<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/10598 E. , 2025/8434 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/10598<br>Karar No : 2025/8434<br><br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin...tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile ... Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan davada, ... tarih ve E:... K... sayılı karar ile beraatine karar verildiği belirlendiğinden, bu kapsamda davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan beraat ettiği ve hakkında Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik herhangi bir somut bilgi ve belgenin de mevcut olmaması karşısında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B-8 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, hukuka aykırı bulunan işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iade edilmesinin de Anayasal ve yasal bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, mahrum kalınan özlük haklarının davacıya iadesine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri Dairelerince de uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olduğu, mevzuata uygun şekilde davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; Devlete sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecek bir davranışının bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:<br> İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesinde bilgisayar işletmeni olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin B fıkrası uyarınca ... tarih ve... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.<br>Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda;...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E... K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve söz konusu kararın temyiz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.<br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(e) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, Mahalli idareler personelinin, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...8) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır.<br>'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(e) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br>Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br>AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). <br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. <br>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br>Uyuşmazlıkta, davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, dava dosyası ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve kovuşturmasındaki tespitler incelendiğinde;<br> Davacı, Ağır Ceza Mahkemesince alınan 06/06/2018 tarihli savunmasında, "2008 yılında adalet meslek yüksek okulunu kazandım ve İstanbul'a geldim. Avcılar da oturan ablam M.P.'nin evinde kaldım. 1 yıl sonra bu ablam ailesiyle birlikte Bingöl'e taşındı. Bu nedenle kalacak yer aradım. Devlet yurtlarında yer bulamadım. Burslarım da kesilmişti. 2. yıl kayıt yenileme yaptığım sırada tanımadığım birisi yanıma yaklaştı. Kalacak yer aradığımı söylemiştim. Beni bir yurda götürdü. Bu yurdun adını hatırlamıyorum. Bayrampaşa civarında bir yerdeydi. Beni yurda götüren şahsı da tanımıyorum. Yurtta görevli kişiyle konuştuk. Para konusunda anlaşamadık. Bunun üzerine vakıf evleri olduğunu söyledi ve eve gittiğimizde oradaki şahıs ev kirası almayacaklarını söylediler. Bunun üzerine bu evde kalmaya başladım.10 ay kaldıktan sonra ailemin yanına memleketin Adana'ya döndüm. Evdekiler fetullah gülenden bahsediyorlardı ancak ben benimsemedim. Onlar öğrencilerle ilgilenirdi. Ben sadece komşunun 4. Sınıfta okuyan çocuğuna derslerde yardımcı oluyordum. Emniyetteki ifademde evde kalanlardan bahsettim ancak anladığım kadarıyla bu şahıslar gerçek adlarını bana söylememişler. Emniyetteki ifademde etkin pişmanlıktan bahsetmiş olmamı kabul etmiyorum. Evde kaldığım dönem itibariyle kimse bu örgütün suç örgütü olduğunu bana söylemediği için maddi imkansızlık nedeniyle evde kalmıştım. Bu nedenle suç işlemediğimi düşünüyorum. Ev imamlığı yaptığım iddiasını kabul etmiyorum. 2 yıl üniversite okudum. Öncesinde de bu örgütle bağlantım yoktu. Adana da pi analitik ve ekol dershanesine gittim. Bu örgütün dershanelerine gitmedim. İddianamede bahsedilen diğer sanıkların hiçbirini tanımıyorum. Neden aynı iddianamede dava açıldı anlamadım" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.<br>Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararında, "... ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...soruşturma sayılı dosyasında ...(kod) isimli gizli tanığın sanık aleyhine ifade verdiği ve gizli tanığın mahkemede segbis ile alınan ifadesinde: 'sanığı örgüt evlerinde kalmasından bildiğini, örgütün eyalet olarak adlandırdığı Esenler veya Gaziosmanpaşa'da kaldığını, ev imamlığı yaptığını, Gaziosmanpaşa'ya bağlı Sultançiftliği bölgesinde örgüt evi imamlığı yaptığını bildiğini, yılların ise 2007 veya 2008 olduğunu, sonrasında hangi görevlerde bulunduğunu hatırlamadığını, 2011 yılına kadar örgüt mensubu olarak devam ettiğini bildiğini' beyan ettiği,05/02/2020 tarihli Bilirkişi raporunda sanığın dijital mataryellerinin incelenmesinde Bylock, Kakao Talk, Viber gibi uygulamalara rastlandığı, yine fetö güdümünde olan RotaHaber, Zaman Gazetesi, Samanyolu Haber, IrmakTV, Sürat Kargo, Herkül Nağme, fethullah gülen ve Risal-i Nur uygulamalarına rastlandığı..." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.<br> Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması sonucunda üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği dikkate alındığında, davacının örgüt evinde kaldığına, örgüt evi imamlığı yaptığına ilişkin gizli tanık beyanının ve davacıya ait dijital mataryellerin incelenmesinde ByLock, Kakao Talk, Viber gibi uygulamalara, FETÖ iltisakı bulunan RotaHaber, Zaman Gazetesi, Samanyolu Haber, IrmakTV, Sürat Kargo, Herkül Nağme, fethullah gülen, Risal-i Nur sayfalarına rastlanmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının davacıya iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; <br>2. Dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının davacıya iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 02/07/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>
memur