<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/1156 E. , 2025/3999 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/1156<br>Karar No : 2025/3999<br> <br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı ve Bölüm Başkanı iken, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak suçunu işlediğinden bahisle, "Yükseköğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği"nin 11/e maddesi uyarınca, kamu görevinden çıkarma cezası verilmesine ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararına karşı, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının, Dairemizin 25/02/2021 tarihli ve E:2017/7582, K:2021/1229 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak; iki aşamalı olması gereken yargısal denetimin, ilk aşaması olan ilk derecede yargısal denetimin gerçekleştirilmesi için dosyanın işin esası ile ilgili değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar sonrası ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya isnat edilen fiillere ilişkin olarak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun dava konusu işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan 53'üncü maddesine dayanılarak çıkarılan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11'nci maddesinin "e" bendinde, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmanın, kamu görevinden çıkarma disiplin cezasını gerektirdiği; bunun yanı sıra, 02/12/2016 tarih ve 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değişik 2547 sayılı Kanun'un 53/6-c maddesinde yer alan "kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin de aynı şekilde kamu görevinden çıkarma disiplin cezasını gerektirdiği, bu bakımdan davacı lehine bir hüküm bulunmadığı, dava dosyasında yer alan disiplin soruşturma raporu, tanık ifadeleri ve diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesinde görevli iken, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinin dosyada yer alan tanık ifadeleriyle de sabit olduğu görüldüğünden, davacı hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden, kararın davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan davacı istinaf başvurusunun kabulünü gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin avukat vasıtasıyla temsil edildiği ve İdare Mahkemesi tarafından 23/02/2017 tarihinde yapılan duruşmaya davalı idare vekilinin katıldığının görüldüğü ancak kararda davalı lehine vekalet ücreti takdir edilirken duruşmasız tarife üzerinden takdir edildiği anlaşıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, vekalet ücretine duruşmasız tarife üzerinden hükmedilmesine hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek istinafa konu İdare Mahkemesinin vekalete ilişkin hükmü kaldırılarak, kararının verildiği tarihte duruşmalı olarak görülen davalar için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu olarak belirlenen 3.890,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2547 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlileri için kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiillerin 09/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kanun ile yasal dayanağa kavuştuğu, Anayasa Mahkemesinin bahsi geçen iptal kararı doğrultusunda dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yasal dayanağının bulunmadığı tartışmasız şekilde ortaya konulmasına rağmen bu hususu aksi yönde yorumlayarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu, disipline konu eylemlerin tarafınca işlendiği kabul edilse bile iddia olunan fiillerin geriye dönük iki yıllık süreçten daha önceki zamanlara tekabül ettiği, bu nedenle disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı, işlendiği iddia edilen fiillerin iki yıllık zaman aşımına uğradığının tanık ifadeleriyle sabit olduğu, disiplin soruşturma raporunun salt iddia ve ifade sahiplerinin beyanlarına bağlı kalınarak objektiflikten uzak, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler sonucuna varılarak hazırlandığı, şahsına yöneltilmiş asılsız itham niteliği taşıyan tamamen gerçek dışı ve soyut beyanlara dayanılarak disiplin cezası verildiği, disiplin cezasına dayanak olarak gösterilen söz konusu fiilleri hiçbir surette işlemediği, soruşturma kapsamında ifadesi alınanların birbiri ile yakın ilişki içerisinde bulunan şahısların belirli amaçlarla kendisine yönelik ithamlarına dayanılarak disiplin cezasının verildiği, doktora öğrencisi olan E.K'nin 03/02/2016 tarihli kendi beyanlarını içerir dilekçesinde anlaşılacağı üzere kendisinin akademik hırslarla yıpratılmaya çalışıldığı, söz konusu dilekçede kendisinin mesleğinin gereklerini yapan, öğrencilerini ön planda tutan ve iyi niyetli tutumundan hiçbir zaman vazgeçmemesine rağmen diğer meslektaşlarının anlamsız hırslarına maruz kaldığının açıkça ifade edildiği, üniversite bünyesinde yaşanan rekabetin bir sonucu olarak soruşturma kapsamında ifade veren şahısların tamamen akademik hırslarla ve kendilerinin daha iyi bir kariyere sahip olabilme gayesiyle hareket ederek kendisine iftira atıldığı, tamamen duyuma dayalı beyanlara ve bir kurgunun ürünü olan iddialara dayanılarak hakkında kamu görevinden çıkarılma cezası verildiği, ifadesi alınan kişilerin tamamının ifadelerinin duyuma dayalı olduğu, hiçbir öğrencisine karşı cinsel yönden bir eyleminin bulunmadığı, fakülte içerisinde gerçekleştiği iddia edilen fiiller ile ilgili görgüye dayalı bilgisi olan tek bir kişinin dahi bulunmadığı, ifade veren şahısların hiçbirisinin iddialarını doğrulayabilecek somut, kesin ve inandırıcı bir delilinin bulunmadığı, bu hususun Yüksek Disiplin Kurulu kararının gerekçesinde "ilgilinin iddiasına ilişkin delillerin net olmaması bir eksiklik yaratsa da, bir çok kişinin şüphelinin davranışları ve yine tacize uğradıkları yönündeki beyanlarının göz ardı edilemeyeceği" şeklinde ifadelere yer verilerek iddia edilen fiillerin somut delillerle ortaya konulamadığının itiraf edildiği, iddia sahiplerinin ifadeleri ile olay ile ilgili ifadesi alınan tanık beyanlarının çelişkili olduğu, lehine ifade veren tanıklarının beyanlarının göz önünde bulundurulmadığı, savunması alındıktan sonra dinlenen tanık ifadelerin beyanlarının tarafına gönderilmediği, bu sebeple savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının akademik yönden kendisine bağımlı olan araştırma görevlileri ile lisansüstü öğrencilere karşı sözlü cinsel tacizlerde bulunduğu, konferans ve kongrelere katılımlarda beraber şehir dışına gittiği araştırma görevlisine aynı odada kalma teklifinde bulunduğu, bazı bayan öğrencilere karşı "çok seksisin", "sen özelsin", "seni özlüyorum", "fıstık gibi olmuşsun", "beni gençlik yıllarımda görseydiniz çok çapkındım" şeklinde ifadeler kullandığı, bu ifadeleri kullandığına dair bir çok ifade bulunduğu, bayan öğrencileri yemeğe davet ettiği veya davet etmede ısrar ettiğine dair soruşturma kapsamında alınan ifadeler bulunduğu, çantasında veya masasında cinsellikle ilgili objeleri (prezervatif ve/veya viagra) fetiş ettiği, yüksek lisans tez danışmanı olduğu bir bayan öğrenciyi odasında sıkıştırıp öpmeye kalktığı, bu öğrencinin bu olay sebebiyle tez danışmanını değiştirdiği, bayan bir öğretim üyesine sözlü cinsel tacizde bulunduğu, yaptığı tekliflere karşılık göremeyince bu öğretim üyesine karşı sözlü cinsel tacizin şiddetini arttırdığı, sonuç olarak dosya kapsamında yer alan tutarlı tanık ifadeleri ile davacının söz ve eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde disipline konu fiillerin işlendiğinin sabit olduğu belirtilerek, temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 24/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
memur