<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2025/2438 E. , 2025/5394 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/2438<br>Karar No : 2025/5394<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br> 2- ... Genel Müdürlüğü<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava Konusu İstem : Dava; ... İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde sivil memur (teknisyen yardımcısı) olarak görev yapan davacının; "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (g) bendi uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, ... isimli şahısla evlilik dışı ilişki yaşadığı, şahsına ait telefonda yaşanan bu ilişkiye dair müstehcen görüntülerin tespit edildiği iddiaları üzerine disiplin soruşturması başlatıldığı; Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının sivil memur olarak görev yaptığı, görevinin ifasıyla ilgili olmayan, daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen özel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu görülen ve meslekî hayatın sınırlarını aşan soruşturmaya konu eylemin; davacının yürüttüğü kamu görevine ne şekilde sirayet ettiği, yerine getirdiği kamu hizmetini hangi yönlerden olumsuz etkilediği, kamusal alana ne şekilde taştığı hususlarının yeterli ve ikna edici gerekçelerle ortaya konulamadığı; eylemin davacının görevde olmadığı bir yer ve zamanda ve toplumdan gizlenerek yapılmış olduğu; alenen işlenmediğinden özel hayat çerçevesinde kaldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; davacının özel hayatının gizliliği hakkına müdahale oluşturduğu açık olan Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemin, Anayasa'nın 20/1. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının" ihlali sonucunu doğurduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; İdare Mahkemesince, davacının iddia edilen eylemlerinin özel hayat kapsamında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; olayın emniyet birimlerine ve adli makamlara intikal ettiği ve davacı hakkında yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ancak davacının yaptığı görevin önem ve niteliği de dikkate alındığında, disiplin cezasına konu eyleminin (3 kişi ile birlikte yapılan eylemin) özel hayat olarak değerlendirilemeyeceği; bu bağlamda, evli iken ... isimli şahısla evlilik dışı ilişki yaşadığı ve bu ilişkiye dair müstehcen görüntülerin bulunduğu; evlilik dışı ilişkinin tehdit, şantaj, zorla alıkoyma ve darba maruz kalmaksızın kendi rızası ile gerçekleştiği ve olayın adli makamlara intikal etmesine sebep olduğu sabit olan davacının eyleminin; ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiili kapsamına girdiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; evlilik dışı, ahlaka aykırı bir hayat sürdüğü iddiasının gerçek dışı olduğu, yaşadığı olayın boşanma aşamasında ve taraflarca ayrı yaşadığı zamanda meydana geldiği, bu aşamada başka bir insanla ilişki kurmasının kendisine ait bir hak olduğu, telefonunda bulunan mahrem görüntülerin kendisi tarafından paylaşılıp çevresine anlatılmadığı, eski eşi tarafından ele geçirilip sızdırılmasa hiç kimsenin böyle bir olaydan haberdar olmayacağı; söz konusu olayın görevde değilken gerçekleştiği için kamu görevine ne şekilde sirayet ettiği, yerine getirdiği kamu hizmetini ne şekilde olumsuz etkilediği ve kamusal alana ne şekilde taştığının gerekçeleriyle ortaya konulamadığı; disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi gerektiği, eyleminin özel hayatın gizliliği kapsamında kaldığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz istemin reddi gerektiği yolundadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br> Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde teknisyen yardımcısı olarak görev yapan davacının; ... isimli şahısla evlilik dışı ilişki yaşadığı, şahsına ait telefonda yaşanan bu ilişkiye dair müstehcen görüntülerin tespit edildiği iddiaları üzerine başlatılan disiplin soruşturmasında; davacının, "... ile normal arkadaş olduklarını, eşine boşanma davası açtıktan sonra ... ile olan arkadaşlık ilişkisinin gönül ilişkisine dönüştüğünü, halen ilişkilerinin devam ettiğini, kimsenin kendisini tehdit edip şantaj uygulamadığını, ... ile birlikte yaşamakta olduklarını, evinde tehdit ya da zorlama ile kalmadığını, .. ile olan görüntülerinin boşanma aşamasında olduğu eşi ...'nin kendi bilgisi ve izni dışında iCloud şifresinin kırılarak uzaktan erişim ile elde ettiği" şeklinde beyanı ve elde edilen görüntüler üzerine davacının, ... isimli şahısla evlilik dışı ilişki yaşadığı, şahsına ait telefonda yaşanan bu ilişkiye dair müstehcen görüntülerin bulunduğu; söz konusu evlilik dışı ilişkinin tehdit, şantaj, zorla alıkoyma ve darba maruz kalmaksızın kendi rızası ile gerçekleştiği iddialarının sübuta erdiği belirtilerek, davacının "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (g) bendi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Özel hayatın gizliliği ve korunması" başlıklı bölümünde yer alan 20. maddesinin 1. fıkrasında; "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükmüne, 90. maddesinin 5. fıkrasında ise; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" başlıklı 8. maddesinde; "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." hükmü ve "Ayrımcılık yasağı" başlıklı 14. maddesinde; "Bu Sözleşme'de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır." hükmü bulunmaktadır.<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124/2. maddesinde; "Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirecek fiil ve haller arasında sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>Disiplin yaptırımları, bir kamu veya özel teşkilat düzenini devam ettirmek, onun verimli, süratli ve yararlı bir biçimde çalışmasını sağlamak, onur ve saygınlığını korumak amacıyla tesis edilmektedir. Özellikle kamu görevi yürüten bireyler açısından disiplin cezalarının amacı, kamu görevlisini görevine bağlamak, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini ve bu suretle kurumların huzurunu temin etmektir. <br> Özel hayat ise; bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri bir alandır. Bu mahremiyet alanı, Devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır.<br> Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesi, "Kişinin Hak ve Ödevleri" kısmında düzenlenmiştir. Doktrinde "negatif statü hakları" adı verilen bu haklar, kişinin devlet tarafından aşılamayacak ve dokunulamayacak özel alanının sınırlarını çizen hak ve hürriyetlerdir. Bu hakka dokunulamamasının yanında, bu hakka ilişkin Devlete yüklenen pozitif görev, koruma yükümlülüğüdür. Yani Devlet, bu hakka hem zarar vermemekle yükümlüdür, hem de gelen tehlikeye karşı -kendisinden gelse dahi- hakkı korumak zorundadır.<br> Özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğine ilişkin bir kamu görevlisi tarafından yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesince verilen Bireysel Başvuru No:2014/16701 sayılı kararda; "...tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir. Ayrıca, Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen haklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran karar alma süreçlerinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı sağlayacak nitelikte usule ilişkin güvenceleri içermesi ve adil olması gerekir." şeklinde belirlemelere yer verilerek, kamu görevlisi olan kişinin "mahrem alanı" ile sürdürdüğü "kamu görevi" arasındaki hassas sınırın aşılmasının engellenmesi amacıyla idarelerin ölçülü davranmaları, bu durumlarda fiilin kamu görevine etkisi yönünden irdelenmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. <br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve atıf yapılan yargı kararı dikkate alındığında, davacıya isnat edilen fiilin, kamu görevlisinin yaptığı iş ile ilgisinin ortaya konulması ve davacının bu fiili nasıl ve ne şekilde gerçekleştirerek "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında olduğunun saptanması ve bu halin kamu görevine etkisinin açıkça ortaya konulması gerektiği sonucuna varılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta; davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı tarafından, eşine karşı ... tarihinde ... Aile Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına boşanma davası açıldığı, ... ile olan ilişkisine dair görüntülerinin boşanma aşamasında olduğu eşi ...'nin, davacının bilgisi ve izni dışında iCloud şifresinin kırılarak uzaktan erişim ile elde edildiği, davacının kendisi tarafından üçüncü kişilerle paylaşılmadığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığına ... hakkında yapılan suç duyurusu üzerine söz konusu görüntülerin gündeme geldiği ve sonrasında davacı hakkında disiplin soruşturmasının yapıldığı, olayın davacının kamu görevlisi olmasından bağımsız bir nitelik taşıyan özel yaşam alanında vuku bulduğu anlaşılmaktadır. <br>Diğer yandan, disiplin cezasına konu eylem tarihinde, davacının başka bir eylem nedeniyle görevden uzaklaştırılmış olduğu, davacıya isnat edilen fiillerin herhangi bir kamu görevinin yürütüldüğü esnada işlenmediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; davacının, görevinin ifasıyla ilgili olmayan, tamamen özel hayat sınırları dahilinde gerçekleşen ve disiplin hukukunu ilgilendiren yönü açıkça ortaya konmayan fiilinin, bir disiplin suçu olarak değerlendirilmesi ve davacıya "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediği gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasının (g) bendi uyarınca Devlet memurluğundan "çıkarma cezası" verilmesinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan, "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının" ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br> (X) KARŞI OY :<br>Davacının temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br> (XX) KARŞI OY :<br> 7068 sayılı Kanun geçici 1. ve 9. maddeleriyle, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak, 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.<br> 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.<br>Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 76. maddesi ve bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Eylem tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuatta, davacının fiili yüz kızartıcı suç olarak belirlenmemiş, mevzuatta yer alan yüz kızartıcı suçtan dolayı davacı hakkında mahkumiyet kararı olmadığı da anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; mevcut mevzuat uyarınca davacının fiili yüz kızartıcı hal ve davranışlar kapsamında olmadığından, Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile kararın bozulması gerektiğinden, gerekçe yönünden karara katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
memur