<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1407 E.  ,  2024/3555 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/1407<br>Karar No : 2024/3555<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, kardeşinin 1996 yılında Şanlıurfa ili Birecik ilçesinde askerlik hizmetini yerine getirirken şehit olduğundan bahisle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun Ek 1. maddesi kapsamında istihdam edilmesi istemiyle yapılan 17/09/2014 tarihli başvurunun reddine ilişkin Kırıkkale Valiliği Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla,<br>Uyuşmazlıkta, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "muhkem eşyayı kırarak hırsızlık" suçundan davacı hakkında verilen 2 ay 6 gün hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği ve cezasının ertelendiği, 30/05/2014 tarihli kararla da davacının memnu haklarının iadesine karar verildiğinin görüldüğü,<br>657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardan birinden hapis cezasıyla mahkum olanların Devlet memurluğuna alınmalarının mümkün bulunmadığı,<br>Bu nedenle, muhkem eşyayı kırarak hırsızlık suçundan hapis cezasına mahkum olan davacının, 657 sayılı Kanun'un amir hükmü uyarınca Devlet memurluğuna alınma şartını taşımadığı, söz konusu hükümlülüğüne ilişkin olarak daha sonra memnu hakların iadesi kararının verilmesinin de, belirtilen maddenin emredici hükmü karşısında, Devlet memuru olma açısından, bu mahkumiyete bağlı hak yoksunluğunu gideremeyeceği, diğer bir deyişle Devlet memurluğuna alınma şartlarını yeniden kazandırmayacağının açık olduğu,<br>Her ne kadar; 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndan farklı olarak, kasten işlenen suçlarda kişinin mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar hak yoksunluğundan mahkumiyeti öngörmüş ise de , 657 sayılı Kanun'un 48 /A-5 maddesinde, 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ibaresine yer verilerek, anılan maddede Devlet memurluğuna alınma açısından belirtilen hak yoksunluklarının giderilemeyeceği yorumunun pekiştirildiği,<br>Bu durumda, Devlet memurluğuna engel mahkumiyeti bulunan davacının atanmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 19/09/2019 tarih ve E:2016/10668, K:2019/6095 sayılı kararıyla;<br>Memnu hakların iadesi müessesesinin, 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 121-124 maddeleri ile 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 416-420. maddeleri arasında yer almış iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak 01/06/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda bu müesseseye yer verilmediği, ancak Anayasa'nın 76/2. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu gibi bazı özel Kanunlardaki hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulduğu ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında yeniden düzenlendiği,<br> 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güvenlik Tedbirleri, Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma" başlıklı 53. maddesinde, ''Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten ... yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.'' hükmüne yer verildiği,<br> 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen 13/A maddesinde ise, "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir...." hükmüne yer verildiği,<br> Anılan maddede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması koşuluyla kişilerin hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapacakları başvuru üzerine yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının verileceğinin belirtildiği,<br>Bu maddede bahsedilen "5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlar" ifadesinden, 5237 sayılı TCK'nin "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca, çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Kaçakçılık Kanunları gibi özel ceza kanunlarının değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Seçim Kanunu gibi hak yoksunluklarına yer verilen kanunların anlaşılması gerektiği, <br>5560 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Kanun'a eklenen 13/A maddesinin gerekçesinde, "5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." ifadelerine yer verildiği,<br>Cezalandırılmakla güdülen asıl amacın, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğundan, memnu hakların iadesi müessesesi ile, ceza mahkumiyetinden doğan süresiz yasakların ve ehliyetsizliklerin önüne geçilerek, yasak ve ehliyetsizliklerden kurtulmak isteyen kimseyi düzgün ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde yaşamaya teşvik etmenin amaçlandığı,<br>Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararının, gerek Türk Ceza Kanunu'ndan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi sağlayan kararlar olduğu, <br> 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yapılan "Türk Ceza Kanunu'ndaki süreler geçirilmiş olsa bile" değişikliğinin 2008 yılında yapıldığı, 5552 sayılı Kanun'a, 5560 sayılı Kanun'la eklenen 13/A maddesinin ise, 2006 yılında eklendiğinin görüldüğü, 5352 sayılı Kanun'a 2006 yılında 13/A maddesinin eklenmesiyle getirilen yasaklanmış hakların geri verilmesi düzenlemesinden sonra, memnu hakların iadesi kararı alınsa dahi devlet memuru olunamayacağına ilişkin bir hüküm de getirilmediği,<br> Anılan düzenlemelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden; 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde yer alan "TCK'daki süreler geçirilmiş olsa bile" ifadesiyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkûm olan ve bu mahkûmiyeti nedeniyle belli hakları kullanmaktan yasaklanan kişilerin devlet memuru olamayacağı, yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda ise, mahkûmiyeti ortadan kalkmamakla birlikte mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizliklerinin ileriye dönük olarak ortadan kalkacağı sonucuna ulaşıldığı,<br>5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde, 'Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma' başlığı altında yeni bir düzenleme yapıldığı, buna göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı verilecek hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak; bir kamu görevinin üstlenilmesi, seçme ve seçilme hakkı, velayet-vesayet hakkı gibi bir takım hak yoksunluklarının doğrudan oluşacağı, ancak, hapis cezasının infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kalınan hak yoksunluklarının da kendiliğinden kişiye avdet edeceği, Türk Ceza Kanunu uyarınca ayrıca yeni bir işleme gerek kalmaksızın cezanın infazının tamamlanmasıyla kişilerin yoksun kaldığı haklara kavuşacağının açık olduğu,<br>Bununla birlikte, memnu hakların iadesi kararının, ilgili kişiye bu karar uyarınca doğrudan memuriyete alınma hakkı vermeyip memuriyete başvurma hakkı sağlayacağı, idarenin bu noktada kadro ve ihtiyaç durumunu gözeterek takdir yetkisini kullanacağının açık olduğu,<br>Dava konusu olayda, davacının sözü edilen mahkûmiyetine bağlı olan hak yoksunluklarının, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce aldığı memnu hakların iadesi kararı ile ortadan kalktığı açık olduğundan, davacının memuriyete engel mahkûmiyetinin bulunduğundan bahisle istihdam talebinin reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı,<br>Öte yandan, davacının memuriyete engel mahkûmiyeti bulunmamakla birlikte, bu kararın davacının doğrudan memuriyete atanması sonucu doğurmayacağı, kamu görevlisi olarak istihdamı için mevzuatın aradığı diğer atama koşullarını taşıyıp taşımadığı hususları yönünden yapılacak değerlendirme sonucunda hakkında yeni bir işlem tesis edileceği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; <br> Uyuşmazlığın çözümünün; 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesiyle yeniden getirilen "yasaklanmış hakların geri verilmesi" müessesesi ile 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yer alan düzenlemenin maksat ve mahiyetinin açıklığa kavuşturulmasına bağlı bulunduğu,<br> Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi ile mahkûm olunan hapis cezasının kanuni sonucu olan hak yoksunlukları (Devlet memurluğuna girme hakkı dahil) cezanın infaz süresi ile sınırlandırılmışken, Devlet memurluğuna alınma ile ilgili özel kanun niteliğinde olan 657 sayılı Kanun'un 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun'la değiştirilen 48-A/5. maddesinde; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile maddede sayılan suçlardan mahkumiyetin Devlet memurluğuna alınmaya engel olduğu hükme bağlanarak, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan düzenlemeden farklı istisnai bir düzenleme yapıldığı,<br>Her ne kadar, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen 13/A maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlardan kaynaklı hak yoksunlukları bakımından "yasaklanmış hakların geri verilmesi" müessesesi getirilmiş ise de, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesindeki değişikliğin gerek Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki düzenlemeden gerekse Adli Sicil Kanunu'nun 13/A. maddesindeki düzenlemelerden sonra yürürlüğe girdiği ve her iki Kanuna göre özel kanun niteliğinde olduğu nazara alındığında, yapılacak atamalarda Devlet memurluğuna alınma ile ilgili olarak "özel" ve "sonraki" kanun niteliğinde olan Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan düzenlemenin esas alınması ve idarece buna göre işlem tesis edilmesi gerektiği,<br>Gelinen noktada; 657 sayılı Kanunun 48/A-5. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun aksine belli suçlar açısından süresiz hak yoksunluğu getirecek bir düzenleme yapıldığından, memnu hakların iadesi kararı ya da adli sicil kaydının silinmesi, kanun metninde sayılan suçlardan dolayı ortaya çıkan hak yoksunluğunu ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı,<br>Memnu hakların iadesi kararının, mahkumiyet kararını ortadan kaldıran değil, yalnızca yasaklanmış bazı hakların iadesine yönelik bir karar olduğu, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesinde sayılan yüz kızartıcı suçlar dışında kalan suçlar bakımından devlet memuru olabilme koşulları yönünden ehliyetsizliği geleceğe dönük olarak ortadan kaldırdığı, ancak anılan Kanun maddesinde devlet memuru olabilmek için yüz kızartıcı suçlardan mahkum olmamak koşulu arandığından, memnu hakların iadesi kararının, yüz kızartıcı bir suçtan dolayı mahkumiyet kararı almış kişiler yönünden devlet memuru olabilme koşullarını sağlama bakımından bir hak doğurmayacağı,<br>Bu durumda; davacının mahkumiyetine karar verilen "Muhkem eşyayı kırarak hırsızlık" suçunun 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesi kapsamında bulunduğu, dolayısıyla davacının kamu görevine alınmasına yönelik hak yoksunluğunun devam ettiği, memnu hakların iadesi kararının 657 sayılı Kanun'un anılan maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ve "Affa uğramış olsa bile" ifadeleri nedeniyle davacı lehine bir hak doğurmayacağı göz önüne alındığında, davacının anılan Kanun maddesinde öngörülen şartları taşımadığı ve Devlet memuru olarak istihdamının mümkün olamayacağı sonucuna varıldığından, davacının istihdam edilmesine ilişkin başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tarafına tanınan istihdam hakkının özel bir kanun hükmü olması nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yer alan düzenlemeyle istihdam hakkının kalkmasının söz konusu olamayacağı, şehit yakınının kamuda istihdamının şehitliğin vuku bulduğu tarihteki mevzuata göre düzenlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Kırıkkale İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,<br>3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğu karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 19/09/2019 tarih ve E:2016/10668, K:2019/6095 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

memur