<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/565 E. , 2025/504 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/565<br>Karar No : 2025/504 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ...<br> Hukuk Müşaviri ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>DAVANIN_KONUSU : Şanlıurfa ili, ... ilçesinde bulunan devlet hastanesinde uzman doktor olarak görev yapmakta iken ... tarihinde görevine son verilen davacı tarafından, mesleğini kamu kurumları dışında icra edebilmek amacıyla görevden uzaklaştırıldığı sürenin devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, uyuşmazlığın, davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemin Devlet hizmeti yükümlülük süresinden sayılıp sayılmayacağı hususuna ilişkin olduğu, 3359 sayılı Kanun'da devlet hizmet yükümlülük süresinin hesabında fiili çalışmanın esas olduğu, yalnızca hafta sonu ve resmi tatil günlerinin fiili çalışmadan sayılacağının açık olduğu; yıllık, mazeret ve hastalık izinlerinin dahi yükümlülük süresinden mahsup edilemeyeceğinin açıkça düzenlendiği, davacının kamu görevinden çıkarılması ile sonuçlanan görevden uzaklaştırma süresinin fiili çalışma süresinden sayılamayacağı, öte yandan belirtilen görevden uzaklaştırma işlemine karşı açılmış bir dava ve bu dava/davalar sonucu verilmiş bir iptal kararının da bulunmadığı, dolayısıyla davacının görevden uzaklaştırıldığı sürenin Devlet hizmeti yükümlülük süresinden mahsup edilemeyeceği anlaşıldığından bu doğrultudaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, olayda, davacının 1219 sayılı Kanun'un ek 15. ve 3359 sayılı Kanun'un ek 3. maddeleri uyarınca 450 günlük Devlet hizmeti yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülük kapsamında ...-... arasında fiili çalışmasının olduğu, ... tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, 05/03/2019 tarihine ise kamu görevinden çıkarılarak görevi ile ilişiğinin kesildiği, görevden uzaklaştırıldığı toplam sürenin ise 1 yıl 6 ay 19 gün olduğu, 1219 sayılı Kanun'un ek 15. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabiplerin çıkarılma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 3. maddesinin birinci fıkrasında üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezleri için belirlenen Devlet hizmeti süresi kadar bekleme süresi öngörüldüğü, davacının ... tarihinde görevden uzaklaştırıldıktan sonra tekrar göreve iade edilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, bu haliyle görevden uzaklaştırıldığı tarihten itibaren bu bekleme süresinin başlatılmasının gerektiği, davacının görevden uzakta kaldığı sürenin de 1219 sayılı Kanun'a 7151 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen Ek 15. maddesinde belirtilen bekleme süresinden sayılması gerektiğinden, davacının görevden uzaklaştırıldığı 1 yıl 6 ay 19 günlük sürenin davacının yükümlü olduğu bekleme süresini aştığı, dolayısıyla, devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamadığı gerekçesiyle davacının özel sağlık kuruluşlarında çalışmasının uygun olmadığı yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının açıkta kaldığı sürelerin fiilen çalışılan sürelerden sayılamayacağı, 1219 sayılı Kanun'un ek 15. maddesi ile getirilen bekleme süresinin hesabında fiilen çalışılan sürelerin esas alınacağı, bu haliyle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçe değiştirmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY: Davacı, kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı olup, devlet hizmet yükümlülüğü kapsamında ... Devlet Hastanesinde görev yapmakta iken, 05/03/2019 tarihinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi gereğince kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiştir.<br> Bunun üzerine, davacı tarafından, hekimlik mesleğinin icrası için görevden uzaklaştırıldığı sürelerin devlet hizmet yükümlülüğü süresinden sayılması aksinin kabulü halinde ise 1219 sayılı Kanun'a 7151 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen ek 15. maddesinde belirtilen bekleme süresinin başlangıcının görevden uzaklaştırıldığı tarih olan ... tarihinin esas alınması talebiyle Sağlık Bakanlığına başvuru yapılmıştır.<br> Anılan başvuru, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, davacının kamu görevinden çıkarılması ile sonuçlanan görevden uzaklaştırma süresinin fiili çalışma süresinden sayılamayacağı gerekçesiyle reddedilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 3. maddesinde, dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle ilgili mevzuata göre yurt içinde veya yurt dışında öğrenimlerini tamamlayarak tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanan İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasında yer alan grup ilçe merkezlerinde veya bağlı yerleşim yerlerinde, yasada belirlenen süre kadar, Sağlık Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığınca uygun görülen Milli Savunma Bakanlığı ve diğer kuruluşlarda Devlet memuru veya ilgililerin talebi halinde 10/07/2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun'a tâbi sözleşmeli sağlık personeli olarak Devlet hizmeti yapmakla yükümlü oldukları, sürelerin hesabında fiilen çalışmanın esas olduğu, hafta sonu ve resmi tatil günlerinin fiili çalışmadan sayılacağı, yıllık, mazaret ve hastalık izinli günlerin ise yükümlülük süresine ilave edileceği kurala bağlanmış; Ek 4. maddesinde ise, Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personelin, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Anayasanın 48. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu; 49. maddesinin 2. fıkrasında ise, devletin çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlamıştır.<br>Diğer taraftan, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek ilgili mevzuat çerçevesinde kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabiplerden devlet hizmeti yükümlüsü olanların, çıkarılma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 3. maddesinin birinci fıkrasında üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezleri için belirlenen devlet hizmeti süresinin sonunda mesleklerini icra edebilecekleri, devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirirken kamu görevinden çıkarılanların hizmet sürelerinin bu süreden düşüleceğini öngören 1219 sayılı Kanun'un Ek 15. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesinin 02/07/2021 tarih ve 31529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/04/2021 tarih ve E:2019/13, K:2021/31 sayılı kararıyla kuralın Anayasaya aykırı olduğuna karar verilmiştir. <br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi:(...) 18. Dava konusu kuralın amacı kural kapsamındaki tabiplerin milli güvenlik gerekçesiyle özel sektörde çalıştırılmalarının önlenmesi değil çalışma barışının sağlanmasıdır. Dolayısıyla gereklilik ölçütünün karşılanabilmesi ve anılan amaca ulaşmak için kuralda öngörülen tedbirden daha hafif bir sınırlama aracının bulunmaması gerekir. Kurala konu devlet hizmeti yükümlüsü tabipler zorunlu hizmeti ifa etmekten kaçınmamakta, devlet çeşitli gereklerle bu kişileri kamu hizmetinde çalıştırmayı uygun görmemektedir. Ancak kuralda kişilerin bir taraftan kamuda çalışmaları önlenirken öbür tarafta 450 gün gibi uzun bir süreyle özel sektörde de çalışmaları yasaklanmakta, böylece anılan kişilerin belirlenen süre zarfında tabiplik mesleğini icra etmeleri önlenmektedir. Çalışma barışının sağlanması için çalışma hakkını ve başka birçok kamusal yararı etkileyebilecek bu kadar ağır bir tedbire başvurulmadan da anılan sonuca ulaşılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda kural kapsamında kalan tabiplere zorunlu hizmet süresi boyunca sadece zorunlu hizmete tabi bölgelerde özel sektördeki işlerini icra edebilme yükümlülüğü getirilerek de anılan amaca ulaşılması veya benzeri başka tedbirlerin alınabileceği açıktır. Bu yönüyle kural gereklilik ölçütünü ihlal etmektedir. <br>19. Bir an için kuralın gereklilik ölçütünü karşıladığı kabul edilse bile kuralda ulaşılmak istenen amaç ile getirilen araç arasında, bir başka ifadeyle sınırlamayla ulaşılmak istenen kamu yararı ile kişilerin çalışma hakkı arasında olması gereken makul dengenin bulunduğunu da söylemek mümkün görünmemektedir. Bu bağlamda milli güvenliği sağlama amacı olmaksızın sırf çalışma barışını sağlamak amacıyla devlet hizmet yükümlülüğü uygulamasının amacına hizmet etmeyecek şekilde kamuda çalışmasına milli güvenlik gerekçesiyle izin verilmeyen tabiplerin 450 gün gibi uzun bir süreyle özel sektörde de mesleklerini icra etmelerinin önlenmesinin öngörülen amaca bakıldığında kişilere aşırı bir külfet yüklenmesi sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır.<br>20. Diğer yandan belirtmek gerekir ki kural kapsamında bulunan kişilerin özel sektörde çalışmalarının önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Dolayısıyla kural normal şartlarda özel sektörde çalışmasına izin verilen kişilerin, amacı ülkedeki tabip eksikliği nedeniyle sağlık hizmetlerinin herkese ulaştırılamaması sorununu çözmek olan devlet hizmet yükümlülüğü uygulaması kapsamında 450 gün gibi uzun bir süre boyunca tabiplik mesleğini icra etmekten alıkonulmasına neden olmaktadır. Bunun anılan uygulamayla amaçlanan herkesin sağlık hizmetlerinden daha fazla faydalanması amacının tam zıddı yönünde bir sonuca yol açabileceği açıktır. Bu çerçevede kuralın devlet hizmet yükümlülüğü uygulamasının amacının aksine daha az tabibin sağlık hizmeti verebilmesi sorununa da yol açabileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan kural kapsamındaki kişilerin mesleğini yapamamalarına bağlı olarak tıp mesleğinin niteliği dikkate alındığında mesleki pratik ve gelişimden yoksun kalacakları, bunun ise kamu sağlığı açısından da istenmeyen sonuçlara yol açabileceği ortadadır. Bu hususların genel olarak menfaatler dengesini bozduğu, bu yönüyle kuralın ölçülülük ilkesini ihlal ettiği neticesine varılmıştır.<br>21. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." şeklindedir.<br>3359 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesinde, Kanun'un Ek 3. maddesi ile getirilen Devlet hizmeti yükümlülüğü adı altındaki mecburi hizmeti yerine getirmeyen hekimlerin mesleklerini icra edemeyecekleri kurala bağlanmış olup, bu yasaklayıcı düzenlemenin, kendi iradesiyle Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınan hekimler için getirildiği, aksine bir kabulün kendi iradesi dışında idarenin tasarrufu nedeniyle bu mecburi hizmeti yerine getiremeyen hekimler yönünden Anayasa'da güvence altına alınan "çalışma hakkının ve hürriyetinin" ortadan kaldırılmasına sebep olacağı açıktır.<br>Bununla birlikte, yukarıda da gerekçesine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı ile, ilgili mevzuat çerçevesinde kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabiplerden devlet hizmeti yükümlüsü olanların, çıkarılma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 3. maddesinin birinci fıkrasında üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezleri için belirlenen devlet hizmeti süresi kadar beklemelerini öngören kuralın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu açıkça ifade edilmiştir.<br> Somut olayda, davacının devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında ... Devlet Hastanesinde ... tarihinde görevine başladığı, ... tarihinde görevinden uzaklaştırıldığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi gereğince 04/03/2019 tarihinde kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, davacının ... tarihinde görevden uzaklaştırıldıktan sonra tekrar göreve iade edilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, bu haliyle görevden uzaklaştırıldığı tarihten itibaren bu bekleme süresinin başlatılmasının gerektiği, davacının görevden uzakta kaldığı sürenin de 1219 sayılı Kanun'a 7151 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen Ek 15. maddesinde belirtilen bekleme süresinden sayılması gerektiğinden, davacının görevden uzaklaştırıldığı 1 yıl 6 ay 19 günlük sürenin davacının yükümlü olduğu bekleme süresini aştığı, dolayısıyla devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamladığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 3. maddesi uyarınca davacının görevden uzaklaştırıldığı sürenin devlet hizmet yükümlülüğü süresinden sayılmasının hukuken mümkün olmayacağı açık olup, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi gereğince kamu görevinden çıkarıldığı ve bir daha devlet memuru olarak çalışamayacağı dikkate alındığında, davacının devlet hizmeti yükümlülüğü şartını tamamlaması imkanının kalmadığı, "devlet hizmeti yükümlülüğü" ile güdülen amacın davacı açısından hiç bir şekilde gerçekleşme imkanının bulunmadığı, dolayısıyla kamu görevinden çıkarılan davacının özel sağlık kuruluşlarında çalışabilmesi için devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamasını beklemenin davacının Anayasal hakkı olan çalışma hakkının engellenmesi sonucu doğurduğu, ayrıca 1219 sayılı Kanun'a 7151 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen Ek 15. maddesinin de Anayasa Mahkemesince iptaline karar verildiği göz önüne alındığında tesis edilen dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Buna göre, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, <br>3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/02/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Dava; Şanlıurfa ili, ... ilçesinde bulunan devlet hastanesinde uzman doktor olarak görev yapmakta iken ... tarihinde görevine son verilen davacı tarafından, mesleğini kamu kurumları dışında icra edebilmek amacıyla görevden uzaklaştırıldığı sürenin devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin davanın reddi yolunda verilen kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, davalı idare tarafından Danıştaya hitaben verilen dilekçe ile ... Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanun'la idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun'un, anılan Kanun'la değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları (20/07/2016) tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği" kuralı yer almış; aynı fıkranın temyize konu kararın verildiği tarihte teselsül etmiş haliyle (c) bendinde, "Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları"; (d) bendinde, "Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları"nda verilen kararların temyiz edilebileceği kurala bağlanmış; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde kararı veren mercinin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde 6. fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.<br>Temyizen incelenmekte olan uyuşmazlıkta davacının, mesleğini kamu kurumları dışında icra edebilmek amacıyla açıkta kaldığı sürelerin devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılması talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine yönelik Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin, "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak nitelendirilemeyeceği gibi "belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlem" niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığı görülen davada, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmişse de kesin olup temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla işin esasına geçilerek verilen Daire kararına katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>
personel