<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/4184 E.  ,  2025/362 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/4184<br>Karar No : 2025/362 <br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACILAR) : 1-... <br> 2- ... <br> 3- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 3- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/3026, K:2020/3590 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 11/02/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen terör saldırısında ...'ın ağır yaralanarak engelli hale gelmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 100.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek artan oranlarda avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanunun, Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Yönetmeliğin ve Cilvegözü Sınır Kapısı Bağlantı Yolu Güvenlik Protokolünün ilgili maddeleri uyarınca 1. derece askeri yasak bölge içinde yer alan bağlantı yolunda (tampon bölge) suç teşkil eden eylemleri önlemek ve suçluları yakalamakla yükümlü olan Milli Savunma Bakanlığının olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarını sosyal risk ilkesine göre tazmin etmesinin sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet gereği olduğu, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine Cilve Gözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ...... tarih ve ... sayılı yazıları ile yeniden düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda muhtelif Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyon Kararlarında Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, Suriyedeki iç karışıklıklar nedeniyle Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyasının Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiğinin de dosya muhteviyatından anlaşıldığı, uyuşmazlıkta, gerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları, gerekse anılan karar uyarınca alınan Güvenlik Komisyon Kararlarına rağmen, patlamanın meydana geldiği 11/02/2013 tarihinde Türk vatandaşı davacı ...'ın tampon bölge sınırlarında bulunduğu, Türk vatandaşlarının Suriye sınırına geçişini engellemekle yükümlü olan Gümrük İdaresinin olayda kusurlu olduğu, davacıların patlama olayı nedeniyle meydana gelen manevi zararlarının sosyal risk ilkesine göre tazmin edilmesi sonucuna varıldığı, olayda, patlamanın meydana geldiği tampon bölgenin (Bağlantı Yolu Kızlar Sarayı Mevki) Kara Kuvvetleri Komutanlığının sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından, İçişleri Bakanlığı'na izafe edilebilecek herhangi bir kusur/kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan, dava dilekçesinde davacılardan ...'ın olay tarihi itibarıyla iş makinesi operatörü olduğu belirtilmekle birlikte olay mahallinde hangi amaçla bulunduğuna yönelik olarak herhangi bir bilgiye yer verilmediği, dava dosyasına bu durumu tevsik edici herhangi bilgi belge sunulmadığı gibi anılan bölgeye Türk vatandaşlarının giriş çıkışının yasaklandığı, bu bölgede anılan davacının bu kararlara aykırı hareket ederek patlamanın meydana geldiği bölgede bulunmasında müterafik kusurlu olduğu, ancak bu durumun davalı idarelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu durumda, bahsedilen olayda ağır yaralanarak engelli hale gelen davacı ... ile anne ve babasının duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek üzere davacı ...'ın kusuru da dikkate alınmak suretiyle takdiren davacılardan ... için 10.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi zararın sosyal risk ilkesine göre davalı Milli Savunma Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca tazmini gerektiği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yönünden kısmen kabulü ile davacılardan ... için 10.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın yarısı olan 7.500,00 TL tazminatın davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığına dava dilekçesinin tebliğ edildiği 01/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile diğer yarısı olan 7.500,00 TL tazminatın ise davalı Milli Savunma Bakanlığına dava dilekçesinin tebliğ edildiği 04/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebinin İçişleri Bakanlığı yönünden, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ve fazlaya ilişkin faiz talebinin ise Milli Savunma Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yönüyle reddine karar verilmiştir. <br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesince, 11/02/2013 tarihinde Cilvegözü Sınır Kapısı'nın bağlantı yolu olarak adlandırılan Suriye ve ülkemiz sınır kapıları arasında yer alan tampon bölgede Suriye sınır kapısından giren kişiler tarafından araca gizlenen bombanın patlatılması neticesinde meydana gelen olayın bir terör olayı olduğu, olay öncesinde olaya ilişkin olarak emniyet ve davalı idarelere herhangi bir ihbar, istihbari bilgi, belgenin ulaşmadığı, Mahkeme ve Dairemiz tarafından yapılan ara karar cevaplarına göre davalı idarelerce herhangi bir personel hakkında idari tahkikat ve soruşturmada yürütülmediği görüldüğünden olayda davalı idarelerin hizmet kusuru / kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, dava konusu olayın bir terör olayı olduğu, terör olaylarında kişilerin salt toplumun bireyi olması nedeniyle uğradıkları özel ve olağandışı zararlarının tazmini yönünde sosyal risk ilkesinin 5233 sayılı Kanun ile yasalaştığı ve doğan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mahkeme kararında her ne kadar netice itibarıyla manevi tazminat istemi hakkında sosyal risk ilkesine dayalı olarak tazminata hükmedilmiş ise de, olayın bir terör olayı olduğu ve öncelikle olayda 5233 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde düzenlenen kişilerin kendi kasıtları sonucu oluşan zararların bu Kanun kapsamında olmadığı hükmü gereği yapılan inceleme neticesinde, Suriye'deki Bab-el Havva Sınır Kapısı'nın 19/07/2012 tarihinde muhalif güçlerin eline geçmesi üzerine, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazıları ile Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan yapılacak giriş çıkışlara yönelik yeni düzenleme yapıldığı, buna göre Türk vatandaşlarının sınır kapısından Suriye tarafına geçirilmesinin yasaklandığı, anılan yazı doğrultusunda Cilvegözü Sınır Kapısı Güvenlik Komisyonunda da Türk vatandaşlarının Suriye'ye geçişlerinin yasak olduğu hususunda kararların alındığı, bu sebeple yasak bölgeye Türk vatandaşlarının girmesinin engellenmesi amacıyla Türk nakliye firmaları tarafından taşınan ihraç eşyalarının tampon bölgede Suriyeli taşıyıcılar aracılığıyla nakline karar verildiği, Hatay Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 17/02/2016 tarihli yazısına göre davacı ...'ın yolcu kayıt sisteminde giriş/çıkışlarına ilişkin kayıt bulunmadığı yani yaralanan davacının sınır kapısından olayın meydana geldiği tampon bölgeye geçiş yapmadığı, dava konusu olayın meydana geldiği yere kaçak ve hukuk dışı yollarla girdiği, bu nedenle yaralanan davacının kendi kastıyla dava konusu olaydan zarar gördüğü anlaşıldığından davacıların manevi tazminat taleplerinin sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının belirtilen gerekçe ile onanmasına, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR DÜZELTME <br>TALEP EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müterafik kusur kabul edilse dahi manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, olay nedeniyle sorumluluğun yaşama hakkına riayet etmeyen davalılar üzerinde olduğu, tampon bölgeye giriş engellenmediğinden sorumluluklarının bulunduğu, somut olayda idarelerin sorumluluğu bulunup bulunmadığının konunun uzmanları tarafından raporla ortaya konulması gerektiği, sınır güvenliğinin sağlanmadığının açık olduğu ileri sürülerek Daire kararının düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, davacıların karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire kararı kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2020 tarih ve E:2019/3026, K:2020/3590 sayılı kararı kaldırılarak davacılar ile davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemi yeniden incelendi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dava, 11/02/2013 tarihinde Hatay ili, Reyhanlı ilçesi, Cilvegözü Sınır Kapısı'nda meydana gelen terör saldırısında davacılardan ...'ın ağır yaralanarak engelli hale gelmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 100.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek artan oranlarda avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinin 10/12/2013 tarihli 'özürlü sağlık kurulu rapor formu'nda davacılardan ...'ın patlama sebebiyle sol elinden yaralanması sonucu %18 oranında engeli bulunduğu, engel halinin süreklilik arz ettiği belirtilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br>Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>Yine, Anayasa'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış olup, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.<br>Bu düzenlemelerden, tüm vatandaşların yaşama haklarının, Devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan manevi zarara ilişkin tazminat taleplerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat isteminin olayın terör olayı olduğu hususu gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu halde öncelikle terör olayı olduğu kabul edilen dava konusu olayda; idarelerin hizmet kusuru sorumluluk halinin bulunup bulunmadığı araştırılıp bu haller yok ise manevi tazminat istemi yönünden genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince uyuşmazlık çözümlenmelidir.<br>Dosyanın incelenmesinden, olay öncesi terör eylemi hakkında istihbarat alındığına dair bilgi ve belge bulunmadığından, davalı idarelerin terör olayının meydana gelmesinde hizmet kusurunun mevcut olduğunu söylemeye olanak bulunmamaktadır.<br>Ayrıca idari eylem ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmaması; bir başka ifadeyle zararın, idareye tümüyle yabancı üçüncü kişiler olan terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilmesi karşısında; davalı idarelerin kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceği görülmektedir.<br>Bu nedenle, yaşanan terör olayı sebebiyle ortaya çıkan manevi tazminat isteminin genel hükümler kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br>Bu sebeple, temyize konu karar ile davacılardan ... için 10.000,00 TL, anne ve babası için ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde ve dava konusu olay nedeniyle ...'ın sol elinden yaralanması sonucu Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinin 10/12/2013 tarihli raporuna göre %18 oranında engelli hale geldiği dikkate alındığında, davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı sonucuna varıldığından, temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idareler Milli Savunma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ...arih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>

personel