<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3412 E.  ,  2025/359 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/3412<br>Karar No : 2025/359<br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- ... <br> 2-... <br> 3- ... <br> 4- ... <br> 5- ... <br> 6- ... <br> 7- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2-...Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 3- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ :1. Huk. Müş. Yrd. V. ...<br> 4- ... Valiliği / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesince verilen 12/10/2020 tarih ve E:2019/3022, K:2020/3587 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 11/02/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen patlama sonucu yakınları ...'ın hayatını kaybetmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın annesi ... için 500,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi ve kardeşlerinin her biri için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 500,00 TL maddi, 195.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, olayın bir terör eylemi olduğunun anlaşılması (idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığının tespit edilmesi) karşısında, uyuşmazlığın çözümünde maddi tazminat istemleri bakımından özel kanun olan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında, manevi tazminat istemlerinin ise sosyal risk ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, maddi tazminat istemi Hatay Valiliği yönünden incelendiğinde, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrasında, birinci fıkranın (e) bendi uyarınca belirlenen nakdi ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun mirasa ilişkin hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, bu kapsamda Zarar Tespit Komisyonunun 24/09/2013 tarihli kararıyla müteveffanın mirasçıları olan eşi ..., çocukları ..., ... ve ...'a 26.876,85 TL ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü, miras hakkı bulunmayan müteveffanın annesi ...'ın 500,00 TL maddi tazminat talebinin karşılanmasına hukuken olanak bulunmadığı, manevi tazminat istemi Hatay Valiliği yönünden incelendiğinde, 5233 sayılı Kanunun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu uğranılan maddi zararların tazminini öngörmesi, manevi zararların tazminini kapsamaması karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta, davacıların manevi tazminat istemlerinin Hatay Valiliği yönünden esastan reddine karar verilmesi gerektiği, maddi tazminat istemi İçişleri Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı yönünden incelendiğinde, davacıların maddi tazminat talebi mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında İl Valilikleri bünyesinde oluşturulan zarar tespit komisyonları tarafından incelenerek karara bağlandığından maddi tazminat taleplerinin ilgili Valiliklerden istenebileceği, maddi tazminat isteminin 5233 sayılı Kanun uyarınca İçişleri Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığınca ödenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, manevi tazminat istemi İçişleri Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı yönünden incelendiğinde, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun'un, Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Yönetmeliğin ve Cilvegözü Sınır Kapısı Bağlantı Yolu Güvenlik Protokolünün ilgili maddeleri uyarınca 1. derece askeri yasak bölge içinde yer alan bağlantı yolunda (tampon bölge) suç teşkil eden eylemleri önlemek ve suçluları yakalamakla yükümlü olan Milli Savunma Bakanlığının olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarını sosyal risk ilkesine göre tazmin etmesinin sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet gereği olduğu, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine Cilve Gözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları ile yeniden düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda muhtelif Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyon Kararlarında Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, Suriyedeki iç karışıklıklar nedeniyle Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyasının Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiğinin de dosya muhteviyatından anlaşıldığı, uyuşmazlıkta, gerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları, gerekse anılan karar uyarınca alınan Güvenlik Komisyon Kararlarına rağmen, patlamanın meydana geldiği 11/02/2013 tarihinde Türk vatandaşı müteveffa ...'ın tampon bölge sınırlarında bulunduğu, Türk vatandaşlarının Suriye sınırına geçişini engellemekle yükümlü olan Gümrük İdaresinin olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarının sosyal risk ilkesine göre tazmin edilmesi sonucuna varıldığı, olayda, patlamanın meydana geldiği tampon bölgenin (... mevki) Kara Kuvvetleri Komutanlığının sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından, İçişleri Bakanlığına izafe edilebilecek herhangi bir kusur/kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan, müteveffa ...'ın insani yardım malzemesi taşıma maksadıyla patlama olayının gerçekleştiği bölgede bulunduğu ileri sürülmekte ise de, dava dosyasına bu durumu tevsik edici herhangi bilgi belge sunulmadığı gibi anılan bölgeye Türk vatandaşlarının giriş çıkışının yasaklandığı, bu bölgede taşınacak eşyaların Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla yapılmasına karar verildiği, müteveffanın bu kararlara aykırı hareket ederek patlamanın meydana geldiği bölgede bulunmasında müterafik kusurlu olduğu, ancak bu durumun davalı idarelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu durumda, bahsedilen olayda vefat eden ...'ın annesi ve kardeşlerinin duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek üzere müteveffanın kusuru da dikkate alınmak suretiyle takdiren davacılardan anne ... için 50.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL manevi zararın sosyal risk ilkesine göre davalı Milli Savunma Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca tazmini gerektiği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yönünden kısmen kabulü ile davacılardan anne ... için 50.000,00 TL manevi, kardeşlerden ..., ... ..., ..., ...ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin Hatay Valiliği ve İçişleri Bakanlığı yönünden fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yönüyle reddine, maddi tazminat talebinin davalı idarelerin tümü yönüyle reddine karar verimiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesince, İdare Mahkemesince davacılardan müteveffanın annesi ... adına istenen maddi tazminatın, 5233 sayılı Kanun kapsamında Zarar Tespit Komisyonunun müteveffanın yasal mirasçılarına maddi tazminata ilişkin ödeme yapması ve davacının müteveffanın mirasçısı olmaması gerekçesiyle reddedilmesi üzerine davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmaması nedeniyle Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmı kesinleştiğinden, davacıların manevi tazminat istemlerine ilişkin inceleme yapıldığı, 11/02/2013 tarihinde Cilvegözü Sınır Kapısı'nın bağlantı yolu olarak adlandırılan Suriye ve ülkemiz sınır kapıları arasında yer alan tampon bölgede Suriye sınır kapısından giren kişiler tarafından araca gizlenen bombanın patlatılması neticesinde meydana gelen olayın bir terör olayı olduğu, olay öncesinde olaya ilişkin olarak Emniyet ve davalı idarelere herhangi bir ihbar, istihbari bilgi, belgenin ulaşmadığı, Mahkeme ve Dairemiz tarafından yapılan ara karar cevaplarına göre davalı idarelerce herhangi bir personel hakkında idari tahkikat ve soruşturmada yürütülmediği görüldüğünden olayda davalı idarelerin hizmet kusuru / kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, dava konusu olayın bir terör olayı olduğu, terör olaylarında kişilerin salt toplumun bireyi olması nedeniyle uğradıkları özel ve olağandışı zararlarının tazmini yönünde sosyal risk ilkesinin 5233 sayılı Kanun ile yasalaştığı ve doğan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mahkeme kararında her ne kadar netice itibarıyla manevi tazminat istemi hakkında sosyal risk ilkesine dayalı olarak tazminat belirlense de, dava konusu olayın terör olayı olup olmadığı ve kapsamının 5233 sayılı Kanuna dayalı olarak belirlenmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde düzenlenen kişilerin kendi kasıtları sonucu oluşan zararların bu Kanun kapsamında olmadığı hükmü gereği yapılan inceleme neticesinde, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları ile Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik yeni düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyonunda da Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, bu sebeple yasak bölgeye Türk vatandaşlarının girmesinin engellenmesi amacıyla Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyalarının tampon bölgede Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiği, Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 17/02/2016 tarihli yazısına göre davacılar yakınının yolcu kayıt sisteminde giriş/çıkışlarına ilişkin kayıt bulunmadığı, yani davacılar yakınının sınır kapısından olayın meydana geldiği tampon bölgeye geçiş yapmadığı, dava konusu olayın meydana geldiği yere kaçak ve hukuk dışı yollarla girdiği, bu nedenle davacılar yakınının kendi kastıyla dava konusu olaydan zarar gördüğü anlaşıldığından davacıların manevi tazminat taleplerinin sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanmasının hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR DÜZELTME <br>TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın kusuru olmadığı, yetkinin kolluk birimlerinde olduğu, sosyal risk ilkesi gereği zararlarının tazmin edilmesi gerektiği, olayın meydana geldiği yerin Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının sorumluluk sahası olduğu ileri sürülerek Daire kararının düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, davacıların karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmaktadır.<br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...<br>DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen karar kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının temyize konu manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının gerekçe ile onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesince verilen 12/10/2020 tarih ve E:2019/3022, K:2020/3587 sayılı kararı kaldırılarak davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemi yeniden incelendi:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>İdare Mahkemesince davacılardan müteveffanın annesi ... adına istenen maddi tazminatın, 5233 sayılı Kanun kapsamında Zarar Tespit Komisyonunun müteveffanın yasal mirasçılarına maddi tazminata ilişkin ödeme yapması ve davacının müteveffanın mirasçısı olmaması gerekçesiyle reddedilmesi üzerine davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmaması nedeniyle Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmı kesinleştiğinden, davacıların manevi tazminat istemlerine ilişkin inceleme yapılmıştır.<br>Terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan manevi zarara ilişkin tazminat taleplerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat isteminin olayın terör olayı olduğu hususu gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu halde, öncelikle terör olayı olduğu kabul edilen dava konusu olayda; idarelerin hizmet kusuru sorumluluk halinin bulunup bulunmadığı araştırılıp bu haller yok ise manevi tazminat istemi yönünden genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince uyuşmazlık çözümlenmelidir.<br>Dosyanın incelenmesinden, olay öncesi terör eylemi hakkında istihbarat alındığına dair bilgi ve belge bulunmadığından, davalı idarelerin terör olayının meydana gelmesinde hizmet kusurunun mevcut olduğunu söylemeye olanak bulunmamaktadır.<br>Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarelerin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.<br>Bu nedenle yaşanan terör olayı nedeniyle ortaya çıkan manevi tazminat isteminin genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, sosyal risk ilkesi kapsamında manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken olayda davalı Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının hizmet kusuru ve müteveffanın müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de kararın temyize konu manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyize konu manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,<br>3. Davacılar tarafından karar düzeltme aşamasında yapılan yargılama giderinin davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Hatay Valiliği ve Ticaret Bakanlığı tarafından davacılara ödenmesine, temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine,<br>4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br> <br><br></font></p></body></html>

personel