<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/5960 E.  ,  2025/7644 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2021/5960<br>Karar No : 2025/7644<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; davacının hakkındaki tespitler nedeniyle FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarıldığı görüldüğünden, dava konusu işlemin tesisine yönelik söz konusu tespitlerin, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmesinden; davacının 11.03.2020 tarihinde boşandığı eski eşi Ş.S'nin 2010-2016 yılları arasında FETÖ/PDY'ye müzahir Özel Karşıyaka Dershanesi'nde SGK kaydının bulunduğu iddiası; anılan şahsın 01.08.2005-10.11.2006 tarihleri arasında müzahir dershanede çalıştığı ancak UYAP Entegrasyon Ekranları üzerinden yapılan SGK kaydı sorgulamasında 28.09.2009 tarihinden itibaren ve halen Doğu Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü'nde gümrük muayene memuru olarak görev yaptığı, davacının eski eşi Ş.S'nin Asya Katılım Bankası İzmir Şubesi'nde 05.10.2005'te hesap açtırdığı ve bu hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu iddiası; TMSF tarafından gönderilen ilgili bankaya ait hesap dökümleri incelendiğinde bahse konu hesabın 07.08.2008'den itibaren pasif olduğu ve bankacılık işlemi yapılmadığı, davacının tek kardeşi F.A.'nın Asya Katılım Bankası Etlik Şubesi'nde 18.02.2014'te hesap açtırdığı, bu hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu ve hesapta bakiye bilgisi bulunduğu iddiası; davacının kardeşi F.A. hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeliğinden dolayı ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Sor. No:... no'lu dosyasından yürütülen soruşturma sonucunda iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, kovuşturma sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile "her ne kadar sanık F.A.'nın Bank Asya'da talimat dönemlerine denk gelir hesap hareketlerinin olduğu görülse de sanığın örgütsel talimatla para yatırdığı iddiasını ve suç oluştuğu kanaatini destekleyecek bağımsız tanık anlatımı gibi maddi bulgular mevcut olmadığından dosya kapsamı ve delil durumuna göre silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun oluşmadığı kanaatine varıldığı, dolayısıyla sağın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine" karar verildiği, UYAP Entegrasyon Ekranları üzerinden yapılan SGK kaydı sorgulamasında da davacının kardeşi F.A.'nın halihazırda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yaptığı, davacının Asya Katılım Bankası Bornova Şubesi'nde 06.07.2011'de açtığı hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu, hesapta bakiye bilgisi bulunduğu ve FETÖ liderinin talimatı sonrası yüklü artış olduğu iddiası; TMSF tarafından gönderilen ilgili bankaya ait hesap dökümleri incelendiğinde bahse konu ... no'lu hesabın 06.07.2011'de açıldığı ve 03.07.2015'de kapatıldığı, dosyada mevcut olan Asya Katılım Bankası 18.07.2011 tarihli Bireysel Konut Kredi Sözleşmesi ve Eki Geri Ödeme Planı'na göre bahse konu hesapta genel olarak ev taksidi/proje geri ödemelerinin, bazen de sigorta poliçe ödemesi, kart borcu ödemesi açıklamalı hesap hareketlerinin olduğu, bu hesaba 14.02.2014'de M.K. tarafından 900 USD+17.650 USD yatırıldığı ve davacı tarafından da toplam 18.550 USD'nin 07.03.2014'te çekildiği görülmüş olup, davacı tarafından bu miktara ilişkin olarak yapılan açıklamada 2014 yılında Gölcük'teki bir evi satın almak için borç istemesi üzerine bacanağı olan M.K.'nın bu tutarı hesabına gönderdiği, bu işlemin aynı banka içinde para transferi olduğu, hesaba dışarıdan ve ekstra bir para girişi olmadığı ileri sürüldüğünden, Mahkememizce yapılan ara kararı üzerine TMSF tarafından gönderilen hesap bilgileri ve hareketlerine ilişkin belgeler incelendiğinde, söz konusu tutarın M.K.'nın Asya Katılım Bankası'nın ... şube kodlu, ... no'lu hesabından gönderildiği, dolayısıyla aynı banka içerisinde bir para transferi işlemi olduğu, gönderilen bu tutarında davacı tarafından 07.03.2014'te çekildiği, davacının FETÖ/PDY'nin TSK'da etkin olduğu dönemde, örgütle iltisaklı sicil amirlerince sicilen desteklenmesinin FETÖ/PDY ile iltisakı konusundaki kanaatleri destekler mahiyette olduğu iddiasına ilişkin olarak Mahkememizin 04.02.2020 ve 09.06.2020 tarihli ara kararları ile davalı idareden, bu hususu açıklığa kavuşturacak şekilde gerekli açıklamanın yapılarak, dayanağı olan tüm bilgi ve belgelerin (sicil amirleri, sicil notları vb.) gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği ancak bu iddiayı ispata dair herhangi bir bilgi ve belge gönderilmediği, UYAP üzerinden yapılan sorgulamalarda ise davacı hakkında herhangi bir adli soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı, davacının eski eşi Ş.S. hakkında ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. no'lu dosyasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan şüpheli sıfatıyla soruşturma yürütüldüğü, soruşturmanın durumuna ve akıbetine (kovuşturma aşamasına geçilip geçilmediği, karar verilip verilmediği hususlarına) ilişkin olarak yapılan ara kararı üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'nun 20.02.2020 tarihli cevabi yazı ile soruşturmanın halen devam etmekte olduğunun bildirildiği, davacı ve yakınları hakkındaki söz konusu tespitlere ilgili olarak Mahkememizce yapılan 09.06.2020 tarihli ara kararına cevaben Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 24.06.2020 tarihli yazı ekinde gönderilen davacı ve yakın aile bireyleri hakkında yapılan veri havuzu ve Bylock CBS sorgulaması sonucu tanzim edilen tutanakta; davacının eski eşi ve kardeşi hakkında (yukarıda yer verilen) soruşturmalara ilişkin kayıtların bulunduğu, davacı ve aile bireylerinin KOM Daire Başkanlığı ve bağlı birimler tarafından yürütülen soruşturmaya konu şirketlerde ortak - yöneticilik kaydına ve bylock kullanılan cihazlara ait abonelik bilgilerini içerir listelerde kayıtlarına rastlanılmadığının bildirildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının eski eşi Ş.S.'nin Bank Asya'da hesabı olduğu ve 01.01.2014 tarihi sonrası hesabın aktif olduğu ile müzahir şirkette 2010-2016 arası kaydının bulunduğuna yönelik tespitlerin; bahse konu hesabın 2008'den sonra pasif olması ve anılan şahsın da 2009'dan bu yana kamu görevlisi olarak çalışması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı, davacının kardeşi F.A.'nın Bank Asya'da 01.01.2014 tarihi sonrası hesap açması ve hesabında artış olmasına yönelik iddianın; anılan şahsın söz konusu suçlamadan dolayı yargılandığı ve üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, hali hazırda da kamu görevlisi olarak çalıştığı dikkate alındığında sübuta ermediği, davacının şahsına yönelik iddia ve tespitlerin ise; davacının Bank Asya'da hesabı olduğu sabit olmakla birlikte söz konusu hesabın konut kredisi çekilmesine istinaden 2011'de açıldığı ve hesap hareketliliğinin genel olarak (M.K. tarafından 14.02.2014'de yatırılan tutar dışında) ev taksidi/kredi geri ödemesi şeklinde olduğu, söz konusu hesaba davacının bacanağı olan M.K. tarafından 14.02.2014'de yatırılan tutarın ise aynı banka içerisinde bir para transferi işlemi olduğu ve davacı tarafından kısa süre sonra 07.03.2014'te çekildiği, davacının kuruma verdiği ve dava dosyasında mevcut mal beyanı dilekçeleri incelendiğinde ise; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü liderinin Bank Asya'yı destekleme yönelik talimatı sonrası örgüt üyelerinin ev, araba, takı gibi malvarlıklarını nakte çevirerek ve hatta diğer bankalardan kredi çekerek Bank Asya'ya yatırdığının bilindiği ve ceza yargılamasına ilişkin yargı kararlarında da ifade edildiği, davacının mal beyanı dilekçelerinde yazılı olduğu üzere 17.02.2014'de 21.000,00-TL - 07.05.2014'de 66.000,00-TL'ye araçlarını sattığı ve altınlarının bulunduğu ancak anılan dönemde ilgili bankaya yatırılmadığının görüldüğü, FETÖ/PDY'nin TSK'da etkin olduğu dönemde, örgütle iltisaklı sicil amirlerince sicilen desteklendiğinin de davalı idarece somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı hususları göz önüne alındığında, hakkında herhangi bir adli soruşturma ve kovuşturma bulunmayan, dernek, sendika üyeliği ile bylock kaydına rastlanılmayan, örgütle ilişkisi olduğuna, örgütsel toplantılara katıldığına, sabit ve kontörlü hatlardan ardışık olarak arandığına ilişkin hukuken kabul edilebilir tespitler bulunmayan davacının, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden (18.04.2019) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, dava konusu olayda, her ne kadar, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik veya benzeri suçlamalar ile açılmış herhangi bir ceza soruşturması veya ceza davası bulunmamakta ise de; davacının kamu görevine son verilmesine dayanak teşkil eden KHK hükmünde, terör örgütleri veya MGK'ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın "sübut" derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı, bu yapı, oluşum ve gruplar ile üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü, bu değerlendirmenin de ilgilinin cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece davalı idare bünyesinde kalmasının uygun olup olmadığına ilişkin olarak yapılacağı kuşkusuz olup, uyuşmazlık konusu idari işlemin de davalı idarece yapılan değerlendirmeler neticesinde, davacının iltisak veya irtibatının bulunduğu yönünde oluşan kanaate dayandığı, davalı idarece sunulan bilgi ve belgelere bakıldığında, davacının Bank Asya'da bulunan hesabında FETÖ liderinin talimatı sonrası yüklü artış olduğu, eşi Ş.S. ve tek kardeşi F.A.'nın da aynı şekilde Bank Asya'da hesaplarının bulunduğu, davacının örgütle iltisaklı sicil amirlerince desteklendiği kanaatinin hasıl olduğu, yakınlarının da örgütle iltisaklı olduğunun belirtildiği görülmüş olup, anılan hususların varlığı karşısında idareyi bu yönde değerlendirme yapmaya sevk eden sebeplerin haksızlığından söz edilemeyeceğinin açık olduğu, bu itibarla, dava konusu işlemin cezai bir müeyyide niteliğinde olmayıp, ülke genelinde olağanüstü hal ilanına neden olan darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün oluşturduğu tehdidin tamamen sonlandırılmasını sağlamaya dönük idari bir tedbir olduğu, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen davacı hakkında 375 sayılı KHK'nin geçici 35. maddesi uyarınca işlem tesisi için anılan suçlamalarla alakalı bir mahkumiyet hükmünün bulunmasının gerekli olmadığı, davacının kamu görevinden çıkarılmasına sebep olan ve yukarıda aktarılan süreç ve faaliyetler göz önünde bulundurulduğunda idarece haiz olunan takdir yetkisinin etkili bir şekilde kullanılmasının, ölçülülük ilkesini ihlal edecek genişlikte ve hakkın özünü zedeleyecek bir uygulama şeklinde değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, usule uygun olarak savunma hakkı tanınması üzerine savunması alınan davacı hakkında davalı idarece ilgili tedbirlere yönelik olarak kullanılan takdir ve değerlendirme yetkisi kapsamında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulüne, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, hakkındaki iddiaların sübuta ermediği, bu hususun somut delillerle anlaşıldığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br><br>MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br>Davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br>Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.<br>Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.<br> Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak, davacının Asya Katılım Bankası Bornova Şubesi'nde 06.07.2011'de açtığı hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu, hesapta bakiye bilgisi bulunduğu ve FETÖ liderinin talimatı sonrası yüklü artış olduğu, davacının eşi Ş.S'nin 2010-2016 yılları arasında FETÖ/PDY'ye müzahir Özel Karşıyaka Dershanesi'nde SGK kaydının bulunduğu, eşi Ş.S'nin Asya Katılım Bankası İzmir Şubesi'nde 05.10.2005'te hesap açtırdığı, bu hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu, tek kardeşi F.A.'nın Asya Katılım Bankası Etlik Şubesi'nde 18.02.2014'te hesap açtırdığı, bu hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu ve hesapta bakiye bilgisi bulunduğu, FETÖ/PDY'nin TSK'da etkin olduğu dönemde, örgütle iltisaklı sicil amirlerince sicilen desteklenmesinin FETÖ/PDY ile iltisakı konusundaki kanaatleri destekler mahiyette olduğu ve ayrıca yakınlarının da örgütle iltisaklı olduğu bu nedenle davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği anlaşılmıştır.İdare Mahkemesince bu tespitlerin içeriğine ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ya da iltisaklı olup olmadığına yönelik ilgili yerlerden ara kararlar ile bilgi ve belgelerin istenildiği görülmüştür.<br> Dava konusu işlemin tesisine yönelik söz konusu tespitlerin, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmesinden; davacının 11.03.2020 tarihinde boşandığı eski eşi Ş.S'nin 2010-2016 yılları arasında FETÖ/PDY'ye müzahir Özel Karşıyaka Dershanesi'nde SGK kaydının bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; anılan şahsın 01.08.2005-10.11.2006 tarihleri arasında müzahir dershanede çalıştığı ancak UYAP Entegrasyon Ekranları üzerinden yapılan SGK kaydı sorgulamasında 28.09.2009 tarihinden itibaren ve halen Batı Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü'nde gümrük muayene memuru olarak görev yaptığı, davacının eski eşi Ş.S'nin Asya Katılım Bankası İzmir Şubesi'nde 05.10.2005'te hesap açtırdığı ve bu hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu iddiası ile ilgili olarak; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gönderilen ilgili bankaya ait hesap dökümleri incelendiğinde bahse konu hesabın 07.08.2008'den itibaren pasif olduğu ve bankacılık işlemi yapılmadığı, davacının tek kardeşi F.A.'nın Asya Katılım Bankası Etlik Şubesi'nde 18.02.2014'te hesap açtırdığı, bu hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu ve hesapta bakiye bilgisi bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; davacının kardeşi F.A. hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeliğinden dolayı ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Sor. No:... no'lu dosyasından yürütülen soruşturma sonucunda iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, kovuşturma sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile "her ne kadar sanık F.A.'nın Bank Asya'da talimat dönemlerine denk gelir hesap hareketlerinin olduğu görülse de sanığın örgütsel talimatla para yatırdığı iddiasını ve suç oluştuğu kanaatini destekleyecek bağımsız tanık anlatımı gibi maddi bulgular mevcut olmadığından dosya kapsamı ve delil durumuna göre silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun oluşmadığı kanaatine varıldığı, dolayısıyla sağın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine" karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, UYAP Entegrasyon Ekranları üzerinden yapılan SGK kaydı sorgulamasında da davacının kardeşi F.A.'nın halihazırda uzman doktor olarak Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yaptığı, davacının Asya Katılım Bankası Bornova Şubesi'nde 06.07.2011'de açtığı hesabın 01.01.2014 sonrası aktif olduğu, hesapta bakiye bilgisi bulunduğu ve FETÖ liderinin talimatı sonrası yüklü artış olduğu iddiası ile ilgili olarak; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gönderilen ve dosya kapsamında bulunan ilgili bankaya ait hesap dökümleri incelendiğinde bahse konu ... no'lu hesabın 06.07.2011'de açıldığı ve 03.07.2015'de kapatıldığı, dosyada mevcut olan Asya Katılım Bankası 18.07.2011 tarihli Bireysel Konut Kredi Sözleşmesi ve Eki Geri Ödeme Planı'na göre bahse konu hesapta genel olarak ev taksidi/proje geri ödemelerinin, bazen de sigorta poliçe ödemesi, kart borcu ödemesi açıklamalı hesap hareketlerinin olduğu, bu hesaba 14.02.2014'de M.K. tarafından 900 USD+17.650 USD yatırıldığı ve davacı tarafından da toplam 18.550 USD'nin 07.03.2014'te çekildiği görülmüş olup, davacı tarafından bu miktara ilişkin olarak yapılan açıklamada 2014 yılında Gölcük'teki bir evi satın almak için borç istemesi üzerine bacanağı olan M.K.'nın bu tutarı hesabına gönderdiği, bu işlemin aynı banka içinde para transferi olduğu, hesaba dışarıdan ve ekstra bir para girişi olmadığı ileri sürüldüğünden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ara kararı üzerine gönderilen hesap bilgileri ve hareketlerine ilişkin belgeler incelenmesi netiesinde, söz konusu tutarın M.K.'nın Asya Katılım Bankası'nın 208 şube kodlu, 1104705 no'lu hesabından gönderildiği, dolayısıyla aynı banka içerisinde bir para transferi işlemi olduğu, gönderilen bu tutarında davacı tarafından 07.03.2014'te çekildiği; davacının FETÖ/PDY'nin TSK'da etkin olduğu dönemde, örgütle iltisaklı sicil amirlerince sicilen desteklenmesinin FETÖ/PDY ile iltisakı konusundaki kanaatleri destekler mahiyette olduğu iddiasına ilişkin olarak İdare Mahkemesinin 04.02.2020 ve 09.06.2020 tarihli ara kararları ile davalı idareden, bu hususu açıklığa kavuşturacak şekilde gerekli açıklamanın yapılarak, dayanağı olan tüm bilgi ve belgelerin (sicil amirleri, sicil notları vb.) gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği ancak bu iddiayı ispata dair herhangi bir bilgi ve belge gönderilmediği, UYAP üzerinden yapılan sorgulamalarda ise davacı hakkında herhangi bir adli soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı, davacının eski eşi Ş.S. hakkında ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. no'lu dosyasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan şüpheli sıfatıyla soruşturma yürütüldüğü, soruşturmanın neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturma ya yer olmadığına karar verildiği, davacı ve yakınları hakkındaki söz konusu tespitlere ilgili olarak İdare Mahkemesince yapılan 09.06.2020 tarihli ara kararına cevaben Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 24.06.2020 tarihli yazı ekinde gönderilen davacı ve yakın aile bireyleri hakkında yapılan veri havuzu ve Bylock CBS sorgulaması sonucu tanzim edilen tutanakta; davacının eski eşi ve kardeşi hakkında (yukarıda yer verilen) soruşturmalara ilişkin kayıtların bulunduğu, davacı ve aile bireylerinin KOM Daire Başkanlığı ve bağlı birimler tarafından yürütülen soruşturmaya konu şirketlerde ortak - yöneticilik kaydına ve bylock kullanılan cihazlara ait abonelik bilgilerini içerir listelerde kayıtlarına rastlanılmadığının bildirildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının eski eşi Ş.S.'nin Bank Asya'da hesabı olduğu ve 01.01.2014 tarihi sonrası hesabın aktif olduğu ile müzahir şirkette 2010-2016 arası kaydının bulunduğuna yönelik tespitlerin; bahse konu hesabın 2008'den sonra pasif olması ve anılan şahsın da 2009'dan bu yana kamu görevlisi olarak çalışması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı, davacının kardeşi F.A.'nın Bank Asya'da 01.01.2014 tarihi sonrası hesap açması ve hesabında artış olmasına yönelik iddianın; anılan şahsın söz konusu suçlamadan dolayı yargılandığı ve üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, hali hazırda da kamu görevlisi olarak çalıştığı dikkate alındığında iddiaların sübuta ermediği, davacının şahsına yönelik iddia ve tespitlerin ise; davacının Bank Asya'da hesabı olduğu sabit olmakla birlikte söz konusu hesabın konut kredisi çekilmesine istinaden 2011'de açıldığı ve hesap hareketliliğinin genel olarak (M.K. tarafından 14.02.2014'de yatırılan tutar dışında) ev taksidi/kredi geri ödemesi şeklinde olduğu, söz konusu hesaba davacının bacanağı olan M.K. tarafından 14.02.2014'de yatırılan tutarın ise aynı banka içerisinde bir para transferi işlemi olduğu ve davacı tarafından kısa süre sonra 07.03.2014'te çekildiği, davacının kuruma verdiği ve dava dosyasında mevcut mal beyanı dilekçeleri incelendiğinde ise; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü liderinin Bank Asya'yı destekleme yönelik talimatı sonrası örgüt üyelerinin ev, araba, takı gibi malvarlıklarını nakte çevirerek ve hatta diğer bankalardan kredi çekerek Bank Asya'ya yatırdığının bilindiği ve ceza yargılamasına ilişkin yargı kararlarında da ifade edildiği, davacının mal beyanı dilekçelerinde yazılı olduğu üzere 17.02.2014'de 21.000,00-TL - 07.05.2014'de 66.000,00-TL'ye araçlarını sattığı ve altınlarının bulunduğu ancak anılan dönemde ilgili bankaya yatırılmadığının görüldüğü, FETÖ/PDY'nin TSK'da etkin olduğu dönemde, örgütle iltisaklı sicil amirlerince sicilen desteklendiğinin de davalı idarece somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı hususları göz önüne alındığında, hakkında herhangi bir adli soruşturma ve kovuşturma bulunmayan davacının, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Dava konusu işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden (18.04.2019) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>

memur