<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/2945 E. , 2025/661 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/2945<br>Karar No : 2025/661 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br> 4- ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'ın hamileliğinin takip ve tedavisinde gerekli dikkat ve özen gösterilmeyerek gebeliğinin sonlanmasına, sol tubasını kaybetmesine, hayati tehlike geçirmesine, yeniden hamile kalma şansının azalmasına sebep olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 75.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi ve... için 25.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olaya ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının, 07/01/2016 tarihinde Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesine yaptığı başvurusuna ait tıbbi kayıtların gönderilmesi halinde değerlendirme yapılabileceğinin belirtilmesi üzerine, 01/11/2019 tarihli ara kararı ile Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinden, davacının, 07/01/2016 tarihinde hastaneye yaptığı başvurusuna ait tüm tıbbi kayıtların gönderilmesinin istenildiği, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısında, ...'ın 07/01/2016 tarihinde hastaneye başvuru yapmadığı, fakat başka tarihlerde muayene olduğunun bildirildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının, 07/01/2016 tarihinde anılan hastaneye başvurduğuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin mevcut olmaması ve olayın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığının somut olarak ortaya konulamaması sebebiyle, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, 07/01/2016 tarihinde Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin acil servisine yapılan müracaatta geçmiş yıllarda geçirmiş olduğu dış gebelik sorunu göz önünde bulundurularak kapsamlı muayenenin yapılması, teşhis konulması, gerekli önlemlerin alınması ve tedavinin uygulanması gerekirken, gerekli dikkat ve özen gösterilmeyerek, hayati tehlike atlatmasına, sol tubasını kaybetmesine ve gebeliğinin sonlanmasına sebep olunduğu, ağır hizmet kusuru işlendiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. Davalı idare yanında müdahiller tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> <br> MADDİ OLAY : <br> Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı ...'ın 2014 yılı içerisinde dış gebelik tanısı koyularak tedavisinin yapıldığı, 25/12/2015 tarihinde adet gecikmesi şikayeti ile Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu, beta HCG değerinin 74,6 mlU/ml olduğu, yapılan ultrasonografide gebelik kesesinin görülmediği, 28/12/2015 tarihli beta HCG değeri 176,6, 30/12/2015 tarihli beta HCG değeri 757, 04/01/2016 tarihli beta HCG değeri 7041 olduğunun görüldüğü, 06/01/2016 tarihinde yapılan ultrasonografide uterin kavite içerisinde gebelik kesesi tespit edildiği, davacıların ifadesine göre; 07/01/2016 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu ve transvajinal ultrasonografi incelemesinde herhangi bir problem tespit edilmeyerek karın ağrısı şikayetinin gebeliğin doğal sürecine bağlandığının belirtildiği, 08/01/2016 tarihinde Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesine karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleri ile başvurduğu, burada yapılan muayene ve tetkikleri sonrasında dış gebelik tanısı koyularak sol parsiyel salpenjektomi + terapotik küretaj ameliyatının yapıldığı, 11/01/2016 tarihinde taburcu edildiği, davacılar tarafından olayda idarenin hizmet kusurunun mevcut olduğu ileri sürülerek davalı idareye tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, özetle- "kişinin 25/12/2015 tarihinde adet gecikmesi şikayetiyle başvurduğu Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan kan tetkikinde beta HCG: 74.6 tespit edildiği, ancak ultrasonografide intrauterin gebelik kesesinin görülmediği ve kişinin ektopik gebelik hikayesi olması nedeniyle 28/12/2015, 30/12/2015, 04/01/2016, 06/01/2016 tarihlerinde kanda Beta HCG testi ve pelvik ultrasonografi incelemesi ile gebelik takibi yapılmasının tıbben doğru bir yaklaşım olduğu, 06/01/2016 tarihinde yapılan muayenesinde uterin kavite içerisinde gebelik kesesi tespit edildiği, kişinin ifadesine göre; 07/01/2016 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu ve transvajinal ultrasonografi incelemesinde herhangi bir problem tespit edilmeyerek karın ağrısı şikayetinin gebeliğin doğal sürecine bağlandığını belirttiği, 08/01/2016 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu ve rüptüre ektopik gebelik tespit edilerek sol parsiyel salpenjektomi + terapotik küretaj ameliyatının yapıldığı birlikte değerlendirildiğinde; kişinin Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesine 07/01/2016 tarihinde yaptığını belirttiği başvurusuna ait dava dosyasında herhangi bir tıbbi kayıt bulunmaması sebebiyle söz konusu hastanede kişiye yapılan muayene ve tetkikler sonucunda ektopik gebeliğin tanı ve tedavisinde gecikme olup olmadığı hususunda tıbben yorum yapmanın mümkün olmadığı, bu nedenle kişinin Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesine 07/01/2016 tarihinde yaptığı başvurusuna ait tüm tıbbi kayıtların tarafımıza gönderilmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceği" yönünde görüş belirtilmiştir.<br> İdare Mahkemesince anılan raporun hükme esas alınması suretiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacıların istinaf başvurusu da reddedilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br>Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüştür.<br> 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.<br>Öte yandan; manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek şekilde makul ve hakkaniyete uygun bir miktar olarak belirlenmesi gerekmektedir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup; bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.<br>Oysa ki, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, davacı ...'ın Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesine 07/01/2016 tarihinde yaptığını belirttiği başvurusuna ait dava dosyasında herhangi bir tıbbi kayıt bulunmaması sebebiyle söz konusu hastanede davacıya yapılan muayene ve tetkikler sonucunda ektopik gebeliğin tanı ve tedavisinde gecikme olup olmadığı hususunda tıbben yorum yapmanın mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, 25/12/2015, 28/12/2015, 30/12/2015, 04/01/2016, 06/01/2016 tarihlerinde yapılan muayene ve tetkik sonuçları değerlendirilerek ektopik gebeliğin tanı ve tedavisinde bir gecikmenin olup olmadığı hususunda bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmektedir.<br>Bu nedenle, davaya konu süreç bir bütün halinde incelendiğinde, davacı ...'ın 25/12/2015, 28/12/2015, 30/12/2015, 04/01/2016, 06/01/2016 tarihlerinde yapılan muayene, tetkik ve ultrasonografi sonuçları da değerlendirilmek suretiyle ektopik gebeliğin tanı ve tedavisinde gecikme olup olmadığı, bütüncül değerlendirmeyle yapılacak muayene ve tetkikler sonucunda zamanında ektopik gebelik tanısı konularak gerekli müdahalenin yapılması halinde organ kaybının engellenmesinin mümkün olup olmadığı, dosyada yer alan 25/12/2015 tarihli ultrasonografi sonucunda sol overde 2 cm çapında yoğun heterojen içerikli komplike kist izlendiğinin raporlandığı, 04/01/2016 ve 06/01/2016 tarihli ultrasonografi sonuçlarında ise sol over normal olarak raporlandığı ve davacının Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi 08/01/2016 tarihli ameliyat notunda operasyon sırasında sol tuba istmusunda 2 cm çaplı rüptüre ektopik gebelik olduğu görüldüğünün belirtildiği de göz önünde bulundurulduğunda 25/12/2015 tarihli ultrasonografi rapor sonucuna göre ektopik gebelik düşünülmemesinin tıbben hatalı olup olmadığı, ultrasonografi raporları arasında çelişki olup olmadığı, bu aşamaya ilişkin olarak herhangi bir gecikmeye sebebiyet verilip verilmediği ve bu durumun yaşanan sürece ne şekilde etki ettiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br> Bu amaçla, Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, 25/12/2015, 28/12/2015, 30/12/2015, 04/01/2016, 06/01/2016 tarihlerinde yapılan muayene ve tetkik sonuçlarının ayrıntılı bir şekilde incelendiği, yukarıda belirtilen hususların ayrıntılı, açık ve anlaşılabilir şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak davalı idarenin olayda bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br> Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen karara karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br> <br><br></font></p></body></html>
personel