaı cezalarının tekerrür uygulanarak artırılmasına ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanunun 49/1-(b) maddesi uyarınca düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, davanın reddine ilişkin kısmı ile 331-Ortaklara Borçlar Hesabında bulunan bakiye tutarlarına ilişkin cezalı tarhiyattan kaynaklanan kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının 2577 sayılı Kanunun 49/1-(b) maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br>4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve ... TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına, <br>5. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br>6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> </font></p></body></html>

resim