<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3658 E. , 2025/450 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3658<br>Karar No : 2025/450 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2- ... <br> 3- Kendi adına asaleten ...'ya velayeten ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'nın göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan yanlış tedavi ve uygulamalar sonucu vefat ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık eş ... için 5.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuklar ... için 2.500,00 TL maddi 75.000,00 TL manevi, ... için 2.500,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi ve ... için 75.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren, 300.00,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacıya uygulanan tedavi ve yapılan sevk işlemlerinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğuna yönelik bir tespit bulunmadığından, meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hastaneye göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran yakınlarının kardiyoloji alanında uzman doktora gösterilmesi veya başka bir hastaneye sevk edilmesi gerekirken kendi haline bırakılarak taburcu edilmesinin doktorun kusurlu ve ihmalkar davrandığını gösterdiği, gerekli tetkikler ve muayenenin yapılmamış olması nedeniyle yakınlarının ölümüne sebep olunduğu, EKG raporunun olmadığı yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacılar yakını ...'nın 05/03/2014 tarihinde göğüs ağrısı şikayetiyle Gaziantep Dr.Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurduğu, tetkiklerinin ardından taburcu edildiği, 06/03/2014 tarihinde saat 12.10’da aynı hastaneye kardiyak arrest olarak getirildiği, 45 dk kardiyopulmoner resusitasyon uygulandığı ancak yanıt alınamayarak saat 13.00’da vefat ettiği, davacılar tarafından, gerekli teşhis ve tedavinin uygulanmaması nedeniyle yakınlarının hayatını kaybettiği, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davalı idareye zararın tazmini talebiyle başvuruda bulunulduğu, söz konusu talebin zımnen reddi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; " dosya içerisinde kişiye çekilmiş olan EKG olmamasına rağmen mevcut tıbbi belgelere göre hastada akut koroner sendrom veya başkaca kardiyak bir bulgu mevcut olmadığı, kişinin ölümüne neden olan aort anevrizması rüptürünün spesifik belirtisi mevcut olmadığı dikkate alındığında; yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin muayene ve tedavisini yapan Gaziantep Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesinde görevli ilgili hekim ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği " yönünde görüş bildirilmiştir.<br> İdare Mahkemesince anılan raporun hükme esas alınması suretiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacıların istinaf başvurusu da reddedilmiştir.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br>Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br><br> 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2.,3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup; bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.<br>Oysa ki, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, davacılar yakınının göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu acil serviste, şikayetlerine ve muayenesi sonucunda elde edilen tıbbi verilere göre gerekli tetkik ve tedavinin uygulanıp uygulanmadığı, kardiyoloji konsültasyonu yapılmadan taburcu edilmesinin tıbben hatalı olup olmadığı, uygulanan tedavi yöntemi ve aşamalarda gerekli özen ve titizliğin gösterilip gösterilmediği, tanı koyulabilmesi için gerekli olan tetkiklerin ( kardiak enzim tetkiki, kan tetkikleri vb.) istenilip istenilmediği, istenilen tetkik sonuçlarında davacılar yakınının ölümüne neden olduğu belirtilen aort anevrizması rüptürünün belirtilerinin olup olmadığı, EKG takibinin yapılıp yapılmadığı, somut olayda uygun tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususlarına yönelik tatmin edici bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. <br> Bu amaçla; dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınan bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen hususları karşılamadığı açık olup, ilgili uzman hekimlerinin katılımının sağlandığı Adli Tıp Üst Kurulundan tarafların iddialarının dikkate alındığı, yukarıda belirtilen hususların ayrıntılı, açık ve anlaşılabilir şekilde cevaplandığı bir rapor alınarak davalı idarenin olayda bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br> Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesine yönelik olarak alınacak bilirkişi raporu uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, Gaziantep Dr.Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 03/07/2018 tarihli yazısında; davacılar yakınına ait EKG kaydının bilgisayar sistemden sildiği için temin edilemediğinin belirtilmesi karşısında anılan tıbbi kayıt eksikliğinin, yukarıda belirtilen ilkelere uygun bir biçimde manevi tazminata hükmedilmesini gerektirdiği de açıktır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
personel