<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/4684 E. , 2023/1473 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/4684<br>Karar No : 2023/1473<br><br>DAVACI : …<br>DAVALILAR : 1- …<br>VEKİLİ : … Genel Müdürü, …<br>2- … Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av…<br><br>DAVANIN KONUSU : ... Bakanlığında ... uzmanı olarak görev yapan ve Cumhurbaşkanlığına tahsisli lojmanda oturan davacı tarafından;<br>1- 07/02/2019 onay tarihli Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesinin ikinci fıkrasının iptali;<br>2- Bu düzenlemeye dayanılarak 03/07/2020 tarihinde ... Bakanlığı tarafından tesis edilen ve dava açılmadan önce son olarak 15/05/2021 tarihinde icra edilen, "15/07/2020 tarihinden itibaren lojman kira bedeline ilave olarak; ilk üç ayda lojman kira bedelinin beş katı tutarında, izleyen aylarda bir önceki ay tahsil edilen tutarın %10'u oranında artırım uygulanarak bulunacak tutarda işgaliye bedeli tahsil edilmesi" yolundaki işlemin iptali;<br>3- Maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilen işgaliye bedellerinin, kesildikleri tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>DAVACININ İDDİALARI : Eşi ve üç çocuğu ile birlikte, Başbakanlığa tahsisli iken Cumhurbaşkanlığına tahsis edilmiş olan, "… Mahallesi, … Caddesi, No:…, …" adresinde bulunan kamu konutunda ikamet ettiği; 1996 yılında Maliye Bakanlığında memur olarak göreve başladığı, 1997 yılında Başbakanlık uzman yardımcılığına, uzman yardımcılığı sürecini başarı ile tamamladıktan sonra kariyer meslek olan Başbakanlık uzmanlığına atandığı, 2018 yılına kadar bu görevini sürdürdüğü; 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında ... Bakanlığındaki ... uzmanı kadrosuna atandığı; anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin hazırlanması sürecinde, Başbakanlık personeline tahsisli lojmanlar hakkında düzenleme yapılmasına gerek görülmediği; zira, geçmiş dönem uygulamalarında, kapatılan bir kuruma ait lojmanların da kurum personelinin devrolunduğu kuruma devredildiği; dolayısıyla, Başbakanlık personeli yönünden de aynı şekilde uygulama yapılacağı belirtilerek, anılan KHK’da bu konuda ayrıca bir düzenlemeye gidilmediği; öte yandan, Başbakanlık personelinin devrolunduğu kurum ve kuruluşlara yazı yazılarak, naklen atanan personelin oturduğu lojmanların da aynı kuruma tahsis edildiğinin belirtildiği, ancak daha sonra bir başka yazı ile bu yazının işlemden kaldırıldığı; kendisine tahsis edilen lojmanın Cumhurbaşkanlığına devredilmesi nedeniyle 31/12/2019 tarihine kadar lojmanı tahliye etmesi gerektiğine ilişkin yazının tebliğ edildiği, kış şartlarında taşınmanın zorluğu ve çocuklarının eğitim mazeretleri sebebiyle ek süre verilmesi istemiyle yaptığı başvurusu kabul edilerek, 30/06/2020 tarihine kadar ek süre verildiği; Covid–19 salgını nedeniyle tekrar ek süre verilmesi istemiyle 01/06/2020 tarihinde yaptığı başvurunun ise, idarece kabul edilmeyerek, davalı idarelerden ... Bakanlığınca, 15/07/2020 tarihinden itibaren normal kira bedeline ek olarak artırımlı işgaliye bedeli tahsiline başlanıldığı; 2021 yılı Mayıs döneminde maaşından yapılan kesintinin, asıl kira bedelinin yaklaşık dokuz katı olan 3.398,68-TL olduğu ve uygulamanın bu şekilde sürmesi halinde bir süre sonra maaşının kira bedelini ödemeye yeterli gelmeyeceği; 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve Kamu Konutları Yönetmeliği'nde, kamu konutunun tahsis edildiği kurumun değişmesi nedeniyle kamu konutundan çıkma veya çıkartmayı öngören bir düzenleme bulunmadığı; 2946 sayılı Kanun'da, konutun boşaltılmaması halinde işgaliye bedeli tahsil edilebileceğine ilişkin bir kuralın yer almadığı; Kamu Konutları Yönetmeliği'nin 34. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan benzer nitelikteki düzenlemenin Danıştay Onbirinci Dairesince verilen 24/05/2018 tarih ve E:2016/5537, K:2018/2580 sayılı kararla iptal edildiği, söz konusu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2019 tarih ve E:2018/4626, K:2019/4119 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği; idari para cezası niteliğinde olan işgaliye bedelinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, bu hususta yönergeyle düzenleme yapılamayacağı, dava konusu Yönerge düzenlemesinde her ay için öngörülen artırımın üst sınırının bulunmadığı, bir süre sonra maaşın tümümün işgaliye bedeli olarak tahsilinin gündeme geleceği; dava konusu Yönerge'nin dayanağı olan 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un sadece Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı personeli hakkında uygulanabileceği, Cumhurbaşkanlığı personeli olmaması nedeniyle, anılan Kanun’un verdiği yetki uyarınca düzenlenen Yönerge'nin kendisi hakkında uygulanma imkânı olmadığından, uyuşmazlıkta öncelikle 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun hükümlerinin uygulanması gerektiği; kamu konutlarına ait yasal düzenlemeler ile Kamu Konutları Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinin iptali istemiyle açılan davalarda verilen iptal kararı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, anılan Yönetmeliğin 34. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ve yargı kararıyla iptal edilen düzenleme ile benzer nitelikteki dava konusu Yönerge düzenlemesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMASI :<br>Cumhurbaşkanlığının savunması: usul yönünden; dava konusu Yönerge'nin 16. maddesinin birinci fıkrasının, kamu konutunun zorla tahliyesi; ikinci fıkrasının, artırımlı işgaliye bedeli; üçüncü fıkrasının ise, kiralama suretiyle tahsis edilen konutların boşaltılmasına ilişkin olduğu, davacının 16. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının iptalini istemekte güncel menfaati bulunmadığından belirtilen kısımları için davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise; Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğünün 24/05/2019 tarihli yazısıyla, ...’da bulunan mülga Başbakanlık konutlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredildikten sonra idarelerine tahsis edildiği; belirtilen kamu konutları Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının ihtiyaçları için kullanılacağından, bu konutlarda ikâmet eden personelin oturma sürelerinin dolması halinde bir ay içerisinde, aksi halde ise, bu personelin Bakanlık uhdesindeki lojmanlara geçişi sağlanarak 31/12/2019 tarihine kadar boş vaziyette teslim edilmesi gerektiğinin ... Bakanlığına bildirildiği; aralarında davacının da bulunduğu personelin ek süre talep etmesi üzerine, başvuruları kabul edilerek, 16/01/2020 tarihli işlemle, lojmanların boş vaziyette teslim süresinin 30/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı; belirtilen tarihte lojmanı teslim etmeyenler hakkında Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesi uyarınca işgaliye bedeli tahsil edilmesi hususunun ise, ... Bakanlığına bildirildiği; davacının 01/06/2020 tarihinde yaptığı başvuruda, tarafına tekrar ek süre verilmesini istediği, anılan başvurunun 29/06/2020 tarih ve 22805 işlemle reddedilerek, Yönerge'nin 16. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğinin ... Bakanlığına bildirildiği; 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında<br>Kanun'un 4. maddesinin onuncu fıkrasında "Cumhurbaşkanlığı<br>hizmetlerinin özelliği ve güvenlik şartına uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla;<br>10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu, 8/9/1983<br>tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu,<br>4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale<br>Sözleşmeleri Kanunu Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İdari İşler Başkanlığı hakkında uygulanmaz. Söz<br>konusu kanunlarda düzenlenen hususlar ile mali iş ve işlemlere ilişkin usul ve esaslar<br>Cumhurbaşkanlığınca belirlenir." hükmünün bulunduğu; anılan Kanun'un 4. maddesine istinaden, 07/02/2019 tarihli onay ile yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Konut Yönergesi'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönergenin amacı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına ait konutların tahsis şekli, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile uygulamaya yönelik diğer konuları düzenlemektir." hükmüne; "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde; "Bu yönerge, 17/8/1983 tarihli ve 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır" hükmüne; dava konusu 16. maddesinin ikinci fıkrasında ise;<br>"Konutta oturma süresini doldurduğu halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu 15 gün içerisinde<br>tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin<br>olarak Genel Müdürlükçe yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir<br>tebligata gerek olmaksızın, tahliye tarihine kadar geçecek süreler içinde ödenmesi gereken kira bedeli<br>yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için,<br>ödenmesi gereken kira bedeline (yakıt, elektrik, su vb. hariç) beş katı eklenerek, daha sonraki aylar için<br>ise bir önceki ay tahsil edilen tutarın yüzde 10'u kadar arttırılarak uygulanır. Ancak bu şekilde oturulan<br>süreler, ilgili maddeler uyarınca belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar<br>yönünden bir hak teşkil etmez." hükmüne yer verildiği; 2879 sayılı Kanun’un 4. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına ait konutların tahsis şekli, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin usul ve esasların 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve Kamu Konutları Yönetmeliği kapsamında olmadığı; söz konusu Kanun'da düzenlenen hususlar ile mali iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına tahsisli konutlar yönünden 07/02/2019 tarihli onay ile yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Konut Yönergesi ile düzenlendiği; dolayısıyla, 2946 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına tahsisli konutlar hakkında uygulanamayacağı; 2879 sayılı Kanun'a uygun şekilde ve Cumhurbaşkanlığına ait hizmetlerin özelliği ve güvenlik şartlarına uygun şekilde yerine getirilmesi amacıyla hazırlanan dava konusu Yönerge'de, Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İdari İşler Başkanlığı personeli yönünden farklı düzenleme getirilmesinde üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı; dava dilekçesinde belirtilen Danıştay kararlarının, bu davaya emsal teşkil etmeyeceği; davacı tarafından, Cumhurbaşkanlığı personeli olmaması nedeniyle, hakkında dava konusu Yönerge’nin değil, Kamu Konutları Kanunu ve Kamu Konutları Yönetmeliği'nin uygulanması gerektiği öne sürülmekte ise de, Cumhurbaşkanlığına tahsisli konutu tahliye etmeyen davacı hakkında dava konusu Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin uygulanması gerektiği; öte yandan, talebi doğrultusunda yaz mevsimine kadar konutu boşaltması için tarafına süre tanınan<br>davacının halen görev yaptığı kurumun 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'na tabi bir kurum olduğu ve kurumuna ait konutlardan yararlanma imkânının bulunduğu; konunun nitelik ve mahiyetine, üst hukuk normlarına ve hizmet gereklerine uygun olarak yapılan düzenlemede ve bu düzenlemeye istinaden tesis edilen işlemde hukuka aykırı ve iptali gerektiren bir husus bulunmadığı, haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>2- ... Bakanlığının savunması: Usul yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükme bağlandığından, süresinde açılmayan davanın öncelikle süreaşımı yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise; davacının, (mülga) Başbakanlık kadrosunda uzman olarak görev yapmakta iken 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 221. maddesi gereğince Bakanlıklarındaki "... uzmanı" kadrosuna atandığı; kendisine daha önce tahsis edilmiş olan kamu konutunun ise Cumhurbaşkanlığına devredildiği ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğünün 24/05/2019 tarih ve 90524 sayılı yazısıyla; mülga Başbakanlık personeline tahsisi yapılmışken, 703 sayılı KHK uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilen kamu konutlarının Cumhurbaşkanlığına tahsisinin yapıldığı, söz konusu konutların Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilâtı ihtiyaçları için kullanılacağı belirtilerek, yazı ekinde gönderilen personel listesinden konutta ikamet eden personelin, lojman tahsis süresinin dolması halinde bir ay, aksi takdirde Bakanlıklarına ait lojmanlara geçişlerin sağlanmak suretiyle 31/12/2019 tarihinde boş vaziyette Başkanlıklarına teslim edilmesinin istenilmesi üzerine, söz konusu personele kamu konutunu 31/12/2019 tarihine kadar boşaltmaları amacıyla hazırlanan yazının tebliğ edildiği; Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğünden alınan 16/01/2020 tarih ve 1423 sayılı yazıda; lojman tahliyesi süre uzatımı talebinde bulunan personelden, talepleri uygun bulunan personel listesinin Bakanlıklarına bildirilerek, tahliye süresinin 30/06/2020 tarihine kadar uzatıldığının belirtildiği, konutların bu tarihe kadar boşaltılmaması halinde, Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesi uyarınca 15/07/2020 tarihinden itibaren; üç ay için ödenmesi gereken kira bedeline beş katı eklenerek, daha sonraki aylar için ise, bir önceki ay tahsil edilen tutarın yüzde 10'u kadar artırılarak tahsil edilmesinin istenildiği, söz konusu yazının, davacıya 20/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği; Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğünden alınan 29/06/2020 tarih ve 22805 sayılı yazıda ise; Covid-19 salgını nedeniyle lojman tahliye sürelerinin uzatılmasını talep eden personelin, taleplerinin Başkanlıklarınca uygun görülmemesi nedeniyle, daha önceki yazılar doğrultusunda işlem yapılması ve durumun ilgililere tebliğ edilmesinin istenilmesi üzerine, … tarih ve … sayılı yazıyla davacıya bildirimde bulunulduğu; oturduğu lojmanı boşaltmayan davacının maaşından 15/07/2020 tarihinden itibaren, anılan Yönerge ve Cumhurbaşkanlığı yazıları doğrultusunda işgaliye bedeli kesildiği; dava konusu işlemin, yargı mercilerince yapılacak olan hukuka uygunluk denetiminin esas unsurları olan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olduğu; dolayısıyla, haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönerge'nin dayanağını oluşturan 17/08/1983 tarih ve 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da; konutta oturma süresi sona erenlerin, yapılan bildirime karşın konutu tahliye etmemeleri halinde işgaliye bedeli ödeyeceklerine ilişkin düzenleme bulunmadığından ve üst hukuk normunun tanımadığı bir yetkinin Yönerge ile getirilmesi hukuka uygun olmadığından, dava konusu Yönerge'nin 16. maddesinin ikinci fıkrası ile davacı hakkında tesis edilen işlemin iptali ile davacının maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilen işgaliye bedellerinin, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava; ... Bakanlığı'nda ... uzmanı olarak görev yapan ve Cumhurbaşkanlığı'na tahsisli lojmanda oturan davacı tarafından; 07/02/2019 onay tarihli Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesinin ikinci fıkrasının ve söz konusu düzenlemeye dayanılarak 03/07/2020 tarihinde ... Bakanlığı tarafından tesis edilen ve dava açılmadan önce son olarak 15/05/2021 tarihinde icra edilen, "15/07/2020 tarihinden itibaren lojman kira bedeline ilave olarak; ilk üç ayda lojman kira bedelinin beş katı tutarında, izleyen aylarda bir önceki ay tahsil edilen tutarın %10'u oranında artırım uygulanarak bulunacak tutarda işgaliye bedeli tahsil edilmesi" yolundaki işlemin iptali ile maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilen işgaliye bedellerinin, kesildikleri tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle tarafına iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden; Başbakanlık kullanımında bulunan bir kamu konutunun, o dönemde Başbakanlık uzmanı olarak görev yapması nedeniyle 18/08/2006 tarihinde davacıya görev tahsisli olarak verildiği, 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davacının, Başbakanlıktaki görevinden, ... Bakanlığı'ndaki ... uzmanı kadrosuna atandığı, oturduğu kamu konutunun ise, 11/12/2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı'na tahsis edildiği ve 31/12/2019 tarihine kadar kamu konutunu tahliye etmesi gerektiğine ilişkin bildirimin davacıya tebliğ edildiği, davacının kış şartları nedeniyle ek süre tanınması isteminin Cumhurbaşkanlığı'nın 16/01/2020 tarihli işlemiyle uygun görülerek, lojmanın boş olarak teslim edilme süresinin 30/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı, kamu konutunu bu tarihte tahliye etmemesi halinde, 15/07/2020 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesinde belirtilen işgaliye bedelinin tarafından tahsil edileceğinin kendisine bildirildiği, davacı tarafından, 01/06/2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığına başvurularak, devam eden salgın nedeniyle tekrar ek süre verilmesinin talep edildiği, ... Bakanlığı'nca düzenlenen 03/07/2020 tarihli yazıda, ek süre talebinin Cumhurbaşkanlığınca uygun görülmediği, konutun tahliye edilmemesi halinde 16/01/2020 tarihli işlem uyarınca 15/07/2020 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesi kapsamında kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edileceği, bu tarihten itibaren ilk üç ay için kira bedeline beş katı eklenerek, daha sonraki aylarda ise, bir önceki ay tahsil edilen tutarın %10 fazlası oranında işgaliye bedeli tahsil edileceğinin davacıya bildirildiği, davacının kamu konutunu tahliye etmemesi üzerine 15/07/2020 tarihinden itibaren kira bedeline ilave olarak; ilk üç ayda kira bedelinin beş katı tutarında ve sonraki aylarda bir önceki ayın %10 fazlası miktarında artırımlı işgaliye bedelinin davacının maaşından kesilmeye başlandığı, Mayıs 2021 döneminde, 2021 yılı kira bedeli olan aylık 441,00-TL yerine 3.398,68-TL işgaliye bedelinin davacıdan tahsil edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>19/08/1983 tarih ve 18140 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve adı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Teşkilatı Kanunu iken, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 46. maddesiyle değiştirilen 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un, yine 703 sayılı KHK ile değişik "Personele ilişkin hükümler" başlıklı 4. maddesinin altıncı fıkrasında; "Cumhurbaşkanlığı hizmetlerinin özelliği ve güvenlik şartına uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla; 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İdari İşler Başkanlığı hakkında uygulanmaz. Söz konusu kanunlarda düzenlenen hususlar ile mali iş ve işlemlere ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'a göre, Cumhurbaşkanlığı Makamı ile İdari İşler Başkanlığı hakkında 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun uygulanmayacağı ve bu Kanunda yer alan konularda düzenleme yapma yetkisinin Cumhurbaşkanlığına ait olduğu açıktır.<br>Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı'na ait konutların tahsis şekli, oturma süresi, kira, bakım, onarım ve yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile uygulamaya yönelik diğer konuları düzenlemek amacıyla, yukarıda sözü edilen Kanun maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 07/02/2019 tarihli onay ile yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Konut Yönergesi'nin;“Konuttan çıkma” başlıklı 15. maddesinde; bu Yönerge kapsamına giren, özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda oturanların, tahsise esas olan görevlerin son bulduğu tarihten itibaren en geç 2 ay içinde konutları boşaltmak ve anahtarlarını Genel Müdürlüğe teslim etmek zorunda oldukları kurala bağlanmış, "Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesinin dava konusu edilemeyen 1. fıkrasında; " Konutlar, yukarıdaki 15 inci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, Kanunun 8 inci maddesi uyarınca, ilgili mülki makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut, başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak 1 hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru, boşaltma işleminin yerine getirilmesini engellemez." hükmüne yer verilmiş, anılan maddenin dava konusu edilen 2. fıkrasında da; "Konutta oturma süresini doldurduğu halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu 15 gün içerisinde<br>tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin<br>olarak Genel Müdürlükçe yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir<br>tebligata gerek olmaksızın, tahliye tarihine kadar geçecek süreler içinde ödenmesi gereken kira bedeli<br>yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için,<br>ödenmesi gereken kira bedeline (yakıt, elektrik, su vb. hariç) beş katı eklenerek, daha sonraki aylar için<br>ise bir önceki ay tahsil edilen tutarın yüzde 10'u kadar arttırılarak uygulanır. Ancak bu şekilde oturulan süreler, ilgili maddeler uyarınca belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar<br>yönünden bir hak teşkil etmez." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Hukuk güvenliği, Hukuk Devleti'nin önemli bir unsurudur ve sadece hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün Devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamına gelir.<br>Öte yandan, hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca, kanuni düzenlemelerin ve bu düzenlemelere dayanılarak yürürlüğe konulan düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanuni düzenlemelerin ve bu düzenlemelere dayanılarak yürürlüğe konulan düzenlemelede bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakamından da zorunludur. Zira bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM.E:2015/41, K:2017/98)<br>Yukarıda yer verilen Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Konut Yönergesinin 16. maddesinin dava konusu edilen ikinci fıkrasında, kamu konutunu, oturma süresi dolduğu halde boşaltmayanları konutu tahliyeye zorlamak amacıyla işgaliye bedeli alınacağı öngörülmüş, dava konusu edilmeyen birinci fıkrasında ise, 2946 sayılı Kanun'a atıfla mülki makamlara başvurularak konutun kolluk marifetiyle zorla boşalttırılması kurala bağlanmıştır.<br>Anlaşılacağı üzere; dava konusu Yönergenin "Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesi ile, konutun süresi içerisinde boşaltılmaması halinde uygulanmak üzere iki ayrı yol öngörülmüş, bu yollardan hangi aşamada hangisine başvurulacağı, her ikisinin birlikte ne şekilde uygulanacağı gibi konularda ise herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumun ise, konutun süresi içerisinde tahliye edilmemesi durumunda her konut özelinde farklı uygulamalar yapılmasına dolayısıyla idarenin keyfi davranmasına yol açacak ve belirsizlik yaratacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olan dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Öte yandan, hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu Yönerge maddesine dayanılarak davacıdan işgaliye bedeli alınmasına ilişkin işlemde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle; Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin "Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrası ile davacıdan, anılan fıkra kapsamında işgaliye bedeli tahsil edilmesine ilişkin işlemin iptaline, maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilen işgaliye bedellerinin yasal faiziyle davacıya iadesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından her ne kadar dava dilekçesinde Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin "Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesinin iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesinde yer alan hukuka aykırılık iddiaları ve 12/04/2022 tarihli ek beyan dilekçesindeki açıklamalar karşısında uyuşmazlık, Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesinin ikinci fıkrasına hasren incelenerek gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Başbakanlıkta uzman kadrosunda görev yapmakta ken, Başbakanlık kullanımında bulunan Emek/... adresindeki kamu konutu, 18/08/2006 tarihinde davacıya görev tahsisli olarak tahsis edilmiştir.<br>Davacı, 2018 yılında Başbakanlıktaki “Başbakanlık uzmanı” kadrosundan, ... Bakanlığındaki “... uzmanı” kadrosuna 703 sayılı KHK’nın 221. maddesi kapsamında atanmıştır.<br>Tarafına tahsis edilen kamu konutu ise, devredildiği Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 11/12/2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığına tahsis edilmiş, bu husus 24/05/2019 tarihli Cumhurbaşkanlığı yazısıyla ... Bakanlığına bildirilmiş, konutların 31/12/2019 tarihine kadar boş olarak teslimi istenilmiştir.<br>... Bakanlığınca 31/12/2019 tarihine kadar kamu konutunu tahliye etmesi gerektiği davacıya tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından, tahliyenin gerçekleştirilebilmesi için Bakanlıkça taraflarına lojman tahsis edilmesi gerektiği belirtilerek, yapılan bildirime itiraz edilmiştir.<br>Davacı ve davacıyla benzer durumdaki 12 kişinin kış şartları nedeniyle taraflarına ek süre tanınması istemli başvurusu, Cumhurbaşkanlığının 16/01/2020 tarihli işlemiyle uygun görülmüş; lojmanların boş olarak teslim edilme süresinin 30/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı ... Bakanlığına bildirilerek, bu tarihte tahliye edilmemesi halinde 15/07/2020 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi’nin 16. maddesinde belirtilen işgaliye bedelinin tahsil edilmesi istenilmiştir.<br>Bakanlıkça, verilen ek süre sonunda tahliye yapılmazsa işgaliye bedeli tahsil edileceği davacıya tebliğ edilmiştir.<br>Davacı tarafından, 01/06/2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığına başvurularak, devam eden salgın ve hem yaş durumu, hem de kronik hastalığı nedeniyle virüse karşı riskli grupta yer aldığı, kronik hastalığı nedeniyle idari izinli olduğu, yaklaşık iki buçuk aydır evden dışarı çıkmadığı belirtilerek, başvuru ekine rapor eklenmiş ve tarafına tekrar ek süre verilmesi talep edilmiştir.<br>... Bakanlığınca düzenlenen 03/07/2020 tarihli yazıda, ek süre talebinin Cumhurbaşkanlığınca uygun görülmediği; konutun tahliye edilmemesi halinde 16/01/2020 tarihli işlem uyarınca 15/07/2020 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi’nin 16. maddesi kapsamında kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edileceği, bu tarihten itibaren ilk üç ay için kira bedeline beş katı eklenerek, daha sonraki aylarda ise, bir önceki ay tahsil edilen tutarın %10 fazlası oranında işgaliye bedeli tahsil edileceği davacıya bildirilmiştir.<br>Davacının kamu konutunu tahliye etmemesi üzerine ... Bakanlığınca, 15/07/2020 tarihinden itibaren kira bedeline ilave olarak; ilk üç ayda kira bedelinin beş katı tutarında ve sonraki aylarda bir önceki ayın %10 fazlası miktarında artırımlı işgaliye bedeli davacının maaşından kesilmeye başlanmıştır.<br>Mayıs 2021 döneminde, 2021 yılı kira bedeli olan aylık 441,00-TL yerine 3.398,68-TL işgaliye bedeli davacıdan tahsil edilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>19/08/1983 tarih ve 18140 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve adı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Teşkilatı Kanunu iken, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 46. maddesiyle değiştirilen 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un, yine 703 sayılı KHK ile değişik "Personele ilişkin hükümler" başlıklı 4. maddesinin altıncı fıkrasında; "Cumhurbaşkanlığı hizmetlerinin özelliği ve güvenlik şartına uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla; 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İdari İşler Başkanlığı hakkında uygulanmaz. Söz konusu kanunlarda düzenlenen hususlar ile mali iş ve işlemlere ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Bu Kanun Hükmünde Kararname hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 07/02/2019 tarihli onay ile yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Konut Yönergesi'nin;<br>"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde;<br>"Bu Yönergenin amacı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına ait konutların tahsis şekli, oturma süresi, kira, bakım , onarım ve yönetimine ilişkin usul ve esaslar ile uygulamaya yönelik diğer konuları düzenlemektir.";<br>"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde;<br>"Bu Yönergede geçen;<br>a) İdari İşler Başkanı : İdari İşler Başkanını,<br>b) İdari İşler Başkanlığı : İdari İşler Başkanlığını,<br>c) Genel Müdürlük: Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünü,<br>ç) Kanun: 09/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununu,<br>d) Komisyon: İdari İşler Başkanı tarafından oluşturulan Konut Dağıtım Komisyonunu,<br>ifade eder." ;<br>"Konutlardan yararlanacaklar” başlıklı 4. maddesinde;<br>Madde 4- (1) Konutlardan, İdari İşler Başkanlığı ile Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı kadrolarında çalışan kadrolu, kadro karşılığı sözleşmeli, hizmet sözleşmeli ve süreli personel ile İdari İşler Başkanınca uygun görülen diğer personel yararlanır. .... .... ";<br>“Konutların türleri” başlıklı 7. maddesinde;<br>"(1) İdari İşler Başkanlığına ait konutlar tahsis amacına göre dört gruba ayrılır: .... ....<br>b) Görev Tahsisli Konutlar: Bu Yönergeye ekli (2) sayılı cetvelde belirtilenlere, görevinin önemi ve özelliği ile yetki ve sorumlulukları gereği, Komisyonca tahsis edilen konutardır. (2) sayılı cetvelde belirtilenlerden hangilerine eşyalı olarak görev tahsisli konut tahsis edileceği, Komisyonca belirlenir.<br>Görev tahsisli konutlarda oturmakta iken, bu konutlarda oturma hakkını kaybedenler, toplam oturma süresi 5 yıldan az olmamak üzere Komisyon kararıyla en fazla 6 ay daha konutta oturmaya devam ederler. .... ..... ";<br>“Konutlarda oturma süreleri” başlıklı 11. maddesinde;<br>"(1) Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görevin devamı süresince oturulabilir. .... .... "<br>“Konuttan çıkma” başlıklı 15. maddesinde;<br>"(1) Bu Yönerge kapsamına giren,<br>a) Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda oturanlar, tahsise esas olan görevlerin son bulduğu tarihten itibaren en geç 2 ay içinde,<br>.... konutları boşaltmak ve anahtarlarını Genel Müdürlüğe teslim etmek zorundadır. "<br>"Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesinde ise;<br>"(1) Konutlar, yukarıdaki 15 inci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, Kanunun 8 inci maddesi uyarınca, ilgili mülki makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut, başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak 1 hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru, boşaltma işleminin yerine getirilmesini engellemez.<br>(2) Konutta oturma süresini doldurduğu halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu 15 gün içerisinde tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin olarak Genel Müdürlükçe yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir tebligata gerek olmaksızın, tahliye tarihine kadar geçecek süreler içinde ödenmesi gereken kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için, ödenmesi gereken kira bedeline (yakıt, elektrik, su vb. hariç) beş katı eklenerek, daha sonraki aylar için ise bir önceki ay tahsil edilen tutarın yüzde 10'u kadar arttırılarak uygulanır. Ancak bu şekilde oturulan süreler, ilgili maddeler uyarınca belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar yönünden bir hak teşkil etmez.<br>(3) Kiralama suretiyle konut tahsis edilenlerden 15 inci madde hükmünce konutu boşaltması gerekenler anılan süreler zarfında konutu boşaltmaması durumunda sözleşmede belirtilen kira bedelinin tamamını ödemekle yükümlüdürler";<br>“Yönergede bulunmayan hususlar” başlıklı 19. maddesinde ise;<br>"(1) Bu Yönergede hüküm bulunmayan hallerde, 2946 sayılı Kanun ile 16/07/1984 tarihli ve 8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliği hükümlerine göre işlem yapılır." hükmüne yer verilmiştir.<br>11/11/1983 tarih ve 18218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun "Kira bedeli" başlıklı 5. maddesinde, konutta oturulan süre için ilgili personelden alınacak kira bedeli düzenlenmiş;<br>"Konuttan çıkarılma" başlıklı 8. maddesinde ise;<br>"Konutlar, 7 nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazını durdurmaz.<br>Konut tahsisine yetkili makam tarafından kendilerine tahsis yapılmadan konutları işgal edenler veya tahsis yapıldıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılanlar, konut blok veya gruplarındaki diğer konut sakinlerinin huzur ve sükünunu bozucu, genel ahlak değerlerini zedeleyici tutum ve davranışlarda bulunmakta ısrar ettiği tesbit olunanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmüne göre işlem yapılır." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Yukarıda aktarılan yasal mevzuatın incelenmesinden, gerek dava konusu Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin dayanağını oluşturan 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da, gerekse dava konusu Yönerge'nin 3. maddesi ile 19. maddesinde atıf yapılan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nda, konutta oturma süresi sona erenlerin, kamu konutunu tahliye ederek idareye teslim etmemesi durumunda, idareye işgaliye bedeli tahsil etme yetkisinin verilmediği görülmektedir.<br>Bu durumda; ilgili Kanun'ların açık hükmüne rağmen ve anılan Kanun'larda belirlenmiş olan sınır aşılmak suretiyle, üst hukuk normunda tanınmayan bir yetkinin Yönerge ile getirilmesinde ve idareye işgaliye bedeli tahsil etme yetkisi verilmesinde hukuka ugunluk görülmemiştir.<br>Öte yandan, dava konusu Yönerge maddesinin hukuka aykırılığı tespit edildiğinden, bu maddeye dayanılarak davacıdan işgaliye bedeli alınmasına ilişkin işlemde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin "Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrası ile davacıdan anılan fıkra kapsamında işgaliye bedeli tahsil edilmesine ilişkin işlemin iptali ile davacıdan tahsil edilen işgaliye bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Dava konusu 07/02/2019 onay tarihli Cumhurbaşkanlığı Konut Yönergesi'nin 16. maddesinin ikinci fıkrasının İPTALİNE,<br>2- Bu düzenlemeye dayanılarak 03/07/2020 tarihinde ... Bakanlığı tarafından tesis edilen ve dava açılmadan önce son olarak 15/05/2021 tarihinde icra edilen, "15/07/2020 tarihinden itibaren lojman kira bedeline ilave olarak; ilk üç ayda lojman kira bedelinin beş katı tutarında, izleyen aylarda bir önceki ay tahsil edilen tutarın %10'u oranında artırım uygulanarak bulunacak tutarda işgaliye bedeli tahsil edilmesi" yolundaki işlemin İPTALİNE,<br>3. Davacıdan tahsil edilen işgaliye bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE,<br>4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/03/2023 tarihinde, Yönerge hükmü yönünden gerekçede oyçokluğuyla, diğer kısımlar yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.<br><br>(X) KARŞI OY :<br><br>2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da açıkça, Cumhurbaşkanlığı Makamı ile İdari İşler Başkanlığı hakkında 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun uygulanmayacağının ve bu Kanunda yer alan konularda düzenleme yapma yetkisinin Cumhurbaşkanlığına verildiğinin hüküm altına alındığı görülmektedir.<br>Anılan yetkiye dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Konut Yönergesinin 16. maddesinin dava konusu edilmeyen birinci fıkrasında, 2946 sayılı Kanun'a atıfla mülki makamlara başvurularak konutun kolluk marifetiyle zorla boşalttırılması kurala bağlanmış; dava konusu ikinci fıkrasında da; kamu konutunu, oturma süresi dolduğu halde boşaltmayanları konutu tahliyeye zorlamak maksadı ile işgaliye bedeli alınacağı düzenleme altına alınmıştır.<br>Dava konusu Yönergenin, konutun süresi içerisinde boşaltılmaması hali için "Konuttan çıkarılma" başlıklı 16. maddesi ile iki ayrı yol öngördüğü, bu yollardan hangi aşamada hangisine başvurulacağı, her ikisinin birlikte ne şekilde uygulanacağı gibi konularda ise herhangi bir düzenleme getirmediği, bu durumun ise hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak konutun süresi içerisinde tahliye edilmemesi durumunda her konut özelinde farklı uygulamalar yapılmasına yol açabilecek ve belirsizlik yaratacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, kararın Yönerge hükmünün iptaline ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.</font></p></body></html>
naklen