<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/2896 E.  ,  2025/566 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/2896<br>Karar No : 2025/566 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, hasta bilgilerinin bulunduğu element sisteminde hatalı bir şekilde 2009 ilâ 2018 yılları arasında gebelik kaydının bulunduğu, hayatının hiçbir aşamasında gebe olmadığı, gebelik kaydı nedeniyle şeref ve haysiyetinin rencide edildiği, ağır bir üzüntü ve sıkıntı yaşadığı, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen manevi zarar karşılığı olarak 250.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; hasta bilgilerinin bulunduğu element sisteminde davacı hakkında sehven tutulduğu sabit olan gebelik kaydı nedeniyle davalı idarenin sunulan hizmetin işletilmesinde kusurlu davrandığı, bu durumun element sistemine gebelik kaydının konulduğu tarihte bekar olan davacının gebelik kaydının konulduğu 2009 yılından kaydın silindiği 2018 yılına kadar geçen süre içerisinde ciddi düzeyde psikolojik sıkıntılar yaşamasına ve bu nedenle psikolojik tedavi görmesine de sebebiyet verdiği, davacının maruz kaldığı acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla davacı lehine takdiren 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın, 50.000,00 Tl manevi tazminat istemi yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarına karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; manevi tazminata hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerektiği, manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiği, hükmedilecek tazminat miktarının zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı, bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği, bu durumda davacıya yaşanılan elem ve üzüntü karşılığı olmak üzere 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesinin kaldırılmasına yeniden incelenen davada davacının manevi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 10.000,00TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunduğu buna karşılık hükmedilen manevi tazminatın yaşanan acı ve sıkıntılar dikkate alındığında oluşan manevi zararlarını giderme noktasında yetersiz kaldığı; davalı idare tarafından, olayda sehven yapılan hatanın düzeltildiği, olay nedeniyle davacının manevi varlığına yönelik bir zararın gerçekleşmediği, davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bozulması gerektiği savunulmaktadır. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Davacı, Şanlıurfa ili, Ceylanpınar ilçesi, ... Nolu Aile Sağlığı Merkezinde ebe olarak görev yapmaktadır. Davacı hasta bilgilerinin bulunduğu element sisteminde kendisi hakkında gebelik kaydının bulunduğunu öğrenmesi üzerine söz konusu kaydın düzeltilmesi amacıyla 07/11/2017 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurmuş, başvurusunun zımnen reddi üzerine hiçbir zaman gebe olmadığı, kaydın düşüldüğü tarihlerde sadece kabızlık şikayetiyle hastaneye gittiği ve söz konusu kaydın hatalı olduğu ileri sürülerek anılan işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açmıştır. Ayrıca davacı, daha evvel gebe kalmadığının tespit edilmesi amacıyla ... Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmuş, bu süreçte muayenesi yapılan davacı hakkında gebelik izlenmediği yönünde adli rapor da düzenlenmiştir.<br> Davacının açtığı idari dava devam ederken davalı Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ... tarih ve E.. sayılı yazı ile davacı hakkında sehven düzenlenen gebelik kaydının düzeltildiğini bildirmiş bunun üzerine ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hatalı tutulan gebelik kaydının davalı idare tarafından düzeltildiği gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu kararın davacı tarafından tebellüğ edilmesi üzerine işbu bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.<br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.<br> Dava konusu olayda, sistemde uzun yıllar hatalı şekilde kalan tıbbi kaydın düzeltilmesi ve hiçbir zaman gebe kalmadığını ispatlamak amacıyla davacının gerek adli gerekse de idari yargıda dava açmak suretiyle hukuki mücadele vermek zorunda kaldığı, hatalı gebelik kaydının konulduğu tarihte bekar olan davacının, ciddi düzeyde psikolojik sıkıntılar yaşamasına ve bu nedenle psikolojik tedavi görmesine sebebiyet verildiği, bu süreçte davacının yaşı ve medeni hali itibarıyla oldukça yıprandığı göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken, Bölge İdare Mahkemesince davacı yönünden takdir edilen manevi tazminatın yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

personel