<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2016/12432 E.  ,  2019/6430 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2016/12432<br>Karar No : 2019/6430<br><br><br> DAVACI : ... Sendikası <br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı - ANKARA<br>VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ...,<br> Hukuk Müşaviri Av. ...,<br> Hukuk Müşaviri Av.....,<br> <br>DAVANIN KONUSU :<br> 25/01/2013 günlü, 28539 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 11/03/2015 günlü, 29292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik;<br>1) 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine yer alan "izleyen, değerlendiren ve denetleyen" ibaresinin,<br> 2) 8. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir.” cümlesinin,<br> 3) 10. maddesinin 4. fıkrasının,<br> 4) 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler.” cümlesinin <br> 5) 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin, <br> 6)- Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının iptali,<br> Ayrıca, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinin beşinci fıkrasının 6514 sayılı Kanun ile değişik ikinci cümlesinin ve bu cümleden sonra gelmek üzere üzere eklenen cümlenin ve 5. maddesinin ikinci fıkrasına 6552 sayılı Kanun ile eklenen cümlenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br><br><br>DAVACININ İDDİALARI :<br> Davacı tarafından;<br>Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine yer alan "izleyen, değerlendiren ve denetleyen" ibaresinin iptali istemi yönünden; dava konusu madde ile toplum sağlığı merkezlerine, aile hekimliği birimlerini/merkezlerini izleme değerlendirme denetleme yetkisinin verildiği, ancak 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 6. maddesinde, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbi olduğu kuralına yer verildiği, bu madde uyarınca aile hekimlerinin denetimlerinin toplum sağlığı merkezleri tarafından yapılamayacağı; sağlık idaresinden anlaşılması gerekenin halk sağlığı müdürlükleri olduğu, birinci basamak sağlık hizmetlerini yürüten aile hekimliği merkezleri ile toplum sağlığı merkezleri arasında ast üst ilişkisinin bulunmadığı, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları ile yapılacak sözleşmelerin valiliklerce yapıldığı, toplum sağlığı merkezlerinin aile hekimliği çalışanlarını izleme, değerlendirme ve denetleme yetkilerinin bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir.” cümlesinin iptali istemi yönünden; aile hekimliği sisteminin temelinin aile hekiminin kendisine kayıtlı kişilere hizmet sunmasının sağlanması olduğu, dava konusu hükümle, aile hekimlerinin kendisine kayıtlı olmayan kişilere de hizmet sunmasının istisna olmaktan çıkartılarak kural haline getirildiği, aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına kayıtlı kişi sayısına göre ödeme yapıldığı, aile hekimlerinin tek görevinin hasta bakmak olmayıp, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde belirtilen görevlerinin de bulunduğu, anılan maddede sayılan hizmetleri kendisine kayıtlı olmayan kişilere sunmasına olanak bulunmadığı, aile hekimliği biriminin kendisine kayıtlı kişiler dışındakilerin kayıtlarını göremediği,<br>Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden; aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının nöbet sistemine dahil edilmesinin nedeninin idarece sağlık hizmetinin tertibinde, planlanmasında ve organizasyonunda yapılan hatalar olduğu, bu durumun külfetinin aile sağlığı çalışanlarına yükletilmesi suretiyle daha ağır çalışma koşullarına tabi kılındıkları ve kendilerine sağlanan Anayasal güvencelerin ihlal edildiği, nöbetin ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri ile acil sağlık hizmetlerinde gerekli olduğu, birinci basamak hizmetlerinin gereklerine ve niteliklerine uygun bir uygulama olmadığı,<br><br><br> Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler”, cümlesinin ile Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden; anılan maddeler ile il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabiplere aile hekimliğine atanmada öncelik tanındığı, söz konusu görevlerin istisnai ve sağlık teşkilatının idari görevleri olduğu, bu görevlere atanmaların liyakat esasına göre yapılması gerektiği, ancak idarenin ilgili kişileri kadroya atamamak suretiyle her an görevden alabilme imkanına sahip olma isteğinin de bilindiği, bu durumda, görevden alınan kişilere adeta yeni bir fırsat daha tanınmak suretiyle İdare ile personel arasındaki gerilimin yumuşatılmaya çalışıldığı; ancak bunun külfetinin de aile hekimlerine yükletildiği, dikkat çekilmesi gereken başka bir hususun da bu durumda olan kişilerin istediği ilde bu hakkı kullanabilme imkanının getirilmesinin olduğu, oysa bir ilde aile hekimliği birimine yerleştirmeye ilk etapta o ildeki hekimlerin başvurabildiği, diğer ildeki hekimlerin başvuramadığı, ayrıca aile hekimlerinin yerleşimlerinde ve yer seçimlerinde kıdem ve çalışma yıllarına göre puanlama yapıldığı ve bu puanların dikkate alındığı, bu nedenle de söz konusu hükümlerin eşitlik ilkesine aykırı olduğu,<br> Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin iptali istemi yönünden; dava konusu hükümle mazeret tayini yaptırarak naklen tayin olan hekimlere aile hekimliğine atanmada öncelik tanındığı, mazeret tayinininin Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği'nde getirilen bir müessese olduğu, gerçekten de bazı kişilere genel atama kurallarının haricinde belli mazeretlerin varlığı halinde (eş durumu, sağlık durumu) naklen atanma imkanı sunulmasının isabetli olduğu, ancak bu kişilere mazeret tayini atamasından yararlandırdıktan sonra bu kez naklen gittikleri yerde ilave bir ayrıcalıkla aile hekimlerine atanmada öncelik hakkı verilmesinin eşitlik ve adalet ilkesi ile bağdaşmadığı, çalışma barışını da bozduğu öne sürülerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI :<br> Davalı İdare Tarafından; <br>Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine yer alan "izleyen, değerlendiren ve denetleyen" ibaresinin iptali istemi yönünden: 5258 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde denetimlerin kimler tarafından yapılacağının açıkça ifade edildiği, toplum sağlığı merkezi başkanının da yerel sağlık idare amiri olup, ilçede kurum adına iş ve işlemleri yürüttüğü ve toplum sağlığı merkezlerinin taşra hizmet birimi olduğu göz önüne alındığında, toplum sağlığı merkezlerinin aile sağlığı merkezlerini/ birimlerini izleme değerlendirme ve denetleme yetkisinin olduğu, Toplum Sağlığı Merkezi ve Bağlı Birimler Yönetmeliği'nin dava konusu madde ile birebir aynı olan 4. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin 2015/6279 esasına kayden açılan davada, anılan Dairece dava konusu maddeye yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği,<br>Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir.” cümlesinin ibaresinin iptali istemi yönünden: 5258 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, aile hekimlerine nöbet görevi verilebileceği, anılan Yasa uyarınca zorunlu olan nöbet hizmetlerinin ifa edileceği yerlerden birinin aile sağlığı merkezi olduğu, nöbet hizmetini ifa eden hekimlerin yalnızca kendilerine kayıtlı hastalara bakmaları durumunda, kayıtlı olduğu aile hekimi o gün nöbetçi olmayan vatandaşın sağlık hizmetinden faydalanamayacağı, bu durumun ise sağlık hizmetlerinin önlenemez ve ertelenemez niteliği ile bağdaşmayacağı,<br>Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden; dava konusu düzenlemenin 18/01/2014 günlü, 2886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6514 sayılı Kanunu'un 52. maddesi ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nda yapılan değişiklik üzerine yapıldığı, hukuka uygun olduğu, yasada yapılan değişikliğe ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurusunun anılan Mahkemenin 05/03/2015 günlü ve E:2015/17, K:2015/20 sayılı kararıyla reddedildiği, dava konusu düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmadığı;<br> Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesi ile Geçici 3.maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden; anılan yerlerde çalışan hekimlerin, merkez ve taşra teşkilatında görevlerini ifa ederken, mesai kavramı olmaksızın çalıştığı ve bunun karşılığında hizmet puanı alamadığından anılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu, <br> Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin iptali istemi yönünden; esasen aile hekimlerinin lehine olduğundan, davacı sendikanın söz konusu düzenlemenin iptalini talep etmekte menfaatinin bulunmadığı, mazeret nedeniyle kadrosu naklen tayin olan hekimlere bir defaya mahsus öncelik tanınmasının hakkaniyetli olduğu,<br>Bu nedenlerle, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka uygun olan dava konusu düzenlemelerin iptal isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin Danıştay İkinci Dairesinin 10/01/2019 günlü E:2016/7638, K:2019/191 sayılı kararıyla iptal edildiği göz önüne alındığında, anılan hüküm hakkında karar verilmesine yer olmadığı; söz konusu iptal kararı da dikkate alındığında, anılan mesleklerde görev yapanlara geriye yönelik hak getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinde hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle iptali; iptali istenilen diğer maddelere yönelik ise kamu yararı ve hizmet gerekleri ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununa uygun olduğu sonucuna varıldığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin, 11/03/2015 tarih ve 29292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 1. maddesiyle değişik 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine yer alan "izleyen, değerlendiren ve denetleyen" ibaresinin; 2. maddesiyle değişik 8. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir” cümlesinin; 3. maddesiyle değişik 10. maddesinin 4. fıkrasının; 5. maddesiyle değişik 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” ve “takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlelerinin; 13. maddesi ile değişik Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının iptali ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 3. maddesinin 5. fıkrasının 6514 sayılı Kanun ile değişik 2. cümlesinin ve 5. maddesinin 2. fıkrasına 6552 sayılı Kanun ile eklenen cümlenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.<br>Sağlık Bakanlığının belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemek amacıyla hazırlanmış olan 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu yürürlüğe konulmuştur.<br>5258 sayılı Aile Hekimliği Kanun'un 1. maddesinde, Yasa'nın amaç ve kapsamı, Sağlık Bakanlığının pilot olarak belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmet esaslarını düzenlemek olarak belirlenmiştir.<br>Aynı Yasa'nın 2. maddesinde, aile hekimi, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip olarak; aile sağlığı elemanının ise aile hekimi ile birlikte hizmet veren, sözleşmeli olarak çalıştırılan veya Türkiye Halk Sağlığı Kurumu veya eğitim kurumunca görevlendirilen hemşire, ebe, sağlık memuru (toplum sağlığı) ve acil tıp teknisyeni olarak tanımlanmaktadır.<br> 5258 sayılı Yasanın 3. maddesinde, "Personelin Statüsü ve Mali Haklar"ı düzenlenmiştir. 3. maddenin 1. fıkrasında, Sağlık Bakanlığının "Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkili" olduğu öngörülmüştür.<br> Anılan Yasanın 3. maddesinin 2. fıkrasına göre, aile sağlığı elemanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakat verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye'de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48 inci maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanlarının; Sağlık Bakanlığı'nın önerisi, Maliye Bakanlığı'nın uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere çalıştırılabiliceği kurala bağlanmıştır.<br> Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasında, aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esasları, çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması, aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları, aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar, meslek ilkeleri, iş tanımları, performans ve hizmet kalite standartları, hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esasların, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. <br>5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 25.01.2013 günlü, 28539 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 1.maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının, Birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek ve verilen sağlık hizmetinin kalitesini artırmak için görev yapan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esaslarını, çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralamasını, aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemini ve sayılarını, aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartları, eğitim aile sağlığı merkezinde veya biriminde görev yapan asistan/araştırma görevlisi, eğitici ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esaslarını, eğitim aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartları, meslek ilkelerini, iş tanımlarını, performans ve hizmet kalite standartlarını, hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şeklini ve içeriğini, diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliğini, kayıtların tutulmasını, çalışma ve denetime ilişkin sair usul ve esasları düzenlemek olduğu, 3. maddesinde aile hekimi, 5258 sayılı Yasanın 2. maddesine uygun olarak, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabipler olarak, birinci basamak sağlık hizmetini de, toplum sağlığına yönelik hizmetler ile kişisel koruyucu, tanı koyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini kapsayan, kişilerin sağlık sisteminden ilk alış noktasında verilen sağlık hizmeti olarak tanımlamıştır.<br>Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerle iptali istenilen dava konusu Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; <br>Yönetmeliğin 3.maddesinin 1.fıkrasının (p) bendinde; toplum sağlığı merkezinin, bölgesinde yaşayan toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek maksadıyla sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyen, bunlarla ilgili düzeltici ve önleyici faaliyetleri gerçekleştiren; birinci basamak koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini koordine eden ve bu hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde sunulmasını izleyen, değerlendiren, denetleyen ve destekleyen; bölgesinde bulunan sağlık kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlayan sağlık kuruluşu olarak tanımlandığı; adı geçen merkezlere, organizasyon, eşgüdüm, eğitim ve denetim görevleriyle birlikte toplumsal sağlık hizmeti sunma görevi verildiği; anılan merkezlerin Bakanlık ve Kurum idari yapısındaki yerinin ilgili mevzuat hükümleri kapsamında belirlendiği, bu bağlamda, toplum sağlığı merkezlerinin taşra teşkilatı içerisinde halk sağlığı müdürlüğünün izdüşümü ve müdürlük yetkilerini kullanan idari birimler olduğu, bu yönüyle, anılan merkezlerin, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu noktasında halk sağlığı müdürlüğü adına izleme, değerlendirme ve denetleme çalışmalarını yürütmesinde hizmet gereklerine ve hukuka aykırı bir hususun bulunmadığı sonucuna varılmıştır..<br>Yönetmeliğin 8.maddesinde ;"..........(6) Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez."hükmü yer almakta olup,sürekli ikamet ettiği yer dışında kalan kişilerin misafir hasta olarak sağlık hizmeti almasının tüm aile hekimlerini kapsaması, bu hastaların birinci basamak sağlık hizmeti dışında acil servislere de başvurmalarının söz konusu olması, dava konusu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmeliğin 17/A maddesinde, nöbet, acil yardım hizmetleri, olağanüstü durumlarda yapacakları hizmetler, toplum sağlığı ve benzeri hizmetler için kayıtlı kişi sayısına bakılmaksızın belli ücret ödemesi öngörülmekle, misafir hastayla ilgili hizmetlerin karşılığının da aile hekiminin ücretine dahil olması karşısında ve nöbet hizmetinin hekime kayıtlı olmayan kişilere ifa edilemeceği yönünde ki aksine bir durumun sağlık hizmetlerinin önlenemez ve ertelenemez hizmet niteliği ile bağdaşmayacağı da dikkate alındığında iptali istenilen cümlede hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Yönetmeliğin "Sözleşmeli Aile Hekimleri" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “...takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesi yönünden; <br>Dava konusu 15. madde hükmünün, aile hekimliği sisteminin devamlılığı ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi açısından hekimlerin aile hekimliği uzmanlığı konusunda özendirilmesini, sisteme gönüllü olarak girmelerini, ülkemizdeki uzman aile hekimi açığı da göz önüne alınarak sağlık hizmetinden bütün vatandaşların eşit, etkin ve verimli bir şekilde yararlanmalarını teminen aile hekimliği uzmanlarının bir bölgede yığılmasının önüne geçilmesini, yine grup çalışması sayesinde hem aile hekimliği uzmanlarının mesleki olarak kendilerini daha da geliştirmeleri, hem de uzman olmayan aile hekimlerinin, kendilerinin mesleki bilgi ve tecrübelerinden yararlanmalarını sağlamayı amaçladığı, iptali istenilen "...takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler..” cümlesiyle mazeret nedeniyle kadrosu naklen tayin olan hekimlere bir defaya mahsus öncelik hakkı tanınmasının hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varıdığından kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek düzenlenen dava konusu cümlede hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin, dava konusu Yönetmelikle değişik 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” ibaresi ile Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasına yönelik olarak ise ; <br> 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun “Yönetmelikler” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasına dayanılarak hazırlanan “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği”nin “Sözleşmeli Aile Hekimleri” başlıklı 15. maddesinde, "(1) İl genelinde aile hekimliği pozisyonunun boşalması veya yeni pozisyon açılması durumunda en geç bir ay içerisinde, sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri aşağıdaki sıralamaya göre yerleştirilir. a) Fiilen en az altı ay aile hekimliği yaparak akabinde askerlik veya doğum nedeniyle sözleşmesini feshederek bir defalık tercih hakkına sahip olan aile hekimleri; bu grupta bulunan aile hekimlerine askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihine göre öncelik verilir. Kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihine göre öncelik verilir. b) Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde uzman aile hekimliği kontenjanı var ise; o pozisyonu önce o ilde aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları, daha sonra ildeki diğer aile hekimleri uzmanları, c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, aynı yerleştirme işleminde kullanılmak üzere (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere yargı kararlarının uygulanması bakımından başka bir birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25.1.2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler. ç) Varsa yedek liste İlk yerleştirme esnasında yedek listeye giren hekimler müteakip yerleştirmede sıra kendilerine gelmesine rağmen yerleşmezler ise yedek listeden çıkarılırlar. d) İl içindeki tabip ve uzman tabipler..." kuralına yer verilmiş; aynı Yönetmeliğin “İntibak ve geçiş süreci” bağlığını taşıyan Geçici 3. maddesinde, (1) Bu Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasının ikinci cümlesi, 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında büyükşehir belediyesi kurulan illerde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süre ile uygulanmaz, (2) 2/11/2011 tarihinden 1/2/2015 tarihine kadar il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış ve bu görevlerden ayrılmış olan tabip ve uzman tabipler aile hekimliğine başvurmaları halinde 1/2/2016 tarihine kadar bu Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirmeye dahil edilirler. (3) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte doğum ve askerlik nedeniyle sözleşmesini feshetmiş olan aile hekimleri için, bu Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki fiilen altı ay aile hekimliği yapmış olma şartı aranmaz.” kuralı yer almıştır.<br>Buna göre, il genelinde aile hekimliği pozisyonunun boşalması veya yeni pozisyonun açılması durumunda en geç bir ay içerisinde sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimlerinin belli bir öncelik sırasına göre yerleştirileceği; bu sıralamada öncelikle, fiilen en az altı ay aile hekimleri yaparak akabinde askerlik ve doğum nedeniyle sözleşmesini feshederek bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, ardından yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde uzman aile hekimliği kontenjanı var ise o pozisyonu öncelikle o ilde bulunan aile hekimliği uzmanları, akabinde ildeki diğer aile hekimliği uzmanları, sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, aynı yerleştirme işleminde kullanılmak üzere birinci sırada yer alan aile hekimlerinden bu hakkını kullanmayanlar, daha sonra görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere yargı kararının uygulanması bakımından başka birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25.1.2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler, varsa yedek liste en son olarak da il içindeki tabip ve uzman tabipler yer almaktadır.<br> Öte yandan; il genelinde aile hekimliğinin yerleştirilmesinde öncelik hakkı verilen il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabiplere Yönetmeliğin Geçici 3. maddesi uyarınca, geriye yönelik bir hak getirilerek 02/11/2011 ila 01/01/2015 tarihine kadar görevde bulunanlara da 01/02/2016 gününe kadar başvurmaları halinde aile hekimliği yerleştirilmelerinde öncelik verilmiştir.<br>Olayda, il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabiplere aile hekimliği yerleştirilmesinde öncelik hakkı verilmesine ilişkin Yönetmeliğin dayanağı 5258 sayılı Yasada herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi anılan kişilere diğer tabip veya uzmanlara göre öncelik tanınmasını gerektiren bir durumun da bulunmadığı göz önüne alındığında, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin dava konusu Yönetmelik ile değişik 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” ibaresi ile Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmamaktadır.<br>16.05.2017 gün ve 30068 sayılı Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi uyarınca dava konusu edilen Yönetmeliğin 10. maddesinin 4. fıkrası değiştirilmiş olduğundan davanın bu maddeye ilişkin kısmı konusuz kalmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle; Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin dava konusu Yönetmelikle değişik 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” ibaresinin ve Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının iptaline, 10.maddesinin 4.fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve diğer düzenlemeler yönünden ise davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesince, 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 15. madde uyarınca, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığının dava ve icra takip işlerinin Sağlık Bakanlığına devredildiği görülmüş olup, bu nedenle davanın Sağlık Bakanlığı husumetiyle görülmesine karar verilmiştir.<br> Duruşma için belirlenen 20/11/2019 gününde davacı Sendika vekilinin gelmediği, davalı Sağlık Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri ...'in ise geldiği görülerek, Danıştay Savcısı...'nun hazır bulunduğu açık duruşmaya başlandı, duruşmada hazır bulunan tarafa usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilerek ve davacı sendikanın Anayasaya aykırılık iddiaları ciddi bulunmayarak uyuşmazlığın esasına geçildi, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>1- Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine yer alan; "izleyen, değerlendiren ve denetleyen" ibaresinin iptali istemine ilişkin olarak; <br>5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun "Denetim, sorumluluk ve mal bildirimi" başlıklı 6. maddesinde; " Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbidir...." kuralı yer almıştır<br> Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasında "Bu Yönetmelikte geçen..... p) Toplum sağlığı merkezi: Bölgesinde yaşayan toplumun sağlığını korumak ve geliştirmek maksadıyla sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyen, bunlarla ilgili düzeltici ve önleyici faaliyetleri gerçekleştiren; birinci basamak koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini koordine eden ve bu hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde sunulmasını izleyen, değerlendiren, denetleyen ve destekleyen; bölgesinde bulunan sağlık kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlayan sağlık kuruluşunu.... " kuralı yer almıştır.<br>Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde yer alan toplum sağlığı merkezi tanımı; Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı yapılanmasında yer alan toplum sağlığı merkezleri ve bağlı birimlerinin açılması, kapatılması, organizasyonu ve görevleri ile ilgili usul ve esasları düzenleme amacıyla 05/02/2015 günlü, 29258 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Toplum Sağlığı Merkezi ve Bağlı Birimler Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde yer alan tanımın birebir aynısıdır. <br>Türk Tabipleri Birliği tarafından, toplum sağlığı merkezinin tanımlandığı anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde yer alan "denetleyen" ibaresinin iptali istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2015/6279 esasına kayden açılan davada; anılan Dairenin 29/11/2017 günlü, E:2017/7022 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.<br>Toplum Sağlığı Merkezi ve Bağlı Birimler Yönetmeliği incelendiğinde, toplum sağlığı merkezlerinin taşra teşkilatı içerisinde halk sağlığı müdürlüğünün izdüşümü ve müdürlük yetkilerini kullanan idari birimler olduğu, bu nedenle anılan merkezlerin birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu noktasında halk sağlığı müdürlüğü adına izleme değerlendirme ve denetleme çalışmalarını yürütebilecekleri sonucuna varıldığından, dava konusu hükmün yukarıda anılan 5258 sayılı Yasa'nın 6. maddesine, hizmet gereklerine ve hukuka uygun olarak düzenlendiği açık olup, iptali isteminin reddi gerekmektedir.<br><br><br>2) Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir." cümlesinin iptali istemine ilişkin olarak; <br>Dava konusu Yönetmeliğin "Aile Hekimliği Birimine Kişi Kaydı ve aile hekimi seçimine ilişkin esaslar" başlıklı 8. maddesinin 6. fıkrasında "Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez." kuralına yer verilmiştir. <br>5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinin 5. fıkrasında "Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir." kuralına yer verilmiştir<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 33. maddesinde ise; yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için (nöbet süresi kesintisiz 6 saatten az olmamak üzere) nöbet ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.<br> Aile hekimleri, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak vermekle yükümlü olup, bu görevlerini belli bir mekanda verecekleri gibi, vatandaşların sağlık hizmetinden eşit bir şekilde faydalanmasını teminen bir plan dahilinde gezmek suretiyle de yerine getirmektedirler. Aile sağlığı elemanı da bu görevleri yerine getirirken aile hekimine yardımcı olmakla yükümlüdür.<br> Sağlık hizmetinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve yetersiz olan hekim kaynağının en verimli ve etkin şekilde kullanılabilmesi amacıyla 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nda yapılan düzenleme ile aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına nöbet görevi verilmesi öngörülmüştür. Anılan Kanun'da, aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının nöbet görevini ifa ederken yalnızca kendisine kayıtlı vatandaşlara hizmet vereceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır.<br><br><br>Öte yandan; nöbet görevini yerine getiren aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına, entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 33. maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödeneceği de açıktır.<br>Buna göre; Aile Sağlığı Merkezinde nöbetçi olan aile hekimine kayıtlı hasta olup olmadığına bakılmaksızın bütün vatandaşların sağlık hizmetlerinden eşit ve kesintisiz bir şekilde faydalanmaları amacıyla kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek düzenlendiği sonucuna varılan dava konusu hüküm, 5258 sayılı Yasa'ya ve hukuka uygundur.<br>3) Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 4. fıkrasına yönelik iptal isteminin incelenmesi; <br>Dava konusu Yönetmeliğin 10. maddesinin 4. fıkrasında "Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir. Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenir. İhtiyaç ve zaruret halinin tespiti illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakan Onayı ile belirlenir." kuralına yer verilmiştir.<br>5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinin 5. fıkrasının 20/08/2016 günlü 6745 sayılı Kanunla değiştirilmesi üzerine, dava konusu Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 10. maddesinin 4. fıkrası; 16/05/2017 günlü, 30068 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle, "Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir. Nöbete ilişkin planlama aile hekimliği uygulamasında aksamaya mahal vermeyecek şekilde yapılır ve hafta içi sekizer saat hafta sonu ise on altı saatten fazla olmamak üzere haftalık 30 saatten fazla nöbet tutturulamaz. Aile hekimliği çalışanlarına tuttukları nöbetler karşılığında ilgili kurumlarca nöbet ücreti ödenir. İhtiyaç halinin tespiti, illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfus, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir." şeklinde değiştirilmiş ise de, anılan Yönetmeliğe dayalı olarak uygulama işlemlerinin tesis edilebilmesi ve düzenleyici işlemlerin yargısal denetimlerinin tesis edildiği tarih itibarıyla yapılması karşısında, söz konusu değişiklik, dava konusu Yönetmelik maddesinin esasının incelenmesine engel teşkil etmemektedir.<br>Dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 3. maddesinin 5. fıkrasında; "....Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç hâlinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir. Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir." kuralına yer verilmiştir.<br>Anılan Kanun'un 3. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; " Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç hâlinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir." cümlesine yönelik iptal talebi, Anayasa Mahkemesinin (19/06/2015 günlü, 29391 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan) 05/03/2015 günlü, E:2015/17, K:2015/20 sayılı kararıyla reddedilmiştir.<br>Sağlık hakkının temel haklar arasında yer alması ve bu hakkın korunması, iyileştirilmesi ve etkin hale getirilmesinde Devlete düşen yükümlülüklerin doğal sonucu olarak, bu alanda Devletin bir takım düzenlemeler yapma ve sınırlamalar getirme konusunda yetkilerinin bulunduğu açıktır.<br> Sağlık hizmetlerinin idaresinde görevi, sorumluluğu ve yetkisi bulunan davalı Sağlık Bakanlığının gerçekleştireceği hizmetlerin başında, Ülkemizde bulunan doktor ve sağlık elemanının sayısının kısıtlı olduğunu da göz önüne alarak sağlık sektöründe kullanılan kaynakların dengeli ve adaletli bir şekilde dağıtılması gelmektedir. Bu hizmetin kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun olarak yerine getirilmesi, vatandaşların sağlık hizmetinden eşit bir şekilde faydalanmalarına olanak sağlayacaktır.<br>Dava konusu düzenlemenin yukarıda anılan 5258 sayılı Kanun'a uygun olduğu, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarınca tutulacak nöbetin, aile hekimliği uygulamasına engel olmayacak şekilde planlanmasının öngörüldüğü, ihtiyaç ve zaruret halinin tespitinde ise, illerin sağlık personeli doluluk oranı, nüfusu, coğrafi koşulları, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, nöbet tutulacak sağlık tesisinin il veya ilçe merkezine uzaklığı gibi objektif kriterlerin göz önünde bulundurulduğunun anlaşılması nedeniyle anılan hükümde herhangi bir belirsizliğin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.<br>Öte yandan; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."; 11. maddesinde, "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."; 18. maddesinde, "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." ve 55. maddesinde, "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." hükümleri yer almaktadır.<br> Ülkemizde hekim ve yetişmiş aile sağlığı çalışanın sınırlı sayıda olması dolayısıyla vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti vermek için fedakarlıkta bulunan kişilere, tuttukları nöbet karşılığında, gerekli şartların oluşması durumunda izin ya da belirli bir ücret verilmesi gerektiği açık olup, aksi bir durum angarya yasağının ihlali anlamına gelir. Bu bağlamda tutulan nöbet karşılığında bir ücret verilmesi durumunda angarya yasağının ihlalinden söz edilemez.<br> 5258 sayılı Yasa'da aile hekimlerinin tuttukları nöbetler karşılığında izin kullandırılması gerektiğine yönelik bir hükmün bulunmadığı, anılan Yasada nöbet tutan aile hekimlerine nöbet ücreti verileceğinin belirtildiği görülmektedir.<br>Buna göre, kamu yararı ve hizmetleri gereklerine, 5258 sayılı Yasaya uygun olduğu sonucuna varılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>4) Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler.” cümlesi ile “takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25.1.2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin iptali istemine ilişkin olarak; <br>5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasına dayanılarak hazırlanan “Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği”nin “Sözleşmeli Aile Hekimleri” başlıklı 15. maddesinde, "(1) İl genelinde aile hekimliği pozisyonunun boşalması veya yeni pozisyon açılması durumunda en geç bir ay içerisinde, sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri aşağıdaki sıralamaya göre yerleştirilir. a) Fiilen en az altı ay aile hekimliği yaparak akabinde askerlik veya doğum nedeniyle sözleşmesini feshederek bir defalık tercih hakkına sahip olan aile hekimleri; bu grupta bulunan aile hekimlerine askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihine göre öncelik verilir. Kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihine göre öncelik verilir. b) Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde uzman aile hekimliği kontenjanı var ise; o pozisyonu önce o ilde aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları, daha sonra ildeki diğer aile hekimleri uzmanları, c) Sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, aynı yerleştirme işleminde kullanılmak üzere (a) bendindeki bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere yargı kararlarının uygulanması bakımından başka bir birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25.1.2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler. ç) Varsa yedek liste İlk yerleştirme esnasında yedek listeye giren hekimler müteakip yerleştirmede sıra kendilerine gelmesine rağmen yerleşmezler ise yedek listeden çıkarılırlar. d) İl içindeki tabip ve uzman tabipler..." kuralına yer verilmiştir <br>Yukarıda anılan Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, il genelinde aile hekimliği pozisyonunun boşalması veya yeni pozisyonun açılması durumunda en geç bir ay içerisinde sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimlerinin belli bir öncelik sırasına göre yerleştirileceği; bu sıralamada öncelikle, fiilen en az altı ay aile hekimliği yaparak akabinde askerlik ve doğum nedeniyle sözleşmesini feshederek bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri, ardından yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde uzman aile hekimliği kontenjanı var ise o pozisyonu öncelikle o ilde bulunan aile hekimliği uzmanları, akabinde ildeki diğer aile hekimliği uzmanları, sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, aynı yerleştirme işleminde kullanılmak üzere birinci sırada yer alan aile hekimlerinden bu hakkını kullanmayanlar, daha sonra görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere yargı kararının uygulanması bakımından başka birinin göreve başlatılması zarureti nedeniyle sözleşmesi feshedilen aile hekimleri, takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/01/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler, varsa yedek liste, en son olarak da il içindeki tabip ve uzman tabipler yer almaktadır.<br>a)- Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler." cümlesinin iptaline yönelik olarak; <br> Dairemizin E:2016/7638 esasına kayden açılan davada verilen 10/01/2019 günlü, K:2019/191 sayılı kararla; "il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabiplere aile hekimliği yerleştirilmesinde öncelik hakkı tanınmış ise de; dava konusu Yönetmeliğin dayanağı 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununda anılan kişilere aile hekimliğine yerleştirmelerde öncelik hakkı tanınacağına yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, diğer tabip veya uzman tabiplere göre öncelik tanınmasını gerektiren bir durumun da bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu hüküm hukuka aykırı olup, iptali gerektiği" gerekçesiyle dava konusu cümlenin iptaline karar verildiğinden, işbu düzenlemeye yönelik istem hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.<br>b) Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25.1.2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler" cümlesinin iptali istemine ilişkin olarak; <br>Aile hekimleri eş durumu, sağlık ve can güvenliği gibi nedenlerle sözleşmelerini feshetmek zorunda kalabilmektedirler. Aile hekimi olmadan önce kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekimler sözleşmelerini feshettikten sonra Aile Hekimliği Kanunu uyarınca, tekrar eski kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevlerine dönmekte ve kurumca mazeretleri nedeniyle naklen tayinleri gerçekleştirilebilmektedir.<br>Devletin aile hekimliği sisteminin yaygınlaştırılması, etkinleştirilmesi ve bu sistemden vatandaşların iyi şekilde yararlanması amacı da göz önüne alındığında, aile hekimliği konusunda deneyimi olan ve mazeretleri bulunan aile hekimlerinin zaruret nedeniyle istekleri dışında aile hekimliği sözleşmesini feshetmeleri sonucu oluşan mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik olarak getirilen düzenleme, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hakkaniyete uygundur.<br> 5) Dava konusu Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının iptali isteminin incelenmesi; <br> Dava konusu Yönetmeliğin "İntibak ve geçiş süreci" başlıklı Geçici 3. maddesinde; "2/11/2011 tarihinden 1/2/2015 tarihine kadar il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış ve bu görevlerden ayrılmış olan tabip ve uzman tabipler aile hekimliğine başvurmaları halinde 1/2/2016 tarihine kadar bu Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre yerleştirmeye dahil edilirler." kuralına yer verilmiştir.<br> Yukarıda yer alan hükümle; Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 1. fıkrasının "c" bendiyle il genelinde aile hekimliğinin yerleştirilmesinde öncelik hakkı verilen il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabiplere geriye yönelik bir hak getirilerek 02/11/2011 tarihinden 01/02/2015 tarihine kadar görevde bulunanlara da 01/02/2016 gününe kadar başvurmaları halinde aile hekimliğine yerleştirilmelerinde öncelik verilmiştir.<br>Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin Dairemizin 10/01/2019 günlü, E:2016/7638, K:2019/191 sayılı kararıyla iptal edildiği göz önüne alındığında, anılan mesleklerde görev yapanlara yönelik olarak geriye yönelik hak getirilmesine ilişkin dava konusu hüküm, dayanaktan yoksun hale gelmiştir.<br><br> KARAR SONUCU : <br> Açıklanan nedenlerle;<br> 25/01/2013 günlü, 28539 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 11/03/2015 günlü, 29292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik;<br>1) 3. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendine yer alan "izleyen, değerlendiren ve denetleyen" ibaresinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,<br>2) 8. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Aile hekimlerince aile sağlığı merkezlerinde sunulan nöbet hizmetleri hekime kayıtlı kişilere bakılmaksızın ifa edilir.” cümlesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,<br>3) 10. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE OYÇOKLUĞUYLA,<br>4) 15. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan “görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılmak üzere il sağlık müdürü, kamu hastaneleri birliği genel sekreteri, halk sağlığı müdürü, Bakanlık merkez veya bağlı kuruluşlarının daire başkanı ve üstü görevlerinde fiilen bir yıl görev yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,<br>5) 15. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan “takip eden ilk yerleştirmede kullanılmak üzere 25/1/2013 tarihinden sonra mazeret nedeniyle naklen tayin olanlardan atama kararından önceki son bir yıl boyunca aile hekimliği yapmış olan tabip ve uzman tabipler” cümlesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,<br>6) Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasının İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,<br>7) Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin davada ki haklılık oranına göre ... TL' sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ... TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmasız davalar için belirlenen ...-TL (davacı vekilinin duruşmaya katılmaması nedeniyle) vekalet ücretinin davalı İdareden alınarak davacıya verilmesine,<br>8. Davalı idarece yatırılan ... TL posta ücretinin davadaki haklılık oranına göre ... TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan ... TL posta ücreti ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı davalar için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İdareye verilmesine,<br><br><br>9. Posta giderleri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>10. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/11/2019 tarihinde karar verildi.<br><br><br> <br> <br> <br><br><br><br><br><br><br><br>(X) KARŞI OY : <br><br><br>25/01/2013 günlü, 28539 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin iptali istenilen 10.maddesi, 4. fıkrası; 16/05/2017 gün ve 30068 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile değiştirilmiştir.<br>Bu itibarla, davacının iptalini talep ettiği söz konusu düzenleme yürürlükte bulunmadığından, anılan düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında "karar verilmesine yer bulunmadığına" kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle, belirtilen fıkra yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum. 20/11/2019<br><br> <br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

naklen