<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/193 E. , 2025/292 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/193<br>Karar No : 2025/292 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ...<br> VEKİLLERİ : Av. ...<br> Av. ...<br> 2- ... Anonim Şirketi<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 3- ... Genel Müdürlüğü<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde senil incipient katarakt tanısıyla gerçekleştirilen katarakt ameliyatı sonucu sağ gözünde görme kaybı oluştuğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, Adli Tıp Kurumu raporunda davacıda gelişen arazın dava konusu ameliyat işlemi sonrasında her türlü özene rağmen gerçekleşebilen bir komplikasyon olarak nitelendirilmesi ve tedaviyi düzenleyen hekimin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtilmesi karşısında, idari eylemle zarar arasında nedensellik bağı kurulamadığı ve olayda davalı idareye yüklenebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı, maddi tazminata hükmedilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, davacının manevi tazminat istemine gelince; davacıya Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01/02/2017 ve 14/06/2017 tarihlerinde tıbbi operasyon yapıldığı ve aynı tarihli onam formunun davacıya imzalatıldığı, ancak imzanın ilgi mevzuat gereği ad ve soyaddan oluşması gerekmekte iken karalama şeklinde olduğu, dava dilekçesine eklenen vekaletnamenin incelenmesinden okuma yazma bilmeyenlere özgü usulle düzenlendiği, davacı vekili tarafından da davacının okuma yazma bilmediğinin beyan edildiği, diğer taraftan onam formunun yapılan tıbbi müdahaleye ve oluşabilecek komplikasyonlara yönelik değil genel olarak yapılan tüm tıbbi müdahalelere yönelik olarak matbu şekilde düzenlendiğinin görüldüğü, göz operasyonundan önce davacıdan yazılı onamı alınmış ise de davacının okuma yazma bilmediği değerlendirildiğinde formda yazan hususları okuyamayacağı, sözlü olarak anlatılan hususların da neleri içerdiğinin anlaşılamadığı, risklerin anlatılıp hasta yakınlarından herhangi birinin onam formunda imzasının alınmamış olması durumunda, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca davacının yeterli düzeyde aydınlatılma ve onay verme hakkının elinden alınmış olacağı ve yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açtığı sonucuna ulaşılarak davacının manevi tazminat taleplerinin, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek makul ölçülerde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, davacının uğradığı zararın niteliği, olayın oluş şekli, sosya-ekonomik durumu nazara alınarak yaşadığı elem ve üzüntünün karşılığı olmak üzere davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabul edilerek 30.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dosyanın incelenmesinden, davacıya Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01/02/2017 ve 14/06/2017 tarihlerinde tıbbi operasyon yapıldığı, operasyonlardan önce aynı tarihli onam formlarının imzalatıldığı, davacının formu imzalarken formu anlamadığına dair herhangi bir itirazda bulunmadığının anlaşıldığı, sağlık hizmetlerinin yoğunluğu ve yapılan tıbbi müdahalelerde oluşabilecek komplikasyonların çokluğu gözönüne alındığında, sağlık kuruluşlarınca her bir hasta için ayrı ayrı onam formunun hazırlanması mümkün olmadığından uygulamada genel olarak yapılan tıbbi müdahalelere yönelik olarak matbu şekilde düzenlenen formlar kullanıldığının görüldüğü, diğer taraftan davacının okuma yazma bilmediğinin sağlık çalışanları tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, davalı idarenin dilekçelerinden operasyon öncesi operasyon sırasında oluşabilecek komplikasyonlarla ilgili olarak davacıya sözlü olarak da bilgilendirmenin yapıldığının, davacının da operasyon öncesi bir itirazının bulunmadığının anlaşıldığı, öte yandan söz konusu onam formunun bir bilgilendirme formu olduğu hukuki anlamda bir senet niteliği taşımadığından senet düzenlenmesindeki esasların burada uygulanmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda, katarakt ameliyatı öncesinde davacının bu işleme rıza gösterdiğine ve yeterince aydınlatıldığına dair geçerli onamın alındığının anlaşıldığı, davacı tarafından geçerli bir onam verilmediğinden bu durumun yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı gerekçesiyle 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, onam formunun eksik olduğu, onam formundaki yazıların müvekkiline ait olmadığı, dosyaya sunulan vekaletnamede de görüldüğü üzere müvekkilinin okuma yazmasının olmadığı, ameliyattan sonra hastaneye giderek şikayetlerini söylemesine rağmen herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, zamanla iyileşeceği söylenerek sürekli evine gönderildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil Seda Duygu Sabur tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup diğer müdahillerce savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:<br> Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen kararın, davacının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının sağ gözünde rahatsızlık şikayetiyle başvurduğu ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01/02/2017 tarihinde senil incipient katarakt tanısı ile ... tarafından ameliyata alındığı, ameliyatta sağ göze inraoküler lens implante edildikten sonra zonüler diyaliz meydana geldiği, lens çıkarılarak ameliyatın ilk seansının sonlandırıldığı, aynı gün ... tarafından ikinci seansın yapıldığı, bu seansta IOL implantasyonu gerçekleştirildiği, sonrasında poliklinik takiplerinin yapıldığı, 14/06/2017 tarihinde sağ göze ön kamara lavajı ve subkonjonktival enjeksiyon yapıldığı, ... Göz Hastanesine 10/07/2017 tarihinde görme azlığı şikayetiyle başvurduğu, muayenesinde sağ gözde retina dekolmanı tespit edildiği, vitroretinal cerrahi yapıldığı, ameliyatta merceğin çıkarıldığı, aynı hastanede 22/08/2017 tarihinde yeniden vitroretinal cerrahi yapıldığı, Adli Tıp Kurumunda 26/04/2019 tarihinde yapılan muayenesinde; sağda görmenin olmadığının tespit edildiği; davacı tarafından, yapılan katarakt ameliyatı ve tedavi sürecindeki tıbbi müdahalelerdeki hatalar nedeniyle sağ gözünü kaybettiği, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davalı idareye zararın tazmini talebiyle başvuruda bulunulduğu, söz konusu talebin zımnen reddi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Olayla ilgili bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ...tarih ve... karar numaralı raporda; "Kişiye 01/02/2017 tarihinde Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan katarakt ameliyatının endikasyonunun bulunduğu, intraoküler lens implante edildikten sonra gelişen zonüler diyalizin bu tür ameliyatlarda her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, aynı gün yapılan ayrı bir seansta tamamlayıcı cerrahi yapılmasının komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, ameliyattan 5 ay sonra gelişen retina dekolmanının söz konusu ameliyatın geç dönem bir komplikasyonu olduğu, bu komplikasyondan sonra davalı idareye tedavi amaçlı başvurusu olmadığı için ilgili hekimlerin komplikasyonu yönetme imkanının olmadığı, dolayısı ile kişiye Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan işlemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" yolunda görüş bildirilmiştir. <br>Mahkemece, anılan rapor doğrultusunda yukarıda özetlenen gerekçeyle maddi tazminat isteminin reddine, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, Bölge İdare Mahkemesince, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009). <br> 11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde, "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.<br> 5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir. <br> Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir. <br> 01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 15. maddesinde, “Hastaya; <br> a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,<br> b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,<br> c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,<br> ç) Muhtemel komplikasyonları,<br> d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,<br> e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,<br> f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,<br> g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,<br> hususlarında bilgi verilir.", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir. Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahale genişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.” düzenlemeleri yer alır.<br> Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınmasını gerektirmektedir.<br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Uyuşmazlıkta; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu irdelendiğinde, davacıya yapılan ameliyat sonrası ortaya çıkan tablonun davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.<br> Bununla birlikte; dosya içerisinde yer alan hastane kayıtları ile tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının okuma yazma bilmediği ve ameliyata ilişkin onam formunun "lütfen el yazınız ile bilgilendirildim, okuduğumu anladım, kabul ediyorum yazınız" bölümü boş bırakılmak suretiyle sadece imzalandığı görüldüğünden; anılan onam formunun, davacının onay verme ve aydınlatılma ile bilgilendirilme hakları gözetilmeden alındığı ve bu itibarla, hukuken geçerli bir nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda, davacının aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alınması ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açması sonucu oluşan manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br>Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/01/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>
personel