<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/14728 E. , 2025/3446 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/14728<br>Karar No : 2025/3446 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ByLock programını kullanmadığının Yargıtay tarafından onanmış bulunan mahkeme kararı ile tespit edilmiş olması, Bank Asya'ya örgüt liderinin talimatı uyarınca para yatırdığına ilişkin bir tespitin bulunmamış olması ve Mahkemelerince yapılan ara kararı uyarınca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı adına kayıtlı GSM hattından davacının kardeşi olan Ö.C. tarafından ByLock programı kullanıldığının tespit edilmiş olması, Bank Asya hesap hareketlerinin olağan bankacılık faaliyetleri kapsamında kaldığının değerlendirilmiş olması, örgütün kamuoyunda terör örgütü olarak bilinmesinden çok önceki kısa süreli sendika üyeliğinin, çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesinin ve buna bağlı Cihan Medya Dağıtım A.Ş ye yapılan ödemenin ise örgütsel faaliyet olarak alınamayacağı, Mahkemelerinin 17/11/2021 tarihli ara kararına rağmen davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını gösteren başkaca delil ve tespitin de dava dosyasına sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ByLock programının davacı adına kayıtlı GSM hattı üzerinden birinci derece yakını tarafından kullanıldığı, davacıya ait Bank Asya hesap dökümlerinin incelenmesinden, davacının velayeti altındaki 10 yaşındaki çocuğu adına FETÖ/PDY terör örgütünün Bank Asya'ya para yatırma talimatı sonrasında 10/02/2014 tarihinde hesap açarak 02/10/2014 tarihinde 5.000,00 TL, 03/10/2014 tarihinde 5.000,00 para yatırdığı ve katılım hesabı açtığı, söz konusu hesap hareketlerinin FETÖ/PDY'nin gerektiğinde anne, baba, eş ve çocuklar gibi yakınları adına hesap açılarak bu hesaplara para yatırılması yönündeki talimatına uygunluk gösterdiği, ayrıca davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına Ağustos 2012 - Nisan 2013 tarihleri arasında toplam 9 ay süreyle üyeliğinin bulunduğu ve anılan dönemde 9 ay sendika üyelik kesintisi yapıldığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 02/01/2014 - 05/01/2016 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, söz konusu delil ve tespitler ile davacının savunma ve beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna kanaat getirilmesine yeterli düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, davacının başvurusunun reddine ilişkin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; savunma hakkı tanınmadan işlem tesis edilmesine imkan bulunmadığı, OHAL döneminde yalnızca OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, masumiyet karinesinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama ve cezalandırma yetkilerinin bulunmadığı, yatırım amacıyla yasal bir bankaya tamamen yasal olarak elde edilmiş bir miktar parayı yatırmanın soruşturma ve kovuşturma işlemlerine konu edilemeyeceği, Aktif Sen'e üyelik kaydı yaptırdığı dönemde FETÖ/PDY isminde bir terör örgütünün bulunmadığı, adı geçen sendikaya üyelerine tanıdığı bir takım avantajlar nedeniyle üye olduğu, yasa dışı delillerin hiçbir yargılamada kullanılmasına imkan bulunmadığı, yasal olarak kurulup el konulduğu tarihe kadar yasal şekilde faaliyette bulunan bir gazete ya da dergiye abone olup gazete veya dergi okuduğu için cezalandırılmasının ifade ve basın özgürlüğünün ihlaline sebebiyet verdiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.<br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.<br> 07/02/2017 tarih ve 29972 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. '' hükmüne yer verilmiştir. <br> Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.<br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br> Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, söz konusu karara karşı davacının yaptığı istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilerek beraat kararının onandığı ve anılan kararın 21/10/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.<br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).<br> Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.<br> Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.<br> Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;<br> a) Davacının FETÖ/PDY mensuplarının örgüt içi iletişimde kullandıkları ByLock programının kullanıcısı olduğu iddiası ile ilgili olarak; <br>Davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında; "... ... ID'ye ait bylock tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde; kullanıcı adının ..., şifresinin ..., son online tarihinin 18/02/2016 olduğu, abone kaydının ... üzerine olduğu, SGK kaydının ... üzerine olduğu, bu ID'yi ekleyenlere bakıldığında D.Y., V.K.A., H.Ç., H.Ç., A.Y., R.U.A., ..., ...(...), ... ID numaralı şahıslar olduğu görülmüştür. Yazışmalar incelendiğinde konuşmaların hep bayan tarzı konuşmalar olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce bu tespitin sanığa mı yoksa kardeşi Ö.D.'ye mi ait olup olmadığı yönünde detaylı araştırmaya girişilmiş, bu nedenle ... nolu telefonun CGNAT kayıtları ve HTS kayıtları incelenmiş, 25/08/2015 tarihi ile 13/02/2016 tarihleri arasında 250 kez bylock programına giriş yaptığı, ancak HTS'lerin devamlı Adana ili Ceyhan ilçesinden baz verdiği anlaşılmıştır. Mahkememizin ... esas, ... karar sayılı dosyasında FETÖ PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası aldığı ve zikredilen bu telefon numarasını sanık Ö.'nün kullandığına ilişkin tespit yapıldığı görülmüştür. Ayrıca Ö.D. mahkememizce tanık sıfatı ile alınan beyanında; "... numaralı telefon hattı bana aittir, ben kullandım, bu numarama abimin üzerine idi, kaç yıl kullandığımı hatırlamıyorum ancak fazla değil 2 yıl felan, benim hakkımda mahkemenizde ... esas sırasında yürüyen davam vardır. Bylock tespit tutanaklarıdna ismi geçen kişilerden sadece H.Ç.'yi tanırım kızım E.D.C. Burç Okulları'nda okurkan kızımın öğretmeni idi, diğer isimleri geçen kişileri tanımıyorum, ben 25/08/2015 tarihi ile 13/02/2016 tarihleri arasında Ceyhan'daydım, ben Ceyhan'da ... Mahallesi'nde otururum, Yumurtalık Yolu Zirai Donanım karşısında adresim yoktur, Adana Huzurevleri Mahallesi yakınında da herhangi bir yakınım oturmamaktadır, Muradiye Mahallesi'nde de herhangi bir yakınım oturmamaktadır" demiştir. ... her ne kadar FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün münhasıran kendi mensupları için geliştirdiği ve gizli haberleşmeyi amaçladığı bylock programını kullandığı iddia edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere ... nolu telefonda tespit edilen bylock programını kardeşi Ö.C.'nin kullandığı, ..." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.<br>Bu durumda, ceza mahkemesi kararında belirtildiği üzere davacı adına kayıtlı olan ... nolu GSM hattı üzerinden ByLock programının kardeşi Ö.C. tarafından kullanıldığı tespit edildiğinden, davacının ByLock programını kullandığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>b) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve katılım hesapları açtığı iddiası ile ilgili olarak;<br>Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'da kendisi adına 2008 yılında açılmış hesabının bulunduğu, bununla birlikte Bankada çocuğu adına 10/02/2014 tarihinde açılmış olan hesaba 02/10/2014 tarihinde 5.000,00 TL, 03/10/2014 tarihinde 5.000,00 TL para yatırıldığı yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir.<br> FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır.<br> Bu kapsamda, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. <br>Dosyanın incelenmesinden, davacının, kendi adına 2008 yılında açılmış olan Bank Asya hesabını 2013 yılı öncesinde de aktif olarak kullandığı, hesaba 17/01/2014 tarihinden 18/05/2015 tarihine kadar farklı tutarlarda para yatırıldığı görülmekte ise de işlemlerin genellikle kredi kartı ödemelerine ilişkin olduğu, çocuğu adına açtığı hesaba para yatırıldığı belirtilen 02/10/2014 ve 03/10/2014 tarihlerinin ise örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşılmıştır.<br>Nitekim, davacının yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında; davacının kendi adına açmış olduğu Bank Asya hesabını çocuğunu okula yazdırırken taksitlerini ödemek amacı ile çıkarttığı kredi kartı için kullandığı, bunun haricinde başkaca bir hesap hareketliliğinin bulunmadığı yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.<br>Bu itibarla, davacının kendisi adına açılmış olan Asya Katılım Bankası hesabında gerçekleştirilen işlemlerin olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, çocuğu adına olan Asya Katılım Bankası hesabındaki işlemlerin ise örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşıldığından, Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde gerçekleştirilen işlemlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>c) Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; <br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliği anılan örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmiştir.<br>6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. <br> Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır.<br>Diğer yandan, 17/02/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devletin ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasaya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir.<br>Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının Sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve Sendikadan istifa bilgileri, Sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, Sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde Sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları ile somut olayın özellikleri bağlamındaki diğer iddiaları dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. <br>Davacı tarafından, Sendika üyeliği ile ilgili olarak; FETÖ/PDY'nin kamuoyunda terör örgütü olarak bilinmesinden önceki dönemde kısa bir süre için sendika üyeliğinin bulunduğu iddia edilmiştir.<br> Dava konusu uyuşmazlık yukarıdaki bilgiler ile davacının iddiaları ışığında incelendiğinde; davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden 2013 yılının Nisan ayında istifa ettiği, Sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında Sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve Sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, 2013 yılının Nisan ayında istifa edene kadar olan dönemdeki Sendika üyeliğinin salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>d) Dava dosyasına sunulan diğer tespitler ile ilgili olarak; <br>Davacının çocuğunun FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan öğretim kurumunda kaydının olduğu, davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Adana Eğitim Gönüllüleri Derneğine ve Adana Burç Özel İşl. A.Ş. ile FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu yönündeki tespitlerin, başkaca delillerle desteklenmediği sürece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür.<br>Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.<br> <br> <br> (X) KARŞI OY:<br>Delil değerlendirmesi, olay, olgu ve belgelerin bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle yapılarak bir sonuca ulaşmayı gerektirdiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>
memur