<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/162 E. , 2025/5972 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/162<br>Karar No : 2025/5972<br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Van ili, Bahçesaray ilçesi, ... Mahallesinde geçici köy korucusu olan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile 13105 sayılı Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (9) alt bendi gereği görevine son verilmesi yönünde tesis edilen 30/09/2016 tarihli davalı idare işleminin iptali istenilmiştir. <br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Van ili, Bahçesaray ilçesi, ... Köyü'nde geçici köy korucusu olarak görev yapan davacının mensubu olduğu ... Timiyle birlikte 06/07/2016 tarihinde Su Kanalı bölgesinde görevlendirildiği, 06/07/2016 günü saat: 22.00 sıralarında BTÖ mensuplarınca Bahçesaray Kaymakamlığına ve İlçe Jandarma Komutanlığına roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı gerçekleştirildiği, Su Kanalı bölgesinde bulunan Bixi makinalı tüfeğine ait 260 adet boş kovandan, söz konusu saldırının davacının görevli olduğu mevkiiden düzenlendiğinin anlaşıldığı, kolluk personelince, ... Timinde bulunan geçici köy korucularının olay esnasında kendilerine daha önceden gösterilen ve tebliğ edilen görev yeri mevziye gitmediklerinin, olay esnasında mevziye yaklaşık 190-200 metre mesafede bulunan kilisenin yanındaki barakada olduklarının 07/07/2016 tarihinde düzenlenen tutanakla tespit edildiği, davacının soruşturma kapsamında alınan savunmasından ve ifadesinden de timiyle birlikte görevli olduğu Su Kanalındaki mevzide bulunmadığı, bu durumda, davacının 06/07/2016 tarihinde Su Kanalı Bölgesinde bulunan mevzide görevlendirilmesine rağmen, BTÖ mensuplarınca düzenlenen saldırı esnasında görevli olduğu mevzide bulunmadığının sabit olduğu, isnat edilen fiilin sübut bulduğu, davacının görevden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ...tarih E:... K:...sayılı kararıyla; Van ili, Bahçesaray ilçesi, ... Köyü'nde geçici köy korucusu olarak görev yapan davacının mensubu olduğu ... Timiyle birlikte 06/07/2016 tarihinde Su Kanalı bölgesinde görevlendirildiği, 06/07/2016 günü saat:22.00 sıralarında BTÖ mensuplarınca Bahçesaray Kaymakamlığına ve İlçe Jandarma Komutanlığına roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı gerçekleştirildiği, Su Kanalı bölgesinde bulunan Bixi makinalı tüfeğine ait 260 adet boş kovandan, söz konusu saldırının davacının görevli olduğu mevkiiden düzenlendiğinin anlaşıldığı, kolluk personelince, ... Timinde bulunan geçici köy korucularının olay esnasında kendilerine daha önceden gösterilen ve tebliğ edilen görev yeri mevziye gitmediklerinin, olay esnasında mevziye yaklaşık 190-200 metre mesafede bulunan kilisenin yanındaki barakada olduklarının 07/07/2016 tarihinde düzenlenen tutanakla tespit edildiği, davacının soruşturma kapsamında alınan savunmasından ve ifadesinden de timiyle birlikte görevli olduğu su kanalındaki mevzide bulunmadığı açık olmakla birlikte, davacının göreve katılmamak veya görevden ayrılmak gibi bir eyleminin olmadığı, kendisine nöbet tutması gerektiği söylenen ve daha öncesinde de nöbet tuttukları anlaşılan kilise mevkiinde nöbet tuttukları, davacının bu eyleminin "kontrol, genel arama, iz sürme gibi operasyonel faaliyetlerde görevli güvenlik güçlerinin yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde çağırmasına rağmen göreve katılmamak, katıldıktan sonra izinsiz terk etmek" kapsamında değerlendirilemeyeceği, anılan eylemin kasıtlı olarak, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde yönetmelikte belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek kapsamında olduğu, bu haliyle davacının eylemi yanlış nitelendirilmek suretiyle madde tatbikinde hata yapılarak davacının Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1/ç-9 maddesi uyarınca görevden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan dava konusu işlemde; görevden alma nedenleri arasında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi de gösterilmiş ise de; davacı hakkında yapılan soruşturma sonunda düzenlenen raporda, davalı idare savunmasında ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir bir sebebin ortaya konulmamış olduğu görüldüğünden işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Daire Kararının özeti: Dairemizin ve Beşinci Dairenin 10/06/2022 tarih ve E:2018/3742, K:2022/4008 sayılı müşterek heyet kararıyla; davacı ve arkadaşlarının olay tarihinde görevlendirildikleri mevzide bulunmamalarının tek başına 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi kapsamında davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir objektif bir sebep olmadığı, ancak görevlendirildikleri mevzide bulunmamaları halinin Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (9) alt bendinde düzenlenen "kontrol, genel arama, iz sürme gibi operasyonel faaliyetlerde görevli güvenlik güçlerinin yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde çağırmasına rağmen göreve katılmamak, katıldıktan sonra izinsiz terk etmek" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı geçici köy korucusunun kendisine verilen vazifeye aykırı hareket ederek görev yerinde bulunmadığı, bulunduğu mevkiden de operasyona destek olmadığı açık olduğundan dava konusu göreve son verme işleminde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin Dairemiz bozma kararına uyularak verdiği kararıyla; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ...İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiş iken Danıştay Bozma kararına uyularak verilen Bölge İdare Mahkemesi kabul, kaldırma, davanın reddi yolundaki kararında bariz hata olduğu, kararların çeliştiği, aynı olay sebebiyle açılan 5 dosyada 4 dosyada ısrar kararı verildiği, bu dosyada hukuka aykırı şekilde bozmaya uyma kararı verilmesinin tutarsızlık olduğu, olay esnasında her 2 mevzide de korucuların nöbet tuttuğu, olaya ilişkin mevzilerin hangi tarihte yapıldığı, ilk görevlendirmelerin tarihi, görev listesi, göreve son verildiğinde teslim edilen silah ve mermilerin eksiksiz teslim edilip edilmediği hususlarının araştırılması gerektiği iddia edilmiştir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci ve Beşinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br><br>MADDİ OLAY : <br>Van ili, Bahçesaray ilçesi, ... Mahallesinde geçici köy korucusu olan davacı tarafından, 06/07/2016 tarihinde Bahçesaray Kaymakamlığına ve İlçe Jandarma Komutanlığına PKK terör örgütü mensuplarınca düzenlenen saldırıda davacının da içinde yer aldığı timin görev yerinde bulunmadığı gerekçe gösterilerek, hakkında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile 13105 sayılı Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (9) alt bendi gereği "kontrol, genel arama, iz sürme gibi operasyonel faaliyetlerle görevli güvenlik güçlerinin yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde çağrılmasına rağmen göreve katılmamak, katıldıktan sonra izinsiz terk etmek" maddelerine dayanılmak suretiyle görevine son verilmesi üzerine davalı idare işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.<br>442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br>Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 9. bendinde; 'Kontrol, genel arama, iz sürme gibi operasyonel faaliyetlerle görevli güvenlik güçlerinin bu yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde çağırmasına rağmen göreve katılmamak, katıldıktan sonra izinsiz terk etmek,' hükmü, "Disiplin Cezası Vermeye Yetkili Amirler" başlıklı 18. maddesinin 2. fıkrası son cümlesinde; 'Savunma hakkı verilmeden disiplin cezası uygulanamaz.' hükümlerine yer verilmiştir. <br>24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin "...disiplin suç ve cezalarıyla ilgili genel ilkeler ortaya konulmadan, kanuni çerçeve çizilmeden, güvenlik korucuları ile korucu başlarına ilişkin disiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren eylemler genel hatlarıyla da olsa belirlenmeden, disiplin esaslarıyla ilgili hususların tamamının düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılmak suretiyle yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisi tanınmıştır. Bu itibarla kural belirlilik ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle iptaline ve iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.<br> Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Dava konusu göreve son verme işleminin; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile 13105 sayılı Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (9) alt bendi gereği tesis edildiği, davacı ve arkadaşlarının olay tarihinde görevlendirildikleri mevzide bulunmamalarının tek başına 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi kapsamında davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir objektif bir sebep olmadığı hususu, ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih E:... K:... sayılı kararı ve Dairemiz ve Beşinci Daire müşterek heyetinin 10/06/2022 tarih ve E:2018/3742, K:2022/4008 sayılı kararı ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da aynı şekilde kabul edildiğinden, dava konusu işlem Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (9) alt bendi açısından değerlendirilmiştir.<br>Dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta düzenleme yapılması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için öncelikle davacının işlediği fiile hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiği hususunun karara bağlanması gerekmektedir. <br>Ceza hukuku kökenli bir ilke olan ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuk normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. <br>İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. <br>Mevzuatta yapılan değişiklik incelendiğinde, dava konusu işleme esas 13105 sayılı Geçici Köy Korucuları Yönetmeliğinin 17. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (9) alt bendinde yer alan, "Kontrol, genel arama, iz sürme gibi operasyonel faaliyetlerle görevli güvenlik güçlerinin bu yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde çağırmasına rağmen göreve katılmamak, katıldıktan sonra izinsiz terk etmek" fiillerinin işlenmesi halinde göreve son verme cezası ile cezalandırılmanın öngörüldüğü, 23/11/2022 tarihli 7422 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 442 sayılı Köy Kanunu'na eklenen "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A maddesinde işleme esas teşkil eden yukarıda blirtilen fiillere yer verilmediği, bununla birlikte yine 442 sayılı Köy Kanunu'na eklenen "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B maddesinin 3. fıkrasında; "Göreve gelmemek, geç gelmek ve görev yerinden erken ayrılmak fiilleri uzun süreli veya görevi aksatacak biçimde gerçekleşmişse ya da Devleti veya kişileri zarara uğratmışsa durumun niteliğine, ağırlığına ya da zararın derecesine göre görevden çıkarma cezası uygulanabilir." hükümüne yer verildiği anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, 442 sayılı Köy Kanunu'na eklenen maddeler ile davacı lehine bir düzenleme getirildiği görüldüğünden, İdare Mahkemesince, davacı lehine olan düzenleme dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. <br><br> KARŞI OY<br>(X)- Dava, geçici köy korucusu olan davacı tarafından, 06/07/2016 tarihinde Bahçesaray Kaymakamlığına ve İlçe Jandarma Komutanlığına PKK terör örgütü mensuplarınca düzenlenen saldırıda davacının da içinde yer aldığı timin görev yerinde bulunmadığı gerekçesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-g maddesi ile Geçici Köy Korucuları Yönetmeliğinin 17/1/ç-9 maddesine dayanılarak görevine son verilmesi işleminin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesi tarafından davacının olay tarihinde timiyle birlikte su kanalı bölgesinde bulunan mevzide görevlendirilmesine rağmen olay esnasında görev yerine gitmeyerek veya görev yerini terkederek görevli olduğu mevzide bulunmadığının sabit olduğu ve davacıya isnat edilen fiilin sübut bulduğu, davacının görevden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf istemi üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi tarafından ise 667 sayılı KHK kapsamında davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir objektif ve somut bir sebep ortaya konulmadığı, Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği kapsamında ise; davacının göreve katılmamak veya görevden ayrılmak gibi bir eyleminin olmadığı, kendisine nöbet tutması gerektiği söylenen ve daha öncesinde de nöbet tuttukları anlaşılan kilise mevkiinde nöbet tuttukları, davacının bu eyleminin "kontrol, genel arama, iz sürme gibi operasyonel faaliyetlerde görevli güvenlik güçlerinin yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde çağırmasına rağmen göreve katılmamak, katıldıktan sonra izinsiz terk etmek" kapsamında değerlendirilemeyeceği, anılan eylemin kasıtlı olarak, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde yönetmelikte belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek kapsamında olduğu, bu haliyle davacının eylemi yanlış nitelendirilmek suretiyle madde tatbikinde hata yapılarak davacının Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1/ç-9 maddesi uyarınca görevden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, sonrasında Danıştay müşterek heyetinin bozma kararına uyularak Bölge İdare Mahkemesi tarafından davanın reddi yönünde karar verilmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden; dava konusu göreve son verme işleminin iki ayrı konusunun olduğu, anılan işlemin hem 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, hem de Geçici Köy Korucuları Yönetmeliğinin ilgili maddelerine dayanılarak tesis edildiği, dava konusu işlemin tek bir işlem olması sebebiyle yargılama devam ederken yargı kararı ile kesinleşmeyen işlemin yeniden bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği uyarınca göreve son verme, disiplin yaptırımı olmasına karşın, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca göreve son verme ise tedbir niteliğinde bir işlemdir. <br>Disiplin cezalarında eylemin sübuta ermesi ve somut olarak kanıtlanması koşulu aranırken, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tesis edilen işlemlerde kamu görevlisinin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilmesi yeterli olmaktadır. Ayrıca her iki işlemin hukuki dayanağı, tesis edilme usulü ve hukuki sonuçları farklı olduğu gibi işlemlerin yargısal denetimi sırasında uygulanacak ölçütler de farklılık göstermektedir.<br>"Hukuk Devleti" ilkesinin temel unsurlarından birisi "Hukuki Belirlilik" ilkesidir. İlgililer hakkında tesis edilen işlemlerin konusunun ve hukuki sonuçlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Aynı şekilde yargı mercilerinin uyuşmazlığın esası hakkında etkin bir yargısal denetim yapabilmeleri ve uygulanabilir bir karar verebilmeleri; işlemin konusunun, niteliğinin ve sonuçlarının belirgin olması halinde mümkündür.<br>Somut olayda ise, davacının disiplin yaptırımı uygulanmak suretiyle mi, yoksa tedbir amacıyla mı kamu görevinden çıkarıldığı hususu belirsizdir. Nitekim bu belirsizlik nedeniyle İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından dava konusu işlem tek bir işlem olmasına karşın sanki iki ayrı işlem varmış gibi değerlendirilerek hem disiplin, hem de Kanun Hükmünde Kararname hükümleri yönünden ayrı ayrı irdelenmek suretiyle karar verilmiştir. Oysa bu şekilde karar verilebilmesi için, işlemin bölünebilir olması ve her bir kısmı için ayrı ayrı hüküm kurulmasına elverişli olması gerekir. Dava konusu işlem ise, iki ayrı konuya dayanmakla birlikte tek bir işlem olup bölünebilir nitelikte değildir. Mevcut duruma göre yapılan yargılama sonucunda davacının eyleminin sübuta erdiği, ancak terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olmadığı sonucuna ulaşıldığında, davanın reddine mi yoksa dava konusu işlemin iptaline mi karar verileceği, yargılama giderlerinin nasıl dağıtılacağı, davanın reddine karar verilmesi durumunda hukuki sonuçlarının ne olacağı hakkında hukuki belirsizlik bulunmaktadır.<br>Yukarıdaki ölçütlere göre dava konusu işlem irdelendiğinde, işlemin bölünebilir nitelikte olmaması ve işlemin tesisine esas alınan konuların, işleme dayanak alınan hukuki düzenlemelerin ve hukuki sonuçlarının tümüyle farklı olması nedeniyle hukuki belirlilik ilkesi uyarınca her bir konu yönünden ayrı ayrı işlem tesis edilmesi gerekirken tek bir işlem tesis edilmesinde konu yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda izah ettiğimiz gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle gerekçe yönünden karara katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>
memur