<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1020 E. , 2023/2286 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2021/1020<br>Karar No:2023/2286<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI): … İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. <br>VEKİLİ: Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu<br>VEKİLİ: Av. … <br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 21-22/01/2019 tarihlerinde saat 16.00'da yayınlanan "…" isimli programda 6112 sayılı Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan, " Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasi ve felsefi düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez." ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 21.114,00-TL idari para cezası verilmesine ve 6112 sayılı Kanun'un 32. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bir yıl içinde aynı ihlâlin tekrarı hâlinde yayının durdurulabileceği ve ikinci tekrarı hâlinde de lisansın iptal edilebileceğinin bildirilmesine ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Üst Kurul) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:... sayılı kararda; idari yaptırıma konu programın 21/01/2019 tarihli yayınında özetle, "Dört yaşından başlayarak bu çocukların kafasına bilmediği bir din ezberletilirse ve sürekli döne döne eğitim bu ise."İslam Ansiklopedisinde 9 yaşında kız çocuklarının evlenebileceği'nin yazıldığı iddia edilmiş; tarikatlarda, cemaatlerde çocuklara tecavüz ediliyor", Bugün çocuklara tecavüz edenler tarikatlarda. Palu ailesindeki sapkın ve katil babanın, cin var bu evde ben cinleri kovucam, korkutarak tarikatlara yol verirsek olacak olan bu. Tarikatlarda o çocuklara nasıl tecavüz edildi? Hep bu şekilde, bademlemek diyorlar 'kitapta da var bunun adına bademlemek denir' bir şekilde o çocukların beyinlerine girerek. Onlar küçük tâbi inanacak yaşlı başlı adam bir de yani sakal şu bu varsa tamamdır kafadan bu amcadan bana zarar kötülük gelmez. O amca tecavüz ediyor çocuk ağlıyor sızlıyor ama o, Allah yolunda bir hizmet yaptığına inandırıyor o çocuğu. "Bu şekilde gidişat gerçekten açık arazi tamamı bütün Türkiye toplumu ... ailesine dönüşmek durumunda." , "Şimdi birileri din adı altında din kisvesi altında bir takım dernekler, cemaatler sizi izliyoruz gözümüz üstünüzde." ifadelerine; 22/01/2019 tarihli yayınında ise özetle, "Yani tarikat propogandası yapıyor derste. Cemaat propogandası yapıyor derste. Derste hurafelerden bidatten bahsediyor. Derste ışidvari bir din algısından bahsediyor bazıları.", "Daha küçücük genç beyinlere ortaokul lise çağındaki çocuklara kadın nasıl dövülür, kadın nasıl evde oturtulur, kadına nasıl davranılır abuk sabuk düşünceler." "Dinden dönenin katli vaciptir diyor fıkıh kitaplarında. Şimdi imam hatip müfredatında bunlar var.","Katil mi yetiştireceğiz biz?", "Böyle imam hatip müfredatı olmaz. Eğer böyle olursa ne kadar imam hatip o kadar ışıd çıkar dedik..." "Çağdaşlıktan korkuyorlar. Kafalara fes göbeğe kadar sakal. Kadınları iyice kapatmaya gayret ederek başka bir düzeni kendi istedikleri düzeni kurmaya çalışıyorlar" ifadelerine yer verildiği; bu durumda, söz konusu yayınlarda, konukların ve sunucunun birtakım çarpıklıklara dikkat çekerek eleştirilerde bulunmaları yanında aynı zamanda "belli bir siyasi ve felsefi düşünce ile meshep" mensubu olan kişilerin tamamını zan altında bırakacak ve söz konusu mensubiyete sahip kişilerin tamamını aşağılayan bir ifadeyle yayın yapıldığı, bu sebeple eleştiri sınırlarını aşan söz konusu yayının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan ilke ihlâl edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 21.114,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, yayında sarf edilen ifadelerin sert eleştiri niteliğinde olduğu, eleştirinin doğasından kaynaklanan bu sertliğin kullanılan ifadelerin hukuka uygunluğunu ortadan kaldırmayacağı, dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen 6112 sayılı Kanun'un 8/1.(e) bendinde yer alan ilkenin ihlâlinin gerçekleşmediğinin açık olduğu, konuşmaların geçtiği programın canlı yayınlanan bir program olduğu, canlı yayınlanan bir program nedeniyle yayıncı kuruluşun sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının davaya konu yayının canlı yayınlanması, cezanın şahsiliği ilkesi uyarınca sorumluluğu bulunmadığı yolundaki değerlendirmelerinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, uyuşmazlığa konu yayının ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı, dava konusu yayın ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fırkasının (e) bendinin ihlâl edildiğinin açık olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle; <br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, <br>5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12/05/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY <br>İlgili Mevzuat:<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, ... demokratik ... bir hukuk Devletidir.";<br>"Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. ...";<br>"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ...<br>Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. ..."; <br>"Basın Hürriyeti" başlıklı 28. maddesinde, "Basın hürdür, sansür edilemez. ... Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27'nci maddeleri hükümleri uygulanır. ..." kuralına yer verilmiştir.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade özgürlüğü" başlıklı 10. maddesinde,<br>"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.<br>2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." kuralı yer almaktadır. <br> 5187 sayılı Basın Kanunu'nun "Basın özgürlüğü" başlıklı 3. maddesinde, "Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir." kuralına yer verilmiştir. <br>6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Yayın hizmeti ilkeleri" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında, "...Yayın hizmetleri; ... ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez. ..."; "İdari yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinin ikinci fıkrasında, "8'inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlâlin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlâlin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." kuralları yer almaktadır. <br>Hukuki Değerlendirme:<br>Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de, başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (AYM kararı, İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/06/2014, §44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (AYM kararları, Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/07/2014, §41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 02/10/2013, §33; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/02/2017, §44). Üçüncü kişilerin şeref ve itibara müdahalesi, birçok ihtimalin yanında, görsel ve işitsel yayınlar yoluyla da olabilir. Bir kişi görsel ve işitsel yayın yoluyla bir kamuoyu tartışması çerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o kişinin şeref ve itibarı manevi bütünlüğünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir (AYM kararları, Sinem Hun, B. No: 2013/5356, 08/05/2014, § 43; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 02/10/2013, § 33). <br>İdari yaptırımı konu alan dava konusu Kurul kararıyla, davacının düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin bulunduğu açık olduğundan, söz konusu müdahalenin, Anayasa'da güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlâline sebep olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesi açısından "kanunla öngörülmüş" olduğu ve Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde başkalarının şöhret veya haklarının korunması yönünde "meşru bir amaç" taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihlâlin tespiti için söz konusu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü” olup olmadığı değerlendirilmelidir.<br> Düşünceyi açıklama özgürlüğüne yönelik sınırlamalar konusunda devletin ve kamu makamlarının sahip olduğu takdir yetkisi bakımından, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk, ölçülülük ve öze dokunmama kriterleri çerçevesinde yapılacak denetimde genel ya da soyut bir değerlendirme yerine, ifadenin türü, şekli, içeriği, açıklandığı zaman, sınırlama sebeplerinin niteliği gibi çeşitli unsurlara göre farklılaşan ayrıntılı bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır (AYM kararları, Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/07/2014, § 33; Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/01/2014, § 48). <br> Uyuşmazlık konusu yayında, ülke ve dünya gündemini etkisi altına alan Covid-19 salgını ve Türkiye'nin aşılama sürecinin konuşulduğu, program konuğu Prof. Dr. B.S. tarafından salgın hastalığın kişiden kişiye bulaşma riskinin azaltılmasında toplumun yeterli bir kısmının aşılanmasının önemi vurgulandıktan sonra dava konusu yaptırıma esas alınan ifadelerin sarf edildiği, bu ifadelerin aşı karşıtlığına yönelik olarak dile getirilen eleştiri niteliğinde yorumlar olduğu görülmüştür.<br>İfade özgürlüğü, büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedeflemektedir ve düşüncelerin açıklanması ve yayılması sırasında kullanılan ifadelerin sert olması doğal karşılanmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik hâle gelen içtihadında, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber” ve “düşüncelerin” değil, devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiği; ifade özgürlüğünün, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olduğu ve bu özgürlük olmaksızın “demokratik toplumdan” bahsedilemeyeceği ifade edilmektedir.(Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 07.12.1976)<br>Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü; sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52). Anayasa Mahkemesi yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102) (AYM kararı, Burak Akbay (2) B. No:2020/1322, Karar Tarihi 08/02/2023, §16).<br>Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasındaki adil dengenin gözetilip gözetilmediği belirlenirken, ifadelerin kim tarafından dile getirildiği ile tarafların toplumsal konumları, hedef alınan kişinin kim olduğu ilgili kişinin önceki davranışları, ifadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu bilgilendirme değeri toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı, müştekinin kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı, ifadelerin kullanıldıkları bağlamından kopartılıp kopartılmadığı, basın özgürlüğünün korumasından faydalanan kişilerin meslek ahlakına saygı gösterip göstermedikleri, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket edip etmedikleri, ifadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi açısından tek tek incelenerek bir neticeye ulaşılması gerekmektedir. (AYM kararı, Burak Akbay (2) B. No:2020/1322, Karar Tarihi 08/02/2023, §10).<br>Anayasa Mahkemesi kararlarında, kullanılan söz ve ifadelerin içinde geçtiği konuşmanın bütünü ile birlikte ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın, olayın bütünselliği içerisinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır (AYM kararları, Durmuş Fikri Sağlar [GK], B. No: 2015/2769, 30/05/2019, § 25; Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 52).<br>Uyuşmazlık konusu programda sarf edilen ve kullanılan sözlerin, okullarda verilen din eğitimi sırasında karşılaşılan ve kamuoyuna yansıyan sorunlarla ilgili olarak sert eleştiri niteliğinde olduğu ve ifade ve kanaat özgürlüğü kapsamında kamuoyunun aydınlatılmasına ilişkin bulunduğu dava konusu Üst Kurul kararıyla davacı şirketin basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı açıktır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum. </font></p></body></html>
resim