<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/15651 E.  ,  2025/8787 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/15651<br>Karar No : 2025/8787<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı davalı idare işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında "FETÖ/PDY-Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yargılandığı ve anılan mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütü üyeliği sabit görülerek hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf kanun yolu aşamasında ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin E:... sayılı dosyasında, istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatının ve iltisakının olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idare tarafından dava konusu işlem tesis edilmeden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddeye istinaden hazırlanan 05/05/2021 tarihli savunma istem yazısının davacıya gönderilmesi amacıyla ilk tebligatın 11/05/2021 tarihinde davacının eski adresine çıkarıldığı ve tebliğin yapılamadığı, akabindeki 08/06/2021 tarihinde ise davacının MERNİS adresine çıkarılan tebligatın söz konusu adresteki numaralandırmanın belediyece yapılmadığı ve dolayısıyla muhtarın da tespit edemediği gerekçesiyle iade edildiği, daha sonra idare tarafından bu defa davacının eski adresine çıkarılan tebligat üzerine gelinen son süreçte ise; idarece davacının savunmasının alınmadığına yönelik olarak 13/07/2021 tarihli tutanağın tanzim edildiği görülmekte olup, davacının adresine tebligatın yapılamamasının söz konusu MERNİS adresindeki numaralandırmanın belediyece yapılmaması ve dolayısıyla muhtarın da tespit edemediğini belirterek tebligatı almaması nedenlerine dayandığı, davacının savunma yapması için gerekli didinme ve çaba içinde olan idareye bu hususta bir kusur atfedilemeyeceği sonucuna varılması ve işbu dosyada yer alan davacının tüm beyanlarının da yargısal süreçte değerlendirilmesi karşısında, davacının savunma hakkının ihlal edilmediği açıklamasıyla istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kamu görevinden çıkarılmasına gerekçe olan yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti, iltisakı veya irtibatının ne olduğunun açıklanmadığı, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığı, idari işlemin amaç unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaka dair kriterlerin şahsında mevcut olmadığı, sabit hat aramalarının Yargıtay içtihatlarında belirtilen kriterlere uymadığı, kovuşturmaya sebep olan aramaların örgütsel olmadığı, örgütsel aramaların en önemli özelliği olan periyodiklik şartını taşımadığı, savunma hakkı gerekli bir şekilde dikkate alınmadan, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan, sebep ve şekil yönünden hukuka aykırı olarak idari işlem tesis edildiği, kamu görevlilerinin zorunlu emeklilik yaşına kadar kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamayacakları ve emeklilik yaşına kadar çalışma, maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olmasının mülkiyet hakkının koruması altında olduğu, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, silahların eşitliği ilkesi, mahkemeye erişim hakkı, masumiyet karinesi gibi temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde astsubay olarak görev yapmakta olan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. <br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin, davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.<br>7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; 1) 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. (...)" kuralı yer almıştır.<br>Anılan maddenin son fıkrasında ise, "Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı kuralına yer verilmiştir. <br>Aynı Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı; ikinci fıkrasında, gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında meslekten veya kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilecek olan personele kurumu tarafından 7 günden az olmamak kaydıyla uygun vasıtalarla savunma hakkı verilmesi, anılan maddede öngörülen yasal bir zorunluluk olup, aksi durumun, kamu görevinden çıkarma işlemini hukuka aykırı hale getireceği açıktır.<br>Öte yandan, geçici olarak adreste bulunamama halinde tebliğ memurunca yapılacak işlemin ne olacağı, adresinde bulunamayan kişilere tebligatın hangi şekilde yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun yukarıda metnine yer verilen 21. maddesinin birinci fıkrasında açıklanmıştır.<br>Buna göre, muhatabın adreste bulunamaması halinde; tebliğ memurunun, mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya keyfiyeti haber vermek suretiyle tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim etmesi, duruma ilişkin ihbarnameyi de kapıya yapıştırarak tebliğ işlemini usulüne uygun şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Buradan anlaşılan, Kanun Koyucunun sadece kapıya ihbarname yapıştırılmasını yeterli görmediği, muhatabın durumdan haberdar olamama ihtimalini azaltmak adına ek bir tedbir daha aldığıdır. Gerçekten, kapıya yapıştırılan ihbarnamenin farkedilmemesi/zarar görmesi/düşmesi vb. gibi yaşanması muhtemel durumlarda muhatabı haberdar edebilecek bir başka kişinin varlığı önem kazanmaktadır. Görülen odur ki, bu kişiler sayılırken de "mümkün oldukça en yakın komşu, varsa yönetici veya kapıcı" denilmek suretiyle, muhatap ile iletişim kurma potansiyeli diğer komşulara nazaran daha yüksek olan kişilere ulaşmak amaçlanmıştır.<br>Bununla birlikte, bu kişilere yapılacak bildirimde sadece daire numarasına ya da ilgilinin sıfatına değil, haberdar edilen kişinin isim-soy isim bilgilerine de mazbatada yer verilmesi, herhangi bir uyuşmazlık halinde posta memurunun aranan bu şartı yerine getirip getirmediğinin denetimine de imkân sağlayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer bir olaya ilişkin 22/12/2004 tarih ve E:2004/12-765, K:2004/730 sayılı kararında; beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenemediği, yapılan tebliğ işleminin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı belirtilmiştir.<br>Uyuşmazlıkta, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca düzenlenen 24/08/2021 tarihli tutanakta; savunma istem yazısının davacıya 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi kapsamında 13/07/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davacının, tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Komutanlıklarına ulaşan bir savunması bulunmadığının belirtildiği ve akabinde 28/10/2021 tarihinde dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.<br>Davacının savunmasının istenilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısının davacıya tebliğine dair tebliğ mazbatalarının incelenmesinden; anılan yazının 11/05/2021 tarihinde davacının "..." adresine tebliğe çıktığı ancak taşındığı gerekçesiyle iade edildiği, daha sonra 08/06/2021 tarihinde davacının "..." adresine tebliğe çıktığı ancak mazbatanın üzerine "Gösterilen adreste Belediye tarafından numaratajlama yapılmadığından No:... tespit edilemedi. Mahalle muhtarına gidildi. Mahalle muhtarı da No:17'yi bilmediğini sözlü imzalı beyan ettiğinden evrak gereği için çıkış mercine iade" ifadesinin yazıldığı ve iade edildiği, bunun üzerine 13/07/2021 tarihinde davacının "..." adresine 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca MERNİS şerhi düşülmek suretiyle tebliğe çıkarıldığı görülmüştür.<br>MERNİS Adres Bilgisi sorgulama ekranında yapılan inceleme, savunma istem yazısının ikinci kez tebliğe çıktığı 08/06/2021 tarihi itibariyle davacının "..." adresini MERNİS adresi olarak beyan ettiğinin görüldüğü, ancak tebliğ mazbatasına Belediye tarafından numaratajlama yapılmadığından adresin tespit edilemediğine yönelik açıklama yazıldığı, tebliğ memurunca adresin tespitine yönelik yapılan araştırmada mahalle muhtarına sormakla yetinildiği, Belediye'ye sorulmak suretiyle gerekli araştırmanın yapılmadığı, Belediye tarafından numaratajlama yapılmamasında davacıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, kaldı ki 7201 sayılı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca MERNİS şerhi düşülmek suretiyle tebliğe çıkarılan adresin davacının eski MERNİS adresi olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; savunma istem yazısından davacının haberdar olmasını sağlayacak ve savunma verme süresini başlatacak, usulüne uygun şekilde yapılmış bir tebligatın söz konusu olmadığı, dolayısıyla davacıya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin son fıkrasında öngörülen savunma hakkının tanınmadığı anlaşıldığından, savunma hakkı tanınmaksızın tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br>Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

memur