<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/14102 E. , 2025/7084 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/14102<br>Karar No : 2025/7084<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, Bank Asya'daki hesabına, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; 17/01/2014 tarihinde 45.800,00-TL tutarlı 31 günlük ve 11/09/2014 tarihinde ise 2.134,10-TL tutarlı 32 günlük katılım hesabı açtığının ve para yatırdığının dolayısıyla örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket ettiğinin, ayrıca davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine SMS ile para gönderdiğinin dosya içeriğinden anlaşıldığı, davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde; davacının örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırdığının ve katılım hesabı açtığının sabit olduğundan FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu, bu nedenle de kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem ile yargılama aşamasında verilen kararın birçok açıdan mevzuata, hukuka ve maddi gerçeğe aykırılıklar içerdiği, davanın esasına ilişkin savunmalarının hiçbirisine somut cevaplar verilmediği, 300,00-TL tutarlı Kimse Yok Mu Derneği'ne yapılan bağışın şeker hastalığı nedeniyle oruç tutamayan annesinin fidye ödemesi olduğu, başka bir amaç taşımadığı, Bank Asya hesabına yatırılan 45.800,00-TL'nin 17/25 Aralık 2013 sürecinden önce açılmış olmasına rağmen bu konunun değerlendirilmediği, 17/01/2014 tarihinde açmış olduğu 45.800,00-TL tutarlı katılım hesabının 26/09/2013 tarihinde açmış olduğu 50.000,00-TL tutarlı hesabın devamı mahiyetinde olduğu, söz konusu hesabın bir ay vadeli katılım hesabı olarak açıldığı ve vadesinde aylık olarak temdit edildiği, 14/01/2014 tarihinde vadesinden önce bu hesabı kapattığı ancak parayı bankadan çekmediği, hesabı kapatırken aynı bankada döviz hesabına döndürmeyi düşündüğü, dövizin oynaklığının yüksek olması nedeniyle bundan vazgeçtiği ve bankada bulunan hesabını 17/01/2014 tarihinde bir ay vadeli katılım hesabı olarak 45.800,00-TL tutarlı olarak açtığı, bahse konu hesabın 22/04/2016 tarihine kadar aylık vadelerde kalmaya devam ettiği ve en son bu tarihte 12.326,47-TL bakiye tutarla bankadan çekilerek ilgili hesabın kapatıldığı, 14/01/2014 tarihinde kapatılan katılım hesabı bakiyesinin bankadan çekilmediği böylece bahsi geçen 17/01/2014 tarihli hesabın yeni bir para girişiyle olmadığı, geçmişten gelen hesap hareketleri ile banka yönetiminin TMSF'ye devri sonrası dahi hesabını kapatmaması yönündeki açıklamalarının yargılama aşamasında dikkate alınmadığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunda bulunan personel bilgi dosyasında yer alan hesaplarına ilişkin grafik tablosunda hesap artışı olmadığının açıkça göründüğü ve bu hususun da dikkate alınmadığı, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce hazırlanan hesap analiz tutanağında da hesaplarında artış olmadığına yönelik tespitte bulunulduğu, aynı zamanda hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen beraat kararında da Bank Asya hesabında artış olmadığının değerlendirildiği, 11/09/2014 tarihinde açtığı 750 Euro karşılığı 2.134,10-TL tutarlı hesabın ise Avusturya'daki iki haftalık eğitim için verilen yurtdışı harcırah ödemesinden artırılan para olduğu, bu dönemde umreye gitmeyi düşündüğü ve bu paraya nakit olarak ihtiyacı olacağı düşüncesiyle İş Bakasında bulunan vadesiz hesabına 07/04/2014 tarihinde yatırdığı, daha sonraki süreçte umreye gitmekten vazgeçmiş olması nedeniyle 11/09/2014 tarihinde bu tutarı Bank Asya'da bir ay vadeli katılım hesabı olarak açtığı, tamamen olağan bankacılık işlemi olduğu, herhangi bir örgütsel faaliyet kapsamında yatırmadığı, hesabını banka yönetiminin TMSF'ye devrinden yaklaşık bir yıl sonra kapattığı, Bank Asya hesabının irtibat ve iltisak değerlendirmesinde kullanılamayacağı, söz konusu banka faaliyetlerinin tarih olarak yasal olduğu, dava konusu işlem nedeniyle Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunan birçok temel hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.<br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.<br> 01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.<br> Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.<br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br> Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.<br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br> Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, Bank Asya'daki hesabına, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; 17/01/2014 tarihinde 45.800,00-TL tutarlı 31 günlük ve 11/09/2014 tarihinde ise 2.134,10-TL tutarlı 32 günlük katılım hesabı açtığının ve para yatırdığının dolayısıyla örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket ettiği tespitine yer verilmiş ise de; İdare Mahkemesince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına yapılan ara karar ile davacının hesap hareketlerinin istendiği, ilgili kurumdan gelen cevabi yazı ekinde bulunan CDnin incelenmesinden, davacı tarafından; söz konusu bankada ilki 17/06/2004 tarihli olmak üzere 34 farklı hesabın açıldığı, ilgili hesaplardan 16 tanesinin örgüt lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden önce ve 4 tanesinin ilgili talimat ile Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihi aralığında kapatıldığı, 14 hesabın ise kapatılmadığı, kredi kartı kullanımın bulunduğu, davacı tarafından 2014 yılı öncesinde para yatırma ve çekme, kredi kartı borç ödeme, fatura tahsilatı, otomatik ödeme, virman, havale, katılım hesabı açma ve katılım hesabını temdit etme gibi işlemler gerçekleştirerek banka ile çalıştığı ve Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de kart borcu ödeme, eft, havale, para çekme, okul taksit tahsilatı, katılım hesabının temdit edilmesi gibi benzer nitelikte işlemler gerçekleştirdiği, 26/09/2013 tarihinde açmış olduğu 50.000,00-TL tutarlı katılım hesabını temdit ederek 14/01/2014 tarihine kadar ilgili katılım hesabını açık bırakarak bu tarihte 47.672,32-TL olan hesabını kapattığı, 17/01/2014 tarihinde ise de kapatılan katılım hesabı bakiyesine benzer tutarda 45.800,00-TL meblağlı katılım hesabı açtığı, ilgili katılım hesabının Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de temdit ettiği, kimi vade dolum günlerinde aynı bankada bulunan hesaplarına bu hesabından belirli miktarlarda havale gerçekleştirdiği ve bu katılım hesabının bağlı bulunduğu banka hesabının 22/04/2016 tarihine kadar açık kaldığı, 11/09/2014 tarihinde 750 Euro bedel karşılığı 2.134,10-TL olarak açılan katılım hesabının da Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de temdit ettiği ve bağlı bulunduğu banka hesabının 22/04/2016 tarihine kadar açık kaldığı, aylık hesap özeti bakiyelerinin 2013 Ocak ayından 2013 Ağustos ayına kadar 0,00-TL olduğu, 2013 Eylül ayında 50.000,00-TL olan hesap bakiyesinin kısmen azalış gösterdiği ve 2013 Aralık ayında 47.673,78-TL olduğu, 2014 yılı Ocak ayında 45.709,84-TL olan hesap bakiyesinin kimi aylar düştüğü, kimi aylar ise arttığı ve azalış göstererek 2014 Aralık ayında 33.871,68-TL olduğu, 2015 yılı Ocak ayında 33.031,70-TL olan bakiyesinin kimi aylar düştüğü, kimi aylar ise arttığı ve azalış göstererek 2015 Mayıs ayında 31.203,29-TL olduğu ve Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemde ise Haziran ayında 34.014,97-TL'ye yükseldiği görülmüştür.<br> Bununla birlikte davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ve kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, "...Mevcut dosya içerisindeki Masak raporu ve bank asya hesap hareketleri bir kül halinde incelendiğinde sanığın 2013 yılı içerisinde satmış olduğu evinin bedelini aynı yıl içerisinde bank asya hesabına yatırdığı daha sonra banka da mevcut olan vadeli hesapta bulunan bakiye üzerinde döviz alım işlemi gerçekleştirdiği sanığın 2014 yılı ocak ayı içerisinde hesap üzerinde talimat neticesinde yatırdığı bir paranın tespit edilemediği anlaşılmıştır. Sanığın 2014 yılı eylül ayında hesabına 2169TL tutarında bir giriş olduğu tespit edilmiş bu para girişine ilişkin sanığın yurt dışı görevlendirmesi kapsamında kurumdan aldığı harcırah bedeli olduğu yönündeki samimi ve hayatın olağan akışına uygun olan beyanına itibar edilmiş ve suç unsuru oluşturmadığına kanaat getirilmiştir..." yönünde tespitlerde bulunulmuştur.<br> Anılan Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı tarafından talimat tarihinden sonraki bir tarihte Bank Asya'da katılım hesapları açılmış ise de; 17/01/2014 tarihinde açılan 45.800,00-TL tutarlı katılım hesabının, 26/09/2013 tarihinde açılmış olan 50.0000,00-TL tutarlı katılım hesabının temdit edilerek 14/01/2014 tarihine kadar açık bırakılarak bu tarihte kapatılması ve kapatılma işleminden sonra benzer meblağ ile yeniden açılan katılım hesabı olduğu ve ilgili hesabın Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de temdit ettiği, aynı şekilde 11/09/2014 tarihinde açılan katılım hesabının da Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de kapatılmayarak temdit ettiği, bahsi geçen bankada açılan ilk hesabın eski tarihli olması ve Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de kapatılmayan hesapların bulunması, davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderince talimat verildiği tarihten önce ve Bankanın TMSF'ye devri gerçekleştirildiği tarihten sonra da para çekme, kredi kartı borç ödeme, katılım hesabı açma ve katılım hesabını temdit etme, havale gibi benzer nitelikte rutin bankacılık işlemleri gerçekleştirdiği ve davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br>Kimse Yok Mu Derneğine örgüte destek amacıyla para gönderdiğine ilişkin herhangi bir delil veya tespitin bulunmaması karşısında anılan derneğe SMS yoluyla para göndermesinin de davacı aleyhine örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.<br>Öte yandan, her ne kadar temyize konu kararda hükme esas alınmamış ise de; davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemde; davacının çocuklarının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel Hasan Tanık İlkokulu ve Ortaokulunda 2014-2015, 2015-2016 eğitim-öğretim, Özel Hasan Tanık Gülbahçesi Anaokulunda 2014-2015 eğitim-öğretim döneminde kaydının bulunduğu hususu ile davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kurul Eğitim Tur. Rek. İnş. Paz. İth. İhr. San. Tic. A.Ş.'ye; 20/01/2014-20/06/2014 tarihleri arasında toplam 13.296,00-TL ödeme bilgisi bulunduğu tespitline ve son görev yaptığı birim tarafından, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı şeklinde tespitlere yer verilmiş ise, davacının çocuklarını bu okullara gönderirken eğitim saikiyle değil örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında yer almadığı anlaşıldığından anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği, bahsi geçen şirkete gerçekleştirilen ödemelerin de davacının çocuklarının almış olduğu eğitim karşılığında yapılan ödemeler harici örgütsel saik barındırdığına ilişkin herhangi bir verinin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığından anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği ve davacı hakkında kurumu tarafından yapılan ve somut herhangi bir tespit veya veri içermeyen değerlendirmenin ise salt bu haliyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna ilişkin başkaca somut bilgi ve belge ile desteklenmedikçe anılan örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan nitelikte bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.<br>Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br>2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
memur