<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/3329 E.  ,  2025/5353 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/3329<br>Karar No : 2025/5353 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av....<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendisine asaleten; ...'a vesayeten;<br> ... ve ...'a velayeten ... <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'ın Balıkesir ilinde bulunan ... Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken ... tarihinde gerçekleştirilen ani müdahale kuvveti alternatif plan tatbikatı esnasında rahatsızlanması sonucu vefat etmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla baba ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı sonucunda 151,879.22 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; anne ... için 1.000,00 TL (miktar artırımı sonucunda 236,656.22 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi; kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacılar yakınının ölümü ile sonuçlanan olaya ilişkin olarak idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, uğranıldığı ileri sürülen zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmininin de mümkün olmadığı, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı, talep edilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu, manevi tazminata hükmedilmesi halinde faiz başlangıç tarihinin karar tarihi olması gerektiği, muhtemel zararların tazmininin istenemeyeceği, idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden onanması, maddi tazminat yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacıların yakını ..., Balıkesir ilinde bulunan ... Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken ... tarihinde gerçekleştirilen ani müdahale kuvveti alternatif plan tatbikatı esnasında rahatsızlanması sonucunda şehit olmuştur.<br>Davacıların, yakınlarının vefat etmesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların giderilmesi istemiyle ... tarihinde idareye yaptıkları başvuru zımnen reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, 06/10/2020 tarihinde bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların veya destek oldukların kişilerin uğradıkları zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne yönelik kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.<br>B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: <br>Dosya kapsamında yer alan; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, müteveffanın durumunun Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca ... tarihinde ... sayı ile incelenmesi neticesinde, davacıların yakınının ölümünün askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine karar verildiğinin ve bu nedenle hakkında 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına karar verildiğinin, bu itibarla vazife malullüğü kabul edilmeyen müteveffanın yakınlarına vazife malullüğü aylığı bağlanmadığının ve herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği; Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığının 05/03/2021 tarihinde dosyaya sunulan ... tarih ve ... sayılı yazısında ise, davacılara 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca nakdi tazminat ödenmesine dair işlem tesis edilmediğinin bildirildiği görülmektedir.<br>Bununla birlikte; davacılar ... ve ... tarafından, oğullarının ölümü nedeniyle kendilerine vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile vazife malullüğü aylıklarının hesaplanarak, geçmişe yönelik aylık farklarının ölüm tarihi olan 10/10/2019 tarihini takip eden aybaşından itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı açılan dava neticesinde verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan işlemin iptaline; yoksun kalınan vazife malullüğü aylıklarının dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davacılara ödenmesine karar verilmiş olup, anılan karara karşı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiş ve anılan karar kesinleşmiştir.<br>Davalı idare tarafından, temyiz aşamasında 27/05/2022 tarihinde dosyaya sunulan ... tarih ve ... sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yazısından ve UYAP üzerinden gerçekleştirilen sorgulamadan; davacılar ... ve ...'a, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı gereğince 01/11/2019 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddeleri uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ayrıca 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme (tütün ikramiyesi) tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.<br>Er ve erbaşların Kurum sigortalısı olmamaları nedeniyle, yakınlarına bağlanan aylıklar ile yapılan ödemeler prim karşılığı olmayıp, tamamen kamu/hazine kaynağı kullanılmak suretiyle karşılanmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesinin korunması amacıyla davacılara bağlanan aylıklar, 5434 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca, Hazineden tahsil edilmektedir. Yine davacılara yapılan ek ödeme (tütün ikramiyesi) de, Kurumca 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesine göre faturası karşılığında Hazineden tahsil edilmektedir. Vazife malullüğü aylığı, askerlik görevini ifa ederken vazifesi dışındaki bir sebeple malul olan veya vefat eden erbaş ve erlere değil, 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesi kapsamında malul olunması şartıyla er veya erbaşın kendisine veya vefatı halinde ise olayda olduğu gibi anne ve babasına bağlanmakta ve bu aylığa bağlı olarak ayrıca her yıl ek ödeme (tütün ikramiyesi) ödenmektedir. Hazine tarafından finanse edilen bu ödemelerin, vazifesini ifa ederken malul olanın kendisinin veya vefatı halinde hak sahiplerinin uğramış oldukları zararın karşılanmasına yönelik ifa amaçlı ödeme olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br>Yukarıda aktarılan kanun hükümlerine göre Kurumca bağlanan aylıkların ve yapılan ödemlerin kaynağı Hazine olup, Kurum sadece ödemelere aracılık etmektedir. Ortada, Kurumun kısmen veya tamamen sorumlulardan rücuen tahsil edebileceği bir alacağı yoktur. Dolayısıyla uyuşmazlıkta, 6098 sayılı Kanunun 55/1. maddesindeki "Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez." hükmünün uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Anılan madde, özellikle 5510 sayılı Kanunun 26. maddesindeki "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir." hükmü uyarınca iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan ve kısa vadeli sigorta kolundan (iş kazası, meslek hastalığı ve diğer) Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin, Kurumca iş kazasının veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru tespit edilen işverenden kısmen veya tamamen rücuen tahsil edilmesi ve işverene karşı sigortalı, hak sahipleri veya ilgililerce adli yargı yerinde tazminat davası açılması halinde, davacıların sebepsiz zenginleşmesine mahal vermemek adına davalı işverenden kısmen veya tamamen rücuen tahsil edilen sosyal güvenlik ödemelerinin hesaplanan zarardan mahsup edilmesi amacıyla getirilmiştir. Bir başka ifadeyle somut uyuşmazlık bakımından, yukarıda da ifade edildiği üzere 6098 sayılı Kanunun 55/1. madde hükmünün uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Genel bütçe kapsamındaki davalı idarenin yine kamu kaynağından/bütçeden davacılara ödeyeceği tazminattan, Hazinece ödenen tutarlar mahsup edilmez ise, davacılara gerçek zararlarının üstünde bir tazminat ödenmiş olur. Bu durum, davacıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacağı gibi tazminat hukukunun gerçek zararın üstünde tazminata hükmedilemeyeceği ilkesine de aykırılık oluşturur. <br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, 12/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan değerlendirme ve hesaplamalar ile miktar artırım dilekçesi esas alınarak davacılardan anne ... ve baba ...'ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.<br>Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; <br>- Davacıların yakını müteveffanın 28 yaşında evleneceğinin kabul edildiği,<br>- Müteveffanın vefat etmeseydi terhis olacağı ... tarihi dikkate alınmadan, olay tarihinden itibaren gelir elde edeceği varsayımıyla hesaplama yapıldığı,<br>- Dosya içeriğinde yer alan ara kararı cevaplarında, davacılara vazife malullüğü aylığı bağlanmadığının ve nakdi tazminat ödenmediğinin bildirilmiş olmasına değinilerek, hesaplanan zarar kalemlerinden herhangi bir indirim yapılmadığı görülmekte olup, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.<br>Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır.<br>Öte yandan, maddi tazminat hesabı farazi/varsayımsal hesaba dayanmakla beraber, bilinen somut verilerin varlığı halinde bu verilerin hesaplamada dikkate alınması gerektiği de açıktır.<br>Bu durumda Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca dava konusu olay nedeniyle davacılara ödenecek maddi tazminatın aşağıda yer alan ilkeler gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir.<br>Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin terhis olacağı tarihten bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin aylar itibarıyla alabileceği asgari ücret ile Mahkeme kararı neticesinde davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin asgari ücret düzeyinde elde edeceği gelir üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile davalı idare tarafından bu davacılara bağlanan vazife malullüğü aylığı tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin içtihadi emeklilik yaşı olan 60 yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin aylar itibarıyla alabileceği asgari ücret ile davalı idare tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin asgari ücret üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından bu davacılara bağlanan vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Pasif dönemdeki zararı, desteğin içtihadi emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, emeklilik yaşını tamamladığı ve emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile davalı idare tarafından davacı anne ve babaya bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek vazife malullüğü aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden davacı anne ve babaya ayıracağı destek tutarı ile davalı idare tarafından bu davacılara vazife malullüğü aylık tutarı arasındaki fark, bu davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Ayrıca, yapılacak hesaplamada, müteveffanın dava konusu olay tarihinde bekar olması gözetilerek destek payları belirlenirken; müteveffanın kendisi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı, 2 yıl sonra evlenip kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı, evlendikten 2 yıl sonra ilk çocuğunun olabileceği, kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve çocuğu için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı, 1. çocuğun doğumundan 2 yıl sonra 2. çocuğunun olabileceği, kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, 2 çocuğu ile anne ve babası için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.<br>Müteveffa destek ile davacıların muhtemel ömürleri ve dolayısıyla destek süreleri, ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmelidir.<br>Diğer taraftan; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısından, davacılar ... ve ...'a 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi uyarınca tütün ikramiyesi tahakkuk ettirildiği anlaşılmakta olup; tütün ikramiyesinin ve varsa kamu kaynağı kullanılmak suretiyle ifa amacı taşıyarak yapılan diğer ödemelerin (2330 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca nakdi tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığı tekrar sorularak); yasal faiz uygulanmak suretiyle belirlenen rapor tarihindeki güncel değerlerinin hesaplanan maddi zarar tutarından düşürülmesi gerekmektedir.<br>Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın davacılardan ... ve ...'ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Bununla birlikte, temyize konu karar davacılar tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Mahkemece yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, temyize konu karar ile davacılara ödenmesine karar verilen tutarları (... için 236,656.22 TL, ... için 151,879.22 TL) aşamayacağı da açıktır. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, <br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

personel