<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/1698 E. , 2025/3004 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2025/1698<br>Karar No : 2025/3004 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... vasisi ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 04/11/2024 tarih ve E:2023/16275, K:2024/16840 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Mersin Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 04/11/2024 tarih ve E:2023/16275, K:2024/16840 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. ve 69. maddelerinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak,<br>Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında plânlı bir organizasyonun parçası olarak anılan örgütün hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği,<br>Dairelerince, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarda da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/sui generis bir terör örgütü olduğunun belirtildiği,<br>1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!”, “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözlerinin bu sui generis örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıktığı,<br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiğinin anlaşıldığı, nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulduğu,<br>Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01/01/2014 tarihinde Hatay Kırıkhan’da MİT’e ait tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10/01/2014 tarihinde Adana İncirlik oto parkında MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19/01/2014 tarihinde Adana Ceyhan Sirkeli otoyol gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı plânladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT görevlisi olduğunu bildikleri (M.Z.) hakkında, 3713 sayılı Kanun'un (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinledikleri, daha sonra da iletişim tapelerini bilgisayar yedeği kalmayacak şekilde imha ettirmek suretiyle denetimden kaçırıp yapılan teknik takip ve iletişim tespiti sırasında devlet sırrı kapsamında elde edilen bilgilere ulaşıldığını gizlemeye çalıştıkları, söz konusu eylemleri örgütsel amaç ve hedefler doğrultusunda hareket ederek, örgütsel dayanışma içinde, üyesi bulundukları FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine gerçekleştirdikleri dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan ilgililere isnat olunan eylemlerin "suç" niteliğini değerlendirme görev ve yetkisinin adli mercilere ait olduğu ancak fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu belirtilerek, davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığının görüldüğü,<br>Kararın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafında... tarih ve... sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptali istemiyle açılan davanın Dairelerinin 14/02/2022 tarih ve E:2017/2151, K:2022/448 sayılı kararı ile "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2023 tarih ve E:2022/2883, K:2023/3036 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı,<br>Ayrıca, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay (kapatılan) .... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:...K:...sayılı kararı ile "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan TCK'nın 327/1. ve 35/2. maddesi gereğince 5 yıl 3 ay, "silahlı terör örgütü üyeliği (FETÖ/PDY)" suçundan TCK'nın 314/2., 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla düzeltilerek onandığının, böylece davacı hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin kesinleştiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla, davacı hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğu,<br>Öte yandan, kararın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağının kurala bağlandığı,<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerektiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliğinin, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değerin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onurunun hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği,<br>Hukuk devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, kanun koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağladığı,<br>Dolayısıyla, uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında mevcut bilgi-belgeler ve davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına dayanak teşkil eden hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik" suçlarından hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan davacının, söz konusu eylemlerini üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda hareket ederek kendisine verilen görevleri yerine getirdiği ve sûbut bulan eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığı,<br>Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı konuyla ilgili adli yargılama devam ederken dava konusu işlemin tesis edildiği, suç adli yargılamada sabit olmadan en ağır yaptırım olarak tesis edilen dava konusu işlemin masumiyet karinesi ve hakimlik güvencesine uygun olmadığı, dayanaksız ve subjektif değerlendirmelerle gerekçesiz karar verildiği, olay tarihinde terör suçlarını soruşturmakla yetkili Cumhuriyet savcısı olarak kanunlar çerçevesinde kullandığı yargısal takdir hakkının suç gibi gösterildiği, bunun kanunilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğu, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni bir meslekten çıkarma hali ihdas edilmişse de ceza soruşturması neticesi beklenmeksizin, savunma alınmaksızın, disiplin soruşturması yapılmaksızın meslekten çıkarma yetkisinin bu Kanun Hükmünde Kararname ile de idareye verilmediği, idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, olağanüstü halin ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenen meslekten çıkarma cezasına ilişkin hükümlerin geriye yürütüldüğü, iltisak ve irtibat kavramlarının belirsiz oldukları ve hukuki dayanaklarının bulunmadığı, idarece önce işlem tesis edilip sonra delil arandığı, işlemin usule ve hakimlik teminatına aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçe değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY:<br>Davacının, Mersin Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.<br>Davacı hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı soruşturması neticesinde, haklarında... tarih ve ... sayılı iddianame ile 2937 sayılı Kanun'un 27. maddesine muhalefet, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve ele geçirmek, devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etme, devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesi delaletiyle 135/1, 136/1, 137/1-a, 327/1 ve 329/1/1 maddeleri gereğince ayrı ayrı birer kez cezalandırılması istemiyle .... Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılan ve tutuklanmalarına karar verilen emniyet personeli sanıklar ile birlikte, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, bilerek ve isteyerek, görevleri sırasında, eylem ve fikir birliği içerisinde, sahte ihbar ve delil uydurmak suretiyle her birinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide vb. terör örgütlerine silah sevk etmek suretiyle yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokmaya yönelik olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 312/1. maddesinde belirtilen, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01/01/2014 tarihinde Hatay Kırıkhan’da MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10/01/2014 tarihinde Adana İncirlik otoparkında MİT faaliyetlerinde kullanılan iki otobüsün aranması, 19/01/2014 tarihinde Adana Ceyhan Sirkeli otoyol gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait üç adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı planladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT elemanı olduğunu bildikleri M.Z. hakkında, 3713 sayılı Kanun'un (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinlediklerinden bahisle disiplin soruşturması başlatılmıştır.<br>Davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına konu olan fiilleri, "Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir mizansen çerçevesinde hareket ettiği, bu kapsamda; sahte ihbar olduğu açıkça belli olan ve birlikte kurgulanan mizansene uygun bir şekilde 07/11/2013 tarihinde, saat 07:30’da, ... Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünün... numaralı telefonuna ismini vermek istemeyen erkek bir şahıs tarafından “... Mahallesi ... Sokak ... ... Sanayi ... Blok No... sayılı adreste İ.B. isimli şahısta bol miktarda uyuşturucu hap olduğu, ayrıca,... isimli iş yerinde ve E.A. isimli şahsın iş yerinde de bol miktarda hap olduğu ve götüreceklerinin” bildirildiği ihbara ilişkin, nöbetçi Cumhuriyet Savcısı M.Ş.A. (...) tarafından aynı gün gecikmesinde sakınca bulunduğu vurgulanarak kolluğa, Ceza Muhakemesi Kanunu 119 ve devamı maddeleri gereğince uyuşturucu madde bulunduğu bildirilen bahse konu iş yerlerinde arama yapılmasına, ele geçirilecek suç eşyalarına el konulmasına ve emrin 24 saat içinde hâkim onayına sunulmasına dair yazılı emir verilmesi üzerine ... ... Torna isimli iş yerinde yapılan aramada, uyuşturucu madde bulunmaması, iş yerinde ve iş yerine yanaşık vaziyette yükleme yapıldığı anlaşılan... plakalı çekici ile ... plakalı dorse TIR’a yüklenmiş çok sayıda havan topu başlığına benzediği iddia olunan işlenmiş ve işlenmemiş şekilde demir döküm malzeme bulunduğunun görülmesi üzerine durumun o tarihte Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca görevli nöbetçi Cumhuriyet Savcısı ... (...)’a telefon ile bildirildiği, ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından iş yerinde ve TIR’da bulunan havan topuna benzeyen malzemelere el konulması ve şahsıların yakalanması, olay yerine bomba imha ekibinin intikali yönünde talimat verildiği, iş yerinde yapılan tespitte 178 adet işlenmiş demir döküm, 160 adet işlenmemiş demir döküm, havan topuna benzer 4 adet alüminyum malzeme, TIR içerisinde ise 593 adet işlenmiş demir döküm malzeme elde edildiği, bomba inceleme biriminin verdiği “... plakalı TIR ve ... plakalı çekicide ele geçen 931 adet demir gövdenin pik demirden imal edilen el yapımı 120 mm'lik havan mermisinin dış gövde kısmı olduğu ve söz konusu demir boruların da üzerinde yapılacak tadilat neticesinde havan mermilerini ileriye doğru fırlatmak için kullanılan rampa olduğuna’’ dair 07/11/2013 tarihli inceleme raporu, ele geçirilen materyaller ile ilgili olarak “Adana Emniyet Müdürlüğüne 07/11/2013 tarihinde yapılan bir ihbarın değerlendirilmesi neticesi metal sanayinde bir TIR’da yapılan arama sonucunda; 935 adet metal parça ve 10 adet metal boruya gerekli tahkikat yapılmak üzere el konulduğu, yapılan inceleme sonucunda, bu malzemelerin basında yer aldığı gibi roket başlığı olmadığı, havan mermisi kovanına benzediği, elde edilen metal parçaların Konya ve Adana illerinde, kurumsal kimliği bulunmayan atölyelerde, iptidai yöntemlerle üretildiği ve kayıtlarda sondaj mili ve borusu şeklinde gösterildiği, bu parçalar haricinde patlayıcı özelliğe sahip herhangi bir mühimmatın bulunmadığına’’ ilişkin 08/11/2013 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü basın açıklaması ile soruşturma dosyasını daha sonra devralan Cumhuriyet Savcısı A.R. (...) tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan talimat sonrası ‘‘… Metal parçalar mevcut halleri ile harp malzemesi veya mühimmat özelliği taşımamakta ancak mühimmat yapımında kullanılan aksam özelliğinin taşıdığı, metal parçaların çeşitli tornalama operasyonlarından geçirilerek mühimmat gövdesi olarak kullanılabileceği, iç kısımlarına patlayıcı konulması, ön kısmına tapa takılması, arka kısmına kuyruk ve sevk barutunun eklenmesi suretiyle mühimmat olarak kullanılabileceği değerlendirilerek ülkemizde kabul edilen standartlara uygun olmadıklarının tespit edildiği, malzemenin mevcut haliyle harp malzemesi veya silah özelliği taşımadığı, ancak silah yapımında kullanılan aksam özelliği taşıdığı, bir tabla plaka (döşeme) üzerine montajı ve plakanın üzerine ateşleme amaçlı olarak konulacak iğne tertibatı sayesinde mühimmatları fırlatmak üzere havan olarak kullanılabileceği, ülkemizde kabul edilen standartlara uygun değildir.’’ şeklinde değerlendirmelerin yapıldığı 15/12/2014 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; İ.B.'nin işyerinde ve L.K.'nin kullanmış olduğu TIR’da ele geçen ve herhangi bir tahrip edici, patlayıcı özelliği bulunmayan, Yargıtay uygulamalarına göre de silah cinsinden sayılmayan demir döküm malzemenin ve içi boş krom kaplama çelik boruların, havan topuna ve havan toplarını fırlatmaya yarayan rampaya benzediği belirtilerek silah ve bomba niteliği bulunmayan, sadece basit torna tezgâhında işlenmiş eşyaların kasıtlı olarak havan topu ve rampası imiş gibi nitelendirildiği, bu hususu desteklemek için de internet ortamında elde edilen fotoğrafların ve bilgilerin dosyaya konulmak suretiyle ele geçirilen ham malzemelerin, görüntüsü alınan havan topu mühimmatı ile şekil ve teknik özellik itibari ile birbirine benzerlik gösterdiği hususlarına yer verildiği, ayrıca, Suriye’de iç savaş ortamında El Kaide, El Nusra gibi örgüt üyelerinin havan topu olarak belirtilen silahlar ile çekilmiş fotoğraflarının konulduğu, TIR şoförü L.K.’nin daha önce de benzer şekilde iki kez Suriye sınırına yük indirdiği beyanlarını El Kaide terör örgütü ile bağlantı kurarak aralarında MİT mensubu olan M.Z.’nin de bulunduğu kişilerin soruşturmaya dahil edilerek ilgililer hakkında iletişimin tespiti ve kayda alınması ile teknik takip ve izleme kararlarının alındığı, Adana İl Emniyet Müdürlüğünde İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yapan R.D.'nin tanık olarak alınan 02/12/2013 tarihli beyanında, aralarında H.Z.’nin de bulunduğu 3 adet telefon numarasına ait istihbarat talebini içerir belge ile ilgili istihbarat talep formu geldiğinde bilgi istenilen şahısların bilgileri hakkında ilk şahısta isim ve telefon numarasının mevcut olması, ikincisinde şahıs ismi, telefon numarası ve adresi, üçüncüsünde de şahıs ismi, telefon numarası ve adresi görünmekte olduğunu, TEM Şube Müdürlüğündeki teknik imkân kabiliyetler çerçevesinde ikinci, üçüncü kısımda sorulan kişilerin telefon ve adreslerin tespiti yapılabildiği halde ilk istek olan H.Z.’ye ait telefon numarası ve ismin yanında adresinin olmadığının görülmesi üzerine İstihbarat Şube Müdürlüğünde bulunan imkân kabiliyetler çerçevesinde Şube Müdürlüğünde görevli personelce yapılan incelemede H.Z. isimli kişinin telefonun kayıtlı olduğu adresin "... ..." olduğunun görüldüğü ve bu hususun kendisine iletildiği, MİT’in yerleşkesinin ... ...’de olduğunu bildiği için hemen istihbarat bilgi talep formunu alarak aynı gün, yani 02/12/2013 tarihinde o zamanki ... İl Emniyet Müdürü olan A.Z.G.'nin yanına gittiğini, ... İl Emniyet Müdürüne kuşkulandığı bu hususu izah ettiği, telefonun ve şahsın MİT ile ilişkili olabileceği hususu ile ilgili kendisini bilgilendirdiği ve bu konu ile ilgili olarak 02/12/2013 tarihinde gelen istihbarat bilgi talep formuna cevaben dinlemenin başladığı tarihten sonra 09/12/2013 tarihinde cevap verdiğinin anlaşıldığı, H.Z.’ye ait telefona ait adres bilgileri ve ... İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü R.D.’nin beyanları kapsamında soruşturmanın en başından beri M.Z.’nin MİT mensubu olduğunun kendisi ve soruşturma görevlileri tarafından bilinmesine rağmen hukuka aykırı olarak dinleme talebinde bulunup alınan karar sonrası dinlemeye devam ettikleri; M.Z.’nin El Kaide terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddiasıyla iletişimin kayda alınmasına başlandıktan sonra dinlemeyi yapan polis memurları A.A. ve A.Y.'nın ilk 10 gün içinde M.Z.’nin istihbarat elemanı olabileceğinden şüphelendikleri ve sıralı amirlerine durumu aktardıkları, dinleme esnasında log kayıtlarının dahi MİT kaydını ekranda gösterdiği, 03/06/2016 tarihinde tanık olarak beyanı alınan Adana il Emniyet Müdürlüğü TEM Şube (C) Büro Amiri olarak görev yapan V.S.'nin ifadesi kapsamında; o tarihte büroda masasının üstünde sarı zarf içerisine bırakılmış tapeler olduğunu, büro memurlarına sorduğunda bunun teknik büroda dinleme yapanların bilgisinin olduğunu, dinlemeyi yapan A.Y.’nın H.Z. adına kayıtlı 505 numaralı hattın kullanıcısının bir istihbarat, asker veya polis memuru olabileceği yönünde şüphelerinin olduğu hususunun soruşturma savcısı ...’a büro memurları tarafından söylenmesi üzerine bu konuşmaların tape haline getirilerek kendisine gönderilmesi talimatını verdiği, Şube Müdürü M.K.'nin de bu tapeyi kendisinin görevli olduğu büro üzerinden Soruşturma Büro Amiri V.S. aracılığı ile Savcı ...’a aktarılmasının ardından MİT mensubu M.Z.’nin 06/12/2013-14/12/2013 tarihleri arasındaki görüşme kayıtlarının tape haline getirilip soruşturma dosyasına intikali talimatını vermesi üzerine kolluk görevlilerinin tapeleri dosyaya intikal ettirdikleri, ilgilinin MİT mensubu olduğunun yukarıda beyan edildiği üzere açıkça anlaşılmasına karşın 2937 sayılı Kanun'un 26. maddesi gereği Cumhuriyet Savcısı ... tarafından söz konusu dinleme kararının sonlandırılarak soruşturmanın durdurulup T.C. Başbakanlık makamından soruşturma izni istenmesi yerine MİT mensubunun dinlenmesine devam edildiği, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere 3713 sayılı Kanun'un (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak baştan beri MİT elemanı olduğunu bildiği M.Z.’nin usule aykırı bir şekilde dinlendiği, şeklindedir.<br> Düzenlenen 25/05/2017 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de, "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyelerinin sırf paralel yapılanma için tehlikeli ve zararlı olarak düşündükleri kişileri etkisiz hale getirmek amacıyla baskı, tehdit, şantaj, aldatma veya gizli tanık ayarlama gibi yöntemlerle, FETÖ/PDY terör örgütünün stratejisi doğrultusunda faaliyet gösterdiklerinin biliniyor olması, ilgililerin ve iletişimin denetlenmesi tedbirlerine karar veren hâkimlerden biri hariç diğerlerinin tamamının Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulunca FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı sebebiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen kişiler olmaları, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı ...'ın, Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmeye teşebbüs etme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 327/1. ve 35/2. maddesi uyarınca 5 yıl 3 ay hapis, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2. ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:... ve K:...sayılı ilâmıyla onanarak kesinleştiği hususları göz önüne alındığında, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle, belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01/01/2014 tarihinde Hatay Kırıkhan’da MİT’e ait tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10/01/2014 tarihinde Adana İncirlik otoparkında MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19/01/2014 günü Adana Ceyhan Sirkeli otoyol gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı plânladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT görevlisi olduğunu bildikleri M.Z. hakkında, 3713 sayılı Kanun'un (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinledikleri, daha sonra da iletişim tapelerini bilgisayar yedeği kalmayacak şekilde imha ettirmek suretiyle denetimden kaçırıp yapılan teknik takip ve iletişim tespiti sırasında devlet sırrı kapsamında elde edilen bilgilere ulaşıldığını gizlemeye çalıştıkları, söz konusu eylemleri örgütsel amaç ve hedefler doğrultusunda hareket ederek, örgütsel dayanışma içinde, üyesi bulundukları FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine gerçekleştirdikleri dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan ilgililere isnat olunan eylemlerin "suç" niteliğini değerlendirme görev ve yetkisinin adli mercilere ait olduğu ancak fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu belirtilerek, davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacının, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla reddedilmiş ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Bununla birlikte, davacı hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay (kapatılan) .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla davacının, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Devletin güvenliğine, siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından beraatine, Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmeye teşebbüs etme suçundan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın 30/06/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de... tarih ve...sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali istemiyle açılan dava, Danıştay Beşinci Dairesinin 14/02/2022 tarih ve E:2017/2151, K:2022/448 sayılı kararı ile "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedilmiş ve anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2023 tarih ve E:2022/2883, K:2023/3036 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralı yer almaktadır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükümleri bulunmaktadır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte davacının Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesi uyarınca yetkili nöbetçi Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir mizansen çerçevesinde hareket edilerek, uyuşturucu madde bulunduğu ihbarı üzerine kollukça yapılan operasyon kapsamında birtakım malzemelerin ele geçirildiği, bu malzemelerin havan topu başlığına benzediği iddia olunarak soruşturmanın bu yönde devam ettiği, durumun o tarihte TMK 10. maddesi uyarınca yetkili davacıya telefon ile bildirildiği, davacı tarafından iş yerinde ve TIR’da bulunan havan topuna benzeyen malzemelere el konulması ve şahsıların yakalanması, olay yerine bomba imha ekibinin intikali yönünde talimat verildiği, TIR şoförünün beyanlarından yola çıkılarak terör örgütleri ile bağlantı kurularak aralarında MİT mensubu olan M.Z.’nin de bulunduğu kişilerin soruşturmaya dahil edilerek ilgililer hakkında iletişimin tespiti ve kayda alınması ile teknik takip ve izleme kararlarının alındığı, iletişim tespiti yapan teknik personelce M.Z.'nin MİT personeli ya da bir kamu görevlisi olabileceği kanaatine varılması ve bu konuda veriler ve deliller bulunmasıyla durumun soruşturma savcısı davacıya aktarılması üzerine bu konuşmaların tape haline getirilerek kendisine gönderilmesi talimatını verdiği, şube müdürünün de bu tapeyi kendisinin görevli olduğu büro üzerinden soruşturma büro amiri aracılığı ile davacıya aktarılmasının ardından MİT mensubu M.Z.’nin 06/12/2013-14/12/2013 tarihleri arasındaki görüşme kayıtlarının tape haline getirilip soruşturma dosyasına intikali talimatını vermesi üzerine kolluk görevlilerinin tapeleri dosyaya intikal ettirdikleri, buna göre dinleme sonlandırılarak ve soruşturma durdurularak 2937 sayılı Kanun uyarınca gerekli prosedür işletilerek soruşturma izni alınması gerekirken böylesine bir işlem yapılmayarak nihayetinde kayıtların hukuka uygun olmayarak yok edildiği anlaşılmaktadır.<br>Buna göre, söz konusu usulsüz dinlemeye ilişkin açık hukuka aykırılıklar karşısında, bulunan metal malzemelerin mühimmatmış gibi ve ülkemizin teröre yardım eden devlet olarak gösterilmesine çalışıldığı, MİT görevlisi olan M.Z.'nin de malzemelerle ilişkilendirilerek soruşturma kapsamına kasıtlı olarak dahil edildiği ve bu suretle hukuka aykırı olarak dinlendiği, davacının da bu örgütsel amaç ve hedef doğrultusunda hareket ettiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine bu hareketlerin gerçekleştirildiği görülmektedir.<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargılama kurumlarına, kararlarına ve mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargılama mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargılama görevini ifa eden kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.<br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle kanun koyucu, yargılama mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Bu çerçevede dava konusu işlemler değerlendirildiğinde, "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etme suçuna teşebbüs" ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik" suçlarından dolayı hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan davacının, üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda hareket ederek kendisine verilen görevleri yerine getirdiği ve sûbut bulan fiillerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmış ve dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin Daire kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiş olup kararın bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.<br>Davacı tarafından, konuyla ilgili adli süreç beklenmeden işlem tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, dava konusu işlemde adli yargılama sürecinde kesinleşmeyen hüküm dışlanarak inceleme yapıldığı görülmüş; diğer taraftan, UYAP kayıtlarının tetkikinden, davacının bu dava konusu fiilleriyle ilgili olarak yapılan ceza yargılaması neticesinde Yargıtay ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin kararın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görüldüğünden, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.<br>Davacı, temyiz dilekçesinde, savunması alınmadan dava konusu işlemin tesis edildiğini iddia etmiş ise de dosya kapsamında davacının savunmasının usulüne uygun olarak alındığı anlaşıldığından davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 04/11/2024 tarih ve E:2023/16275, K:2024/16840 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,<br>3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,<br>4. 03/12/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
memur