<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/1882 E.  ,  2025/1441 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2021/1882<br>Karar No : 2025/1441<br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ...<br>VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...<br> <br>2- ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br> <br>DAVANIN KONUSU : 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde yer alan "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama" fiili nedeniyle "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılmasına, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının ve bu işleminin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; bireysel işlem yönünden; savunma hakkının kısıtlandığı, dava konusu işlemin ceza verme zamanaşımına uğradığı, disiplin kurulunun hatalı oluştuğu, disiplin cezasına konu fiilden asıl olarak dosyaları hazırlayan polislerin ve kararı veren komisyon üyelerinin sorumlu olduğu, verilen cezanın ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği, düzenleyici işlem yönünden; Tüzük'ün 13. maddesi hükmünün açıkça kanunla düzenlenmesi gerektiği, anılan hükmün memur güvencesi ilkesine aykırı olduğu, Tüzük'ün dayandığı kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Tüzük'ün dayanaktan yoksun kaldığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davacının taltif dosya incelemelerinde dikkatli ve hassas davranmadığı bu sebeple ilgisiz personelin dosyalara yazıldığı, bu konuda gerekli özen ve hassasiyeti göstermediği, bu davranışı ile “Görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama” fiilinin yapılan soruşturma ile sübuta erdiği, disiplin soruşturmasının usule uygun yapıldığı, hakkında isnat edilen fiiller açıkça belirtilmek ve gerekli süre verilmek suretiyle davacının savunmasının mevzuata uygun olarak alındığı, dava konusu işlemin dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83. maddesi hakkında, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı verildiği ve kararın bir yıl sonra yürürlüğe gireceğinin belirtildiği, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar geçerli ve yürürlükte olacağı, bu süre içeresinde işlenen eylem, işlem, tutum ve davranışlarda Tüzüğün uygulanacağı hususunun açık olduğu, yürürlüğü korunan Tüzük hükümlerine göre yargısal denetim yapılmasının hukuki zorunluluk olduğu, hukuki belirlilik ilkesi gereği Anayasa Mahkemesinin iptal kararının geriye yürümeyeceği, dava konusu işlemde ve dayanağı Tüzük hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; bireysel işlemin ise dava konusu bireysel işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı vekili tarafından; müvekkili hakkında verilen, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı "Görevin Takdir ve Yerine Getirilmesinde Hoşgörü ve Savsaklama" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca takdiren "6 Ay Kısa Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesi gerekmekte ise de; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 127/2. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararının ve bu kararda öngörülen disiplin cezasının dayanağı olan bahsi geçen Tüzük maddesinin Anayasa, Yasa ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle açılmıştır.<br> Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83’üncü maddesi gereğince hazırlanmış ve Danıştay incelemesinden geçirilerek 24/04/1979 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, 08/07/2015 günlü ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile anılan Tüzüğün bazı maddelerinde değişiklik yapılmış; ismi de Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü olarak yeniden düzenlenmiştir. <br>Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağını oluşturan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83’üncü maddesinin birinci cümlesinin, "...Yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38’inci ve 128’inci maddelerine aykırı olduğu ..." gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu karar 29/01/2016 tarih ve 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.<br> Anayasa Mahkemesinin anılan kararı yürürlüğe girmeden önce Genel Kolluk Görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümlerini düzenleyen, 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe konulmuş, 37’nci maddesi ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 83’üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.<br>Dava konusu yapılan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğün 13. maddesinde; "Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." kuralı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun Zamanaşımı başlıklı 127. maddesinin 2. fıkrasında ise; "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralı yer almaktadır. <br> 23 Ocak 2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Ağırlaştırıcı Sebepler Başlıklı" 10. maddesinin 10. bendinde, söz konusu tüzük maddesine aynen yer verilmiş, Geçici 1’inci maddesinin, 1’inci fıkrasında;" (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 Sayılı Kanun, 6413 Sayılı Kanun ve 3201 Sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır (3) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.<br>Daha sonra 08/03/2018 günlü ve 30354 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanunun Geçici 1’inci Maddesinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır.<br>Bu durumda davaya konu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünde öngörülen disiplin cezalarına sonraki düzenlemelerde yer verildiği, iptali istenilen Tüzük maddesindeki düzenlemenin aynen korunduğu anlaşılmakta ise de, bu Tüzüğün uygulanma olanağı kalmadığından 13. maddesindeki; "Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." ibaresinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.<br>Davanın, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararın davacıya ilişkin 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile tecziyesi kanaati bildirilmiş ise de ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılması yolundaki kısmının iptali istemine ilişkin kısmına gelince;<br> Anayasal yargıda, idari yargıdaki iptal kararının geriye yürümesi ilke olarak kabul edilmemiş ve tam tersine, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının geriye yürümezliği ilkesi kabul edilmiştir. Bunun sebebi, toplumun kanunlara duyduğu güven duygusunu sarsmamak ve iptal edilen kanun hükmüne dayanarak daha önce yapılmış olan işlemleri ve kazanılmış hakları korumaktır.<br>Dava konusu olayda olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi, iptal kararının daha sonra yürürlüğe gireceğini öngörmek suretiyle yasa koyucunun bu süre içerisinde o alanı yeniden düzenlemesini, böyle bir düzenleme yapılması halinde de oluşmuş hukuksal durumun korunmasını ve devam etmesini amaçlamaktadır. Kamu yararını bozacak, olumsuz yönde etkileyecek hukuksal boşluğun doğmasını engellemek için getirilen bu sürenin, yalnızca yasama organına yönelik olduğunu, idarenin bu sürede bir tasarrufta bulunamayacağını kabul etmek, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlayacağını belirten Anayasanın 153. maddesine aykırı olacaktır. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı; fakat henüz yürürlüğe girmediği dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi, yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan düzenlemeye göre yapılmalıdır. <br> Davaya konu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan ve söz konusu işlemin dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün uygulanma olanağı kalmamış ise de, anılan Tüzük maddesine dayanılarak tesis edilen davaya konu işlemin iptali istenildiğinden söz konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesinde disiplin cezasına ilişkin düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.<br> Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğün 13. maddesinde; "Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." kuralına yer verilmiş, 23 Ocak 2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Ağırlaştırıcı Sebepler Başlıklı" 10. maddesinin 10. bendi ile aynı hüküm korunmuştur. <br>Davacı hakkında fiilinin karşılığı olarak tespit edilip uygulanan disiplin cezasının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yukarıda gelişimi aktarılan hukuksal süreci dikkate alındığında, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin işlemlerinin, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş olunacağı addolunarak, verilmiş idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kabul edildiğinden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin yasal dayanağı mevcut olup, görevi suç ve suçluyla mücadele olan, asayişi sağlayan, toplumda huzur ve güveni tesis etmekle yükümlü hizmet ifa eden emniyet teşkilatında polislik mesleğinin nitelik ve özelliği dikkate alındığında emniyet teşkilatı çalışanları için disiplin hükümleri getirilmesinde personel ve disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Davacı vekilince, maddi olayda ceza verme zamanaşımı bulunduğu, bu nedenle, Yüksek Disiplin Kurulunca dosyada işin esasına girilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.<br>657 Sayılı Yasanın 127. maddesinde düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.<br>Nitekim, soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.<br>Bu durumda, zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediğinin, işlenmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin hangi cezayı gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle fiilin sübûta erip ermediğinin incelenmesi ve isnat edilen fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi durumunda, fiilin işlendiği tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi, varılacak sonuca göre de dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin bu iddiasına itibar edilmemiş dava konusu Yüksek Disiplin Kurulu Kararında bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir. <br>Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, şikayet üzerine başlatılan soruşturmada, 1. Sınıf Emniyet Müdürü (dönemin İl Emniyet Müdür Yardımcısı) Taltif Ön Komisyonu Başkanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasanın 122. maddesi ve 3201 sayılı Yasanın 86. maddesi doğrultusunda yapılacak ödüllendirme işlemleri ile ilgili yayımlanan 03/05/2011 tarih ve 46 Nolu Başarı Belgesi ve Ödüllendirme Genelgesi ile 30/04/2012 tarih ve 40 Nolu Genelge hükümleri çerçevesinde, Taltif Dosya incelemelerinde daha dikkatli ve hassas davranarak ilgisiz personelin dosyalara yazılmamalarını sağlamak, gerekli özen ve hassasiyeti göstermek bakımından sorumlulukları bulunduğu, özellikle bazı personelin söz konusu tedbirlerde görev almalarına rağmen Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilen taltif listelerinden isimlerinin çıkarılmış olduğunun görüldüğü, böylelikle mevzuat hükümlerine aykırı hareket edildiği, görevin yerine getirilmesinde yeterince inceleme yapmayı ihmal ederek ve ihmale dayalı olarak yanlış işlem yaparak, taltife konu görevlendirmelerle ilgili söz konusu tarihlerde sekiz personelin görevli olmayıp raporlu /izinli olmalarına rağmen, listelerde yer verilip maaş taltifi ile ödüllendirilmeleri sebebiyle "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama" suçunu işlediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu edilen Yüksek Disiplin Kurulu Kararının tesis edildiği anlaşılmakta olup davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği sonuç ve kanatine varıldığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. <br>Diğer taraftan davaya konu İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararında 657 sayılı Yasanın127. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğraması nedeniyle dosyanın davacıyla ilgili kısmının işlemden kaldırılmasına karar verildiğinden bu kararın icrai niteliği de bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesindeki düzenlemenin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, davaya konu İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının davacıyla ilgili kısmının iptali isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY :<br> 1. Sınıf Emniyet Müdürü davacının, Taltif Ön Komisyonu Başkanı olarak taltif dosya incelemelerinde daha dikkatli ve hassas davranarak ilgisiz personelin dosyalara yazılmamalarını sağlamak, gerekli özen ve hassasiyeti göstermek bakımından sorumluluklarının bulunduğu, özellikle bazı personelin güvenlik tedbirlerinde görev almalarına rağmen EGM'ye gönderilen taltif listelerinden isimlerinin çıkarılmış olduğunun görüldüğü, böylelikle mevzuat ve genelge hükümlerine aykırı hareket edildiği, görevin yerine getirilmesinde yeterince inceleme yapmayı ihmal ederek ve ihmale dayalı olarak yanlış işlem yaparak (taltife konu görevlendirmeler ile ilgili söz konusu tarihlerde 8 personelin görevli olmayıp doktor raporlu/izinli olmalarına rağmen listelerde yer alıp maaş taltifi ile ödüllendirilmeleri nedeni ile) “Görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama” fiilini işlediğinden bahisle davacı hakkında tesis edilen İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının ve bu işleminin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemiyle incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İLGİLİ MEVZUAT :<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.<br>Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.<br>Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.<br>İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.<br>İptal kararları geriye yürümez.<br>Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.<br>6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir. <br>3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.<br>Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" başlıklı 13. maddesinde, "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne,<br>"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.<br>(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.<br>(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anılan Kanun'un 8/(2). maddesinin (ı) bendinde; "Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek", 10. maddesinin 10. fıkrasında; "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;<br>a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,<br>b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.<br>Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Dava konusu Tüzük'ün 13. maddesi yönünden :<br>Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.<br>3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir. <br>08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.<br>23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.<br>Bireysel işlem yönünden:<br>Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptirler.<br>Bu nedenle, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.<br> İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.<br>Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir. <br> Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince 6 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.<br>Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. <br>Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (6 ay kısa süreli durdurma) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında; hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. <br>Bu durumda; dava konusu olayda Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Yargılama giderleri yönünden:<br>Dava konusu bireysel işlemin hukuki denetimi yapılırken, bireysel işlemin dayanağı olan ve yürürlükten kalkan veya uygulanma kabiliyeti bulunmayan düzenleyici işlemin hukuki incelemesi yapılarak, bu düzenlemenin hukuka ve mevzuata aykırı olmadığı yönünde tespitlerde bulunulması halinde, yürürlükten kalkmasına veya uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına bağlı olarak hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen düzenleyici işlem nedeniyle davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabulüyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, benzer bir konudaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/04/2016 günlü, E:2015/234, K:2016/1432 sayılı kararı da bu yöndedir.<br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla,<br>2. Davacının, 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, ceza verme zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının İPTALİNE oyçokluğuyla, <br>3. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, posta giderinden artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine oyçokluğuyla,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 25/03/2025 tarihinde karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY:<br>Dava konusu düzenleyici işlem yönünden; iptali istenilen Tüzük maddesinin, dava devam ederken başka bir düzenleyici işlemle değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılması, davanın esasının görüşülmesine engel oluşturmayacağından, düzenleme yönünden esastan karar verilmesi gerekmektedir. <br> Dava konusu bireysel işlem yönünden ise; davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde yer alan "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama" fiili nedeniyle "6 ay kısa süreli durdurma cezası" ile cezalandırılması yönünde soruşturmacı tarafından getirilen teklif üzerine Yüksek Disiplin Kurulunca, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.<br>Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.<br>Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.<br>Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.<br>Bu itibarla, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu bireysel işlemin nedeni olan fiillerin sübuta erip ermediği hususunda esastan inceleme yapılması gerekmektedir. <br>Açıklanan nedenlerle; Dairenin, düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı ile bireysel işleme yönelik "Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği" gerekçesine dayanan kararına katılmıyorum.<br><br><br>(XX) KARŞI OY :<br>Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi gereğince 6 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.<br> Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.<br>Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.<br> Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.<br> Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak dosyanın esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, "ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan" çoğunluk kararına bireysel işlem yönünden katılmıyorum.<br> Öte yandan dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.<br> Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.<br> İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzüğün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.<br> Bu itibarla; dava kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davalı idarelere yükletilmesi gerekirken davanın tarafları arasında paylaştırılması yolundaki çoğunluk kararına yargılama giderleri yönünden de katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

memur