<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/5903 E.  ,  2025/610 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/5903<br>Karar No : 2025/610 <br><br>KARARIN DÜZELTİLMESİNİ <br>İSTEYEN (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 06/06/2023 tarih ve E:2023/1654, K:2023/3201 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından; ... Asayiş Şube Müdürlüğü Motosikletli Polis Timler Amirliği emrinde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde 24/06/2009 tarihinde kendisinin sevk ve idaresinde olan polis motosikletiyle seyir halinde iken plakası tespit edilemeyen bir araç tarafından sıkıştırılarak kaza geçirmesi neticesinde belden aşağısının felç kaldığı, ömür boyu bakıma muhtaç olduğundan bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 500,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 1.041.522,60 TL) işgücü kaybı, 500,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 530.146,21 TL) bakıcı gideri olmak üzere 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 1.570.668,81 TL) maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 15/06/2021 tarih ve E:2016/14632, K:2021/3319 sayılı maddi tazminata yönelik bozma kararına uyularak, bozma kararı doğrultusunda alınan 13/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda gelir kaybı hesabı yapıldığı, SGK tarafından bakıcı aylığı bağlandığı bildirildiğinden bakıcı gideri hesabı yapılmadığı, yapılan gelir kaybı hesabına göre davacının maddi zararının 536.578,00 TL fazlasıyla karşılandığı belirtildiğinden mezkur olay nedeniyle davacının uğramış olduğu zarardan, mağduriyetini gidermeye yönelik olarak yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının aktif ve pasif döneme ilişkin maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.<br><br>KARAR DÜZELTME <br>TALEP EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; Danıştay Onuncu Dairesinin güncel içtihadının dikkate alınmadığı, hesabın hatalı yapıldığı, efor kaybı zararının dikkate alınmadığı, yargılamanın devamı sırasında Danıştay tarafından içtihat değişikliğine gidildiği, ekonomik geleceği sarsılmamış olsa bile efor zararı bulunduğuna ilişkin karar verildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 55. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: <br><br>Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 06/06/2023 tarih ve E:2023/1654, K:2023/3201 sayılı kararı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY : <br> Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, ... Asayiş Şube Müdürlüğü Motosikletli Polis Timler Amirliği emrinde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, 24/06/2009 tarihinde kendisinin sevk ve idaresinde olan ... plakalı ve ... kod numaralı polis motosikletiyle seyir halinde iken plakası tespit edilemeyen bir araç tarafından sıkıştırılması, havanın yağışlı, yolun kaygan olması nedeniyle motosikletin hakimiyetini kaybederek kaza geçirmesi neticesinde yaralanarak ömür boyu yatalak vaziyette bakıma muhtaç kaldığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 500,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 1.041.522,60 TL) işgücü kaybı, 500,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 530.146,21 TL) bakıcı gideri olmak üzere 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 1.570.668,81 TL) maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.<br> İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.<br> 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Yukarıda belirtilen Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi hükümden de görüleceği üzere; kazanç kaybı ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, maddenin ayrı bentlerinde farklı bedensel zarar kalemleri olarak örnekleme yoluyla sayılmıştır. Buna göre, bedensel zarara uğrayan kişiler hem "kazanç kaybı" hem de "çalışma gücü kaybı"na uğrayabilirler.<br> Dolayısıyla, idari eylem nedeniyle kalıcı sakatlığa uğrayan kişinin gelirinde/kazancında, bu sakatlığa bağlı olarak bir azalma meydana gelmişse, uğradığı bu kazanç kaybının yanı sıra çalışma gücü kaybından kaynaklanan efor (güç) kaybı tazminatının da ödenmesi gerekmekte olup, her ikisinin birlikte ödenmesi, iki ayrı tazminat kalemi olması nedeniyle mükerrer ödeme olarak değerlendirilmemelidir.<br> Buna göre;<br> 1- Davacının gelir kaybından doğan zararının incelenmesi:<br> Davacının gelir kaybından doğan zararının aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanması gerekmektedir. <br>Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, dava konusu olay nedeniyle vazife malulü olarak emekliye ayrılan davacının bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla emsali polis memurunun almakta olduğu görev aylıkları ile rapor tarihi itibarıyla davacının almakta olduğu vazife malullüğü aylıklarının aylar itibarıyla dökümünün Sosyal Güvenlik Kurumundan sorularak, gelen cevaplara göre görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın toplamının davacının aktif dönemde işlemiş dönem zararı olduğu kabul edilmelidir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.<br>Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı/tamamlayacağı tarihi kapsayan bu dönemde, davacının emsalinin almış olduğu görev aylıkları ile bu dönem içerisinde de almaya devam edeceği vazife malullüğü aylıkları dikkate alınmak suretiyle, işlemiş dönem zararının hesaplanmasındaki yöntemle (görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı arasındaki fark zarar olarak kabul edilmek suretiyle) hesaplanmalıdır. İşlemiş dönem zararından farklı olarak, bu dönemdeki zararın hesabında, her iki aylıkta meydana gelen artışlar ile zararın peşin sermaye değerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br>Pasif dönemdeki zararı, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla davacı yasal emekli olma koşullarına sahip olsaydı bağlanabilecek emekli aylığının tutarı Sosyal Güvenlik Kurumuna sorularak gelen cevaba göre, emekli aylığı ile bu dönemde de almaya devam edeceği vazife malullüğü aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. <br> Bununla birlikte, davacıya ilgili kanunlar uyarınca başkaca herhangi bir ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bu ödemenin de Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması, yarar olarak değerlendirilmesi halinde rapor tarihindeki güncel değerinin hesaplanarak zarar tutarından indirilmesi gerekmektedir.<br> Bu kapsamda, davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminat ile 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihinde yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenecek değerlerinin düşülmesi gerekmektedir.<br> 2- Davacıya efor kaybı tazminatı verilip verilmeyeceği hususunun incelenmesi:<br> Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.<br> İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.<br>Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu olay neticesinde Ankara Atatürk Eğtim ve Araştırma Hastanesinin 06/12/2012 tarihli sağlık kurulu raporu ile davacının sürekli olarak meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin, yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak, başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olduğunun belirlendiği, davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.<br>Buna göre, davacının aktif dönemdeki, (olay tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.<br>Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. <br> Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir. <br> Ayrıca, davacı tarafından güvence hesabına karşı açılan davada, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 150.000,00 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminata hükmedildiği anlaşıldığından bu tutarın da güncel değerinin mahsup edilmesi ve "gelir kaybı zararı"nın tespitine ilişkin bölümde yapılacak denkleştirme (yarar-zarar hesabı) sonucu, davacının halen yararının bulunması halinde, söz konusu yarar tutarının da davacının efor kaybı zararından indirilerek denkleştirme yapılması ve ortaya çıkacak sonuca göre efor kaybı zararının tazminine karar verilmesi gerekmektedir.<br> Bu itibarla, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının ve gelir kaybı zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararına yönelik bir hesaplama yapılmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> 3- Davacıya efor tazminatı ile birlikte bakıcı giderinin birlikte verilip verilemeyeceği hususunun incelenmesi:<br> “Tam bağımlı engelli”, “ağır özürlü” ya da “bakıma muhtaç” gibi kavramlarla ifade edilir hale gelen ve bu durumu sağlık kurulu/bilirkişi raporuyla tespit edilen kişiye (kalıcı) bakıcı giderinin ödenmesi hususunda tartışma bulunmamaktadır.<br> Tartışma konusu, efor tazminatı ile bakıcı giderinin birlikte verilip verilemeyeceği hususu olup 10/02/2025 tarihli Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen büyük heyette;<br> "Efor" tazminatı ve "bakıcı" tazminatının ayrı tazminat kalemleri olduğu, bir başka ifadeyle geçici ve/veya kalıcı sakatlığın neden ve tesiri neticesinde meydana gelen efor/güç kaybına bağlı olarak uğranılan geçici ve/veya kalıcı işgöremezlik zararının ayrı, kalıcı sakatlık nedeniyle zarar görenin bakıcı yardımına ihtiyacı olduğunun tespit edilmesi halinde bakıcıya ödeyeceği ücret gideri karşılığı uğranılan zararın ise ayrı bir zarar kalemi olduğu, her iki zarar kaleminin amaç ve kapsamının farklılık arz ettiği, her iki tazminat kaleminin birlikte verilmesinin mükerrerliğe yol açmayacağı yolunda karar verilmiştir.<br> Buna göre, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan ilke kararı gereğince efor tazminatı ve bakıcı giderinin birlikte verilemeyeceği hususundaki uygulamadan dönülmüştür. Esasen, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Unedic/Fransa, B. No:20153/04, 18/12/2008, S 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin / Türkiye, S 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:36815/03, 14/01/2010. S 38).<br> Öte yandan;5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 77. maddesinde, "Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine ve 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları, aşağıdaki esaslar dahilinde yükseltilir.<br>...<br>Birinci fıkra kapsamında bulunanlardan, başkasının yardım ve desteği olmadan yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak derecede malul olanlara, 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilmiş olan otuz günlük asgari ücretin net tutarının iki katı, aylıklarıyla birlikte ayrıca ödenir." hükmü bulunmaktadır.<br>Anılan hüküm uyarınca, SGK'nın ... tarihli ve E-... sayılı yazısı ile davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında her ay bakıcı ücreti ödemesi yapıldığı anlaşıldığından, davacının bakıcı gideri zararı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Bu itibarla; yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak davacının maddi tazminatının yeniden hesaplanması suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden İdare Mahkemesinin temyize konu kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 17/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

memur