<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3966 E. , 2025/1331 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3966<br>Karar No : 2025/1331 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br> 3-... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ın bulantı ve kusma şikayeti ile götürüldüğü Kızıltepe Devlet Hastanesi ve Mardin Çocuk Hastalıkları Hastanesinde kaldığı süre içerisinde hekim ve sağlık personelinin ihmali neticesinde %100 oranında engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 350.000,00 TL maddi, anne ve babanın her biri için 25.000,00 TL olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; bilirkişi raporlarında, davacı ...'a, Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Bölümünde yapılan tetkik, tedavi ve ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğu, Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde yatırıldığı dönemde Uz. Dr. ... tarafından tanının zamanında konulamamasının özen eksikliği olduğu, ancak hastanın yaşı itibariyle (4 aylık) teşhis konulmasının bazı vakalarda güçlük arz ettiği ve davacının %100 oranında malul sayılmasını gerektiren nörolojik tablo ile 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunca özen eksikliği izafe edilmiş olan Dr. ...'nün eylemi arasında doğrudan ilişki kurulamayacağının belirtilmesi karşısında; belirtilen özen eksikliğinin, içerisinde risk unsuru taşıyan sağlık hizmetlerinde idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için gerçekleşmesi gerektiği kabul edilen ağır hizmet kusuru olarak kabul edilebilmesi mümkün olmadığından davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı kanaatiyle davacıların maddi tazminata ilişkin istemlerinin reddi gerektiği, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda davacı ...ın, Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde yatırıldığı dönemde Uz. Dr. ... tarafından tanının zamanında konulamamasının özen eksikliği olduğunun belirtilmesi karşısında, hekimin özen eksikliğinin dolayısıyla sağlık hizmetinin sunumundaki eksikliğin, davacılardaki acı ve ızdırabı artıracağından ve davacıların bu nedenle acı, elem ve ızdırap çektiği kanaatine varıldığından, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile söz konusu manevi acıyı giderecek oranda olduğu kabul edilebilen davacılardan ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumu raporundan da anlaşılacağı üzere ...'a yapılan teşhis ve tedavide akut batın tablosunun fark edilemediği, bu nedenle tanının gecikmiş olarak konulduğu, tanının zamanında konulamamasının özen eksikliği olduğu tespitinin yapıldığı, usulüne uygun olarak rıza formu imzalatılmadığından aydınlatılmış onamın varlığından söz edilemeyeceği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'ın 28/05/2011 tarihinde doğduğu, 23/09/2011 tarihinde bulantı ve kusma şikayeti ile Kızıltepe Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü, Uzm. Dr. ... tarafından tutulan 23/09/2011 tarihli günlük gözlem notunda, olgu huzursuzluk ve ağladıktan sonra morarma şikayeti ile başvurduğu, ateş olmadığı, 2-3 kez kusmasının olduğu, olgunun mayi sonrası huzursuzluğunda azalma ve halsizliğinde düzelme olduğu, kusmalarının devam etmesi nedeniyle yatışının yapıldığı, ishali gelişen hastaya metronidazol başlandığı, 24/09/2011 tarihli notta izleminde ek problemi olmadığı, kusmanın azaldığı, 25/09/2011 tarihli notta gece karında şişlik ve huzursuzluğu olduğu, FM'de; solda inguinale kadar uzanan sert kitlesel şişlik gelişmesi nedeniyle ADBG çekildiği, mide hizasında büyük hava sıvı seviyesi, diğer alanlarda gaz görünümü olmadığı, hastanın 25/09/2011 tarihinde taburcu edildiği, aynı gün Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde mide volvulusu ön tanısıyla yatırıldığı, metabolik asidoz olduğu, kan gazı düzeldikten sonra operasyon planlanan ancak yoğun bakım gerekeceği ifade edilerek mide volvulus+ mide perforasyonu tanılarıyla Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Bölümü'ne acil sevk edildiği ve burada ameliyata alındığı ve tedavisinin yapıldğı, sonrasında Kızıltepe Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 17/05/2012 tarihli raporla %80 engelli hale geldiğinin tespit edilmesi üzerine davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ın Kızıltepe Devlet Hastanesi ve Mardin Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde kaldığı süre içerisinde hekim ve sağlık personelinin ihmali neticesinde %100 oranında malul hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini istemiyle davalı idareye yapılan 06/07/2012 tarihli başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda; "23/09/2011 tarihinde Kızıltepe Devlet Hastanesine kusma şikayetiyle yatırılan, 25/09/2011 tarihinde solda inguinal bölgeye kadar uzanan sert kitlesel şişlik izlenmesi üzerine çekilen ADBG'de mide hizasında büyük hava sıvı seviyesi izlenen, ailesinin kendi isteğiyle Mardin Medical Park Hastanesi'ne başvuran, aynı gün 25/09/2011 tarihinde Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde mide volvulusu ön tanısıyla yatırılan, metabolik asidoz olduğu, kan gazı düzeldikten sonra operasyon planlanan, ancak yoğun bakım gerekeceği ifade edilip mide volvulus+mide perforasyonu tanılarıyla Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Bölümü'ne acil sevk edilen, mide perforasyonu ve diafragma evantrasyonu tanısıyla preop arrest geçiren, ameliyat notunda midede büyük kurvator 3 cmlik perforasyon, protorax olduğu anlaşıldığı, diafram açıldığı spontan solunum alan hasta postop 3. Gün extübe edildiği belirtilen, konvülziyonlar tespit edilmesi üzerine epanitün başlanan, 05/11/2011 tarihli EEG sinde; sol temporalde daha belirgin, her iki temporal de intermitant yavaş dalga aktivitesi izlendiği belirtilen, 02/12/2013 tarihinde hipoksik iskemik ensefalopati sekeli, serebral palsi, epilepsi tanısıyla nöroloji bölümünde değerlendirilen ... hakkında düzenlenen tıbbi evrakların incelenmesi sonucunda; hastada mide volvulusu gelişmiş olduğu, bu nedenle başvurduğu Kızıltepe Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde gerekli muayene ve tetkikleri yapılarak, Çocuk Hastalıkları Servisi'ne Uz. Dr. ... tarafından yatırılıp 2 gün izlendiği, ancak akut batın tablosunun fark edilemediği, bu nedenle tanının gecikmiş olarak konulduğu, bu aşamadan sonra yapılacak USG tetkik ve bilahare ameliyatı için Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Bölümüne yönlendirilmesi ve bu iki hastanede yapılan tetkik, tedavi ve ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğu, Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde yatırıldığı dönemde Uz. Dr. ... tarafından tanının zamanında konulamamasının özen eksikliği olduğu, ancak hastanın yaşı itibariyle (4 aylık) teşhis konulmasının bazı vakalarda güçlük arz ettiğinin de bilinmesi gerektiğinin" belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda ise özetle; "...'ın mevcut nörolojik tablosu nedeniyle Grup 1 olarak kabul olunduğu ve halihazırda A ve E cetveline göre %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, kişinin %100 oranında malul sayılmasını gerektiren nörolojik tablo ile 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunca özen eksikliği izafe edilmiş olan Dr. ...'nün eylemi arasında doğrudan ilişki kurulamayacağı" yönünde görüş bildirilmiştir.<br> İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı kanaatiyle davacıların maddi tazminata ilişkin istemlerinin reddi gerektiği, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda davacı ...ın, Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde yatırıldığı dönemde Uz. Dr. ... tarafından tanının zamanında konulamamasının özen eksikliği olduğunun belirtilmesi karşısında, hekimin özen eksikliğinin dolayısıyla sağlık hizmetinin sunumundaki eksikliğin, davacılardaki acı ve ızdırabı artıracağından ve davacıların bu nedenle acı, elem ve ızdırap çektiği kanaatine varıldığından, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile söz konusu manevi acıyı giderecek oranda olduğu kabul edilebilen davacılardan ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesince, olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı raporunda; "Kurumumuzun ..., ... ve ... tarih-karar nolu müzekkerelerinde talep edildiği halde küçüğe Mardin Kızıltepe Devlet Hastanesi ve Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapılan radyolojik tetkiklerin (ayakta direkt batın grafileri) temin edilememiş olduğu, Gastroenterit olgularında elektrolit imbalansı (dengesizliği) + viral ve bakteriyel toksinlere sekonder batın distansiyonu gelişmesinin beklenen bir bulgu olduğu, distansiyon gelişmesi üzerine olası bir perforasyon durumunu ekarte etmek ve gastrointestinal sistem organlarının durumunu değerlendirmek amacı ile görüntüleme yapılması gerektiğinin tıbben bilindiği, nitekim Dr. ... tarafından da gastroenterit nedeni ile yatırılarak 2 gün takip edilen bebeğe batında distansiyon gelişmesi üzerine ayakta direkt batın grafisi çektirildiği ve midede genişleme tespit edilerek ileri radyolojik tetkiklerin planlandığının anlaşıldığı, bu süreçte küçüğün ailesinin talebi ile başka bir hastaneye götürülmek üzere taburcu edildiği, Dr. ... tarafından yapılan tıbbi uygulamalarda tıbbi standartlardan sapma tespit edilmediği, dolayısı ile ilgili çocuk hekiminin uygulamalarına tıbbi hata atfedilemeyeceği, aynı gün Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine götürülen küçüğe çektirilen ilk grafide diyafragma altında serbest hava görülmemekle birlikte takibinde çektirilen 2. grafide diyafragma altında serbest hava görüldüğünün Çocuk Cerrahisi Hekimi tarafından ifade edildiği, sonrasında ameliyat amacı ile sevk edildiği merkezde gerekli tedavisinin yapıldığı, küçüğün mevcut nörolojik bulgularının kendisinde mevcut gastroenterit hastalığının komplikasyonlarına bağlı olarak meydana geldiğinin anlaşıldığı, tıbbi uygulamalar ile mevcut sonuç arasında tıbben illiyet bağı kurulamayacağı" yönünde görüş bildirilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda, Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. <br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. <br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. <br>Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.<br> Bölge İdare Mahkemesince hükme esas alınan raporda, Kızıltepe Devlet Hastanesi ve Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapılan radyolojik tetkiklerin (ayakta direkt batın grafileri) temin edilememiş olduğu, Gastroenterit olgularında elektrolit imbalansı (dengesizliği) + viral ve bakteriyel toksinlere sekonder batın distansiyonu gelişmesinin beklenen bir bulgu olduğu, distansiyon gelişmesi üzerine olası bir perforasyon durumunu ekarte etmek ve gastrointestinal sistem organlarının durumunu değerlendirmek amacı ile görüntüleme yapılması gerektiğinin tıbben bilindiği, nitekim Dr. ... tarafından da gastroenterit nedeni ile yatırılarak 2 gün takip edilen bebeğe batında distansiyon gelişmesi üzerine ayakta direkt batın grafisi çektirildiği ve midede genişleme tespit edilerek ileri radyolojik tetkiklerin planlandığının anlaşıldığı, bu süreçte küçüğün ailesinin talebi ile başka bir hastaneye götürülmek üzere taburcu edildiği, Dr. ... tarafından yapılan tıbbi uygulamalarda tıbbi standartlardan sapma tespit edilmediği, dolayısı ile ilgili çocuk hekiminin uygulamalarına tıbbi hata atfedilemeyeceği, aynı gün Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine götürülen küçüğe çektirilen ilk grafide diyafragma altında serbest hava görülmemekle birlikte takibinde çektirilen 2. grafide diyafragma altında serbest hava görüldüğünün Çocuk Cerrahisi Hekimi tarafından ifade edildiği, sonrasında ameliyat amacı ile sevk edildiği merkezde gerekli tedavisinin yapıldığı, küçüğün mevcut nörolojik bulgularının kendisinde mevcut gastroenterit hastalığının komplikasyonlarına bağlı olarak meydana geldiğinin anlaşıldığı, tıbbi uygulamalar ile mevcut sonuç arasında tıbben illiyet bağı kurulamayacağı yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; Kızıltepe Devlet Hastanesi ve Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapılan radyolojik tetkiklere (ayakta direkt batın grafileri) ilişkin hiçbir tıbbi kaydın bulunmadığı, bununla birlikte İdare Mahkemesince hükme esas alınan raporda ise; ... hakkında düzenlenen tıbbi evrakların incelenmesi sonucunda; hastada mide volvulusu gelişmiş olduğu, bu nedenle başvurduğu Kızıltepe Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde gerekli muayene ve tetkikleri yapılarak, Çocuk Hastalıkları Servisi'ne Uz. Dr. ... tarafından yatırılıp 2 gün izlendiği, ancak akut batın tablosunun fark edilemediği, bu nedenle tanının gecikmiş olarak konulduğu, bu aşamadan sonra yapılacak USG tetkik ve bilahare ameliyatı için Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Bölümüne yönlendirilmesi ve bu iki hastanede yapılan tetkik, tedavi ve ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğu, Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde yatırıldığı dönemde Uz. Dr. ... tarafından tanının zamanında konulamamasının özen eksikliği olduğu nun belirtildiği anlaşılmış olup, Kızıltepe Devlet Hastanesi ve Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yapılan radyolojik tetkiklere (ayakta direkt batın grafileri) ilişkin araştırma yapılmadığı hususları dikkate alındığında söz konusu araştırma yapılmadan ve dolayısıyla tüm tıbbi bilgi ve belgeler temin edilmeden düzenlenen anılan bilirkişi raporunun yeterli, objektif ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü amacıyla tüm tıbbi bilgi ve belgelerin yukarıda belirtildiği şekilde araştırılıp temin edilmesinin ardından, dosyadaki tüm belgelerin Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek, ilgili uzmanların oluşturduğu İhtisas Dairesi Kurulundan alınacak yeterli, objektif, bilimsel açıklama ve değerlendirmeler içeren rapor ile olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen temyize konu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
personel