<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/6074 E.  ,  2025/1402 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/6074<br>Karar No : 2025/1402 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten; ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına velayeten ... ve ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... <br><br>DİĞER DAVALI : ... Valiliği / ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'in 09/07/2016 tarihinde, Ağrı ili, Diyadin ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde hayvan otlatırken el yapımı patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucu vefat ettiğinden bahisle, uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 10.000,00 TL defin ve taziye masrafı olmak üzere toplam 14.000,00 TL (miktar artırımı ile anne için 171.195,49 TL, baba için 89.280,31 TL) maddi tazminat ile anne ve baba için ayrı ayrı 40.000,00 TL diğer davacı kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların davalı idarelere sosyal risk kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılmış bir ödeme yahut üzerinde anlaşma sağlanmış zarar tutarı bulunmadığından, davacıların terör eylemi sonucu oluşan gerçek zararlarının tazminat hukukunun genel ilkeleri uyarınca ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu olayın terör olayı olduğu, terör olayı sebebiyle davacıların uhdesinde meydana gelen zararın, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında karşılanamayacağı, maddi zarar talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminin mümkün olduğu, olayın oluş şekli ve niteliği, davacılar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkisi, ömür boyu etkilerinin devam edecek olması ve günün ekonomik koşulları ve benzeri nedenler hep birlikte değerlendirildiğinde davacı ...'e manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacıların maddi tazminat isteminin reddine, davalı idarenin manevi tazminatın esasına ve davacıların maddi tazminata yönelik istinaf başvurularının reddine, davacılardan ... lehine manevi tazminata hükmedilmediğine dair davacıların bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacı ...'e 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 19/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; 5233 sayılı Kanun ile getirilen usulün yargı yoluna başvurmadan önce tüketilmesi zorunlu bir usul olarak öngörülmediği, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerden, doğrudan yargı yoluna başvurmak yerine, maddi zararlarının kısmen de olsa sulh yoluyla giderilmesini tercih edenlerin başvurabilecekleri ihtiyari bir usul olduğu, kararın maddi tazminat yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, dava konusu olayda ailenin bakım ve gözetim yükümlülüğünün de bulunduğu ileri sürülmektedir. <br><br>TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı Ağrı Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY : <br>Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından; yakınları ...'in 09/07/2016 tarihinde, Ağrı ili, Diyadin ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde hayvan otlatırken el yapımı patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucu vefat ettiği, Diyadin İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri tarafından 14/06/2017 tarihinde düzenlenen tutanakta; 09/07/2016 tarihinde Taşkesen köyüne bağlı Kurttepe mevkiinde BTÖ mensuplarının daha önceden tuzakladıkları EYP'nin patlaması sonucu bir şahsın ölmesi, bir şahsın yaralanması olayı ile ilgili olarak olayı gerçekleştiren BTÖ mensuplarının yapılan araştırma ve soruşturma neticesinde açık kimliklerinin tespit edilemediğinin, şahısların yakalanamadığının, araştırmaya devam edildiğinin belirtildiği, Diyadin Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında ... tarihli karar ile silahlı terör örgütüne üye olma, çocuğu kasten öldürme suçları nedeniyle daimi arama kararı verildiği, davacılar tarafından zararlarının karşılanması amacıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri yer almaktadır.<br> Anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.<br> Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br> İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Ancak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.<br> Bu kapsamda, terör olayları nedeniyle meydana gelen manevi zararların sosyal risk ilkesi kapsamında topluma pay edilerek genel hükümlere göre tazmin edilmesi gerekmektedir.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>A) Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> B) Temyize Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br> Uyuşmazlıkta dava konusu olayın terör eylemi olması, olayda idarenin kusuru ya da kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir neden olmaması sebebiyle maddi tazminat istemlerinin, sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek davacıların zararının tazmin edilmesi gerekmektedir. Buna göre, uyuşmazlığa konu olay nedeniyle meydana gelen maddi zarar, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanmalıdır.<br> Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden son işlem tarihi olarak idareye yapılan başvurunun zımnen reddedildiği 23/10/2016 tarihinin esas alınması gerekmektedir. <br> Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, idareye yapılan başvurunun zımnen reddedildiği tarihteki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın, 50 ile çarpımı sonucu bulunacak maddi tazminatın davalı idarelerce ödenmesine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin REDDİNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>

memur