<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2317 E.  ,  2023/2615 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/2317<br>Karar No : 2023/2615 <br><br>DAVACI : ... Derneği <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : ... <br> 2- ... Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVANIN_ÖZETİ : 30/08/2014 tarih ve 29104 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 33. maddesinin (ç) bendinin, eki Liste (9)'da yer alan fiyatların, Liste (9)'un AN1410 ve AN1420 kodunda yer alan "iki Algoloji uzmanının yer aldığı üç hekimden oluşan sağlık kurulu raporu düzenlenmesi kaydıyla" ibaresi ile bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI :<br> Dava konusu Tebliğin 33. maddesinin (ç) bendinde yapılan değişikliklerle AN1410 ile AN1420 kodu altında düzenlenen tıbbi malzeme bedellerinin Kurumca karşılanabilmesi için bu malzemelerin kullanıldığı işlemlerin iki algoloji uzman hekiminin yer aldığı üç hekimden oluşan sağlık kurulu tarafından rapor edilmesi şartının getirildiği, algoloji yan dal uzmanlarının görev yaptıkları sağlık kuruluşlarına yönelik bir sınırlama olmaksızın tek başlarına verdiklerinde geri ödemesi yapılan hizmetlere ilişkin en az ikisi algoloji uzmanı olmak üzere üç kişilik sağlık kurulu raporu düzenlenmesi koşulunun bilimsel dayanağının olmadığı, hangi ölçütlerin dikkate alındığının belli olmadığı, algoloji uzman hekiminin uzmanlık branşının kapsamındaki uygulamaları tek başına yapmasını engelleyen değişikliklerin tıp biliminin gereklerine aykırı olduğu, algoloji uzman hekimlerinin çekirdek eğitim müfredatlarının AN1410 ve AN1420 kodundaki uygulamaları tek başlarına yapabilmelerine olanak verdiği, bu işlemlerin geri ödenebilmesinin kurul raporuna bağlı kılınmasının yan dal uzmanlık yeterliği ile örtüşmediği, ayrıca dava konusu aynı girişimsel ağrı tedavisi uygulamalarının Sağlık Uygulama Tebliği eki Ek-3E/1 omurga cerrahisi malzeme listesinde yer aldığı, burada üçüncü basamak sağlık kuruluşunda yapılma zorunluluğu ve kurul raporu koşulu aranmadığı, beyin ve sinir cerrahisi uzman hekiminin bu işlemleri tek başına yaptığı zaman geri ödemesinin yapıldığı, buna rağmen algolojinin uzmanlık eğitiminin üstüne ilave eğitimle edinilen bir yan dal uzmanlık alanı olduğu da dikkate alındığında aynı işlemlerin geri ödemesi için üç kişilik kurul raporu aranmasının bilimsel bir nedene dayanmadığı, sağlık hizmetinin gereklerine aykırı olduğu, aktif çalışan algoloji uzman hekim sayısının 78 olduğu, bu hekimlerin 3'ünün Sağlık Bakanlığında, 74'ünün üniversitelerde ve 1'inin özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalıştığı, ayrıca algoloji yan dal uzmanlarının devlet hizmet yükümlülüğü kapsamında ikinci basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına ya da Sağlık Bakanlığına bağlı üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına tek hekim olarak atandığı ve algoloji hekim sayısı dikkate alındığında en az iki algoloji uzmanının kurulda yer alma zorunluluğunun yerine getirilmesinin ve aynı kurumda iki tane algoloji uzman hekiminin bulunmasının mümkün olmadığı, algoloji uzmanlarının gerçekleştirdikleri işlemlerin fiyatlandırılmasının bilimsel sürecin ürünü olmadığı, dava konusu değişiklikten önce malzeme fiyatlarının ihale ortalamasına göre belirlendiği ve Kurum tarafından faturanın geri ödendiği, dava konusu değişiklik ile tıbbi malzeme fiyatlarının belirlendiği, belirlenen bu fiyatların gerçek maliyetin çok altında olduğundan hizmetin sürdürülmesinin imkânsız hale geldiği, liste oluşturulurken komplike işlemlerin maliyetlerinin göz ardı edildiği, değişiklikten önce geri ödemesi yapılan kimi malzemelerin dava konusu değişiklikte tıbbi malzemeler listesine dahil edilmediği, artık Kurumca karşılanmamaya başlandığı, hekimlerin listesinde yer almayan bu malzemelere ilişkin tedaviyi yapamayacak hale geldikleri, listede sayılmayan cihazların bedellerinin ameliyattan daha az maliyetli olmasına rağmen geri ödeme kapsamından çıkarıldığı, bazı malzemelere yer verilmemesinin algoloji uzmanı hekiminin uzmanlık branşının kapsamındaki girişimsel işlemleri yapamamasına sebebiyet verdiği, ameliyat dışında tercih bırakmadığı, bu durumun mali disiplinle de örtüşmediği, dava konusu Tebliğ değişiklikleri için Sağlık Bakanlığı görüşünün alınması ve değişikliği gerekli kılan tıbbi ve bilimsel gereklerin ortaya konulması gerektiği, Liste (9) düzenlemesinin sebep unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu, yapılan değişiklikle ağrı tedavisinde kullanılan tıbbi malzemelerin fiyatlandırılmasının, listeden kimi işlemlerin çıkarılmasının ve Liste (9) düzenlemesinin sağlık hakkı ve kamu yararına, hizmet gereklerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI : <br>Sağlık Bakanlığı tarafından; Dava konusu Tebliğin Sosyal Güvenlik Kurumunca Anayasa ve 5510 sayılı Kanun'da öngörülen kriterler esas alındıktan sonra gerekli çalışmaların yapılarak hazırlandığı, işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. <br>Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından; öncelikle davanın süresi içerisinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre yönünden reddine karar verilmesi istenilmiştir. <br>Sağlık yardımlarının Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin ödenecek bedellerin 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesi hükümleri doğrultusunda Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenerek Sağlık Uygulama Tebliği ve eklerinin listeler halinde yayımlandığı, Sağlık Uygulama Tebliği ve eki listelerde yer alan tıbbi malzemelerin ödenmesinde sağlık kurulu raporu vb. geri ödeme kural ve kriterlerin yer aldığı, bu hususların Anayasa'nın 65. maddesi çerçevesinde değerlendirildiği, 5510 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda bedeli karşılanacak sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerde kullanılacak tıbbi malzemelerin geri ödeme kriterlerini belirleme yetkisinin Kuruma ait olduğu, dava konusu değişiklikte, transsakral girişimle kamera eşliğinde lomber epidural diskoplasti/adezyolizis/nöroplasti amaçlı kullanılan tıbbi malzemelerin, iki algoloji uzmanının yer aldığı üç hekimden oluşan sağlık kurulu raporu düzenlenmesi kaydıyla bedelinin karşılanacağı düzenlenmiş iken, Sağlık Bakanlığının 31/03/2015 tarihli yazısı, ilgili derneklerin önerileri ve Kurumca yapılan değerlendirmeler sonucunda 21/04/2015 tarihli ve 29333 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile aynı sağlık hizmet sunucusunda iki algoloji uzmanının bulunma zorluğu göz önüne alınarak, dava konusu tıbbi malzemelerin, uygulayıcı hekimin algoloji uzmanı olması ve algoloji, nöroloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon branşlarından herhangi üç uzman hekim tarafından oluşturulan sağlık kurulu raporu düzenlenmesi kaydıyla bedelinin karşılanacağı şeklinde düzenleme yapıldığı, böylece davacının algoloji uzmanı istihdamı ile ilgili yaşandığı belirtilen sorunların önüne geçilmeye çalışıldığı, Kurumca, tıbbi malzeme geri ödeme fiyat belirleme çalışmaları kapsamında, geçmiş yıllara ait kamu hastaneleri tarafından gerçekleştirilen ihalelerdeki kamu ihale fiyatlarının, branş bazında firmalar tarafından Kuruma yapılan teklif fiyatlarının, MEDULA-hastane ödemelerine ilişkin bilgilerin ve piyasa araştırmalarının kullanıldığı, ayrıca söz konusu Sağlık Uygulama Tebliği kodları alan tanımlarının "EK-3/E-1 Omurga Cerrahisi Alan Grubuna Ait Tıbbi Malzemeler Listesi"nde yer aldığı, Fiyatlandırma Komisyonunun dava konusu Sağlık Uygulama Tebliği kodlarının fiyatlarını da bu listedeki aynı alan tanımlarına ait fiyatları esas alarak belirlediği, işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda davanın süre nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ... <br>DÜŞÜNCESİ : Dava, 30/08/2014 günlü, 29104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 33. madddesinin (ç) bendinin, eki Liste 9' da yer alan fiyatların, Liste 9'un AN 1410 ve AN 1420 kodunda yer alan "iki Algoloji uzmanının yer aldığı üç hekimden oluşan sağlık kurulu raporu düzenlenmesi kaydıyla" ibaresi ile bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.<br> Anayasa'nın, "Kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesindeki, "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.", "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesindeki, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. ... Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.", ve yine "Sosyal Güvenlik Hakkı" başlıklı 60. maddesindeki, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." şeklindeki ifadelerden, tüm yurttaşların yaşama haklarının, Devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen "yaşama hakkı" yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil sağlıklı yaşama hakkına sahip olmak anlamındadır. Kişilerin sağlıklı olma hakkı bir kamusal korumaya tabi olduklarını ortaya koymaktadır.<br>Sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 63. maddesinde, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri arasında, "b) Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbî müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbî bakım ve tedaviler." sayılmıştır. <br>Karşılanacak sağlık hizmetine ilişkin belirlemede ise yine aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsar. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usul ve esasları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir." hükmü yer almıştır.<br>Aynı Kanun'un 72. maddesinde ise, "65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir. <br>Komisyon; Bakanlık, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. Komisyon kararlarını salt çoğunluk ile alır. Komisyon kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Komisyonca gerekli görülen hâllerde sağlık hizmetlerinin türlerine göre birden fazla alt komisyon kurulabilir. Komisyonun sekretarya işlemleri Kurumca yerine getirilir.<br>...<br>Kurum, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile dernek, vakıf, federasyon, konfederasyon ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşlerini alabilir.<br>Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun çalışmasına, görev ve yetkileri ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Komisyon üyesi kurumların görüşleri alınarak Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>23/08/2008 tarihli ve 26976 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde de aynı yönde düzenleme bulunmaktadır.<br>Buna göre, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde sayılan, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, mâliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alması suretiyle karar vermesi yasal bir zorunluluktur. <br>Ayrıca, gerek Komisyonun oluşumunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları ile Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeye yer verilmesi, gerek Kurumun, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile dernek, vakıf, federasyon, konfederasyon ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşlerini alabileceğinin belirtilmesi nedeniyle Komisyon kararlarının alınması sürecinde konunun her yönüyle değerlendirilmesinin istendiği sonucuna ulaşılmaktadır. <br>Dava konusu düzenleme ile, dava konusu değişiklikler yapılırken Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca hangi ölçütlerin göz önünde bulundurulduğuna ilişkin somut herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, sadece ilgili Komisyon kararının gönderildiği, söz konusu kararda da konuya ilişkin yeterli açıklamada bulunulmadığı anlaşılmıştır. <br>Buna göre, dava konusu edilen uygulamaların ödenecek bedellerin belirlenmesinde yasal olarak dikkate alınması gerekli hususlar gözetilmeden ve azalmaya gidilmesinin haklılığını ortaya koyacak somut bir gerekçe sunulmadan, Kurumun salt düzenleme yapma yetkisine dayanılarak yapıldığı anlaşılan dava konusu düzenlemenin hukuka uygunluğundan bahsedilmesi mümkün değildir.<br>Öte yandan dava konusu düzenleme ile ödeme en az ikisi algoloji uzmanı olmak üzere üç kişilik sağlık kurulu raporu düzenlenmesine bağlanmışsa da, bu durum hastanın tedavi sürecini uzattığı gibi,bilimsel bir dayanağı da bulunmamaktadır. Davalı idareler tarafından da düzenlemenin gerekliliği açıklanmamaktadır. Dal uzmanlık yeterliliği ile de örtüşmeyen düzenlemenin de iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince; Dairemizin 22/11/2019 tarih ve E:2019/7009, K:2019/8582 sayılı kısmen iptal kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/10/2021 tarih ve E:2020/3096, K:2021/1909 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine göre Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar hakkı tanınmadığından, bozma kararına uyularak Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>30/08/2014 tarih ve 29104 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 33. maddesinin (ç) bendinin, eki Liste 9'da yer alan fiyatların, Liste 9'un AN1410 ve AN1420 kodunda yer alan "iki Algoloji uzmanının yer aldığı üç hekimden oluşan sağlık kurulu raporu düzenlenmesi kaydıyla" ibaresi ile bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>Danıştay Onuncu Dairesinin, 22/11/2019 tarih ve E:2019/7009, K:2019/8582 sayılı kararıyla, kısmen dava konusu işlemlerin iptaline, kısmen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Anılan karar, davalı idarelerce temyiz edilmiştir. <br>Temyiz istemi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 20/10/2021 tarih ve E:2020/3096, K:2021/1909 sayılı kararla; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Daire kararı bozulmuştur. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; <br> "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. <br> 2. Bu süreler;<br> a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,<br> b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlar. <br> 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar.<br> 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü yer almaktadır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel yasalarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem ya da her ikisine karşı dava açabilecekleri belirtilmiştir.<br> Buna göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi yapılmış olması, bireysel işlemin ise birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.<br> Dosyanın incelenmesinden; davacının, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in Resmi Gazete'de yayımlandığı 30/08/2014 tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açmadığı, 01/12/2014 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurusunun, yanıt verilmeyerek zımnen reddi üzerine, 30/01/2015 tarihinde bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.<br> Her ne kadar bakılan dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in dava konusu kurallarının değiştirilmesi istemiyle yapılan davacı başvurusunun zımnen reddi üzerine açılmış ise de; söz konusu zımnen ret işleminin, davacı yönünden bir uygulama işlemi olarak kabul edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Çünkü, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sözü edilen "uygulama işlemi" kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik doğuran bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir. <br> Dolayısıyla davacının, dava konusu ettiği Tebliğ kurallarının değiştirilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında, dava açma süresi geçirildikten sonra yaptığı başvurunun reddi üzerine, değiştirilmesi istenilen düzenleyici işlemleri iptal davasına konu edebileceğinin kabulünün, kamu düzeninden sayılan dava açma süresinin gözardı edilmesi sonucunu doğuracağı ve dava açma süresini yeniden başlatmayacağından, bu başvurunun reddi üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.<br> <br> KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE, <br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davalı Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan ... TL yargılama gideri ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br> 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br> 4- Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,<br> 5- Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 18/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br> </font></p></body></html>

resim