<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/5297 E.  ,  2025/3425 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2023/5297<br>Karar No : 2025/3425<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair... tarih ve...sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının Bakanlığa 2011 yılında girdiği, görev yaptığı Güney Sudan Juba'daki Fetö/Pdy sorumlusuna bilgi aktardığı, Juba'daki Fetö/Pdy terör örgütü yapılanmasıyla düzenli temasta olduğu, Güney Sudan'daki Fetö/Pdy yapılanmasıyla ilgili olarak kendisine tevdi edilen görevleri yerine getirmediği hususlarına ilişkin olarak yapılan ara kararlar ile davalı idare ve diğer idareler tarafından (idari soruşturma, tanık beyanı, emniyet tespiti vb.) somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, ayrıca davacının çalıştığı Juba Büyükelçiliğine yapılan ara karar neticesinde de Juba Büyükelçiliği tarafından verilen cevabi yazıda, davacıyla ilgili olarak arşiv kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının belirtildiği, dava konusu komisyon kararında belirtilen Fetö mensuplarının sınavlarda yaptıkları usulsüzlük işlemlerine yönelik olarak davalı idarenin verdiği cevaplardan, davacının girdiği dönemde alınan tüm kamu görevlilerin ihraç edilmediği ve davacı hakkında kuruma girerken alım yapan kişiler tarafından kendisine soruların verildiğine dolayısıyla davacının usulsüzlük yaptığına ilişkin açılmış bir idari veya adli soruşturmanın olmadığı veya bu kapsamda sınava alım yapan kişilere yönelik açılan idari veya adli soruşturmalarda davacıyla ilgili bir tespitin bulunduğuna ilişkin herhangi bir belgenin dava dosyasına ibraz edilmediğinin anlaşılması nedenleriyle bahse konu komisyon tespitinin davacının kamu görevinden çıkarılmasını gerektirir nitelikte ve somut olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatını veya iltisakını göstermediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kararıyla; ... İdare Mahkemesinin E:...sayılı esasında verilen nihai kararda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli, E:... sayılı duruşma tutanağında ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:..., E:..., İd. No:...sayılı iddianamesinde yer alan tanıkların etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerinde; FETÖ/PDY'nin Dışişleri Bakanlığında kadrolaşmak için sınavlara hazırlık evleri oluşturduğu, ilgililerin bu evlerde kompozisyon ve mülakat sınavlarına hazırlandığı, FETÖ/PDY tarafından verilen 3 kompozisyon sorusundan birine çok benzeyen sorunun 2009 yılındaki yazılı sınavda sorulduğu, yurt dışı göreve gittiklerinde örgütün kendileriyle (Ağırlıklı olarak FETÖ/PDY'nin dış ülkelerdeki okul görevlileri aracılığıyla) irtibatı sürdürdüğü, Büyükelçilikte vâkıf oldukları FETÖ/PDY ve müesseselerine ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi kendilerinden talep ettikleri, kendilerinin de bu bilgileri verdikleri, Sudan'daki FETÖ/PDY okulu müdürünün, o dönem Sudan'dan ayrılan Güney Sudan'a FETÖ/PDY'ye ait okul açma konusunu gündeme getirdiği ve Juba'ya gittiği, konsolosluk hizmetlerinde kullanılmak üzere bir FETÖ/PDY mensubunun Sudan Hartum Büyükleçiliğine tercüman olarak yerleştirilmesinin planlandığı, Avrupa Birliği ile İsveç ve Almanya gibi ülkelerin FETÖ/PDY konusundaki yaklaşımları konusunda bilgi edinme ve örgütsel çalışmalar olduğuna dair anlatımlarda bulunulduğu görüldüğü, İstanbul Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığında 2007-2011 yılları arasında sözleşmeli personel olarak görev yaptığı ve 2011 yılında Dışişleri Bakanlığının açtığı sınavları kazanarak naklen geçiş yaptığı, 2012 yılında aday konsolosluk ve ihtisas memuru, 2013 yılında ataşe (KİM) sıfatıyla merkez teşkilatında görev yaptığı, 2013 yılında askerlik yaptığı, aynı yıl merkez teşkilatında Ataşe (KİM) ve Üçüncü Katip (KİM) olarak görev yaptığı, 2014 yılında ise Güney Sudan Devleti Juba Büyükelçiliğine 3. Katip (KİM) olarak atandığı, sonrasında ise Türkiye'de merkez görevine atandığı ve 686 sayılı KHK ile kamu görevine son verildiği görülen davacının Dışişleri Bakanlığına atanma sürecinin tespitlerle uyumlu olduğu, UYAP Kayıtlarının incelenmesinden; davacının 2002 yılında "...Dağıtım Pazarlama Eğitim Tur. Aj. Hizm.T.A.Ş."de çalışma kaydının olduğu, davacının (FETÖ/PDY'nin Dışişleri Bakanlığında kadrolaşma faaliyetlerini yoğunlaştırdığı döneme tekabül eden) 2011 yılında atandığı, görev yaptığı Güney Sudan Juba'daki FETÖ/PDY sorumlusuna bilgi aktardığı, Juba'daki FETÖ/PDY terör örgütü yapılanmasıyla düzenli olarak temasta olduğu, Güney Sudan'daki FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili olarak Kurumu tarafından kendisine tevdi edilen görevleri yerine getirmediği hususları ile dosya kapsamında yer alan diğer bilgilerde dikkate alınarak davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde kurum kanaatinin olduğu, bu hususa ilişkin 26/07/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevap ekinde dosyaya sunulan Tahkikat Bilgi Notunda da; davacının Güney Sudan Juba'daki FETÖ/PDY sorumlusuna bilgi aktardığı, Juba'daki FETÖ/PDY terör örgütü yapılanmasıyla düzenli olarak temasta olduğu, Güney Sudan'daki FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili olarak Kurumu tarafından kendisine tevdi edilen görevleri yerine getirmediği hususlarının ilgili güvenlik birimleri tarafından Bakanlıklarına iletildiği ve dosya bilgisi olarak kaydedildiği, Juba Büyükelçiliğinde görev yapmış olan (S.K.) ve (Y.D.)'nin 686 sayılı KHK ile kamu görevlerine son verildiği, Juba Büyükelçiliğinde görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY'nin Güney Sudan sorumlusuna bilgi aktardığı, ailesinde ByLock kullanıcısı ve FETÖ/PDY ile irtibatlı/iltisaklı kişilerin bulunduğu dosya kaydında yer alan (M.Y.D.)'nin davacı ile birlikte 2014 Yılı Kasım ayından 2017 Yılının Şubat ayına kadar davacı ile birlikte çalıştığı, Juba Büyükelçiliğinde görev yaptığı dönemde, hakkında farklı bir hiyerarşik yapıya hizmet ettiği ve FETÖ/PDY iltisaklısı olduğu yönünde Güney Sudan makamlarınca Büyükleçiliğe iletilen bilgilerin bulunduğu, talimat hilafına hareket ederek merkez teşkilatındaki görevine başlamayan (S.K.)'nın 2015 yılı Ağustos ayına kadar davacı ile birlikte çalıştığı belirtilerek davacının bu şahıslarla ilişkisinin de hakkındaki değerlendirmede dikkate alındığı anlaşıldığı, Tahkikat Bilgi Notunda ve davacının İdare Mahkemesince yapılan duruşma öncesi dosyaya sunduğu 28/03/2022 tarihinde kayda giren beyan dilekçelerindeki anlatımlarında dönemin Juba Büyükelçisine yönelik iddialarına tanık gösterdiği ve bu kişilerle teşriki mesaisi nedeniyle aleyhine sonuçlar doğduğunu beyan ettiği, (M.Y.D.) ve (S.K.) yönünden UYAP kayıtları incelendiğinde ise M.Y.D.'nin davacı ile aynı dönemde Güney Sudan Devleti Juba Büyükelçiliğinde 2. katip olarak görev yapmaktayken Dışişleri Bakanlığı Merkez teşkilatına atandığı ve 686 sayılı KHK ile FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu değerlendirmesiyle kamu görevine son verildiği, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı esasında açtığı davada; "... görev yaptığı Güney Sudan/Juba'da FETÖ/PDY'nin bu bölgedeki sorumlusuna bilgi aktardığı, bu örgüt ile düzenli olarak temas içinde bulunduğu, keza Bakanlık personeliyken kamu görevinden çıkarılan ve Bylock kullanıcısı olduğu bilinen M.B. ile 2012 yılında ev arkadaşı olduğu ve 2011 - 2014 yılları arasında irtibatının bulunduğu, Bakanlığa 2011 yılında girdiği hususu ile dosya kapsamında yer alan diğer bilgiler de dikkate alınarak şahsın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde kurum kanaatinin bulunduğu (...) UYAP-Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında yapılan sorgulamada, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/1135 nolu soruşturma dosyasında Y.K.A.'nın ifadesinde 2010-2011 yıllarında örgütün öğrenci evinde kaldığı, "..." kod adını kullandığı, ev imamı olarak görev yaptığı yönünde tanık beyanı olduğu, ayrıca hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Sor.No:... sayılı dosyasında terör örgütü üyeliği suçuna istinaden soruşturmasının devam ettiği" tespitlerine yer verildiği, S.K.'nin ise davacı ile aynı dönemde Güney Sudan Devleti Juba Büyükelçiliğinde Ataşe olarak görev yapmaktayken Dışişleri Bakanlığı Merkez teşkilatına atandığı ve 686 sayılı KHK ile FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu değerlendirmesiyle kamu görevine son verildiğinin anlaşıldığı, Dairelerinin 26/07/2022 tarihli ara kararına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından verilen cevapta, davacının babası (M.A.G.)'nin FETÖ/PDY ile iltisaklı Bankasya'da 1998 yılında açılmış hesabının olduğu belirtilerek hesap hareketlerinin gönderildiği, adı geçenin söz konusu hesabı aktif ve yoğun şekilde kullandığı anlaşılmakla beraber FETÖ/PDY'nin para yatırma talimatı doğrultusunda işlemler yaptığına dair bir tespit veya adli soruşturma/kovuşturma bilgisine rastlanılmadığı, İdare Mahkemesince yapılan ara kararına verilen cevapta, davacının Digitürk aboneliğini 09/02/2017 tarihinde iptal ettirdiğinin belirtilerek iptale ilişkin ses kaydının gönderildiği, ses kaydında iptal sebebi olarak kanal sayısının azalmasının gösterildiği anlaşılmakla beraber, FETÖ/PDY ile iltisaklı TV kanallarının Digitürk platformundan 08/10/2015 tarihinde çıkartıldığı, abonelik iptali işleminin ise aradan 1 yıldan uzun süre geçtikten sonra gerçekleştirildiği, ayrıca davacının abonelik iptali işleminin FETÖ/PDY ile iltisaklı TV kanallarının platformadan çıkartılmasına tepki olarak gerçekleştirdiğini gösteren başka bir tespit de bulunmadığından abonelik iptali işlemi davacı aleyhine herhangi bir değerlendirmeye esas alınmadığı, söz konusu delil ve tespitler ile davacının savunma ve beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna kanaat getirilmesine yeterli düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; İdare Mahkemesince 27/05/2021 ve 11/11/2021 tarihli ara kararıyla kurum kanaatine dayanak bilgi ve belge istenildiği, ara karara cevaben somut bir bilgi ve belge gönderilmediği, KHK ile kamu görevinden çıkarılmasının hukuka uygun olmadığı, ölçülülük ve orantılılık ilkesinin ihlal edildiği, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, 2005-2006 eğitim öğretim döneminde Arapça Dil Programı kapsamında bir sene Kuveyt Üniversitesi Dil Merkezi'nde burslu olarak Arapça dil eğitimi gördüğü, 2007-2011 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği'nde 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak çalıştığı, KPSS-3 ile Bakanlığın giriş sınavına girdiği, 2011 yılında Kuveyt'te çalışırken T.C. Dışişleri Bakanlığı sınavlarına girerek İhtisas ve Konsolosluk Memuru olarak göreve başladığı, 2012 KPDS İlkbahar döneminde Arapça dilinden girdiği sınavdan yüksek puan aldığı ve genel puanını artırdığı, Türkçe ve İngilizce dillerinin yanı sıra Arapça dilinde de on parmak klavye kullandığı, 2011 yılında işe girdiğinden bahisle FETÖ/PDY ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı, 2014 Ekim ile 2015 yılı dördüncü çeyreğine kadar haberleşme ve konsolosluk işleri konularında görevli iken sonrasında ise idari ve mali işler konularında sorumlu olduğu, siyasi işler konularında görev dağılımı neticesinde meslek memuru olan M.Y.D.'nin görevli olduğu, Güney Sudan'daki FETÖ yapılanması ile ilgili olarak kurum tarafından tevdi edilen görevleri yerine getirmemesi hususunun doğru olmadığı, 2010-2013 yılları arasında görev yapan ihtisas ve konsolosluk memurlarının %45'inin kamu görevinden çıkarıldığı ancak %55'inin görevine devam ettiği, Büyükelçi H.A. tarafından hakkında olumsuz kanaat bildirildiği, kapatılan kurumda 2002 yılında üniversite birinci sınıfta iken maddi kazanç sağlamak için 41 gün çalıştığı, iş ilanını gazetede görmesi üzerine başvurduğu, M.Y.D. ve S.K. ile göreve başladığında tanıştığı, M.Y.D.'nin babası ve kardeşlerinin görevine devam ettiği, babasının Bank Asya'da hesabının bulunduğu, iş yerine en yakın banka olması sebebiyle hesap açtırdığı, ilgili bakanlık tarafından HSG ödemelerinde ön ödeme yapılmaması kolaylığından tercih ettiği ve talimat ile işlemde bulunmadığı, Dijitürk aboneliğini 6 Şubat 2017 tarihinde iptal ettirdiği, Afrika'da Güney Sudan Cumhuriyetinde Türk kanallarını izlemek için mecbur üye olduğu ve yurda döndüğünde iptal ettirdiği, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, maksat ve konu unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, hakkında somut bir tespit bulunmadığı, irtibat ve iltisak kavramlarının kanun ile açıklanması gerektiği, ölçülülük ilkesinin, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br><br>MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.<br><br><br> 07/02/2017 tarih ve 29972 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 686 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' kuralına yer verilmiştir. Anılan KHK, 06/02/2018 tarih ve 7086 sayılı Kanun'la kabul edilmiş, bu Kanun ise 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Öte yandan 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un birinci maddesinde yer alan “üyeliği, mensubiyeti veya” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 24/6/2021 tarihli ve E:2018/81; K:2021/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.<br>Davacı, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde ihtisas ve konsolosluk memuru (3.katip) olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru, ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında; <br>Kurumu tarafından, Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; FETÖ/PDY mensuplarının, Bakanlığa ağırlıklı olarak 2010-2013 yıllarında sızdığı, bu dönemde Bakanlığa alınan Meslek Memurlarının %83'ü, Konsolosluk ve İhtisas Memurlarının ise %45'inin kamu görevinden ihraç edildiği, 2010-2013 yıllarında düzenlenen Bakanlığa giriş sınav süreçlerinde FETÖ/PDY mensuplarınca usulsüzlük yapıldığı iddialarının Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulduğu, anılan dönemde Bakanlığın İnsan Kaynakları Dairesinde yönetici konumunda bulunan kişilerin bir kısmının halihazırda tutuklu halde yargılandığı, Bakanlığa giriş sınavları öncesinde yazılı aşamadan önce uygulanan çoktan seçmeli test sorularının 2010 yılından sonra Bakanlığın İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığına alınan ve hemen hepsi terör örgütü iltisakı sebebiyle kamu görevinden çıkarılan, bazıları tutuklu veya firari memurlar tarafından hazırlandığı belirtildikten sonra başvurucunun, Bakanlığa 2011 yılında girdiği, görev yaptığı, Güney Sudan Juba'daki FETÖ/PDY sorumlusuna bilgi aktardığı, Juba'daki FETÖ/PDY terör örgütü yapılanmasıyla düzenli temasta olduğu, Güney Sudan'daki FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili olarak kurumu tarafından kendisine tevdi edilen görevleri yerine getirmediği hususları ile dosya kapsamında yer alan diğer bilgiler de dikkate alınarak şahsın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde kurum kanaatinin bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.<br> Davacı tarafından, kurum kanaatine ilişkin somut bir bilgi ve belge bulunmadığı, 2011 yılında işe girdiğinden bahisle FETÖ/PDY ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı, 2014 Ekim ile 2015 yılı dördüncü çeyreğine kadar haberleşme ve konsolosluk işleri konularında görevli iken sonrasında ise idari ve mali işler konularında sorumlu olduğu, siyasi işler konularında görev dağılımı neticesinde meslek memuru olan M.Y.D.'nin görevli olduğu, Güney Sudan'daki FETÖ yapılanması ile ilgili olarak kurum tarafından tevdi edilen görevleri yerine getirmemesi hususunun doğru olmadığı ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. <br> Bununla birlikte, İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi tarafından, davacının örgütle irtibat ve iltisakına ilişkin tespitlerin yer alabileceği ilgili kurum ve kuruluşlardan ara kararlar yapılmak suretiyle bilgi belge istenildiği, ara kararlara cevaben sunulan bilgi ve belgelerden davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan araştırmalar neticesinde anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi, belge, tanık ifadesi veya başkaca bir tespitin bulunmadığı anlaşılmıştır.<br> Yukarıda yer verilen tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek suçundan dolayı yürütülen ceza soruşturması veya ceza kovuşturması bulunmadığı, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve/veya iltisakını gösterir tespitler bulunup bulunmadığı hususunda yapılan araştırmalar neticesinde, davacı aleyhine delil teşkil edebilecek herhangi bir verinin bulunmadığı, diğer taraftan davalı idarece komisyon kararında yer verilen kurum kanaatinin kesin ve somut verilerle ortaya konulamadığından dolayı İdare Mahkemesince 27/05/2021, 11/11/2021 ve 24/02/20224 tarihli ara kararlarıyla davalı idareden ve 31/03/2022 tarihli ara kararıyla Juba Büyükeçiliği'nden kurum kanaatine dayanak bilgi ve belge istenildiği, Juba Büyükelçiliği'nin ara karara cevaben dosyaya sunduğu 21/04/2022 tarihli yazıda davacı ile ilgili arşiv kayıtlarında herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığının belirtildiği ve davalı idarece de kurum kanaatine dayanak teşkil edebilecek somut herhangi bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı görüldüğünden, kurum kanaatinin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı noktasında aleyhine bir tespit olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir.<br> Dava dairesi kararında, KHK ile kapatılan "Lale Dağıtım Pazarlama Eğitim Tur. Aj. Hizm. T.A.Ş." şirketinde çalışma kaydı bulunduğu hususuna gerekçede yer vermiş ise de; SGK hizmet döküm belgesi incelendiğinde, KHK ile kapatılan "Lale Dağıtım Pazarlama Eğitim Tur. Aj. Hizm. T.A.Ş." şirketinde 11/06/2002 - 10/09/2002 tarihleri arasında üç aylık çalışma kaydı bulunduğu yolundaki tespitin, davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br> Öte yandan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi tarafından, 26/07/2022 tarihli ara kararına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından verilen cevapta davacının babası (M.A.G.)' nin FETÖ/PDY ile iltisaklı Bank Asya'da 1998 yılında açılmış hesabının olduğu tespiti ile sosyal çevre bilgisi olarak teşriki mesaisi nedeniyle M.Y.D. ve S.K. ile ilgili tespitlere gerekçede yer verilmiş ise de; söz konusu tespitlerde davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, davacının babası M.A.G. hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması bulunmadığı, Bank Asya'da bulunan hesap hareket dökümleri incelendiğinde, 1998 ile 2010 yılları arasında hesap hareketleri olduğunun görüldüğü, bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY :<br><br> Dairemiz kararının maddi olay ve mevzuat başlıklı bölümünde belirtildiği üzere, Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisak veya irtibatı olan kişilerin kamu görevinden KHK ile çıkarılacağı düzenlenmiştir.<br> İrtibat ve iltisakın tespit edilebilmesi için Anayasa Mahkemesi'nin 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında belirtildiği üzere örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br> Davacının, davalı idarede dışişleri meslek mensubu olarak Güney Sudan'da görev yaptığı, Güney Sudan'daki FETÖ yapılanması ile ilgili olarak verilen görevi yerine getirmediği, FETÖ yapılanmasına bilgi aktardığı, Juba'daki örgüt yapılanması ile düzenli temasta bulunduğu, Dış İşleri Bakanlığı'nda görev aldığı dönemde (2010-2013) usulsüz olarak alım yapılan dönemde göreve başladığı hususları ile kurum kanaati birlikte değerlendirildiğinde işlemin hukuka uygun olduğu görüldüğünden, çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br> <br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

memur