<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/3510 E.  ,  2023/4988 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/3510<br>Karar No : 2023/4988 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>DAVANIN_KONUSU : Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında doçent unvanıyla öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, mesai saatleri sonrası serbest mesleki faaliyette bulunmak üzere muayenehane açma istemiyle yapılan 05/01/2022 tarihli başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 23/02/2022 tarih ve E.32355616-432.99-1959 sayılı işleminin iptali istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İstanbul 5. İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının eşitlik, hakkaniyet ve kazanılmış haklara saygı ilkelerine aykırı olduğu, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, özetle "öğretim üyelerinin serbest meslek faaliyetlerinin icrasına ilişkin hukuksal süreç ve Anayasa Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde 6514 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gereği, tabib/diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının mesai sonrasını kapsayan şekilde serbest mesleki faaliyette bulunmalarının yasak olduğu, 2547 sayılı Kanun'un geçici 64. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihi itibarıyla mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları çerçevesinde oluşan hukuki durumun imkan tanıması sebebiyle ve yargı kararlarına güvenerek mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin bu faaliyetlerinin devam edeceği, statü hukukunun bir gereği olarak kamuda tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanları tarafından verilen sağlık hizmetinin daha etkin, verimli ve kaliteli olarak sunulmasını sağlamak amacıyla bu hekimlerin çalışma koşullarına bazı sınırlamalar getirilebileceği ve bu çerçevede 6514 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesine eklenen 7. fıkranın ilk cümlesi ile atıf yapılan 657 sayılı Yasa'nın 28. maddesi ile tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının mesai saati sonrasında muayenehane açamayacaklarına yönelik getirilen düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 07/01/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunmadığı göz önüne alındığında, mezkur düzenlemeye istinaden tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, anılan gerekçe yerinde görülmekle birlikte, kararda, davacının "kendisi ile aynı unvanda olup anılan tarihte (18/01/2014) muayenehanesi olan öğretim üyelerinin faaliyetlerine devam ettiği, bu kapsamda kendisinde oluşan haklı beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereği korunması gerektiği" yönündeki iddiasına yönelik olarak 18/01/2014 tarih ve 28886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6514 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile değiştirilen 1219 sayılı Tababet ve Şuabat San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 12. maddesinin yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihine kadar davacının serbest meslek olarak görev yaptığı muayenehanesinin bulunduğuna dair dava dosyasına bir bilgi veya belge sunulmaması karşısında davacının, bu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesine de yer verildiği görülmektedir. Bu gerekçe yönünden kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Zira, davacıya ait hizmet cetveli ile birlikte dava dosyasının incelenmesinden, davacının 02/10/2009 tarihinde İstanbul ... Sağlık Ocağında tabip olarak göreve başladığı, 22/02/2010 tarihinde araştırma görevlisi olarak Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesine naklen atandığı, 14/01/2015 tarihine kadar anılan üniversitede bu unvanda çalıştığı, 17/03/2015 tarihinde Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesine açıktan atama yoluyla uzman tabip olarak atandığı, bu tarihten sonra uzman tabip kadrosunda Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalıştığı, 20/07/2020 tarihinde Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalına doktor öğretim üyesi olarak naklen atandığı anlaşılmaktadır. <br>Buna göre; davacı 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 18/01/2014 tarihine kadar geçen süreçte yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi olarak görev yapmamış, belli bir süre araştırma görevlisi olarak görev yaptıktan sonra naklen atama yoluyla kamu hastanelerinde çalışmış, öğretim üyesi olarak çalışmaya 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra 20/07/2020 tarihinde başlamıştır. <br>Bu durumda, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi olarak görev yapmayan, dolayısıyla da bu tarihte öğretim üyesi olmaması sebebiyle geçici 64. madde kapsamında olmayan davacının, anılan madde kapsamında haklı bir beklentisinin varlığından ve bu hükmün iptali sebebiyle serbest meslek icra edebileceğinden söz edilmesi mümkün olmadığından, davacının iddiasına bu bakımdan itibar edilmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, <br>3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/10/2023 tarihinde esasta oy birliğiyle, gerekçede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br> <br>(X)-KARŞI OY :<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, öğretim üyelerinin serbest meslek faaliyetlerinin icrasına ilişkin hukuksal süreç ve Anayasa Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde 6514 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gereği, tabib/diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının mesai sonrasını kapsayan şekilde serbest mesleki faaliyette bulunmalarının yasak olduğu, 2547 sayılı Kanun'un geçici 64. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihi itibarıyla mevzuat değişiklikleri ve yargı kararları çerçevesinde oluşan hukuki durumun imkan tanıması sebebiyle ve yargı kararlarına güvenerek mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin bu faaliyetlerinin devam edeceği, statü hukukunun bir gereği olarak kamuda tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanları tarafından verilen sağlık hizmetinin daha etkin, verimli ve kaliteli olarak sunulmasını sağlamak amacıyla bu hekimlerin çalışma koşullarına bazı sınırlamalar getirilebileceği ve bu çerçevede 6514 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesine eklenen 7. fıkranın ilk cümlesi ile atıf yapılan 657 sayılı Yasa'nın 28. maddesi ile tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının mesai saati sonrasında muayenehane açamayacaklarına yönelik getirilen düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 07/01/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunmadığı göz önüne alındığında, mezkur düzenlemeye istinaden tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>18/01/2014 tarihli ve 28886 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar hariç, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları yasaklanmış, bu kural Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygun bulunmuştur. <br>Diğer taraftan, aynı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'a eklenen geçici 64. maddede ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği (18/01/2014) tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği, bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddenin Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/6 sayılı kararı ile esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüğü durdurulmuş ve akabinde Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile de iptaline karar verilmiştir.<br>Anılan karar; yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyelerinin, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirledikleri, var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaate göre planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olmalarının hakkaniyete aykırı olduğu, öğretim üyelerinin bu statülerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentilerinin oluştuğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği, ayrıca kanun koyucunun aynı konuyla ilgili pek çok kanun çıkarmış olmasının da söz konusu öğretim üyelerinin hukuki durumları bakımından belirsizlik yarattığı, duraksamalara neden olduğu gerekçesine dayanmaktadır.<br>Öğretim üyelerinin serbest meslek faaliyetlerinin icrasına ilişkin hukuksal süreç ve Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 2547 sayılı Kanun'un geçici 64. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte mesai sonrasında serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyeleri geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması ve akabinde iptali üzerine bu faaliyetlerine devam edebilecekleri açıktır. <br>Bununla birlikte, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreçte serbest meslek icra etme hakkı olan öğretim üyelerinden, serbest meslek icra etmekte olanlar ile serbest meslek icra etmeyenler mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilmeleri bakımından hukuksal olarak eşit statüdedirler. Bu nedenle, anılan süreçte serbest meslek icra eden öğretim üyeleri gibi serbest meslek icra etmeyen öğretim üyelerinin de, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği şekilde "önceki sistemin uygulanacağı ve mesai sonrası serbest olarak çalışabilme statülerinin devam edeceği yönünde" haklı bir beklentileri bulunduğunun ve bu haklı beklentilerinin korunarak 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da serbest meslek icra edebileceklerinin hukuk devleti ilkesinin bir uzantısı olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği kabulü gerekir.<br>Ayrıca; geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması üzerine, sadece bu maddenin yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin bu faaliyetlerinin devam edeceğinin kabulü aynı hukuki statüde bulunanlara farklı uygulama yapılması sebebiyle Anayasada ifadesini bulan eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olacaktır.<br>Dava dosyasında bulunan davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden ise; davacının daha önce farklı kurumlarda tabip, araştırma görevlisi, uzman tabip kadrolarında çalıştığı, 20/07/2020 tarihinde Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında doktor unvanı ile öğretim üyesi olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır.<br>Bu haliyle, öğretim üyesi olarak ilk defa, 20/07/2020 tarihinde çalışmaya başlamış olan davacının, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreçte yükseköğretim kurumunda öğretim üyesi olarak görev yapmadığı ve dolayısıyla da bu süreçte öğretim üyesi statüsünde serbest meslek icra etme hakkını elde edememiş olduğu anlaşılmakta olup; buna göre, "önceki sistemin uygulanacağı ve mesai sonrası serbest olarak çalışabilme statüsünün devam edeceği" yönünde hukuken korunması gereken haklı bir beklentisinin varlığından söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Bu durumda, serbest meslek icra edebilmek bakımından öğretim üyesi olarak çalışmaya başladığı tarihte yürürlükte olan düzenlemelere, yani 6514 sayılı Kanunla değişik 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesi hükmüne tabi olan davacının, muayenehane açmak suretiyle serbest meslek icra etmesine mevcut yasal düzenlemeler karşısında olanak bulunmadığından; davacının muayenehane açmak istemiyle yaptığı başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yukarıda yer verilen gerekçe ile hukuki isabetsizlik görülmediğinden, kararın belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.</font></p></body></html>

naklen