<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2024/623 E.  ,  2024/4245 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/623<br>Karar No : 2024/4245<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... <br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:... K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ: <br>Dava Konusu İstem : Dava; ... Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı olarak görev yapmakta olan davacının, bu görevinden alınarak Çalışma Genel Müdürlüğü emrine Çalışma Uzmanı olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br><br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla; dava konusu işlemin takdir yetkisi kapsamında tesis edildiği belirtilmekte ise de, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmetin gerekleri doğrultusunda kullanıldığı ile göreviyle ilgili olarak herhangi bir yetersizliği ortaya konulmayan, inceleme ve soruşturma geçirmeyen, disiplin cezası da bulunmayan davacı hakkında görevinin değiştirilmesini gerektirecek bir durumun olmadığı, davacının bulunduğu görevde, görev yapma niteliğini kaybettiğine ilişkin bir tespitin ve teklifin de bulunmadığı, görevinin değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir eylemi, tutum ve davranışı ile hizmete etkisi olan olumsuzluğunun ortaya konulmadığı gibi, davacının kamu idaresinde yapmış olduğu hizmetlere bakıldığında bu göreve gelmesinde düzenli bir yükselişin olduğu, başka bir anlatımla kariyer ve liyakat ilkelerine uygun bir şekilde daire başkanlığı kadrosuna atanmış olan ve hakkında görevinde başarısız olduğuna veya görevden alınmasını gerektirecek somut herhangi bir sebep ileri sürülemeyen davacının, daire başkanlığı kadrosundan alınarak uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle yoksun kalınan hakların, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenleme gereğince, davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının 16/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının davacıya verilmesine hükmedilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; üst düzey kamu yöneticilerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının geleceğe dönük planlarını ve politikalarını saptayan, bu plan ve politikalardaki hedefleri gerçekleştirmek için gerekli kaynakları ve bu kaynakların kullanım yerlerini belirleyen kişiler ya da bu kişilerin emir ve direktifleri yönünde uygulamayı yapan veya onlara yardımcı olan kişiler oldukları, 657 sayılı Kanun'un 76. maddesiyle atama yapma ve görevden alma konusunda ise idareye takdir yetkisi tanınmış olduğu, dosya kapsamına göre davacının üst düzey yöneticilik görevine atanmadan önce bulunduğu görevlere herhangi bir mesleki yarışma sınavı veya kurum içi görevde yükselme sınavında başarılı olmak suretiyle gelmediği hususu göz önüne alındığında ve idarenin kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda personelin görevini değiştirme konusunda yasalarla ve idare hukuku ilkelerine dayalı olarak sahip olduğu takdir yetkisini dava konusu işlemin tesisi sırasında kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerle kullandığına dair dosyada herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı anlaşılmakla, kadro derecesi de korunmak suretiyle davacının Daire Başkanlığı görevinden alınarak, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak Genel Müdürlük bünyesinde uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına; davanın reddine, diğer kanun yolları kapalı ve kesin olarak karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; yazılı ve sözlü sınavda başarılı olup, eğitimini de tamamlayarak komiser yardımcısı olduğu, amir sınıfındaki yükselmelerin ise yine sınavla yapıldığı, bir yıl süren okul eğitimine tabi tutulduğu, okul döneminde başarısız olunması halinde atama yapılmadığı, sırasıyla ... yılında komiser, ... yılında başkomiser olduğu ve emniyet amirliği için yapılan yazılı sınavında da başarılı olmasına rağmen ... tarihinde Daire Başkanı olarak atanması nedeniyle bu rütbeye terfi etmesinin mümkün olmadığı, Daire Başkanı kadrosuna atanmadan önceki kariyer sürecinin tamamında hem mesleğe girişte hem de meslekte yükselişte temel belirleyici unsurun sınav olduğu,... yılında atandığı Daire Başkanlığı görevini ...yılına kadar 13 yılı asil, 2 yılı ise vekaleten olmak üzere toplam 15 yıl başarıyla yürüttüğü, bu süre zarfında söz konusu göreviyle ilgili olarak hakkında adli ve idari soruşturma açılmadığı gibi, disiplin cezası da almadığı ve görevinde başarısız veya yetersiz olduğu yönünde somut bir tespitin bulunmadığı, iki kadro arasındaki maaş farkı durumundan dolayı da hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. <br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca "daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları" temyize tabi olduğundan, davacının daire başkanlığı görevinden alınarak çalışma uzmanı olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan işbu davanın temyize tabi olması nedeniyle Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU: <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K... sayılı kararın ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br>(X) KARŞI OY :<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde, "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. Memurlar istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler. Aşağı dereceye atananların 68. maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları mümkündür..." düzenlemesi yer almaktadır.<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde yer alan düzenleme ile memurların yer ve görev bakımından naklen atanmaları konusunda idarelere takdir yetkisi tanındığı; bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılabileceği; belirtilen unsurlara uyulmaksızın kullanıldığının kanıtlanması ya da yargı yerlerince saptanması halinde ise, idari işlemin sebep ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalinin gerekeceği yerleşik yargısal içtihatlardandır.<br>İdare hukukunda benimsenmiş bu prensiple idarenin işlemlerinde keyfiliğin, subjektifliğin önlenmesinin ve bu suretle memurların daha rahat, güvenli bir statüde hizmet vermelerinin amaçlandığı şüphesizdir. Bu bakımdan, atama işlemine dayanak olan gerekçenin de yukarıda anılan hususlar dahilinde değerlendirilmesi; yapılacak değerlendirmede ilgilinin durumu, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi kriterlerin dikkate alınması gerekmektedir.<br>Dava dosyasının incelenmesinden, İçişleri Bakanlığı'nda polis memuru olarak 18/09/1987 tarihinde göreve başlayan davacının, komiser yardımcısı, komiser ve başkomiser rütbelerinde görev yaptıktan sonra 11/12/2006 tarihinde kurum dışı naklen atama ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Genel Müdürlüğüne Daire Başkanı olarak atamasının yapıldığı, 01/06/2016 tarihinde daire başkanlığından alınarak İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanlığına atamasının yapıldığı, 05/07/2018 tarihinde yeniden... Genel Müdürlüğüne daire başkanı olarak atanan davacının, 17/01/2022 tarihine kadar daire başkanlığı görevini yürütmekte iken, davaya konu 06/01/2022 tarihli işlemle daire başkanlığı görevinden alınarak çalışma uzmanı olarak atanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br> Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacının; davalı idarece, aynı Genel Müdürlük emrine iki kez daire başkanı olarak atandığı ve uzun yıllar bu görevi sürdürdüğü de göz önünde bulundurulduğunda, görev yaptığı süre boyunca görevinde yetersiz ve başarısız olduğu yönünde yapılmış bir tespit bulunmadığı, hizmetin gereklerini yerine getirmediği ya da verimli bir şekilde sürdürülmesine engel oluşturduğu yolunda somut bir bilgi ve belge de sunulmadığı görülmekle takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br><br><br><br></font></p></body></html>

naklen