<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/4968 E. , 2025/2536 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/4968<br>Karar No : 2025/2536<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 10'uncu bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile söz konusu işlem sebebiyle uğranılan zararların tazminine karar verilmesi istenilmektedir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; "... her ne kadar davacının terör örgütleriyle irtibatlı yahut iltisaklı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği görülmekteyse de, idari tahkikat sonucunda soruşturmacı tarafından varılan ve işlemin dayanağını oluşturan kanaate ilişkin hususların ceza yargılamasında da irdelendiği, bu kapsamda; davacının Bank Asya'daki hesabına örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve örgüte yardım etmek amacıyla para yatırdığının her türlü şüpheden uzak somut deliller vasıtasıyla ortaya konulamadığı, hakkındaki tanık ifadelerinin birtakım duyum, aralarında geçen dialog ve kanaatlerden ibaret olduğu, soyut ifadeler dışında herhangi bir delil gösterilemediği, davacıya isnat edilen eylemlerin üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen, herhangi bir örgüt mensubu tarafından verilmiş davacının örgüt içerisindeki konumunu ortaya koyan bir ifadenin yahut itirafın ortaya çıkmadığı, davacının örgüte ait sendikalara üyeliğinin bulunmadığı, buna ilişkin eylemlere katılanlar arasında kaydının olmadığı, ceza mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere davacıya ait sosyal medyadaki birtakım paylaşımlar örgüte sempati duyduğu yönünde kanaat oluşturabilecekse de, tek başına örgütle iltisaklı yahut irtibatlı olduğu hususunu ispata elverişli olmadığı, sonuç olarak; dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle, davacının terör örgütleriyle irtibatlı yahut iltisaklı olduğu hususunun ortaya konulamadığının anlaşıldığından, davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu hususu ortaya konulmaksızın 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 35. maddenin B fıkrasının 10. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...10) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.<br>'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(ğ) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br>Davacı, Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, ... Kur'an Kursu'nda hizmetli olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanunla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile söz konusu işlem sebebiyle uğranılan zararların tazminine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br> Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararının verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden 12/02/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br>Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br> Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; davacı hakkında idari tahkikat sonucunda soruşturmacı tarafından varılan ve işlemin dayanağını oluşturan kanaate ilişkin hususların ceza yargılamasında da irdelendiği, bu kapsamda; davacının Bank Asya'daki hesabına örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve örgüte yardım etmek amacıyla para yatırdığının her türlü şüpheden uzak somut deliller vasıtasıyla ortaya konulamadığı, hakkındaki tanık ifadelerinin birtakım duyum, aralarında geçen dialog ve kanaatlerden ibaret olduğu, soyut ifadeler dışında herhangi bir delil gösterilemediği, davacıya isnat edilen eylemlerin üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen, herhangi bir örgüt mensubu tarafından verilmiş davacının örgüt içerisindeki konumunu ortaya koyan bir ifadenin yahut itirafın ortaya çıkmadığı belirtilmiş ise de; davacı hakkında yürütülen idari tahkikat raporunda ise soruşturmacı tarafından; "Görev yaptığı Eskişehir'de müftülük çalışanları arasında FETÖ/PDY ile irtibatlı, iltisaklı biri olarak maruf olduğu, 17-25 Aralık sürecinden sonra da örgütle gönül bağını devam ettirdiği, anılan örgütün faaliyetlerini övdüğü ve neşriyatlarına abone olarak takip etmeye devam ettiği, FETÖ/PDY'nin finans ayağını oluşturan Bank Asya'da 03/09/2014 tarihinde hesap açan ve para yatıran kişilerden olduğu, sözü edilen hesabındaki hareketliliğin 23/06/2015 tarihine kadar devam ettiği, 2019 yılı Şubat ayında kendisine ait Facebook hesabında Sayın Cumhurbaşkanı ve ...'nin kamuoyunda bilinen bazı yöneticileri aleyhinde FETÖ/PDY örgütünün kullandığı dil ve üslup ile bazı paylaşım ve yorumlar yaptığı tespit edilmiştir." şeklinde görüş beyan edildiği, yine davacının "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla yargılandığı ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, Tanık A.O.'nun şüpheli ... hakkında yürütülen idari soruşturma kapsamında 31/07/2018 tarihinde Odunpazarı İlçe Müftülüğünde ve 06/01/2020 tarihinde kollukta alınan beyanında özetle; ...'yu ilçelerine imamlık yaparken tanıdığını iyi tanıdığını, 17-25 Aralık 2013 sonrası Şükranlı köy halkı İlçe Müftülüğüne gelerek sürekli sözlü olarak şikayette bulunulduğunu konuyla alakalı yazılı dilekçe vermediklerini, şikayet konularının genelde köyde görevini yapmadığını, Eskişehir ilinde ve Çifteler ilçesinde paralel yapının düzenlediği sohbetlere katıldıklarını söylediklerini, ...'nun bu konulan duyunca İlçe Müftülüğüne geldiğini, kendisine hitaben "Hocam paralel yapının sohbetlerine katıldığını duyuyoruz, bunlardan uzak dur, başın belaya girer" diyerek nasihatte bulunduğunu, ...'nun da kendisine hitaben' 'ben onların bir zararını görmediğini, Allah için çalışıyorlar" dediğini genelde müftülüğe gelen herkesin hocam varmı bir şey diye sorup ayrıldığını, ancak ...'nun kuruma gelip gittiği zamanlarda hocam varını bir "hizmet" demesinin dikkatini çektiğini, müftülüğe ... adına bir dergi geldiğini, ancak ismini hatırlamadığını, ... isimli şahsın paralel yapıya hizmet ettiği ve bir gönül bağı olduğunu düşündüğünü, Fetullah Gülen'in ismi geçtiğinde kendisine Hoca Efendi diye hitap ettiğini, (...)Tanık S. U'nun, şüpheli ... hakkında yürütülen idari soruşturma kapsamında 19/07/2018 tarihinde Odunpazarı İlçe Müftülüğünde ve 27/12/2019 tarihinde kollukta alınan beyanında özetle; 2014-2016 tarihlerinde Eskişehir Seyitgazi ilçesinde ... ile birlikte çalıştıklarını, kendisinin bizzat şahit olduğu fetö terör örgütü faaliyetlerini görmediğin ancak vatandaşlardan gelen "cumalara namaz kıldırmak için gelmeyip fetö sohbetlerine gittiği" yönünde şikayetler aldıklarını, bu yapıya kurban bağış, himmet adı altında para topladığına şahit olmadığını, zaman, sızıntı, gibi abonelikleri olduğunu müftülükte çalışanlar aracılığıyla duyduğunu, 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra fetö aleyhine söylemleri duyduğunda tepki gösterip bu yapıyı savunduğunu beyan ettiği yönünde tanık beyanları olduğu, ayrıca davacı savunmasında liseden sonra üniversiteye hazırlık için bir sene anılan örgütün dersanelerine gittiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.<br> Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında , davacının Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin 16/01/2020 tarihinde tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; davacının 03/09/2014 tarihinde Bank Asya'da ilk kez hesap açtırdığı, bu tarihte hesabına 12.500,00 TL eft gönderip aynı gün paranın 12.200,00 TL'sinin hesaptan çektiği, 23/01/2015 tarihinde ise 20.000,00 TL katılım hesabı açtırdığı, katılım hesabından 04/03/2015 tarihinde 14.000,00 TL çekildiği, kalan bakiye ile 12/03/2015 tarihinde 2.000,00 dolar alınarak katılım hesabı açtırdığı, bu katılım hesabındaki paraları 04/06/2015 ve 23/06/2015 tarihinde vadesinden önce çektiği, 03/09/2014 tarihinde hesabına eft ettiği paranın tamamına yakınını aynı gün çektiği, davacının dosyaya sunduğu noter tarafından düzenlenen araç alım sözleşmelerinden 03/09/2014 tarihli olan sözleşme incelendiğinde davacının aynı gün 16.000,00 TL bedelle araç satın aldığı, çektiği paranın bu araç bedeline ilişkin olabileceği, yine sanığın 04/03/2015 tarihinde 13.500,00 TL bedele bir araç daha satın aldığı, aynı gün çektiği paranın da bu araç alımına ilişkin olabileceği, geriye kalan tutarların ise çok düşük tutarlar olduğu, kısa bir süre sonra da bakiyesinin sıfırlandığı, herhangi bir hesap artışı tespit edilmediği, işlemlerin rutin bankacılık işlemlerinden olma ihtimalinin olduğu yönünde değerlendirilme yapılmış ise de, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek bir kısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır.<br>Dolayısıyla, davacının Asya Katılım Bankası hesabına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler dikkate alındığında; davacı tarafından, daha önce Bank Asya nezdinde hesabının bulunmamasına rağmen 2. talimat döneminde yani 03/09/2014 tarihinde Bank Asyada ilk kez hesap açtırdığı, bu tarihte hesabına 12.500,00 TL eft gönderip aynı gün paranın 12.200,00 TL'sini hesaptan çektiği, 23/01/2015 tarihinde ise 20.000,00 TL katılım hesabı açtırdığı, katılım hesabından 04/03/2015 tarihinde 14.000,00 TL çekildiği, kalan bakiye ile 12/03/2015 tarihinde 2.000 dolar alınarak katılım hesabı açtırdığı, bu katılım hesabındaki paraları Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden hemen sonra 04/06/2015 ve 23/06/2015 tarihinde vadesinden önce çektiği anlaşılmış olup bu haliyle sanığın Bank Asya'da gerçekleştirdiği işlemlerin rutin bankacılık faaliyeti kapsamında kaldığının kabulü mümkün değildir.<br>Bu durumda; davacı hakkında yürütülen idari tahkikat raporunda yer alan tespitler ile ceza yargılamasındaki tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine yönelik verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine yönelik verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
memur