<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6701 E. , 2025/2811 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/6701<br>Karar No : 2025/2811 <br><br>DAVACI : ...'a vesayeten ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU: 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI : Vasisi olduğu oğlunun, henüz 18 yaşında yanlış arkadaşlar edinmesi ve yönlendirilmesi yüzünden işlediği suçtan ötürü 25 yıl hapis cezası aldığı, 16 yılının geçtiği, geçen bu süre içinde bir günlük özgürlüğü için Bilecik M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan firar ettiği, bu nedenle de dava konusu düzenleme gereğince açık ceza infaz kurumuna ayrılamadığı, anılan düzenlemede kapalı ceza infaz kurumundakiler dışında firar eden herkese ikinci bir şans verildiği, kapalı ceza infaz kurumunda kalanlara yaşama tekrar tutunma şansı verilmediği, söz konusu düzenleme nedeniyle oğlunun açık ceza infaz kurumlarında kalanlara tanınan sosyal ve kültürel haklardan yararlanamadığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi gereğince bu düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Türk Ceza Kanunu’nun 292. maddesinde, firar edenlere yönelik verilecek cezada bulunduğu ceza infaz kurumuna göre ayrım yapılmadığı, bu düzenlemedeki gibi bir farklılık inşa edilmediği, 5275 sayılı Kanun’da da hücreye koyma disiplin cezasına neden olan firar suçunu işleyen tutuklu veya hükümlünün cezalandırılmasında da bir farklılık inşa edilmediği, bu düzenlemelerde hükümlüler arasında fark gözetilmezken, söz konusu Yönetmelik düzenlemesinin çok ağır bir yaptırım olarak uygulandığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ_SAVUNMASI: Usûle ilişkin olarak, davanın süresinde olmadığının tespiti hâlinde süre ret kararı verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinde hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmasına ilişkin usûl ve esasların Yönetmelik ile düzenlenebileceğinin belirtildiği, firar sayılarının farklı belirlenmesinin Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, hukukumuzda eşitlik ilkesinin, dağıtıcı adalet anlayışını esas almış olduğu, hangi durumda olursa olsun herkese mutlak anlamda uygulanacak bir eşitliğin öngörülmediği, hukuki yönden aynı, benzer ya da eşit olanlara aynı; farklı olanlara farklı şekilde davranılması ve bu doğrultuda işlem tesis edilmesinin esas olduğu, aksi takdirde eşitlik ilkesinin herkes için aynı işlem veya uygulamanın gerçekleştirilmesi biçimindeki mutlak anlamıyla uygulanmasının yeni eşitsizlikler doğurabileceği, son olarak 14/04/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesine eklenen 5. fıkrayla yeni bir düzenlemenin ihdas edildiği ve doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden firar edenlerin idare ve gözlem kurulu kararıyla kapalı kuruma iade edilebileceklerinin açıkça düzenlendiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Hukuka ve mevzuata uygun olan dava konusu düzenlemenin iptali istemine ilişkin davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI: ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava; Kocaeli 2 nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacının, açık ceza infaz kurumuna ayrılma istemi ile ilgili olan 02/09/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin, 22/08/2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğin 3’üncü maddesi ile değişik 8'inci maddesinin 2'nci fıkrasının c bendinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>Davalı İdare tarafından davanın süresinden sonra açıldığı ileri sürülmekte ise de; dosyanın incelenmesinden, hükümlünün halen hükümlü olduğu ve iptalini istemiş olduğu düzenleme nedeniyle açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin her zaman reddedileceği göz önüne alındığında, süresi içerisinde dava açıldığı anlaşılmakla; söz konusu iddia da yasal isabet görülmemiştir.<br>Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun (14/4/2020-7242/18 değişik) 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında, "Aşağıdaki hallerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir."; (Değişik:14/4/2020-7242/18 md.) 4'üncü fıkrasında da, "Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır."; (Değişik:14/4/2020-7242/18 md.) 6'ncı fıkrasında ise, "Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir." hükümlerine yer verilmiştir.<br>Öte yandan; 29 Aralık 2004 gün ve 25685 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5275 sayılı Kanunun ilk halinde yer verilen "Açık ceza infaz kurumları" başlıklı 14'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, açık ceza infaz kurumlarının, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar olduğu; 2'nci fıkrasında da, hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûllerin yönetmelikte gösterileceği; belirtilmiş olup; söz konusu hükme dayanılarak Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği 2.9.2012 gün ve 28399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. <br>Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin dava konusu edilen "Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" başlıklı 8'inci maddesinin 2'nci fıkrasının c bendinde, çocuk eğitimevleri hariç, kapalı kurumlardan firar edenler ile açık kurumlardan ikinci kez firar etmiş olanların, firar tarihinden önce kesinleşmiş olan cezaları ve koşullu salıverilme tarihine kadar kesinleşerek infazına başlanacak olan cezalarının tamamının, kapalı kurumlarda infaz edileceği, kuralı getirilmiştir. <br>Yukarıda yer verilen hükümler ve Ceza infaz kurumlarının yönetimine, ceza ve güvenlik tedbirlerinin ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla uygulamaya konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük hükümlerine göre, hapis cezasına mahküm olan hükümlülerin; ceza ve güvenlik tedbirleri idarece alınmış kurumlarda, suçun niteliğine göre idarece belirlenen yer ve sürelerde cezalarının infaz edileceği açıktır. Bu kapsamda, kısa süreli ceza alan suçluların toplumdan çok fazla kopmadan cezasını çekmesi ve kapalı cezaevi şartlarının zorluğu, basit suçlardan ceza alan kişilerin kapalı cezaevi şartlarına maruz kalmasının engellenmesi gibi sebeblerle oluşturulan açık cezaevi infaz kurumlarında, iyi hali görülen ve cezasının infazının bitmesine belli bir süre kalan hükümlülerin iyileştirilmesi kapsamında çalıştırılmasına ve meslek edindirilmesine öncelik verilmektedir.<br>Sonuç itibarıyla, kapalı ve açık ceza infaz kurumundan firar eden, açık cezaevinde kalmakta iken kapalı ceza infaz kurumuna iade edilen veya açık ceza infaz kurumuna suç teşkil eden madde sokan hükümlerle ilgili yapılan istatistiki çalışmalar ve mahkum olunan suçun türü de göz önüne alınarak; açık cezaevine hiçbir şekilde gidemeyecek olanlar hariç cezasının belirli bir bölümünü kapalı da geçirdikten sonra açık cezaevine gidebilecek hükümlüler ile yüksek güvenlikli kapalı infaz kurumunda bulunan hükümlüler arasında firar etme sayısı bakımından ayrım yapılmasına ilişkin dava konusu düzenlemede idarenin takdir yetkisine, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Ayrıca; davacı tarafından ileri sürülen diğer iddialarda da yasal isabet bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Üye ...'nun; davacının kapalı ceza infaz kurumundan firar eden bir hükümlü olduğu, dava konusu düzenlemenin ise kapalı ceza infaz kurumundan firar edenlerin yanı sıra açık ceza infaz kurumundan iki kez firar edenleri de kapsadığı, buna rağmen, Daire tarafından uyuşmazlığın, kapalı ceza infaz kurumundan firar edenler ile sınırlı olarak hasren incelenmesinde hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı yönündeki usûle yönelik azlık oyuna karşılık, davacının kapalı ceza infaz kurumundan firar eden bir hükümlü olduğu ve dava dilekçesindeki iddiaların bütünüyle kapalı ceza infaz kurumlarından firar edenler yönünden Yönetmelik'in hukuka aykırı olduğu savına dayandığı dikkate alındığında, dava konusu düzenlemenin hukuka uygunluk denetiminin kapalı ceza infaz kurumlarından firar edenler yönünden hasren yapılması uygun görülerek işin esasına geçildikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Birden fazla suçtan hapis cezası ile cezalandırılan, Bilecik M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta iken 12/12/2011 tarihinde firar eden, hâlihazırda Kocaeli 2 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı tarafından, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin iptali istemiyle 24/03/2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USÛL YÖNÜNDEN:<br>Davalı İdarenin Süre İtirazının İncelenmesi<br>Davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen incelenmesi talep edilerek, açılmamış ise süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında ise, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin, Yönetmelik'in Resmî Gazete'de yayımlandığı 02/09/2012 tarihinden bu yana herhangi bir değişikliğe uğramadığı; ancak davacının kapalı ceza infaz kurumundan firar etmiş bir hükümlü olması nedeniyle anılan bentten dolayı açık ceza infaz kurumuna ayrılamadığı, kapalı ceza infaz kurumunda kaldığı sürece de (firar tarihinden önce kesinleşmiş cezalar ve koşullu salıverilme tarihine kadar kesinleşerek infazına başlanacak cezaların tamamı yönünden) söz konusu Yönetmelik düzenlemesinin davacıya uygulanmaya devam edileceği göz önüne alındığında, davanın süresinde olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Açıklanan nedenle, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.<br><br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un;<br>"İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinde, "infazın temel ilkesi", ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerinin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması;<br>"İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde, "infazın temel amacı", öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olarak açıklanmıştır. <br>"Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak;<br>"Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 9. maddesinde, "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmış;<br>Dava konusu Yönetmelik'in Resmî Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği tarihteki hâliyle "Açık ceza infaz kurumları" başlıklı 14. maddesinde,<br>"(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;<br>a) Kadın açık ceza infaz kurumları,<br>b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,<br>Şeklinde kurulabilir.<br>(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir... " hükmü;<br>14. maddesinin, 15/05/2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 7242 sayılı Kanun'la değişik hâlinde ise,<br>"(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;<br>a) Kadın açık ceza infaz kurumları,<br>b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,<br>Şeklinde kurulabilir.<br>(2) Aşağıdaki hâllerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir:<br>a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar.<br>b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar.<br>c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler.<br>d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar.<br>(3) Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir.<br>(4) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır.<br>(5) Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden;<br>a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler idare ve gözlem kurulu kararıyla,<br>b) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla,<br>c) Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hâkiminin onayıyla,<br>kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler.<br>(6) Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir." hükmü;<br>"Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" başlıklı 89. maddesinde,<br>"(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.<br>(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.<br>(3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır.<br>(4) İdare ve gözlem kuruluna Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile izleme kurulundan katılan üyelere katıldıkları her bir toplantı günü için memur maaş katsayısının (500) rakamı ile çarpılması sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir.<br>(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.<br>(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.<br>(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir." hükmü;<br>"Koşullu salıverilme" başlıklı 107. maddesinde,<br>"(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.<br> (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, Türk Ceza Kanununun;<br>a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde 87, fıkra iki, bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>c) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>d) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105) suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve 105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,<br>f) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>g) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,<br>h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ 339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 1/1/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.<br>(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;<br>a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı,<br>b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,<br>c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,<br>d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,<br>e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz,<br>Yıldır.<br>(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. Ancak, bu süreler;<br>a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,<br>b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,<br>c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,<br>d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,<br>e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki,<br>Yıldır. Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz..." hükmü;<br>"Yönetmelikler" başlıklı 121. maddesinde,<br>"(1) Bu Kanun gereğince çıkarılması gereken yönetmelikler, Cumhurbaşkanı veya ilgili bakanlıklar tarafından çıkarılır." hükmü yer almaktadır.<br> 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. (dava tarihi itibarıyla 6.) fıkrası ile 6352 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, dava ve işbu karar tarihinde yürürlükte olan hâliyle;<br>"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,<br>"(1) Bu Yönetmeliğin amacı, hükümlülerin; doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, kapalı ceza infaz kurumlarından açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına, açık ceza infaz kurumları arası nakillerine ve açık ceza infaz kurumlarından kapalı ceza infaz kurumlarına iadelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." hükmü;<br>"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,<br>"(1) Bu Yönetmelik, kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan tüm hükümlüleri kapsar." hükmü;<br> "Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" başlıklı 8. maddesinde,<br>"(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden;<br>a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar,<br>b) Haklarında ikinci defa tekerrür hükümleri uygulananlar,<br>c) Haklarında iyi hal kararı verilse bile, 5275 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde sayılan eylemlerden dolayı toplam beş ve daha fazla hücreye koyma cezası alıp, son hücreye koyma cezasının kaldırılması üzerinden bir yıl geçmemiş olanlar,<br>ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6 ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar,<br>açık kurumlara ayrılamaz.<br><br><br><br>(2) Ayrıca;<br>a) Koşullu salıverilme kararı geri alınanların, geri alınan cezalarının tamamı,<br>b) Denetimli serbestlik tedbirinin ihlali sonucunda, koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin tamamı,<br>c) Çocuk eğitimevleri hariç, kapalı kurumlardan firar edenler ile açık kurumlardan ikinci kez firar etmiş olanların, firar tarihinden önce kesinleşmiş olan cezaları ve koşullu salıverilme tarihine kadar kesinleşerek infazına başlanacak olan cezalarının tamamı,<br>ç) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince verilen hapsen tazyik veya tazyik hapisleri dışında, diğer kanunlarda düzenlenen tazyik, disiplin veya zorlama hapislerinin tamamı,<br>kapalı kurumlarda infaz edilir. Diğer cezalar, Yönetmelikte aranan koşulların bulunması halinde açık kurumlarda infaz edilebilir.<br>..." kuralına yer verilmiştir. <br>Dava Konusu Düzenlemenin Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Firar Edenler Bakımından İncelenmesi:<br>Dava konusu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihteki hâliyle Anayasa'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.<br>Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.<br>Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.<br>Kanun koyucunun, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesininde, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına (ve 7242 sayılı Kanun değişikliğiyle bu konudaki diğer hususlara) ilişkin esas ve usûllerin yönetmelikle gösterileceği yolunda kural sevk etmek suretiyle davalı Adalet Bakanlığına açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve ayrılmama kriterlerini tespit noktasında takdir yetkisi tanıdığı açıktır. Bununla birlikte, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, takdir yetkisinin kullanımı sınırsız olmayıp hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunmak zorundadır.<br>Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 8. maddesinde "açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" belirlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar, haklarında ikinci defa tekerrür hükümleri uygulananlar, haklarında iyi hâl kararı verilse bile, 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinde sayılan eylemlerden dolayı toplam beş ve daha fazla hücreye koyma cezası alıp, son hücreye koyma cezasının kaldırılması üzerinden bir yıl geçmemiş olanlar ve terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup Yönetmelik'in 6. maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanların açık kurumlara ayrılamayacağı kuralına yer verilmiştir. Dava ve işbu karar tarihindeki hâli ile maddenin 2. fıkrasında ise, 1. fıkrada belirtilen durumlara ek olarak; koşullu salıverilme kararı geri alınanların, geri alınan cezalarının tamamının; denetimli serbestlik tedbirinin ihlali sonucunda, koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin tamamının; çocuk eğitimevleri hariç, kapalı kurumlardan firar edenler ile açık kurumlardan ikinci kez firar etmiş olanların, firar tarihinden önce kesinleşmiş olan cezaları ve koşullu salıverilme tarihine kadar kesinleşerek infazına başlanacak olan cezalarının tamamının; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince verilen hapsen tazyik veya tazyik hapisleri dışında, diğer kanunlarda düzenlenen tazyik, disiplin veya zorlama hapislerinin tamamının kapalı kurumlarda infaz edileceği, diğer cezaların Yönetmelik'te aranan koşulların bulunması hâlinde açık kurumlarda infaz edilebileceği kural altına alınmıştır.<br>5275 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinin incelenmesinden görüleceği üzere; “açık ceza infaz kurumları”, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar olarak; “kapalı ceza infaz kurumları”, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" ise, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmıştır. Buna göre, açık ceza infaz kurumları, çağdaş ceza infaz sistemlerine uygun olarak, hapis cezasının infazı bakımından, hükümlünün suçluluk nedeni, suç sicili, fizik ve ruhsal yeteneği ve sınırları, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâli ve hapis cezasının süresi de dikkate alınarak, iş ve çalışma esasına dayalı olarak kurulmuş olup, bu kurumlarda, hükümlülerin çalışmaları suretiyle iyileştirilmeleri ve meslek edinmeleri sağlanarak topluma yeniden kazandırılmaları amaçlanmıştır. Dolayısıyla, anılan ceza infaz kurumlarında kalacak hükümlülerin durumunun, bu kurumların niteliğiyle bağdaşır şekilde olması, hizmetin doğal sonucu ve gereğidir. <br>Ayrıca, koşullu salıverilme şartlarını düzenleyen kanun koyucu (5275 sayılı Kanun madde 107), hükümlülerin anılan haktan yararlanabilmeleri için iyi halli olmalarının yanı sıra işlenen suçun niteliğine ve mahkum olunan hapis cezasının süresine göre belirlenen asgari sürelerin kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmesi şartlarını birlikte aramış; böylece, genel olarak, hükümlülerin toplumsal hayata katılım sağlamaları anlamına gelen koşullu salıverilmelerini, 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen infazın temel amacı doğrultusunda, hükümlünün yeniden suç işlemeyeceği, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı bulunduğu, özetle ıslah olduğu kanaatinin oluşması koşuluna bağlamıştır.<br>Buna göre, cezalarını açık ceza infaz kurumunda çekebilecek hükümlülerin tespiti aşamasında, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarının nitelik ve koşullarının yanı sıra hükümlülerin işledikleri suçun niteliğinin, mahkum oldukları hapis cezasının süresinin ve ceza infaz kurumundaki tutumlarının (ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyup uymadıkları, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadıkları ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmedikleri, özetle suç işleme psikolojisinden uzaklaşarak kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılılık, toplumsal hayata uyumluluk yönleriyle iyileşme ve iyi hal gösterip göstermedikleri, firar edip etmedikleri gibi hususların) da göz önünde bulundurulması, 5275 sayılı Kanun'un lafzına ve amacına uygun olduğu gibi, açık ceza infaz kurumlarında firara karşı engellerin ve dış güvenlik görevlisinin bulunmadığı dikkate alındığında, kamu yararı ve hizmetin de gereğidir.<br>Başka bir ifadeyle, mevcut hak ve şartlarının iyileşmesi (açık görüş hakkı, mazeret izni, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı olanağı vb.) sonucunu doğurması sebebiyle hükümlüler yönünden ek bir hak olarak kabul edilen açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın, koşullu salıverilerek toplumsal hayata katılım sağlanmadan önceki aşamalardan biri olduğu da gözetildiğinde; hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve ayrılmama kriterlerinin tespitinde, kapalı ceza infaz kurumundan firar edilmemiş olması koşulunun aranmasında, infazın temel amacına, hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, davacı tarafından, dava konusu bentte kapalı kurumlardan bir kez firar edilmesinin açık kurumlara geçişe engel olarak düzenlenmiş iken, açık kurumlardan iki kez firar edilmesinin aynı hukuki sonuca bağlanmasının eşitlik ilkesini ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de; kapalı kurumlarda iç ve dış güvenlik görevlisi bulunduğu ve firara karşı engellerle donatıldığı; açık kurumlarda ise her ikisinin de olmayıp kurum görevlilerinin denetim ve gözetimi ile yetinildiği dikkate alındığında, kapalı kurumlardan firarın, hükümlülerin kaçma iradesi ve çabasının daha fazla olduğunu, toplum yönünden tehlikeliliğin dikkate değer düzeyde bulunduğunu gösterdiği, dolayısıyla anılan kurumlardaki firar eyleminin mahiyetinin hükümlünün iyi hali ve açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya hazır bulunuşluğu yönünden aynı nitelikte kabul edilemeyeceği, kaldı ki 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 5. fıkrası uyarınca açık kurumlarda bulunup da firar eden hükümlülerin de kapalı kurumlara gönderilmesinin Kanun'un amir hükmü olduğu sonucuna varıldığından, davacının iddiasına itibar edilmemiştir.<br>Bu itibarla, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinde davalı idareye verilen yetkiye istinaden, hükümlünün firar edip etmediği hususu dikkate alınmak suretiyle açık ceza kurumlarına ayrılmaya ilişkin getirilen düzenlemeye karşı açılan davanın dayanaktan yoksun olduğu ve reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 8. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin iptali isteminin kapalı ceza infaz kurumundan firar edenler bakımından REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/05/2025 tarihinde usûlde oy çokluğu, esasta oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>
memur