<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/3860 E. , 2025/223 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/3860<br>Karar No : 2025/223 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Valilği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Danışmanlık ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, sahibi oldukları ... plakalı aracın çalıntı olduğunun emniyet birimlerince tespit edilmesi üzerine hırsızlık malı olduğu belirtilen araca idarece el konulduğu, aracı alırken trafik tescil kayıtlarına güvenildiği, bu kayıtlara güvenilerek satın alınan araca el konulmasında davalı idarenin hizmet kusurunun olduğu, söz konusu araca el konulmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle 22/04/2019 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 100.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00- TL tazminatın 22/04/2019 tarihinden itibaren itibaren işletilecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davanın, davacının tazminat istemiyle yaptığı başvurunun redddine ilişkin işlemin iptali ve 100.000,00-TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden, motorlu araçların trafiğe tescilinden amaçlanan hususun araçların üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanması ve çalıntı araçların başkasına satışı suretiyle tescilinin önlenmesi olmakla, idarece bu hizmetin yerine getirilmesinde kayıtların düzenli tutulması, taşıtların model, model motor ve şasi numaraları ile tescili istenen aracın karşılaştırılması suretiyle doğruluğunun araştırılmak suretiyle hizmetin doğru biçimde yürütülmesinden sorumlu olduğu, bunun yapılmamasının ise hizmet kusuru olduğu açık olup olayda söz konusu aracın ...adına kayıtlı iken 31/03/2015 tarihinde ... Noterliği tarafından düzenlenen ... yevmiye nolu satış sözleşmesi ile 12.500,00-TL bedelle davacıya satıldığı ve tescilinin yapıldığı, davacının söz konusu aracı 12.500,00 bedelle aldığı, söz konusu araç için bedel ödediğine ilişkin noter satış sözleşmesinin dava dosyasına sunulduğu, noter satış sözleşmesinin hukuken kabul edilebilir bilgi ve belge olduğu, gösterilen bedelin gerçekte ödendiğinin davacı tarafça somut olarak ortaya konulduğu, ancak davacı tarafından talep edilen 100.000,00 TL'lik maddi zararın 12.500,00-TL'lik kısmı dışında kalan 87.500,00 TL'lik kısmıyla ilgili hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgelerin davacı tarafından dava dosyasına sunulmadığı ve bu kısım için zararın somut olarak ortaya konulmadığı görüldüğünden, davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan zararın tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin 12.500,00-TL'ye isabet eden kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline, 12.500,00-TL'nin idareden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmıyla ilgili hukuken kabul edilebilir bilgi ve belge sunulmadığı ve bu kısım için zarar somut olarak ortaya konulmadığından işlemin 12.500,00-TL'yi aşan kısmı yönünden davanın reddine; davanın, davacının 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden, davacıya ait aracın çalıntı olduğunun emniyet birimlerince tespit edilmesi üzerine hırsızlık malı olduğu belirtilen araca idarece el konulması nedeniyle davacının hukuken korunması gerekli ölçüde şeref ve haysiyetinin ihlale uğradığından veya manevi tazminat yoluyla tatmin olması gerekli acı ve üzüntüye düştüğünden söz edilemeyeceğinden, davalı idarenin tesis ettiği araca el koyma işlemin davacının doğduğunu iddia ettiği manevî zararının tazminini gerektirmediği ve manevî tazminata hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı, gerekçesiyle bu kısım bakımından davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu mahkeme kararının tazminat isteminin hükmedilen ve reddedilen kısımları hukuka uygun bulunduğundan ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, davalı idare istinaf başvurusunun ve davacı tarafın, kararın (100.000,00-TL) maddi tazminat isteminin 87.500,00-TL lık kısmı ile manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği; öte yandan, davacı istinaf başvurusunun hükmedilen tazminat miktarına faiz istemine gelince, bakılan uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde istenilen maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte talep edilmesine rağmen, istinaf başvurusuna konu olan mahkeme kararında, hüküm altına alınan maddi tazminata ilişkin faiz talebinin karşılanmadığı anlaşıldığından, kararda bu yönden hukuka uyarlık görülmediği, bu nedenle, davacı şirkete ödenmesine karar verilen 12.500,00-TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 16/04/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve davacı şirkete ödenmesine karar verilen 12.500,00-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16/04/2019 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, davacının kararın fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, hizmet kusurlarının bulunmadığı, haksız davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>Davacının 31/03/2015 tarihinde ...Noterliğince tanzim olunan ... yevmiye nolu satış sözleşmesi ile ... plakalı ... model ... ... marka aracı ... isimli şahıstan satın aldığı ve aracın trafik tescil kaydının yapıldığı, aracın çalıntı olduğunun tespiti üzerine 05/09/2015 tarihinde aracın emniyete teslim edildiği, trafik tescil kayıtlarına güvenilerek satın alınan araca hırsızlık malı olması nedeniyle el konulması sonucunda davacının maddi ve manevi olarak zarara uğradığı ve bu zararlara davalı idarenin hizmet kusurunun sebebiyet verdiği, uğranılan zararın tazmini istemiyle 22/04/2019 tarihli başvurunun davalı idarece reddedildiği, davalı idare tarafından tesis edilen red işleminin iptali ile 100.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00-TL tazminatın 22/04/2019 tarihinden itibaren itibaren işletilecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdareler, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Motorlu araçların trafiğe tescilinden amaçlanan hususun araçların üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanması ve çalıntı araçların başkasına satışı suretiyle tescilinin önlenmesi olmakla, idarece bu hizmetin yerine getirilmesinde kayıtların düzenli tutulması, taşıtların model, model motor ve şasi numaraları ile tescili istenen aracın karşılaştırılması ve doğruluğunun araştırılmak suretiyle hizmetin doğru biçimde yürütülmesinden sorumlu olduğu, bunun yapılmamasının ise hizmet kusuru olduğu açıktır. Buna göre, tescile güvenerek aracı satın alan iyiniyetli 3. kişi durumunda bulunan davacının, araca hırsızlık malı olduğu belirtilerek el konulması nedeniyle uğradığı zararının hizmet kusuru ilkesi gereğince tazmin edilmesi gerekmektedir.<br>Bununla birlikte, idarenin tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için kusurlu eylemin yanı sıra davacının zararının da doğmuş olması gerekmekte olup, uyuşmazlıkta, davacı üzerine kayıtlı araç hakkında çalıntı olduğu gerekçesiyle verilen el koyma kararı bir idari işlem niteliğinde olmakla birlikte bu idari işlemin davacının zararına doğrudan yol açmayacağı, yapılan soruşturmanın ardından açılan ceza davası sonucunda araç hakkında müsadere kararı verilmesi veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesi yönünde bir karar alınması durumunda zararın ortaya çıkacağı, aksi durumda ise aracın davacıya iade edileceği ve bu durumda da aracın bedeline ilişkin olarak bir zararın meydana geldiğinden bahsedilemeyeceği açıktır.<br>Olayda, davacı şirketin sahibi olduğu... plakalı araca çalıntı olduğu gerekçesiyle idarece el koyma işlemi gerçekleştirilmiş ise de... Ağır Ceza Mahkemesinin... E. sayılı dosyasında, 10.09.2019 tarihli duruşmada verilen karar ile aracın davacı şirket yetkilisi...'a yed-i emin sıfatıyla iadesine karar verildiği, araç hakkında müsadere kararı veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesine dair bir idari yaptırım kararı tesis edilmediği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının akıbetinin ve davacı şirketin dava konusu aracı satın aldığı bir önceki malike karşı Adli Yargıda tazminat davası açıp açmadığı ile davanın açılmış olması halinde davacının zararının tazmin edilip edilmediğinin araştırılıp bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... K:... sayılı kararının temyize konu kısmının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak 30/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br> <br><br><br></font></p></body></html>
personel