<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4257 E. , 2025/350 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/4257<br>Karar No : 2025/350 <br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2-... <br> ... <br> 9- ... <br> 10- ... <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ... <br> 2- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... <br> 3- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri... <br> 4- ... Valiliği / ... <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN_KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/3023, K:2020/3588 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 11/02/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybeden ... 'ın yakınları olan davacılar tarafından, maddi zararlarının 5233 sayılı Kanun uyarınca karşılanması talebiyle Hatay Valiliğine yaptıkları başvurunun zımnen reddi üzerine müteveffanın annesi... ve babası ... için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşlerden... , ... , ... , ... ve... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi, kardeşlerden ... , ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi, 330.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması (idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi) karşısında, uyuşmazlığın çözümünde maddi tazminat istemleri bakımından özel kanun olan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında, manevi tazminat istemlerinin ise sosyal risk ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, maddi tazminat istemi Hatay Valiliği yönünden incelendiğinde, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesinde ve anılan Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinde, ölüm nedeniyle uğranılan zarara karşılık (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın elli katı tutarında ölenlerin mirasçılarına nakdi ödeme yapılacağı belirtilmek suretiyle tazminat miktarının nasıl hesaplanacağının açıkça düzenlendiği, bu hüküm çerçevesinde yapılacak hesaplama doğrultusunda davacılara ödenmesi gereken tazminat tutarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan memur aylık katsayısı (0,076791) x 7000 (gösterge rakamı) x 50 = 26.876,85 TL olması gerektiği, nitekim komisyon tarafından da davacılara teklif edilen tazminat tutarının 26.876,85 TL olduğu görüldüğünden ve Hatay Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından bu meblağın ilgililere ödenmesine karar verildiğinden, davacıların bu tutarı aşan maddi tazminat taleplerinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı, manevi tazminat istemi Hatay Valiliği yönünden incelendiğinde, 5233 sayılı Kanunun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu uğranılan maddi zararların tazminini öngörmesi, diğer bir deyişle, manevi zararların tazminini kapsamaması karşısında, 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta, davacıların manevi tazminat istemlerinin Hatay Valiliği yönünden esastan reddine karar verilmesi gerektiği, maddi tazminat istemi İçişleri Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı yönünden incelendiğinde, davacıların maddi tazminat talebi mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında İl Valilikleri bünyesinde oluşturulan zarar tespit komisyonları tarafından incelenerek karara bağlandığından maddi tazminat taleplerinin ilgili Valiliklerden istenebileceği, maddi tazminat isteminin 5233 sayılı Kanun uyarınca İçişleri Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığınca ödenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, manevi tazminat istemi İçişleri Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı yönünden incelendiğinde, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanunun, Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Yönetmeliğin ve Cilvegözü Sınır Kapısı Bağlantı Yolu Güvenlik Protokolünün ilgili maddeleri uyarınca 1. derece askeri yasak bölge içinde yer alan bağlantı yolunda (tampon bölge) suç teşkil eden eylemleri önlemek ve suçluları yakalamakla yükümlü olan kurum Milli Savunma Bakanlığının olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarını sosyal risk ilkesine göre tazmin etmesinin sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet gereği olduğu, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine Cilve Gözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları ile yeniden düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda muhtelif Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyon Kararlarında Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, Suriyedeki iç karışıklıklar nedeniyle Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyasının Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiğinin de dosya muhteviyatından anlaşıldığı, uyuşmazlıkta, gerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları, gerekse anılan karar uyarınca alınan Güvenlik Komisyon Kararlarına rağmen, patlamanın meydana geldiği 11/02/2013 tarihinde Türk vatandaşı müteveffa ...'ın tampon bölge sınırlarında bulunduğu, Türk vatandaşlarının suriye sınırına geçişini engellemekle yükümlü olan Gümrük idaresinin olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarını sosyal risk ilkesine göre tazmin edilmesi sonucuna varıldığı, olayda, patlamanın meydana geldiği ve idarenin tampon bölgenin (... Mevki) Kara Kuvvetleri Komutanlığının sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından, İçişleri Bakanlığına izafe edilebilecek herhangi bir kusur/kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir husus bulunmadığı, öte yandan, müteveffa ...'ın sınır ticareti amacıyla bu bölgede bulunduğu ileri sürülmekte ise de, dava dosyasına bu durumu tevsik edici herhangi bilgi belge sunulmadığı, anılan bölgeye Türk vatandaşlarının giriş çıkışının yasaklandığı, bu bölgede taşınacak eşyaların Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla yapılmasına karar verildiği, müteveffanın bu kararlara aykırı hareket ederek patlamanın meydana geldiği bölgede bulunmasında müterafik kusurlu olduğu, ancak bu durumun davalı idarelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu durumda, bahsedilen olayda vefat eden ...'ın anne-babası ve kardeşlerinin duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek üzere müteveffanın kusuru da dikkate alınmak suretiyle takdiren davacılardan baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ..., ..., ... ve ...için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ... ve ... için ayrı ayrı talepleriyle bağlı olarak 10.000,00 TL manevi zararın sosyal risk ilkesine göre davalı Milli Savunma Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca tazmini gerektiği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yönünden kısmen kabulü ile davacılardan baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi, kardeşlerden ...,..., ..., ... ve... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ... ve... için talepleriyle bağlı olarak ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 230.000,00 TL manevi tazminatın Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin Hatay Valiliği ve İçişleri Bakanlığı yönünden fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yönüyle reddine, maddi tazminat talebinin davalı idarelerin tümü yönüyle reddine karar verilmiştir. <br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesince, 11/02/2013 tarihinde Cilvegözü Sınır Kapısı'nın bağlantı yolu olarak adlandırılan Suriye ve ülkemiz sınır kapıları arasında yer alan tampon bölgede Suriye sınır kapısından giren kişiler tarafından araca gizlenen bombanın patlatılması neticesinde meydana gelen olayın bir terör olayı olduğu, olay öncesinde olaya ilişkin olarak emniyet ve davalı idarelere herhangi bir ihbar, istihbari bilgi, belgenin ulaşmadığı, Mahkeme ve Dairemiz tarafından yapılan ara karar cevaplarına göre davalı idarelerce herhangi bir personel hakkında idari tahkikat ve soruşturmada yürütülmediği görüldüğünden olayda davalı idarelerin hizmet kusuru / kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, dava konusu olayın bir terör olayı olduğu, terör olaylarında kişilerin salt toplumun bireyi olması nedeniyle uğradıkları özel ve olağandışı zararlarının tazmini yönünde sosyal risk ilkesinin ise 5233 sayılı Kanun ile yasalaştığı ve doğan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde düzenlenen kişilerin kendi kasıtları sonucu oluşan zararların bu Kanun kapsamında olmadığı hükmü gereği yapılan inceleme neticesinde, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 25/07/2012 tarih ve 16083 sayılı yazıları ile Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik yeni düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyonunda da Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, bu sebeple yasak bölgeye Türk vatandaşlarının girmesinin engellenmesi amacıyla Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyalarının tampon bölgede Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiği, Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 17/02/2016 tarihli yazısına göre davacılar yakınının yolcu kayıt sisteminde giriş/çıkışlarına ilişkin kayıt bulunmadığı yani davacılar yakınının sınır kapısından olayın meydana geldiği tampon bölgeye geçiş yapmadığı, dava konusu olayın meydana geldiği yere kaçak ve hukuk dışı yollarla girdiği, bu nedenle davacılar yakınının kendi kastıyla dava konusu olaydan zarar gördüğü anlaşıldığından davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun ve sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin tamamının ve manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının belirtilen gerekçe ile onanmasına, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR_DÜZELTME <br>TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın kusuru olmadığı, yetkinin kolluk birimlerinde olduğu, sosyal risk ilkesi gereği zararın tazmin edilmesi gerektiği, olayın meydana geldiği yerin Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının sorumluluk sahası olduğu ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından davacıların karar düzeltme talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire kararı kaldırılarak temyize konu kararın manevi tazminata yönelik kısmının gerekçe ile onanması, maddi tazminata yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/3023, K:2020/3588 sayılı kararı kaldırılarak davacılar ile davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemi yeniden incelendi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Davacılar tarafından, 11/02/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen bombalı saldırıda yakınları ...'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini talebiyle Hatay Valiliğine yapılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine müteveffanın annesi ... ve babası... için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ...,...,... ve ...için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ... ve... için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi, 330.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 03/06/2013 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı görülmektedir. <br> Öte yandan Hatay Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun 29/07/2013 tarihli kararı ile ...'ın vefatı sebebiyle 26.876,85 TL ödenmesi önerisinde bulunulduğu, davacılar tarafından anılan tutarın kabul edilmediği anlaşılmaktadır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.<br>Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. <br> Diğer taraftan, 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır. <br> Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>11/02/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırının kamu düzenini bozmayı amaçlayan bir terör eylemi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.<br> Bu durumda, davacılar tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen saldırı sonucu yakınlarının vefatı nedeniyle oluşan zararın genel hükümlere göre tazmininin istenilmesi karşısında, olayda öncelikle idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. <br> Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk halinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir.<br> Bu nedenle idarenin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusurlu/kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Olay öncesinde ve olaya özgü istihbari bilgi- belge var ise idarenin bu konuda özel bir önlem almaması neticesinde oluşan zarardan hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu tutulacağı açıktır. <br> Dava dosyası ile aynı saldırı nedeniyle açılan diğer dava dosyalarında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; olaya özgü olarak davalı idarelere ulaşan herhangi ihbar ve istihbari bilginin bulunmadığı göze alındığında idarelerinin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. <br> Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarenin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği açıktır.<br> Bu duruma göre, oluşan zararda idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlem, eylem ya da faaliyeti olmadığı görülmekte olup, uyuşmazlığın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının sosyal riskin terör olayları için yasalaşmış hali kabul edilen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tanım ve sınırlandırılmalar çerçevesinde; manevi tazminat istemine ilişkin kısmının ise genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince karara bağlanması gerekmektedir.<br><br>A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Belirtildiği üzere, sosyal risk ilkesi kapsamında manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken olayda davalı Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının hizmet kusuru ve müteveffanın müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de temyizen incelenen karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>B) Temyize Konu Kararın Davacıların Maddi Tazminat İstemlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>Yukarıda aktarıldığı üzere, olay nedeniyle oluşan maddi zararın sosyal risk ilkesinin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>Davacılar tarafından vefat nedeniyle ortaya çıkan maddi zarar için Zarar Tespit Komisyonunca teklif edilen meblağın kabul edilmediği ve bakılan dava dışında anılan tutarın elde edilme olanağının kalmadığı gözetilerek davacıların maddi zararının karşılanabilmesi için 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken anılan kısım yönünden maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, davacıların maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br><br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
personel