<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/7324 E.  ,  2025/9112 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/7324<br>Karar No : 2025/9112 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının, "Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, örgüt propagandası yapmak" suçunu işlediğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-(ç) maddesinin 5. alt bendi uyarınca 08/11/2019 tarihli Valilik oluruyla görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında yapılan disiplin soruşturmasında ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde, davacının terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olduğuna veya örgüt propagandası yaptığı noktasında hukuken kabul edilebilir objektif bir sebebin ortaya konulmadığı ve aynı konuda yürütülen adli kovuşturma sonucunda davacının beraat ettiği hususları gözönünde bulundurulduğunda, davacının görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 442 sayılı Köy Kanunu'nun en son 700 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayan Ek 18. maddesi uyarınca 2008/13105 sayılı Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin çıkarıldığı ve Yönetmeliğin 17. maddesinde disiplin hükümleri düzenlenerek, hangi halde hangi disiplin cezalarının verileceği bu şekilde belirlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararıyla maddede yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline karar verildiği; bu durumda, kanuni bir dayanak olmaksızın ceza verilemeyeceği veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların ortadan kaldırılması gerektiği açık olduğuna göre, davacıya disiplin cezası verilmesine dair olan işbu dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği; burada, Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olmasının somut olaya etkisinin de değerlendirilmesi gerektiği, Anayasa'nın 152. ve 153. maddeleri dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi'nce bir Kanunun veya KHK'nın tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine uygun bulunmadığı, bir Kanun ya da KHK'nın uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği, aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, ki bu durumun, Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceği; dolayısıyla, anılan Anayasa Mahkemesi kararında yürürlüğün ertelenmesine de karar verilmiş olmasının, işbu davada yukarıda aktarılan sonuca ulaşılmasına engel olarak görülmediği gerekçesiyle, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının facebook hesabından yaptığı paylaşımları ile "Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, örgüt propagandası yapmak" suçunu işlediği, eylemlerinin koruculuk görevi ile bağdaşmadığı, Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğünün ertelendiği, mevcut yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, aksi takdirde hukuki boşluk doğacağından bu durumun kamu düzenini ihlal edeceği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde güvenlik korucusu olarak görev yapmakta iken, "Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, örgüt propagandası yapmak." fiilini işlediğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-ç-5. alt bendi uyarınca davacının görevine son verilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.<br> Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.<br> 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; güvenlik korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br> Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 5. alt bendinde; "Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, örgüt propagandası yapmak" hükmü, 6. alt bendinde; "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmak." hükmü, "Disiplin cezası vermeye yetkili amirler" başlıklı 18. maddesinde; '(5) Görevden çıkarma cezası ilk disiplin amirinin teklifi, üst disiplin amirinin uygun görmesi ve komisyonun düzenleyeceği rapor üzerine vali tarafından verilir.' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir. <br> 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.<br> Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.<br> Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.<br> Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. <br> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. <br> Dosyanın incelenmesinden; davacının facebook hesabında yaptığı paylaşımlarında; sarı, kırmızı, yeşil boncuklardan oluşan tespihin ve tespihin ortasında terör örgütü sözde bayrağının, rozetinin bulunduğu ve yine aynı fotoğrafta terör örgütü elebaşına ait kalp şeklinde bir kolyenin bulunduğu fotoğrafın yer aldığı, söz konusu paylaşımı nedeniyle "Terör Örgütü Propagandası Yapmak" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında soruşturma başlatıldığı, bilahare iddianame düzenlenerek ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a bendi uyarınca beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalı tarafından facebook paylaşımlarıyla ilgili olarak disiplin soruşturmasının da başlatıldığı, hazırlanan disiplin soruşturma raporunda fiilin Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-(ç)-5 alt bendinde yer alan "Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, örgüt propagandası yapmak." kapsamında kaldığı sonucuna varıldığı, bu fiile ilişkin olarak davacının savunması da alınarak davaya konu işlemin tesis edildiği görülmektedir.<br> Görülmekte olan bir davada idarece dava konusu işlemin tesisinde esas alınmamış, ancak yargı yerince dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden saptanmış ve idarece ileri sürülen nedenin hukuken geçerli olmadığı belirlenmiş ise, idarenin ileri sürdüğü sebep dışında dosyada saptanan nedene göre uyuşmazlığın çözümlenmesi idare hukukunda "sebep ikamesi" ilkesi olarak nitelendirilmekte olup re'sen araştırma ilkesi bu duruma cevaz vermektedir.<br> Davacının facebook hesabında yaptığı paylaşımları sebebiyle yürütülen ceza kovuşturması sonucunda "terör örgütü propagandası yapmak" suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle hakkında beraat kararı verildiği görülmekte olup, bu suçun yasal unsurlarının oluşmaması sebebiyle davacıya anılan fiil nedeniyle ceza verilemeyecektir. Bununla birlikte, gerek işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nde gerekse Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptal edilmesinden sonra anılan kararın yürürlüğe girmesinden önce 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlığıyla eklenen 74/A maddesinde "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmak." fiili, göreve son verme disiplin cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır.<br> Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14/11/2019, P:30, R.G 13/02/2020 / 31038 ).<br> Yine Anayasa Mahkemesi'nin 23/07/2024 tarih ve E:2023/25, K:2024/139 sayılı kararında 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/A-(ç)-6 alt bendi yönünden yapılan değerlendirmede; "64. Kural uyarınca görevden çıkarmaya esas alınan fiillerin irtibat ve iltisak kapsamında bulunup bulunmadığının tespitinde idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki sınırsız nitelikte değildir. Kuralda temel ölçüt olarak öngörülen, kavuşan, bitişen, birleşen anlamına gelen iltisaklı kavramı ile iki unsur arasında ilişki sağlamayı ifade eden irtibatlı kavramları arasında derece/aşama ve yoğunluk olarak fark bulunsa da kural bağlamında söz konusu kavramların terör örgütü veya benzeri yapıların düşünce ve amacının benimsenerek hareket edilmesi ya da farklı nedenlerle de olsa söz konusu örgüt ya da yapının faaliyetleriyle ilgili ve uyumlu davranışlarda bulunulması anlamına geldiği açıktır. Başka bir ifadeyle kural kapsamında görevden çıkarılmayı gerektiren fiillerin, millî güvenliğe aykırı faaliyette bulunan örgüt veya oluşumların düşünce ve amacının içselleştirildiği ya da olağanlaştırıldığı sonucunu doğurmaya elverişli olması gerekir." ifadelerine yer verilmiştir.<br> Davalı idarenin beyanlarında, davacının terör örgütüne sempatisi olduğunu gösteren davranışlarının terör örgütüyle gerektiğinde silahlı mücadeleye giren güvenlik koruculuğu görevini yapmasında sakınca yaratacağını belirttiği, diğer yandan, ilgili mevzuatta da terör örgütü propagandası yapmak haricinde terör örgütüne iltisakı ve irtibatı bulunmak şeklindeki fiillerin de görevden çıkarma cezasını gerektirdiği göz önüne alındığında, davacının fiilinin "terör örgütü propagandası yapmak" suçunun yasal unsurunu oluşturmasa da "terör örgütlerine (...) iltisakı veya irtibatı bulunmak." fiili kapsamında değerlendirilebileceği, dava konusu görevden çıkarma cezasının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.<br> Bu durumda, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak 25/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

memur