<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/945 E. , 2024/23019 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2021/945<br>Karar No : 2024/23019<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı / ...<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında, İzmir ili,...ilçe müftüsü olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu, yapıya destek verdiği, FETÖ taraftarını övdüğü, Devlet yöneticileri aleyhinde ifadeler kullandığı ve 15 Temmuz darbe girişime alkış tuttuğu iddiaları ile ilgili olarak Başkanlık Makamının ... tarih, ... sayılı Oluru ile soruşturmaya başlandığı, davacı hakkında düzenlenen ... tarih, ... sayılı soruşturma raporunda özetle, 17-25 Aralık sürecinden sonraki konuşmalarında FETÖ'yü kast ederek "Devlet büyükleri gibi biz de aldandık" şeklinde beyanda bulunmasına rağmen bu beyanının aksi yönünde eylem ve söylemlerde bulunduğu, bu doğrultuda darbe girişiminden sonra FETÖ ile irtibatından dolayı kamu görevinden çıkarılan eski Vaiz N.G. ile eski Kur'an Kursu öğreticisi S.K. tarafından 01/05/2014 tarihinde Romanlara yönelik olarak düzenlenen "Paralel Regaip Kandili" programına katılarak pilav dağıttığı, 07/09/2015 tarihinde yapılan fahri öğreticilik sınavında komisyon başkanı olduğu, bu sınavda hiç kimseye 100 puan takdir etmemesine rağmen darbe girişiminden önce o dönemdeki ifadesiyle paralel yapının Çanakkale imamı olduğu için firar eden A.Ü.'in eşi F.Ü.'e 100 puan takdir ederek adı geçenin liste başı olmasını sağladığı, F.T. isimli kızının 2014 ve 2015'li yıllarda 2 sene FEM dershanesine gittiği, fizyoterapist olan diğer kızı S.T.'un 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu için kapatılan İzmir Üniversitesinde öğrenim gördüğü, darbe girişiminden önce VHKİ olan H.H.Y. ile il müftülüğünde yaptığı bir sohbet esnasında üniversitede okurken yer bulamadıkları için doktor olan kızının FETÖ/PDY ile irtibatlı bir yurtta kaldığından bahsettiği, 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişimi olduğunda il müftü vekili sıfatıyla mesaj göndererek personelin sala vermelerini temin ettikten sonra il müftüsünün odasında otururken "... germeseydi! Askerle iyi geçinseydi! Bu olaylar başımıza gelmezdi, darbe olmazdı. Şimdi iyi mi oldu?" şeklinde beyanda bulunduğu, darbe girişiminden sonra il müftü yardımcısı İ.S. ile birlikte vaaz ve irşat faaliyetleri çerçevesinde hizmet aracı ile köylere giderken 18 Mart Üniversitesinin önünden geçtikleri sırada FETÖ/PDY ile irtibatından dolayı tutuklanan eski Rektör S.L. hakkında çok sayıda hizmet binası yaptığı, her tarafı bina ile doldurduğu, ancak karşılığını tutuklanarak gördüğü mealinde ifadeler kullandığı, 17/25 Aralık sürecinden sonra o dönemde savcı olan Z.Ö. ile M.A. için "iki tane savcı mı hükümeti yıkacak!" Fetullah Gülen için de "Bir vaiz Hükümeti nasıl yıkabilir dediği şeklindeki iddialara itibar edilmesi gerektiği, netice itibarıyla davacının 17/25 Aralık süreci sonrasında FETÖ/PDY ile irtibat içinde bulunduğu değerlendirilerek 375 sayılı KHK'nın geçici 35.madesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı, davacının usulüne uygun olarak alınan savunmasından sonra ... tarih, ... sayılı işleme Diyanet İşleri Başkanı Oluru ile davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, uyuşmazlıkta, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı tarafından şoförünün dayanağı olmayan iddiaları üzerine işlem tesis edildiği belirtilmiş ise de bahsi geçen kişi dışında da bu kişinin ifadelerini destekler şekilde ifadelerin yer aldığı ve Çanakkale Valiliği İl Müftülüğünün ...sayılı yazısında Roman vatandaşlara yönelik Regaip Kandili Programının düzenlenmediğinin belirtildiği de dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, Anayasa'nın 141/3. maddesinin ihlal edildiği, hakkındaki tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, şoförü ile yaşadığı tartışma dolayısıyla hakkında tutanak tuttuğu, bu kişinin iftira niteliğindeki beyanlarına itibar edilemeyeceği, hakkında 17/25 Aralık öncesine ilişkin hiçbir tespit yokken 2019 yılında "Devlet büyükleri gibi aldandığına" yönelik bir söylemde bulunmasının bir mantığının bulunmadığı, davalı idarece savunması istenirken tarafına isnat edilen fillere ilişkin detayların bildirilmediği, kızının örgütle iltisaklı dershanede yalnızca 2 ay eğitim gördüğü, diğer kızının örgüte ait yurtlarda kaldığı iddiasının gerçeği yanıstmadığı, kamu görevinden çıkarılmasının tek nedeninin husumete dayalı iftiralardan ibaret olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakını veya irtibatını gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.<br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(g) maddesinde; Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...10) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.<br>'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(g) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br> Kayseri İli, Melikgazi İlçesi, ...Camii İmam Hatibi olarak görev yapan davacı, 7145 sayılı Kanun ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 10. bendi uyarınca, Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.<br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br> Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Bununla birlikte iptal davaları, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise, idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br>Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.<br> Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme gösterilmiş ise de, Mahkemece bu değerlendirmenin dayanaklarına ilişkin yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadan davacı hakkında düzenlenen İdari Soruşturma raporunda davacının şoförü dışında da bu kişinin ifadelerini destekler şekilde ifadelerin yer aldığı ve Çanakkale Valiliği İl Müftülüğünün ... sayılı yazısında Roman vatandaşlara yönelik Regaip Kandili Programının düzenlenmediğinin belirtildiği tespitlerine yer verilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği görülmüştür.<br>Dava konusu işlemin dayanağı olan Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişliğince düzenlenen 07/11/2018 tarihli soruşturma raporunda yer alan tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde ise;<br> a) Soruşturma raporunda yer alan davacının komisyon başkanı olduğu 07/09/2015 tarihinde yapılan fahri öğreticilik sınavında hiç kimseye 100 puan takdir etmemesine rağmen darbe girişiminden önce paralel yapının Çanakkale imamı olduğu için firar eden A.Ü.'nün eşi F.Ü.'ye 100 puan takdir ederek adı geçenin liste başı olmasını sağladığı tespiti ile ilgili olarak;<br> Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; 07/09/2015 tarihinde yapılan sınava ilişkin değerlendirme raporunun Mahkemece il müftülüğünden talep edilebileceği, bu sınavda il müftülüğünün teklifi üzerine valilikce görevlendirildiği ve sınav komisyonunun üç kişiden oluştuğu, başkan olarak diğer komisyon üyelerinden puanlamada bir üstünlüğünün olmadığı, sınava giren adaylardan hiçbirini tanımadığı, kişisel bir bağının bulunmadığı, sınava giren her adaya Kur'anı Kerim okutulduğu ve bir kaç ilmihal sorusu sorulduğu, sorulara verilen cevaplara göre sınav komisyon üyelerinin verdiği puanın üçe bölünmesi sonucunda adayların sınav sonucunun belirlendiği, kazanan adayın 100 puan alarak birinci olmasının yalnızca kendisinin 100 puan vermesi ile değil diğer iki komisyon üyesinin de 100 puan vermesi neticesinde olabileceği, bu aşamada herhangi bir müdahalesinin olmasının mümkün olmadığı ileri sürülmüştür.<br> Davalı idare tarafından, davacının fahri öğreticilik sınavında FETÖ/PDY'nin Çanakkale imamı olduğu için firar eden A.Ü.'nün eşi F.Ü.'ye 100 puan takdir ederek örgütsel saiklerle adı geçenin liste başı olmasını sağladığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı görülmüştür.<br>Netice itibarıyla, davacıya yönelik söz konusu iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br> b) Soruşturma raporunda yer alan davacının F.T. isimli kızının 2014 ve 2015 yıllarında 2 sene ... dershanesine gittiği, fizyoterapist olan diğer kızı S.T.'nin FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu için kapatılan İzmir Üniversitesinde öğrenim gördüğü ve darbe girişiminden önce VHKİ olan H.H.Y. ile il müftülüğünde yaptığı bir sohbet esnasında üniversitede okurken yer bulamadıkları için doktor olan kızının FETÖ/PDY ile irtibatlı bir yurtta kaldığından bahsettiği tespitleri ile ilgili olarak;<br> Davacı tarafından, bu tespitlere ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; kızı F.T.'yi başka bir dershaneye yazdırmak istemekle birlikte o dönem başörtüsü kullanan öğrencilere ilişkin örgün eğitim veren özel eğitim kurumlarında mevcut olan baskıcı tutum sebebiyle kızının başörtülü öğrenci sayısının fazla olduğu dershaneye gitmek istediği, 2014 yılının Eylül ayında söz konusu dershaneye kayıt olan kızı F.T.'nin yine 2014 yılının Kasım ayında anılan dershanedeki kaydını sildirdiği, yalnızca iki ay kadar kızının eğitim görmesine izin verdiği dershanenin kapatılması dolayısıyla kayıtlarına ulaşılamadığı, iddiaların aksine doktor olan bir kızının olmadığı, üniversite eğitimi gören tek kızı S.T.'nin ise fizyoterapi bölümünde okuduğu, S.T.'nin üniversiteyi kazandığı ilk yıl arkadaşlarıyla ev tuttuğu ve bu evde kaldığı, daha sonra 03/01/2017 tarihinde Kredi Yurtları Kurumuna bağlı olan ...Yurduna kayıt yaptırdığı, 07/06/2017 tarihinde yine Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı olan ... Yurduna nakil olduğu, 29/09/2017 tarihinde ise ... Yurdundaki kaydını sildirerek yurttan ayrıldığı, kendisinin tayini İzmir'e çıkması dolayısıyla kızı S.T.'nin bu tarihten itibaren ailesiyle birlikte yaşamaya başladığı, S.T.'nin üniversite tercih listesinde 13 tane okul tercihinin bulunduğu ve 7. sıradaki tercihi olan İzmir Üniversitesi Fizyoterapi bölümünü kazandığı, kızının özellikle FETÖ/PDY ile iltisaklı bir üniversiteyi tercih etmediği, puanına uygun olarak birçok üniversiteyi sıralayarak tercih yaptığı, ayrıca o dönemde bu üniversitelerin Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı olduğu, dolayısıyla FETÖ ile bağlantısı olmayan birçok öğrencinin bu ve benzer üniversiteleri tercih ederek eğitim gördüğü ileri sürülmüştür.<br> Davacının kızının FETÖ/PDY ile irtibatlı bir yurtta kaldığında yönelik iddiaya yönelik dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bir kızının örgütle iltisaklı dershaneye gitmesi diğer kızının ise kapatılan üniversitede eğitim görmesi hususlarının ise örgütsel saikle hareket edildiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belge ile desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br> c) Soruşturma raporunda yer alan davacının FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan eski vaiz N.G. ile eski Kur'an kursu öğreticisi S.K. tarafından 01/05/2014 tarihinde Romanlara yönelik olarak düzenlenen "Paralel Regaip Kandili" programına katılarak pilav dağıttığı tespiti ile ilgili olarak;<br> Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; iddiaya konu programın ''Huzurlu Toplum Huzurlu Mahalle'' ismiyle il müftülüğünce organize edilen ve il vaizleri, Kur'an Kursu öğreticileri, il müftüsü, il müftü yardımcısı, il emniyet müdürü ve aile ve sosyal politikalar müdürü ile müşterek yürütülen bir program olduğu, söz konusu programın Roman olan mahalle sakinlerine ve yetiştirme yurdunda kalanlara yönelik olduğu, İzmir il müftülüğünün 2019 yılı içerisinde de bu ve buna benzer organizasyonlar yaptığına dair resmi internet sitesinden alınan ekran görüntülerinin dosyaya sunulduğu, yapılan organizasyona müftülüğe bağlı olarak çalışan tüm vaizlerin, Kur'an Kursu öğreticilerinin, Kur'an Kursu öğrencilerinin ve mahalle sakinlerinin katıldığı, söz konusu programın kadınlara yönelik olması dolayısıyla programa katılım için gereken tek şartın kadın olmak olduğu, bu nedenle anılan programa katılmış olmasının mümkün olmadığı, programda pilav dağıttığına yönelik iddianın ise gerçek dışı olduğu, programda ikram yapılmasına yönelik il müftüsünün talimatıyla bölge halkından bir esnafla anlaşıldığı ve esnafın ücretsiz olarak pilav dağıttığı ileri sürülmüştür.<br> Dosyanın incelenmesinden, her ne kadar davacı hakkındaki İdari Soruşturma raporunda, Çanakkale Valiliği İl Müftülüğünün ... sayılı yazısında Roman vatandaşlara yönelik Regaip Kandili Programının düzenlenmediğinin belirtildiği tespitine yer verilmiş ise de davacı tarafından, 03/07/2020 tarihli istinaf dilekçesinin ekinde sunulan Çanakkale Valiliği İl Müftülüğünün 22/05/2020 tarihli yazısında, "İlgi yazınız gereği Ek-1 “Huzurlu Mahalle Huzurlu Toplum" isimli proje ilişikte gönderilmiş olup projenin giriş bölümünde ifade edildiği üzere hedef kitle olarak ... Mahallesindeki Roman vatandaşlar seçilmiş, proje ile ... Mahallesinin manevi olarak kalkındırılması hedeflenmiş ve bu projeye ilişkin konferans ve diğer planlamalara Ek-1 de yer verilmiştir. “Mutluluk Yolu Aile Okulu", "Haydi Cumaya" ve “Huzurlu Mahalle Huzurlu Toplum" isimli projelerin aslı gibidir örneği Ek-2 de, Engelsiz Din Hizmeti isimli Proje Ek-3'te ve ... tarih ve ... sayılı yazı Ek-4'te gönderilmiştir. Ayrıca; Regaib Kandili Programı, dini gün ve gecelerde yapılan diğer kandil programları gibi Müftülüğümüzün ana programları arasında yer almaktadır. Bu nedenle; 2014 yılında Müftülüğümüz Konferans Salonunda icra edildiği ifade edilen Regaib Kandili Programının Müftülüğümüz personeli ve sıralı amirlerin bilgisi dışında gerçekleştirilme imkanı bulunmamaktadır..." hususlarının belirtildiği anlaşıldığından, söz konusu iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br> d) Soruşturma raporunda yer alan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile mücadele eden hükumeti dolaylı olarak tenkit ettiği, örgütle irtibatı olan kişileri övdüğüne yönelik tanık beyanları ile ilgili olarak; <br> Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; şoförü olarak yanında çalışan E.E. isimli kişinin yanında çalışmakta olduğu süreçte uyumsuz, iş disiplininden uzak ve toplum içerisinde çeşitli sorunlara sebebiyet veren bir kişi olduğu, E.E. hakkında, kendisine müftülük personeli önünde hakaret ettiği gerekçesiyle tutanak tutulduğu, daha sonra Çanakkale Vali Yardımcı ile yaşadığı sorun neticesinde ve Diyanet İşleri Başkanlığından gelen müfettiş ile sorun yaşaması nedeniyle tekrar tutanak tutulduğu, müftülük içerisinde süreklilik haline getirdiği sorunlu davranışları nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldığı ve bu soruşturma neticesinde Çanakkale ili Bayramiç ilçesine naklinin yapıldığı, E.E.'nin bu nakil işleminden kendisini ve dönemin Çanakkale İl Müftüsü A.G.'yi sorumlu tuttuğu, E.E.'ye ilişkin idari soruşturma dosyasının dava dosyasına sunulduğu, anılan dosya incelendiğinde E.E.'nin sözde yıllar önceye dayanan iddia ve ithamlarının söz konusu soruşturmadan sonra yapıldığının anlaşıldığı, hakkındaki idari soruşturma dosyasında yer alan tüm iddia ve olguların E.E.'ye ait iftiralar olduğu, kendisi ile birlikte çalışan farklı kademelerden birçok kişinin ifadelerinde FETÖ/PDY ile iltisakının bulunmadığının beyan edildiği ileri sürülmüştür.<br> Davacı hakkında yürütülen idari soruşturma kapsamında alınan tanık beyanlarının incelenmesinden; M.A.'nın beyanında, "...15 Temmuz sürecinden sonra Fetö'nün yaptığının yanlış olduğundan bahsettiğini biliyorum. Çalışma odasında Fetö ile irtibatlı yayın organlarını takip ettiğine tanık olmadım. ...'un 4-5 tane çocuğu var. Bir tanesinin doktor olduğunu biliyorum, çocuklarının Fetö ile irtibatlı herhangi bir okulda okuduğu ya da yurtta kaldığı iddiası ile bilgim yoktur...", A.M.'nin beyanında, "... Birlikte görev yaptığımız süreyi dikkate aldığımızda adı geçenin Fetö ile irtibatlı olduğuna dair bir davranış ya da söylemine tanık olmadığımı söyleyebilirim. Yine içinde bulunduğumuz ortamlarda soruda iddia edildiği şekliyle ya da farklı şekillerde Devlet büyüklerimize hakaretamiz ifadeler kullandığına tanık olmadım. ... personelden sorumlu olduğu zamanlarda ara sıra personel kısmına gelir ve orada sohbet ederdi. Bu sohbetlerinde siyasi söylemlerde bulunduğunu görmedim. Ancak, Cumhurbaşkanına “hırsız” dediğini, hükümete tepkili olduğunu geçen seneye kadar İl Müftülüğünde şoför olarak görev yapan halen Bayramiç ilçe müftülük şoförü E.E.'den bir defa duydum. ...'un, 3-4 tane çocuğu var. Sanırım iki tanesi doktor oldu. Ancak, çocuklarının Fetö ile irtibatlı bir okulda okudukları ya da yurtta kaldıkları iddiası ile bilgim yoktur...", F.E.'nin beyanında, "......'un, Fetö ile irtibatlı olup olmadığına dair bir bilgim yoktur, ancak böyle bir şeye ihtimal de vermiyorum. İçinde bulunduğumuz ortamlarda soruda iddia edildiği şekliyle ya da farklı şekillerde adı geçenin Devlet büyüklerine hakaretamiz ifadeler kullandığına tanık olmadım. Çocuklarının nerelerde okuduğuna dair bilgim yoktur. İl Müftülüğündeki çalışma odasında Fetö ile irtibatlı yayın organlarını takip ettiğini görmedim...", A.D.'nin beyanında, "......'un, Fetö ile irtibatlı<br>olduğunu gösterir herhangi bir davranış ya da söylemine tanık olmadım. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz ortamlarda soruda iddia edildiği şekliyle ya da farklı şekillerde Devlet büyüklerine hakaretamiz ifadeler kullandığını duymadım. Çocuklarıyla ilgili bilgi sahibi değilim. İl Müftülüğündeki çalışma odasında fetö ile irtibatlı yayın organlarını takip ettiğini görmedim. Personelden sorumlu müftü yardımcısı olduğu dönemde fetö ile irtibatlı personeli koruyup kolla-<br>tüğina dair bir bilgim ve duyumum yoktur...", M.B.'nin beyanında, "...Birlikte görev yaptığımız süreyi ve verdiğim bilgileri dikkate aldığımda ...'un Fetö ile irtibatlı olmadığını söyleyebilirim; İçinde bulunduğumuz ortamlarda soruda iddia edildiği şekliyle ya da farklı şekillerde Devlet büyüklerine hakaretamiz ifadeler kullandığına tanık olmadım. Özellikle 17/25 Aralık sürecinden sonraki konuşmalarında İslam'a hizmet ettiğini düşündüğü için çocuklarının bu süreç öncesinde Fetö ile itibatlı dershanelere gönderdiğinden, ancak bahse konu süreç sonrasında da yaptığı bu işten pişmanlık duyduğundan bahsederdi. Sohbet ya da iş amacıyla İl Müftülüğündeki çalışma odasına gittiğimde odasında Fetö ile irtibatlı yayın organla görmedim. ...'un kendisine has fikirleri vardı. Herhangi bir yapının kontrolüne girecek yapıda birisi değildi. İzmir'e naklen tayin olmadan önceki tayin sürecinde biraz zorlandı. Tayini çıkıncaya kadar bayağı uğraştı. Bu esnada sitem kabilinden Başkanlığa yönelik bazı cümleler kurardı. Yıllardan beri tanıdığı ve Başkanlık merkezinde çalışan bazı arkadaşlarının işini halletmediklerini ya da verdikleri sözlerde durmadıklarından bahsederdi...", M.A.'nın beyanında, "...... ile yaptığımız sohbetlerde Fetöcülerin kullandığı ifadeler ile Hükümeti ve Cumhurbaşkanını yerdiğine tanık olmadım, ancak hükümetin katılmadığı icraatlarını bir vatandaş olarak ifade eder ve alternatifler sunardı. Ne evinde ne de iş yerinde Fetö ile irtibatına delalet edecek herhangi bir yayın organını takip ettiğini görmedim. Ayrıca, 17/25 Aralık sürecinden sonraki bir zaman diliminde, bir tanık tarafından gündeme getirilen ve Çanakkale kordon boyunda benim de olduğum bir yürüyüş esnasında Aladdin TOSUN ile aramızda Cumhurbaşkanlığı külliyesi ve Suriyeli mültecilerle alakalı bir konuşma geçtiği iddiasını hatırlamıyorum. Adı geçenin başkanı olduğu sınav komisyonlarında Fetö ile irtibatlı personeli koruyup kolladığı iddiası ile ilgili olarak bilgim olmamakla birlikte bu iddianın doğru olmadığını düşünüyorum. İl sınav komisyonu tarafından yapılan sınavlarda hangi kriterlere göre değerlendirme yapıldığını bilmiyorum. Ancak, şahıslara karşı herhangi bir ayrımcılık yapılmadığını söyleyebilirim...1 Mayıs 2014 tarihinde, 15 Temmuz tarihli darbe girişiminden sonra kamu görevinden çıkarılan N.G. ile S.K. tarafından Roman vatandaşlara yönelik olarak organize edilen paralel Regaip kandili programı ile ilgili bilgim bulunmamaktadır. Bu programa ...'un katıldığı ve pilav dağıttığına dair iddia hakkında bir duyum da almadım. Bütün bu anlattıklarımdan hareketle birlikte görev yaptığımız süreyi ve bu süre içerisindeki icraatları ile söylemlerini dikkate aldığımda, ...'un Fetö ile irtibatlı olmadığı kanaatinde olduğumu ifade edebilirim. Zira adı geçenin Fetö ile herhangi bir irtibatı olsaydı kendisi ile birlikte görev yaptığımız 5 yıllık süre içerisinde illaki bu yönde bir tanıklığım olurdu...", İ.Ö.'nün beyanında, "...F.Ü.'in fahri olarak görevlendirilmesine temel teşkil eden sınavın komisyon başkanı ... idi. Benim kendisi ile herhangi bir husumetim yoktur, ancak adı geçen 657 MK çerçevesinde görevini itina ile yapan birisidir. Söz konusu sınavda da bilerek ve Fetö ile irtibatlıdır diye F.Ü'e yüksek not verdiği kanaatinde değilim. Yapılan sınav sonucunda komisyonun takdiri ile göreve başlamış. Bildiğim kadarıyla bu sınav kamera ile kayıt altına alınmış olması lazım. Şayet kamera kayıtlarına ulaşılabilirse bu durum daha iyi anlaşılabilir...15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimine kadar şahsen ...'un Fetö ile irtibatına delalet edecek bir davranış ya da söylemeni tanık olmamıştım, Çocuklarının nerelerde okuduğu İle ilgili malumatım da yoktur...Çanakkale İl Müftüsü olarak görev yaptığım 2011-2016 yılları arasında soruda tarafıma tevcih edilen iddia ile ilgili herhangi bir tanıklığım ya da duyumum olmamıştır....benim yanımda bu yönde bir ifade kullanmamıştır zaten kullanamaz da. Bırakın ...'u hiçbir görevlinin yanımda bu tarz ifadeler kullanmasına müsaade etmem söz konusu değildir..." yolunda ifadelerin bulunduğu görülmüştür.<br> UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında Cumhurbaşkanına hareket suçundan yürütülen ceza yargılamasında ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "...İddianamede adı geçen tanıklar sanığın Cumhurbaşkanına hakaret ifadelerini bizzat duymamışlar E.E.'den duyduklarını beyan etmişlerdir; getirilen belgelerden sanığın E.E. hakkında idari soruşturma başlattığı bu sebeple sanık ile E.E. arasında husumet bulunduğu ve E.E.'in soyut beyanları dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair başkaca delil de elde edilemediği..." gerekçesiyle davacının atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildiği görülmüştür.<br> Yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki yukarıdaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı ile arasında husumet bulunan E.E. dışındaki birçok tanığın davacının lehine tanıklıkları olduğu, diğer tanıkların ise iddia ettikleri hususları davacı ile aralarında husumet bulunan E.E. isimli kişiden duyduğunu ifade ettiği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu yolunda verilen tanık beyanlarının başkaca somut veriler veya somut nitelikteki başkaca tanık beyanlarıyla desteklenmeksizin, salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Öte yandan, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında, davacının ByLock kullanıcısı olmadığı, Bank Asya hesabının olmadığı, KHK kapsamında kapatılan iş yerlerinde çalışma kaydının bulunmadığı ve KHK ile kapatılan FETÖ/PDY terör örgütüne ait eğitim kurumlarında kaydının bulunmadığı yönünde tespitlere yer verildiği, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı anlaşılmıştır.<br> Bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br> <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>
naklen