<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1635 E. , 2023/1331 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2022/1635<br>Karar No : 2023/1331<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLİ : Av…<br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı adına<br> … Gümrük Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: ... Metal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli … tarih … … sayılı, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı beyannameler ile … sayılı dahilde işleme izin belgesi ve … tarih ve … sayılı beyanname ile … sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında yapılan ithalatların muafiyet kapsamından çıkarıldığından bahisle tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarından oluşan kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına, alacağın banka hesabına yatırılması, aksi halde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre alacağın cebren tahsil edileceği yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.<br> … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:<br> Ara kararı ile kanuni temsilci sıfatıyla davacının takibinden evvel asıl borçlu ... Metal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin bulunup bulunmadığı sorulmuş, cevabi yazıda, şirket adına düzenlenmiş bir ödeme emrinin bulunmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idare tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da sayılan takip yolları tüketilmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği sonucuna ulaşılmıştır.<br> Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.<br> Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:<br> Anonim şirketlerden tahsil imkanı kalmayan kamu alacaklarının, şirketi temsile yetkili kanuni temsilcilerden takibi için doğrudan ödeme emri düzenlenebileceği ve ödeme emri düzenlenmeden evvel alacağın başka bir işlemle istenmesine gerek bulunmadığı, bu nitelikte olan işlemlerin ilgililerin menfaatini etkileyen, sonuç doğurucu işlemler olarak kabulüne olanak bulunmadığı, olayda, dava konusu işlemin ödemeye çağrı niteliğinde olduğu ve idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı anlaşılmıştır.<br> Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının kaldırılmasından sonra davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. <br> Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesinin 17/05/2022 tarih ve E:2019/1804, K:2022/2117 sayılı kararı:<br> Asıl borçlu şirket adına tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarından oluşan kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına, alacağın banka hesabına yatırılması aksi halde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre alacağın cebren tahsil edileceği yolunda tesis edilen dava konusu işlemin, herhangi bir vade belirlemeden 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesine istinaden tesis edilen bir işlem olduğu, ihtiva ettiği "alacağın banka hesabına yatırılması" yolundaki ibare nedeniyle davacı açısından sonuç doğurucu nitelikte olduğu, dolayısıyla işlemin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda öngörülen iptal davalarına konu olabilecek, idarenin kamu gücüne dayanarak yaptığı, tek taraflı, kişilerin hukukunu etkileyen, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğunu kabul etmek gerekmektedir.<br> Bununla birlikte anonim şirketlerden tahsil imkanı kalmayan kesinleşmiş kamu alacaklarının, şirketi temsile yetkili kanuni temsilcilerden takibi için doğrudan ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, idarece kanuni dayanağı ve düzenlenme gerekçesi ortaya konulmadan tesis edilen davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur.<br> ... Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: <br> Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlem dayanak gösterilerek gayrimenkul ve banka hesaplarına haciz konulduğu, tesis edilen işlemin hukuki durumunu etkilediği ileri sürülerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> ... Metal Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ve … tarih ve … sayılı beyannameler ile … sayılı dahilde işleme izin belgesi … tarih ve … sayılı beyanname ile … sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında ithalatlar gerçekleştirilmiştir. Bu ithalatların muafiyet kapsamından çıkarıldığından bahisle tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarından oluşan kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına alacağın banka hesabına yatırılması, aksi halde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre alacağın cebren tahsil edileceği yolunda dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, iptal davası, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmıştır. Anılan kanun hükmünde, iptal davalarına konu olabilecek işlemlerin nitelikleri belirtilmemiş ise de, idari yargıda, idarenin kamu gücüne dayanarak yaptığı, tek taraflı, kişilerin hukukunu etkileyen, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerin idari davaya konu olabileceği kabul edilmektedir. Aynı Kanun'un 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan, dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden inceleneceğine; 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de, böyle bir işlemin bulunmaması hâlinde, davanın reddedileceğine ilişkin kurallar bu ilkeye dayalıdır.<br> 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı, 2. maddesinde, muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanunu'na göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı kurallarına yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 3. maddesinde, bu Kanun'daki amme alacağı teriminin, 1. ve 2. maddeler şumulüne giren alacakları, amme borçlusu veya borçlu teriminin ise; amme alacaklarını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu ifade edeceği belirtilmiştir. <br> Aynı maddede tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin ise amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği açıklanmıştır.<br> Aynı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde de, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kuralına yer verilmiştir. <br> Anılan Kanun'un 37. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son gününün amme alacağının vadesi günü olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir. <br> Aynı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının beyanname ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun ödeme emri ile tebliğ olunacağı belirtilmiştir. Kanun'un 56. maddesinin anılan tarihlerde yürürlükte bulunan halinde ise karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağı vadesinde ödenmediği takdirde, borcun yedi gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devam olunacağının borçluya bildirileceği, yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde teminatın bu Kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağının tahsil edileceği belirtilmiştir.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Olayda, kamu alacağının kanuni temsilciden takibi için tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmeyen bir borcun bulunması gerekmektedir. Dahilde işleme rejimine göre ithalat sırasında tescil edilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergilerin, rejimin ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde, belirlenecek vadeye kadar asıl borçlu tarafından ödenmesi gerekmektedir. Kamu alacağı, bu halde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 37. maddesine göre yapılacak bildirimle belirlenecek vadesine göre ödenmediği takdirde, teminata bağlanmamış ve asıl borçlu şirket adına düzenlenmiş ödeme emrine rağmen tahsil edilememiş kamu alacaklarının ve mal varlığı araştırması sonucunda asıl borçlunun haczi kabil bir mal varlığının bulunamaması ya da mevcut mal varlığının değeri dikkate alındığında alacağın asıl borçludan tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması halinde ise anılan alacağın şirketin kanuni temsilcisinden ödeme emri ile takip ve cebren tahsili mümkün hale gelecektir.<br> Uyuşmazlıkta, kanuni temsilci olan davacı adına tesis edilen işlem, alacağın bankaya yatırılmasını istemini içerdiğinden kesin ve icrai bir işlemdir. Ancak vade belirlemeye yönelik bir ifade içermediğinden 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca tesis edilen bir işlem olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca aynı Kanun'un 55. maddenin ikinci fıkrasında yer alan ibareleri de içermediğinden ödeme emri olarak nitelendirilmesine de olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki işlem öncelikle takibi gereken asıl borçlu şirket adına değil kanuni temsilci adına tesis edilmiştir. Dolayısıyla, kesin ve icrai nitelikte işlem olduğundan davanın incelenmeksizin reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. <br> Bu itibarla, yukarıdaki tespitler esas alınarak uyuşmazlığın esası incelenmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiğinden, davanın incelenmeksizin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1- Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2- ... Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,<br>3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, <br>22/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>
resim