<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/7200 E.  ,  2025/1974 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/7200<br>Karar No : 2025/1974<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Anonim Şirketi / ...<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin PTT A.Ş Birim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında yapılan güvenlik ve arşiv araştırması ile başlayan süreçte davacının ... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararı ile terör örgütü üyeliğinden 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığının anlaşıldığı, akabinde davacının 4959 sayılı Kanundan yararlanmak amacı ile yapmış olduğu başvuru üzerine .. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih E:... D.İş sayılı kararı ile cezasının ortadan kaldırılması kararı verildiği, davalı idare Hukuk Müşavirliğince yapılan değerlendirme neticesinde ... tarih ve ... sayılı yazı ile değerlendirilmesi neticesinde, davacının nedeniyle terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğunun değerlendirildiği ve dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüş ise de, 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu'nun kanundaki koşulları sağlayan kişilere ceza verilmemesi yahut cezanın ortadan kaldırılması sonucuna yönelik hükümler ile, bu kişilerin korunması, topluma yeniden kazandırılması için gerekli tedbirlerin alınması ile toplumsal huzur ve dayanışmanın güçlendirilerek devam ettirilmesini, bu kişilerin toplumdaki yerlerini yeniden almalarını sağlamak amacıyla çıkarıldığı dikkate alındığında; salt bu nedenle davacının söz konusu Mahkeme Kararından 20 yıl sonra terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı değerlendirilmesinin 4959 sayılı Kanun'la getirilmek istenen amaca uygun düşmeyeceği, 4959 sayılı Kanun kapsamından faydalanarak ''cezasının ortadan kaldırılması'' kararı verilen ve 2006 yılından beridir davalı idare bünyesinde görev yapan davacı hakkında bu yönde başkaca herhangi bir adli soruşturma veya kovuşturma olduğuna ilişkin bir bilgi olmadığı gibi davacının anılan Mahkeme kararı sonrasında şahsen terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde de başkaca herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesine istinaden kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının Hizbullah terör örgütünün sair efradı olmaktan hakkında mahkumiyet kararı verildiği, hakkında verilen özel af hükmünün işlenen suçu ortadan kaldırmayacağı, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br> Davacı, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi bünyesinde memur olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. <br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. <br> 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.<br>Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.<br>Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında ... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının örgüt mensupları ile birlikte ... Mahallesi ... Camiinde verilen derslere katıldığı, örgüte özgeçmiş raporu verdiği, ... Lisesi'nde örgüte eleman kazandırmak için çalışmalar yaptığı, ... Camiinde örgüt adına dersler verdiği, örgüt içerisinde ... ismini kullandığı, yukarıda belirtilen söz konusu eylemlerini Emniyet sorgusu aşamasında kabul ettiği, fakat Cumhuriyet Savcılığı ve sulh ceza mahkemesinde kaçamaklı kabulünün bulunduğu, eylemlerinin süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği ve örgüte üye olmak suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkumiyetine hükmedildiği, 02/10/2003 tarihli dilekçe ile davacı tarafından 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası hükümlerinden yararlanmak amacıyla ... Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne başvuru yapıldığı, ... tarih ve ... D. iş sayılı karar ile davacının başvurusu kabul edilerek mahkumiyet hükmünün 4959 sayılı Kanunun 4/1-a ve geçici 1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br> Öte yandan, her ne kadar dosyada davacının 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası hükümlerinden faydalandığı ve mahkumiyet hükmünün ortadan kalktığı belirtilmiş ise de, "Anayasa Mahkemesinin 05/11/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/01/2015 tarih ve 29252 sayılı "Tahir Canan Başvurusu" kararıyla Devlet Güvenlik Mahkemesinin uyguladığı 4959 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendinde terör örgütü mensuplarına belirli şartları sağlaması durumunda ceza verilmeyeceği hususunun düzenlendiği, başvurucunun madde metninde belirtilen şartları taşıdığı değerlendirilerek ve kendi talebi doğrultusunda hapis cezasının ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla başvurucu açısından mahkumiyet kararı değil verilen cezanın ortadan kalkmasının söz konusu olduğu, cezayı ortadan kaldıran anılan düzenleme özel affı düzenleyen 765 sayılı mülga Kanun'un 98. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 65. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu açıklamalar çerçevesinde 4959 sayılı Kanun'un 4. maddesi'nin (a) bendi özel af niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla 4959 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi uyarınca suçu ve mahkumiyeti genel affın sonuçları gibi tüm sonuçları ortadan kaldıran değil, metindeki "ceza verilmez" hükmü uyarınca sadece cezayı ortadan kaldıran bir karar olduğu, başvurucunun mahkumiyetine esas suçun değil, cezanın kaldırılmasının söz konusu olduğunun belirtildiği" anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, davacının söz konusu 4959 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle sadece mahkumiyetine ilişkin cezasının ortadan kalktığı, mahkumiyetine esas teşkil eden fiillerin varlığını sürdürdüğü, Hizbullah terör örgütü mensupları ile birlikte ... Mahallesi ... Camiinde verilen derslere katıldığı, örgüte özgeçmiş raporu verdiği, ... Lisesi'nde örgüte eleman kazandırmak için çalışmalar yaptığı, ... Camiinde örgüt adına dersler verdiği, örgüt içerisinde ... ismini kullandığı, söz konusu eylemlerini emniyet aşamasında da kabul ettiği tespitleri göz önüne alındığında, eylemlerinin Hizbullah terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığı için yeterli olduğu ve bu tespitler nedeniyle davacının kamu görevinden çıkarılmasının olağanüstü durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; <br>2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,<br>4. Kullanılmayan YD harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

memur