<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/5229 E. , 2025/7809 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2024/5229<br>Karar No : 2025/7809 <br><br> DAVACI : ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Yenişehir hakimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖPDY ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY ile irtibatının bulunmadığı, kimseden talimat almadığı, 7 yıllık meslek hayatında sadece 2 tane kararının soruşturmaya konu edildiği, bu kararların tamamen hakimlik mesleğinin icrası kapsamında verildiği, aynı eylemleri nedeniyle hem örgüt üyeliğinden dolayı hem de görevi kötüye kullanmaktan dolayı iki ayrı ceza davası açıldığı, idari yönden de aynı eylemleri nedeniyle hem örgüt üyeliği bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararıyla meslekten çıkarıldığı hem de dava konusu işlemle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarıldığı iddia edilmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının FETÖ/PDY'nın amaç ve menfaatleri doğrultusunda karar vererek mesleğin şeref ve onurunu zedelediği, aynı eylem nedeniyle mükerrer ceza verilmesinin söz konusu olmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada suçu sabit görülerek 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası aldığı ayrıca örgüt üyeliği nedeniyle 667 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu işlemin ise hakimlik mesleğini tarafsız ve bağımsız olarak değil de yargısal faaliyetin dışına çıkarak örgütsel saikle icra etmesi suretiyle mesleğin şeref ve onurunu zedelediği, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle tesis edildiği, bu eylemi nedeniyle ayrıca görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...NIN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. <br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinde ;"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br> Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br> Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.<br>"hükmüne yer verilmiştir.<br> Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden davacının,mensubu olduğu FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin yürütülen soruşturmalarda Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan taleplere ilişkin verdiği kararlarda görevini kötüye kullandığı, Bursa TEM şubesinin FETÖ/PDY ile iltisaklı infaz koruma memurlarına yapacağı bir operasyon sırasında, sabah saat 09:00 civarında arama ve bilgisayar kütüklerinde inceleme talebini saat 16:45 sıralarında, benzer mahiyette başka bir operasyonda ise vicdani kanaat oluşmadığı ve FETÖ/PDY’nin silahlı terör örgütü olduğuna dair verilmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından bahisle tüm taleplerin reddine karar verdiği anlaşılmıştır.<br>İncelenen soruşturma dosyasından, davacının soruşturmaya konu eylemlerin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğunun sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Hakimler ve Savcılar Kurulu... Dairesinin ... gün ve ... soruşturma izni verilmesi teklifi, Kurul Başkanının 17/05/2019 tarihli 'Olur"u ile Teftiş Kurulu Başkanılığının ... gün ve ...görev emri uyarınca davacı hakkında soruşturmaya başlanılmıştır.<br>Yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 24/12/2019 tarihli soruşturma raporunda davacı hakkında; "Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak, Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık’ suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan talimat evrakında CMK 116. ve 134. maddeleri uyarınca şüphelilerin ikametgâh ve bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasının talep edilmesi üzerine,<br>Yenişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin ... değişik iş sayılı dosyasında; ilgili tarafından 20.04.2016 tarihinde “5237 sayılı TCK’nin 314 maddesinde silahlı terör örgütünün kurulmasının ve yönetilmesinin suç olarak düzenlendiği, ayrıca özel kanun olan 3713 sayılı yasanın 7. maddesinde; "Cebir ve şiddet kullanarak"; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit yöntemi ile 1. maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere terör örgütü kuranların, yönetenlerin ve üye olanların TCK'nın 314. maddesine göre cezalandırılacağının düzenlendiği, her iki yasaya ilişkin hükümlerde; terör örgütünden bahsedebilmek için "Cebir ve şiddet" unsurunun bulunması gerektiği, ayrıca 3713 sayılı yasanın TCK'nın 314. maddesine yaptığı atıfta terör örgütünün "silahlı" olması gerektiği, "cebir ve şiddet", "silah" ve kanunda tanımlanan "terör" kapsamına giren eylemler bakımından CMK'nın 116. maddesinin aradığı anlamda "makul şüphe" kapsamında hâkimliğimizde herhangi bir vicdani kanaatin oluşmadığı, talep üst yazısına ekli evraklarda cebir ve şiddet, silah ve diğer terör eylemlerine ilişkin makul şüphe kapsamında herhangi bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı anlaşılmakla; her iki şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üyelik suçu bakımından talebin reddine” karar verildiği, bu karara karşı Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazı da aynı gerekçeler ile reddettiği,<br>Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında, şüpheliler hakkında Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmaları iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında tutuklama/adli kontrol istemiyle sevk edilmesi üzerine Yenişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin 2016/55 ve 56 sorgu sayılı dosyalarında ise 05.08.2016 tarihinde şüphelilerin FETÖ/PDYsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanma ve adli kontrol altına alınma talepleri hakkında verdiği kararlarda; “5237 sayılı yasanın 314/1. maddesinde; devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlan işlemek amaçlı silahlı örgüt kuranın veya yönetenin cezalandırılacağının, aynı yasanın 2. fıkrasında; birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanların da cezalandırılacağının düzenlendiği, <br>Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan olan ve anayasayı ihlal başlığı altında TCK'nın 309/1. maddesinde cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzenin ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenlerin cezalandırılacağının düzenlendiği,<br>Yine yasama organına karşı suç başlıklı TCK'nın 311. maddesinde; cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edenlerin cezalandırılacağının düzenlendiği, <br>Anayasal rejimlerde, parlamenter sistemlerde, demokratik yol ve yöntemlerle seçilmiş meşru siyasal iktidarların; yine demokratik, halkın iradesini şeffaf ve her türlü baskıdan uzak bir şekilde doğrudan yansıtan hukuki yol ve yöntemlerle değiştirilebileceği, bu hukuki kabulün aksine olan eylemlerin TCK'nın 309, 314, 311, 312. maddelerinde suç olarak öngörüldüğü,<br> 15 Temmuz 2016 günü akşamı 16 Temmuz 2016 gecesinde meydana gelen, televizyon ekranlarında canlı olarak görüntülenen olaylar, eylemler dikkate alındığında; TCK'nın 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgütün varlığına dair ciddi şüphe ve emarelerin mevcut olduğu, <br>Ancak öncelikle; bu örgütü kuranların, yönetenlerin, bu örgüte üye olanların kimler olduğu, bu örgütün kim ya da kimlerden oluştuğu, aidiyetlerinin, mensubiyetlerinin olup olmadığı, var ise aralarındaki koordineli, organizeye dayalı ilişkisinin bağlantılarının neler olduğu, fikir ve eylem birliği içinde olup olmadıkları hususlarının hukuki anlamda; hukukun sonuç bağladığı deliller arasındaki hukuksal illiyet bağları kurularak tespitinin yapılması gerektiğinin hukuki olarak elzem olduğu,<br>Bu hususların tespiti yapılmadan hukuki temelden yoksun zan, ihtimal, varsayım, herhangi bir somut delile dayanmayan kanaat üzerinden yorum ve değerlendirmelerin yapılmasının hukuk güvenliğini ağır bir şekilde zedeleyeceği ve kutuplaşmalara yol açarak toplumsal barışı ağır bir şekilde zarara uğratacağı,<br>İş bu dosyaya yansımamakla birlikte; 15 Temmuz 2016 gününün akşam ve 16 Temmuz 2016 gününün gecesinde yaşanan olaylara bakıldığında; TCK'nın 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüte dair ciddi şüphe ve emarelerin mevcut olduğu, ancak hukuki olarak Fethullahçı silahlı terör örgütünden bahsedebilmek için TCK'nın 314. maddesinde belirtilen silahlı örgütü kuranların yönetenlerin, üyelerinin her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı ve hukukun hukuki sonuç bağladığı şekilde Fetullah Gülen ile olan irtibatlarının ve suç konusu olan eylemleri Fetullah Gülen'in talimatlarıyla yaptıklarının tespit edilmesi, aralarında Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da dikkate alınarak bir kodlama, belli bir organize içinde koordinenin var olup olmadığının saptanması, her birisinin fikir ve eylem birliği içinde TCK'nın 314, 312, 311, 309. maddelerinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediklerinin belirlenmesi gerektiği,<br> TCK'nın 314. maddesinde belirtilen silahlı örgütün varlığına dair başlatılan adli soruşturmaların devam ediyor olması tüm Türkiye Mahkemelerince verilmiş henüz bir terör örgütü kararının olmadığı, <br>Adli soruşturmalar neticesinde TCK’nın 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgütün varlığının, kuranlarının, yönetenlerinin ve üyelerinin Fethııllah Gülen'in talimatlarıyla oluşturulduğunun ve anayasal düzene, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar bölümünde yer alan suçların Fetullah Gülen ve takipçileri tarafından işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin varlığı ihtimalinde dahi silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve üyelik suçundan adli kontrol altına alınmaları istenilen şüphelilerin; TCK’nın 4 ve 5. bölümünde yer alan suçları işlemek amacıyla TCK’nın 314. maddesinde öngörülen silahlı örgütü kurduklarına, yönettiklerine veya üye olduklarına dair soruşturma dosyasına yansıyan kuvvetli suç şüphesine dayanan herhangi bir somut delilin mevcut olmadığı vicdani kanaatine ulaşıldığı, fikir ve eylem birliği içinde dahi TCK’nın 312, 311, 309, 314. maddelerinde düzenlenen suçları işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil ve sebeplerin olduğuna dair Hâkimliğimizde vicdani bir kanaatin oluşmadığı” gerekçesiyle taleplerin reddine karar verdiği, Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca kararlara karşı yapılan itirazları da aynı gerekçelerle reddettiğinin anlaşıldığı " gerekçesiyle davacının meslekten çıkarılması ve hakkında kovuşturma yapılması teklif edilmiştir. <br>Soruşturma raporundaki teklif doğrultusunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla davacının eyleminin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülerek 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve karar verilmiştir.<br>Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu...Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. <br> UYAP ortamında yapılan incelemede, soruşturmaya konu eylemleri nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan yapılan yargılama sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının 8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 06/07/2020 tarih ve E:2016/56701, K:2020/3157 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/12/2021 tarih ve E:2021/859, K:2021/3172 sayılı kararıyla ret edilerek kararın kesinleştiği görülmüştür. <br>Diğer yandan, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan kovuşturma sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay ...Ceza Dairesinin E:... dosyasında derdest olduğu anlaşılmıştır.<br>B) İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. Fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.<br>" hükmüne yer verilmiştir.<br>Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. <br><br>C) İNCELEME VE GEREKÇE:<br> Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Bakılan uyuşmazlıkta, davacı tarafından yargı mensubu olarak görev yapmakta iken verdiği kararların, tamamen hakimlik mesleğinin icrası kapsamında verildiği, kimseden talimat almadığı iddia edilmiş ise de; karar içeriklerine bakıldığında, FETÖ/PDY tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişiminde bulunulduğu bilindiği halde, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin yürütülen soruşturmalarda Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan taleplere ilişkin verdiği kararlarda, Bursa TEM şubesinin FETÖ/PDY ile iltisaklı infaz koruma memurlarına yapacağı bir operasyon sırasında, sabah saat 09:00 civarında arama ve bilgisayar kütüklerinde inceleme talebini saat 16:45 sıralarında ele alarak talepleri reddettiği , benzer mahiyette başka bir operasyonda ise vicdani kanaat oluşmadığı ve FETÖ/PDY’nin silahlı terör örgütü olduğuna dair verilmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından bahisle tüm taleplerin reddine karar verdiği, FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak görülmesinin zan, ihtimal ve varsayımdan ibaret olduğu ve toplumsal barışı ağır bir şekilde zarara uğratacağı şeklinde gerekçeye yer verdiği, öte yandan, soruşturmaya konu eylemleri nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan yapılan yargılama sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile suçu sabit görülerek 8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. <br>Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkındaki ceza dosyasında ortaya konulan deliller birlikte incelendiğinde, davacının, kendisine isnat edilen eylemleri ile FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda eylem ve işbirliği içerisinde hareket ettiği ve bu yönüyle eylemlerinin kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>D) KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle; <br> 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,<br> 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br><br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
memur