<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3747 E.  ,  2025/617 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3747<br>Karar No : 2025/617 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... ve ... adlarına velayeten ...,... 2- ... adına vesayeten ... 3- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, doğuştan beta talasemi hastası olan kardeşleri ...'ın ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan tedavi sonucu vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık her biri için 5.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 420.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile 24/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda arz ve izah olunan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; müteveffanın takibinde uygulanan tedavilerin uygun olduğu, tedaviler sırasında bazı komplikasyonların gelişmesi üzerine uygun bölümlerden gerekli konsültasyonların yapıldığı, konsültan hekimlerin önerilerine uyulduğu, gelişen komplikasyonlara zamanında müdahale edildiği, tüm müdahalelere rağmen transplant ilişkili komplikasyonlar nedeni ile hastanın kaybedildiğinden hareketle kişinin takip ve tedavilerini yapan hekimlerin ve yardımcı sağlık personelinin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı ve aydınlatılmış onam formunun baba... tarafından imzalandığı anlaşıldığından davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, 13/08/2018 tarihli hasta konsültasyon raporunda; ...nin 14 yaşında ... nedenli kemik iliği transplantasyonu olmuş hastanın mevcut subclavian hickman kateteri disfonksiyone olup çekilmesi gerektiği, ciddi damaryolu sıkıntısı olan hastaya aynı zamanda yeni kateterin de takılmasının hayati önem arz etmekte olduğu, bu nedenle acil olarak hickman kateterinin değiştirilmesi için ameliyat yapılması gerektiğini bildirdiği, anestezi uzmanının olmaması sebebiyle 28/08/2018 tarihi için randevunun verileceğinin bildirildiği, bunun üzerine, ...’in asistanı tarafından hastanın genel durumu kötü olduğu için randevu açısından öncelik verilmesi ve hastaya derhal hickman kateterinin takılması için ameliyat yapılması gerektiğinin yazıldığı, buna rağmen hayati tehlikesi olduğu açık olan hastaya Prof. ... tarafından tam 15 gün sonrası olan 28/08/2018 tarihi için ameliyat randevusu verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi uzmanının bulunmadığı, Çocuk Hemotolojisi ve Onkolojisi, Kalp Damar Cerahisi, Girişimsel Radyoloji ve Göğüs Cerrahisi uzmanı hekimlerin katılımı ile hazırlanmış gerekçeli yeni bir rapor alınması gerekirken, Mahkemece, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkmesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden, 02/03/2018 tarihinde ... Devlet Hastanesinden ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen davacıların yakını ...'a talasemi major tanısı konulduğu ve yatışının yapıldığı, 30/03/3018 tarihinde de tam uyumlu akraba dışı vericiden kemik iliği nakli yapıldığı, 13/08/2018 tarihli konsültasyon raporunda, ... tarafından, mevcut kateterin çekilmesi gerektiği, ciddi damar yolu sıkıntısı olan hastaya aynı zamanda yeni kateter takılmasının hayati önem arz ettiği, hastanın genel durumu kötü olduğu için randevu açısından öncelik verilmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak kateter değiştirilmesi ameliyatı için on beş gün sonraki tarih olan 28/08/2018 tarihine randevu verildiği, hastanın durumunun gittikçe kötüleşmesi üzerine 28/08/2018 tarihinde yoğun bakım ünitesine kaldırıldığı, kateter değişimi sırasında hatalı uygulama nedeniyle hastada pnömotoraks meydana geldiği, hastaya zamanında yeterli tedavi uygulanmaması ve ameliyatta hatalı tıbbi uygulama yapılması sebebiyle hastanın akciğerlerinin zarar görmesine, bu suretle vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık her bir davacı için 5.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 420.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen ve 24/09/2020 tarihinde sunulan raporda; -özetle- "11.05.2004 tarihinde doğan şahsın 9 aylıkken Beta Talasemî majör tanısı aldığı, 06.03.2018 tarihinde kalıcı hemodiyaliz kateteri takıldığı, 13.03.2018 tarihinde kalıcı damar yolu ihtiyacı olan hastaya sağ juguler venden sonografı eşliğinde tüneli sağ pektoral bölgeye uzanan 9F kalıcı kateteri (hickman kateteri) takıldığı, 21.03.2018 tarihinde pediatrik kök hücre servisine yatırıldığı, 30.03.2018 tarihinde (10/10 HLA uyumlu akraba dışı vericiden) Kemik İliği Transplantasyonu yapıldığı, nötrofil düzeyi istenilen düzeye ulaşmadığı için greft yetmezlği nedeniyle hastaya 25.04.2018 ve 27.04.2018 tarihlerinde iki kez ek takviye (boost) kök hücre verildiği, ishal gelişmesi sonrası transplantın 36. gününde Gastrointestinal sistem Graft-Versust-Host Hastalığı tanısı aldığı, immünsupresif tedavisi genişletildiği, 31.05.2018 tarihinde fotoferez tedavisi başlandığı, 03.07.2018 tarihinde beyin MR sonucu Posterior Reversibl Ensefalopati Sendromu olarak yorumlandığı ve immünsupresif tedavisi zamanla minimalize edildiği, hastanın 29.06.2018 tarihli toraks BT de Pnömosistis Carini pnömonisi olduğu, Mayıs 2018 tarihinde Gastrointestinal sistem Graft-Versust-Host Hastalığı nedeniyle fotoferez başlanmış olduğu, hemodiyaliz katateri 24.05.2018 tarihinde takıldığı, 05,07.2018 tarihinde kateter enfeksiyonu sonrası çıkarılmış olan hemodiyaliz kateteri yerine yenisi takıldığı, 13.08.2018 tarihli mevcut subclavian hîckman kateteri disfonksiyone olduğu, 28.08.2018 de yeni bîr kateter sol alt ekstremite fotoferez yapılması için takıldığı, solunum sıkıntısı kötüleşmeye başlayan hastanın aynı gün anestezi yoğun bakıma yatırıldığı, 29.08.2018 de hastanın ağır Akut Respiratuar Distres Sendromu tanısı aldığı, transplant öncesi Hîckman tipi SVK takıldığı, GVHH gelişiminden sonra ihtiyaca binaen bir kalıcı hemodiyaliz kateteri de takıldığı ve 31.05.2018'den sonra başlanan fotoferez tedavisinin bu kateterden yapıldığı, Hîckman kateterin 13.08.2018'de çalışmaması nedeni ile değiştirilmesine karar verildiği ve hastanın alması gereken sıvı elektrolit tedavisi, kan ve kan ürünleri, total parenteral beslenme (TPN) ve ilaç uygulamalarının kalıcı diyaliz kateteri ile sağlandığı, 28.08.2018 tarihine kadar hemodiyaliz kateter ile tüm tetkik ve tedavilerin sağlanmış olduğu, hastanın gelişen çeşitli komplikasyonlar sonrasında akut solünumsal distres sendromu (ARDS) tablosu ile 12.09.2018'de exitus olduğu dikkate alındığında; 1-Doğumundan itibaren talasemî majör tanısı olduğu, 06.03.2018 tarihinden itibaren gerekli tetkik ve tedavilerinin başlandığı 21.03.2018 tarihinde kök hücre servisine yatırılarak 30.03.2018 tarihinde uygun kemik iliği transplantasyonunun yapıldığı, takibinde uygulanan tedavilerin uygun olduğu, tedaviler sırasında medikolegal tartışmada da bahsedilen bazı komplikasyonların gelişmesi üzerine uygun bölümlerden gerekli konsültasyonların yapıldığı, konsültan hekimlerin önerilerine uyulduğu, gelişen komplikasyonlara zamanında müdahale edildiği, dolayısıyla komplikasyon yönetiminin uygun yapıldığı, 13.08.2018 tarihinde de işlevselliğini yitiren kateter yoluyla uygulanan tedavilerinin diğer kateteri (kalıcı diyaliz kateteri) ile sağlandığı ve hastanın tedavilerine uygun şekilde devam edildiği, tüm müdahalelere rağmen transplant ilişkili komplikasyonlar nedeni ile hastanın kaybedildiği cihetle kişinin takip ve tedavilerini yapan hekimlerin ve yardımcı sağlık personelinin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, 2- Sağlık personelleri aracılığıyla hizmet veren hastahane idaresinin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, 3- Kök Hücre Nakli Uygulamasına ait aydınlatılmış onam formunun şahsın babası... tarafından imzalandığı, yapılan diğer işlemler için aydınlatılmış onam ve velilerin imzasının bulunduğu'' yönünde görüş bildirilmiştir.<br> İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda olayda hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. <br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. <br>Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. <br>Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu, 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. <br>Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.<br> Hükme esas alınan raporda, davacıların yakını ...'ın doğumundan itibaren talasemî majör tanısı olduğu, 06/03/2018 tarihinden itibaren gerekli tetkik ve tedavilerinin başlandığı 21/03/2018 tarihinde kök hücre servisine yatırılarak 30/03/2018 tarihinde uygun kemik iliği transplantasyonunun yapıldığı, takibinde uygulanan tedavilerin uygun olduğu, tedaviler sırasında medikolegal tartışmada da bahsedilen bazı komplikasyonların gelişmesi üzerine uygun bölümlerden gerekli konsültasyonların yapıldığı, konsültan hekimlerin önerilerine uyulduğu, gelişen komplikasyonlara zamanında müdahale edildiği, dolayısıyla komplikasyon yönetiminin uygun yapıldığı, 13.08.2018 tarihinde de işlevselliğini yitiren kateter yoluyla uygulanan tedavilerinin diğer kateteri (kalıcı diyaliz kateteri) ile sağlandığı ve hastanın tedavilerine uygun şekilde devam edildiği, tüm müdahalelere rağmen transplant ilişkili komplikasyonlar nedeni ile hastanın kaybedildiği cihetle kişinin takip ve tedavilerini yapan hekimlerin ve yardımcı sağlık personelinin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, sağlık personelleri aracılığıyla hizmet veren hastane idaresinin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, Kök Hücre Nakli Uygulamasına ait aydınlatılmış onam formunun şahsın babası... tarafından imzalandığı, yapılan diğer işlemler için aydınlatılmış onam ve velilerin imzasının bulunduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; hastanın tedavisinde görev alan hekimler hakkında soruşturma açılması üzerine ... Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile men-i muhakeme kararı verildiği, anılan karara karşı itiraz edilmesi sonrasında Danıştay Birinci Dairesinin 01/07/2020 tarih ve E:2020/936, K:2020/827 sayılı kararıyla ; "hastaya zamanında yeterli tedavi uygulanmaması ve ameliyatta hatalı tıbbi uygulama yapılması sebebiyle hastanın akciğerlerinin zarar görmesine, bu suretle ölümüne neden olunduğu yolunda iddialar üzerine Rektörlükçe yaptırılan soruşturmada, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerinden bilirkişi raporu alındığı, bu raporda, kateter takılmasının farklı branşların ortak ve koordineli çalışmaları ile gerçekleştirilen multidisipliner bir uygulama olduğu, ancak koordinasyonda zaman zaman çeşitli sorunlar yaşanabildiği, hastanın kateter yoluyla tedavisinin, kullanılamayan Hickman kateteri yerine kalıcı diyaliz kateteri ile sağlandığı, hastanın katetersiz kalmadığı, hastanın temel tedavilerinde aksama olmadığı ve transplant ilişkili komplikasyonlar sonucunda kaybedildiği, tıbbi olarak herhangi bir kusur bulunmadığı kanaatine varıldığı, ancak söz konusu bilirkişi raporunun, iddiaları aydınlatmaktan uzak ve yetersiz olduğu, bu rapor dikkate alınarak yapılan soruşturma sonucunda Yetkili Kurul tarafından şüphelilerin men-i muhakemelerine karar verildiğinin görüldüğü, bu bağlamda, ... Üniversitesi ile Ege Üniversitesi dışında başka bir üniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce belirlenecek ikisi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi, birisi Kalp Damar Cerrahisi, birisi Girişimsel Radyoloji, birisi de Göğüs Cerrahisi uzmanı en az beş öğretim üyesinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, ... Devlet Hastanesi de dahil olmak üzere diğer hastanelerdeki hastaya ait tüm tıbbi bilgiler eksiksiz gönderilmek suretiyle hastayla ilgili teşhis, takip, tedavi ve ameliyatta, sağlık durumunun değerlendirilmesinde, tetkiklerinde gecikme, dikkatsizlik, özensizlik veya acemilik, tıbbi kusur, uygulama veya hekim hatası veyahut eksiklik gösterilip gösterilmediği, hastanın konsültasyon raporunda, acil olarak gerçekleşmesi gereken ve hasta açısından hayati önem arz ettiği belirtilen kateter değişimi ameliyatı için öncelikli olarak randevu verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, on beş gün sonraya randevu verilmesinin bu durumdaki bir hastada ne gibi sonuçlara neden olacağı, on beş gün beklenilmesinin tedavide gecikmeye neden olup olmayacağı, ameliyat için beklenilen sürede hastanın sağlık durumunun nasıl seyrettiği, kateter değişimi yapılmamasının sağlığında tedavisi mümkün olmayacak derecede bozulmaya yol açıp açmadığı, katater değişiminde hekim veya uygulama hatası, acemilik, özensizlik, dikkatsizlik bulunup bulunmadığı, bu işlem nedeniyle hastada pnömotoraks meydana gelip gelmediği, pnömotoraksın hastanın ölümüne neden olup olmadığı, hastanın ölüm sebebinin ne olduğu, hastalığının teşhis edildiği tarihte hangi seviyede olduğu, bu seviyedeki hastalıkta, ...'ın sağlık durumundaki ve yaşındaki bir çocuğun tedaviyle ortalama kaç yaşa kadar hayatta kalabileceği hususlarını açıklayan bilirkişi raporu alınması, ayrıca bu olay nedeniyle şikayetçinin ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açtığı tazminat davasındaki bütün bilgi ve belgelerin Mahkemeden istenilerek getirtilmesi, anılan davada Adli Tıp Kurumundan rapor istenilip istenilmediği hususu araştırılarak rapor istenilmişse bu raporun da temin edilmesi, Mahkemece rapor istenilmiş ama henüz rapor gelmemişse gerekli takip yapılarak geldiğinde raporun bir örneğinin istenilmesi, belirtilen tüm eksiklikler giderilerek yeniden soruşturma yapılması gerektiğinin anlaşıldığı, bu durumda, eksik inceleme sonucu oluşturulan soruşturma raporuna dayanılarak şüpheliler hakkında verilen ... Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun ... tarih ve ... sayılı men-i muhakeme kararının bozulmasına, belirtilen eksiklik giderilmek suretiyle yeniden yapılacak soruşturma sonucunda düzenlenecek fezleke göz önüne alınarak Yetkili Kurulca yeni bir karar verilmesine " karar verildiği, davacılar tarafından da temyiz dilekçesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi uzmanının bulunmadığı, Çocuk Hemotolojisi ve Onkolojisi, Kalp Damar Cerahisi, Girişimsel Radyoloji ve Göğüs Cerrahisi uzmanı hekimlerin katılımı ile hazırlanmış gerekçeli yeni bir rapor alınması gerekirken, Mahkemece, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.<br> Bu nedenle, Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi, Kalp Damar Cerahisi, Girişimsel Radyoloji ve Göğüs Cerrahisi uzmanlarının da yer aldığı Adli Tıp İhtisas Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, hastanın konsültasyon raporunda, acil olarak gerçekleşmesi gereken ve hasta açısından hayati önem arz ettiği belirtilen kateter değişimi ameliyatı için öncelikli olarak randevu verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, on beş gün sonraya randevu verilmesinin bu durumdaki bir hastada ne gibi sonuçlara neden olacağı, on beş gün beklenilmesinin tedavide gecikmeye neden olup olmayacağı, ameliyat için beklenilen sürede hastanın sağlık durumunun nasıl seyrettiği, kateter değişimi yapılmamasının sağlığında tedavisi mümkün olmayacak derecede bozulmaya yol açıp açmadığı, katater değişiminde hekim veya uygulama hatası, acemilik, özensizlik, dikkatsizlik bulunup bulunmadığı, bu işlem nedeniyle hastada pnömotoraks meydana gelip gelmediği, pnömotoraksın hastanın ölümüne neden olup olmadığı, hastanın ölüm sebebinin ne olduğu, hastalığının teşhis edildiği tarihte hangi seviyede olduğu, bu seviyedeki hastalıkta, ...'ın sağlık durumundaki ve yaşındaki bir çocuğun tedaviyle ortalama kaç yaşa kadar hayatta kalabileceği hususlarının yeniden incelendiği, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. <br> Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

personel